1.
amerikan sanatçı ve oyun tasarımcısı. özellikle de dungeons and dragons'ın erken dönemindeki eserleriyle tanınır. oyun dünyasına başka katkıları olsa da esasen bir ressam ve illüstratör olarak damgasını vurmuştur.
rol yapma oyunları sektöründeki ilk çalışmasını 1977'de arduin grimoire için gerçekleştirmiş. official d&d ürünlerinden olan dragon magazine'in 13. sayısındaki fanart yarışmasında mansiyon ödülü almış ve böylece tsr tarafından keşfedilip oranın sanat departmanında çalışmaya başlamış. çocukluktan beri kