yazar: sıddıka rahime
yayım yılı: 2020
türk edebiyatının yeni ve ileride ses getirecek isimlerinden olan yazar, kitapta bulunan birbirinden farklı şiirleri ile okurlarına elma kokulu saatler vadediyor.
yayım yılı: 2020
türk edebiyatının yeni ve ileride ses getirecek isimlerinden olan yazar, kitapta bulunan birbirinden farklı şiirleri ile okurlarına elma kokulu saatler vadediyor.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "yeşil-uzum" tarafından 10.06.2021 18:51 tarihinde açılmıştır.
1.
ikinci bir mavi gözlü dev yazabilmek için ipin ucundan tutmuş, gayret ve çaba ile içindeki yaraları deşme cesaretini göstermiş, kendisini başkalarını sebepsiz yere küçümsemek yerine, sanat ile ifade etmeye çalışan kafa sözlük yazarının kitabıdır.
devamını gör...
2.
hayata, nerden baksam iyi olurum-iyi ederim minvalinde baktığım, kahverengi gözlerimden
gördüğüm dünyayı, resmetmeye çalıştım.
pozitif, samimi, bereketli kanaatkar, şükür dolu, hüzün dolu, tebessüm dolu, umut dolu, mis gibi kokuyor idi gördüklerim.
tıpkı aşağıdaki kitabıma da adını veren şiirimde olduğu gibiydiler.
elma kokan salon*
aklına gelenin
elinin altında olsun diye
sehpanın üstüne bırakılan
tabaktaki elmalarla
elma kokan salon
vaktinde yıkanmış bulaşıklar
tezgaha asılan el beziyle
yıkanmış bulaşık kokan, mutfak
kalabalık evin olmazsa olmazı
yıkanmış çamaşır kokulu banyo
sahibi gibi kokan odalar
temizlik kokan koridorlar
para ile alınan
kokulu mumlara gerek kalmayan
her köşesi yaşayan ev
mutluluk arayana
huzur arayana
rahatlık arayana
yetmez mi?
içimden taşınca yazmadan duramadım
bir baktım, eserim olmuş
dünyada altını çizdiklerim.
ps: başlığı giren yazarıma çok teşekkür ederim. güzel bir sürpriz oldu bana. bu günkü tutulmalar bana iyi geldi resmen.
gördüğüm dünyayı, resmetmeye çalıştım.
pozitif, samimi, bereketli kanaatkar, şükür dolu, hüzün dolu, tebessüm dolu, umut dolu, mis gibi kokuyor idi gördüklerim.
tıpkı aşağıdaki kitabıma da adını veren şiirimde olduğu gibiydiler.
elma kokan salon*
aklına gelenin
elinin altında olsun diye
sehpanın üstüne bırakılan
tabaktaki elmalarla
elma kokan salon
vaktinde yıkanmış bulaşıklar
tezgaha asılan el beziyle
yıkanmış bulaşık kokan, mutfak
kalabalık evin olmazsa olmazı
yıkanmış çamaşır kokulu banyo
sahibi gibi kokan odalar
temizlik kokan koridorlar
para ile alınan
kokulu mumlara gerek kalmayan
her köşesi yaşayan ev
mutluluk arayana
huzur arayana
rahatlık arayana
yetmez mi?
içimden taşınca yazmadan duramadım
bir baktım, eserim olmuş
dünyada altını çizdiklerim.
ps: başlığı giren yazarıma çok teşekkür ederim. güzel bir sürpriz oldu bana. bu günkü tutulmalar bana iyi geldi resmen.
devamını gör...
3.
t.c. kültür ve turizm bakanlığı kütüphaneler ve yayımlar genel müdürlüğü'ne bağlı hiçbir kütüphanede (halk kütüphaneleri) bulunmayan kitap. kanıt
ayrıca ulusal toplu katalog üzerinden erişilebilen kütüphanelerde de bulunmamaktadır. kütüphanelerin listesi: www.toplukatalog.gov.tr/?cw...
işin kötü yanı türkiye'de basılan her eserden bir tane bulunması gereken ve derleme kütüphanesi olan milli kütüphane'de de yok.
yayınevini acil olarak değiştirmesinde fayda var. *
ayrıca ulusal toplu katalog üzerinden erişilebilen kütüphanelerde de bulunmamaktadır. kütüphanelerin listesi: www.toplukatalog.gov.tr/?cw...
işin kötü yanı türkiye'de basılan her eserden bir tane bulunması gereken ve derleme kütüphanesi olan milli kütüphane'de de yok.
yayınevini acil olarak değiştirmesinde fayda var. *
devamını gör...
4.
anne sesinde, abla tadında, dost renginde, sevilen edasında, seven havasında, günlük hayat kadar sıradan, mucize gibi nadiren olan, şiirlerimin kitabı.
çünkü hayat şiir dolu, görebilene.
***
kıymetli bir mola hüzün
yeni doğan bebeğin ilk ağlaması
niye miyavladığı bilinmeyen kedinin gözlerindeki bakış
yağan yağmuru pencereden ıslanmadan seyretmek
berrak denizin kumsalı dağıtmaya çalışan küçük dalgaları
batmaya çalışan güneşin ortalığı kızıla boyaması
ağaçta kalan son birkaç meyveyi yemeye çalışan kuşun karıncanın zikri
sıcak havayı bir anlık ferahlatan serin rüzgar
o rüzgarın nazlı nazlı dalgalandırdığı al bayrak
camiden mahalleye yayılan ezanın son cümlesi
uğur böceğinin konduğu çiçekten uçacağı an
çalılarda sessiz sessiz birbirlerine bakan serçeler
baba evinden çıkan gelin kız
okuldan dönen öğrencilerin yüzlerindeki yorgunluk
yatağındaki hastanın yüzündeki solgunluk
akşamları kapanan kapılar
tencerede kalan yemek
masanın altındaki ekmek kırıntıları
emektar bir kanepenin son günü
bir iki yaprağı kalmış gül
boynunu bükmüş olgun ayçiçeği
alemde yaşananların izi
geleceğe umut
kıymetli bir mola hüzün
verilenlerin anlamlandırılması
verilmeyenlerin anlaşılması için
vişne gibi buruk hüzün
her sonun ardından hissedilen
başlangıçların az öncesi
kıymetli bir mola hüzün
çünkü hayat şiir dolu, görebilene.
***
kıymetli bir mola hüzün
yeni doğan bebeğin ilk ağlaması
niye miyavladığı bilinmeyen kedinin gözlerindeki bakış
yağan yağmuru pencereden ıslanmadan seyretmek
berrak denizin kumsalı dağıtmaya çalışan küçük dalgaları
batmaya çalışan güneşin ortalığı kızıla boyaması
ağaçta kalan son birkaç meyveyi yemeye çalışan kuşun karıncanın zikri
sıcak havayı bir anlık ferahlatan serin rüzgar
o rüzgarın nazlı nazlı dalgalandırdığı al bayrak
camiden mahalleye yayılan ezanın son cümlesi
uğur böceğinin konduğu çiçekten uçacağı an
çalılarda sessiz sessiz birbirlerine bakan serçeler
baba evinden çıkan gelin kız
okuldan dönen öğrencilerin yüzlerindeki yorgunluk
yatağındaki hastanın yüzündeki solgunluk
akşamları kapanan kapılar
tencerede kalan yemek
masanın altındaki ekmek kırıntıları
emektar bir kanepenin son günü
bir iki yaprağı kalmış gül
boynunu bükmüş olgun ayçiçeği
alemde yaşananların izi
geleceğe umut
kıymetli bir mola hüzün
verilenlerin anlamlandırılması
verilmeyenlerin anlaşılması için
vişne gibi buruk hüzün
her sonun ardından hissedilen
başlangıçların az öncesi
kıymetli bir mola hüzün
devamını gör...
5.
her okuduğumda ayrı tatlar aldığım yazarını tanımaktan onur duyduğum kitap. buralarda böyle yazarlar olması bize başarabileceğimizi gösteriyor yeter ki inanalım.
devamını gör...
6.
yorumları biraz abartılı buldum. başıma bir şey gelmeyecekse okuduğum birkaç karalamanın şiir olmadığını söylemem lazım. sırf birilerini öveceksiniz diye şiir kavramının basitleştirilmesi ve içinin boşaltılması benim zoruma gitti. yazsın ablam sıkıntı yok, hobi olarak yazılmış ve edebî niteliği olmayan şeyleri bu kadar abartırsanız şiiri duyumsayan ve o melodiyi içinde hisseden insanlara ayıp etmiş olursunuz. abla denemiş olmamış. herkesin olacak diye bir kaide yok. her insanın farklı bir yeteneği var. ablanınki bence şiir değil. ama iletişim ve reklam bu yazarın yetenekleri arasında sayılabilir. herkes bildiği işi yapar umarım.
son olarak da şunu eklemek istiyorum. yazarın profiline baktığınızda temel dilbilgisi kurallarından bihaber olduğunu, ilkokul öğrencilerinin dahi bildiği bağlaçların kullanımında bile hatalar yaptığını görebilirsiniz. övgüler kısmının abartılmış olması tuhaf.
son olarak da şunu eklemek istiyorum. yazarın profiline baktığınızda temel dilbilgisi kurallarından bihaber olduğunu, ilkokul öğrencilerinin dahi bildiği bağlaçların kullanımında bile hatalar yaptığını görebilirsiniz. övgüler kısmının abartılmış olması tuhaf.
devamını gör...
7.
#1033478
burada en çok aklıma takılan şey sehpanın üstüne bırakılan elmalar... elmalar soyulmadan mı bırakılıyor?
yani elmalar orada soyulmamış bir halde hazır bulunuyor isteyen kişi görüp canı çektiğinde tercihe göre soyup dilimleyip veya bütün ve kabuklu mu tüketiyor..
bir de elma soyulmadığı takdirde koku yayar mı? mesela bunu hiç bilmiyorum. zira bizim salonda koksun ve yensin diye elma olmadı hiç. hep mutfaktaydı elmalarımız.
elma dediğimiz meyve zaten gözlemlediğim kadarıyla soyulduktan sonra çok kısa sürede kararan ve tadı kaçan bir meyve.
soyup tabakta bıraktığınızı bu yüzden düşünmüyorum. düşünmek istemiyorum.
ikincisi de bulaşık deterjanı kokan mutfak veya yıkanmış bulaşık kokan mutfak ve yıkanmış çamaşır kokan banyo...
huzuru, mutluluğu, sıcak yuvayı değil de mesela ben ve benim gibi bir çok alerjik bünyeli insan için alerjik reaksiyonu akla getiriyor. banyonun havalandırmasını açmak ve mutfak camını da sıkı sıkıya kapatmamış olmak bizim durumumuzdaki insanlar için büyük bir önem arz ediyor...
ama o tezgaha asılan el bezi yok mu? işte orada beni yakaladınız sayın yazar.
kırmızı çizgimizdir. işte o huzuru simgeler. bu çok doğru.
her köşesi yaşayan ev şüphesiz ki çok önemli. ama mutluluk arayana, huzur arayana, rahatlık arayana
bunlar bazen mutsuzluk, huzursuzluk, rahatsızlık olarak da geri dönebiliyor. dünyada milyonlarca alerjik insan var. benim hemen sinüslerim tıkanır, hapşuruk krizine girerim. hayatım olumsuz etkilenir. çok hassasım lanet olsun..
inş. paylaşılan ikinci şiir hakkında da bir gün kısmet olursa bir değerlendirmede bulunurum. henüz onu okumadım. ama ilk şiirden keyif aldığımı itiraf etmeliyim. çünkü oturdum ve üzerine düşündüm. evet.
burada en çok aklıma takılan şey sehpanın üstüne bırakılan elmalar... elmalar soyulmadan mı bırakılıyor?
yani elmalar orada soyulmamış bir halde hazır bulunuyor isteyen kişi görüp canı çektiğinde tercihe göre soyup dilimleyip veya bütün ve kabuklu mu tüketiyor..
bir de elma soyulmadığı takdirde koku yayar mı? mesela bunu hiç bilmiyorum. zira bizim salonda koksun ve yensin diye elma olmadı hiç. hep mutfaktaydı elmalarımız.
elma dediğimiz meyve zaten gözlemlediğim kadarıyla soyulduktan sonra çok kısa sürede kararan ve tadı kaçan bir meyve.
soyup tabakta bıraktığınızı bu yüzden düşünmüyorum. düşünmek istemiyorum.
ikincisi de bulaşık deterjanı kokan mutfak veya yıkanmış bulaşık kokan mutfak ve yıkanmış çamaşır kokan banyo...
huzuru, mutluluğu, sıcak yuvayı değil de mesela ben ve benim gibi bir çok alerjik bünyeli insan için alerjik reaksiyonu akla getiriyor. banyonun havalandırmasını açmak ve mutfak camını da sıkı sıkıya kapatmamış olmak bizim durumumuzdaki insanlar için büyük bir önem arz ediyor...
ama o tezgaha asılan el bezi yok mu? işte orada beni yakaladınız sayın yazar.
kırmızı çizgimizdir. işte o huzuru simgeler. bu çok doğru.
her köşesi yaşayan ev şüphesiz ki çok önemli. ama mutluluk arayana, huzur arayana, rahatlık arayana
bunlar bazen mutsuzluk, huzursuzluk, rahatsızlık olarak da geri dönebiliyor. dünyada milyonlarca alerjik insan var. benim hemen sinüslerim tıkanır, hapşuruk krizine girerim. hayatım olumsuz etkilenir. çok hassasım lanet olsun..
inş. paylaşılan ikinci şiir hakkında da bir gün kısmet olursa bir değerlendirmede bulunurum. henüz onu okumadım. ama ilk şiirden keyif aldığımı itiraf etmeliyim. çünkü oturdum ve üzerine düşündüm. evet.
devamını gör...
8.
#3381945
canım okuyucu, o şiiri yazdığımda ki şairi görsen, sende ona gülümser ve güzel günleri göreceksin derdin. güzel günler öncesi kendime yazdığım fragmandı o şiir. hem pandemi vardı hem ailevi geçiş sürecim vardı hem iş arayışım hem kendimi arayışım vardı.
hepsi geçti bitti, elime yenileri geldi.
olsun be, ben bunlara da şiir yazarım ya da deneme yazarım. nefesim ve hevesim sağ olsun gerisi hallolur.
bu arada, elma kokusuna gelince ben evde her masanın üstüne meyve koyarım. çantama meyve atarım. bunun için taze meyve alırım. gittiğim evlerde meyve kokusu duydum hem huzur duyarım hem de acıkırım.
şimdi son zamanları ama olsun eve sapsarı ayva al, yıka onu, yakınına koy, bak bakalım sana da kokacak mı?
ayva kokusundan sonra elma ya da armuta geçebilirsin.
mandalina ve portakal al demiyorum onların kokusunu almıyor olamazsın.
deterjan kokusu demişken bu kadın, pandemide duvar silmiş bir kadın. o kadar uzaktım deterjan dünyasına, o kadar topluca zehirledim kendimi. ilk ve son duvar silişim oldu.
son olarak, yazmak güzel şey tavsiye ederim, tam bir terapi, bana çok iyi geliyor. okuyanlara da çok teşekkür ederim. beni yalnız bırakmadığınız için çok çok teşekkür ederim. yüreğinize nefesinize bakışınıza sağlık. hep keyifle yaşayın e mi!
canım okuyucu, o şiiri yazdığımda ki şairi görsen, sende ona gülümser ve güzel günleri göreceksin derdin. güzel günler öncesi kendime yazdığım fragmandı o şiir. hem pandemi vardı hem ailevi geçiş sürecim vardı hem iş arayışım hem kendimi arayışım vardı.
hepsi geçti bitti, elime yenileri geldi.
olsun be, ben bunlara da şiir yazarım ya da deneme yazarım. nefesim ve hevesim sağ olsun gerisi hallolur.
bu arada, elma kokusuna gelince ben evde her masanın üstüne meyve koyarım. çantama meyve atarım. bunun için taze meyve alırım. gittiğim evlerde meyve kokusu duydum hem huzur duyarım hem de acıkırım.
şimdi son zamanları ama olsun eve sapsarı ayva al, yıka onu, yakınına koy, bak bakalım sana da kokacak mı?
ayva kokusundan sonra elma ya da armuta geçebilirsin.
mandalina ve portakal al demiyorum onların kokusunu almıyor olamazsın.
deterjan kokusu demişken bu kadın, pandemide duvar silmiş bir kadın. o kadar uzaktım deterjan dünyasına, o kadar topluca zehirledim kendimi. ilk ve son duvar silişim oldu.
son olarak, yazmak güzel şey tavsiye ederim, tam bir terapi, bana çok iyi geliyor. okuyanlara da çok teşekkür ederim. beni yalnız bırakmadığınız için çok çok teşekkür ederim. yüreğinize nefesinize bakışınıza sağlık. hep keyifle yaşayın e mi!
devamını gör...
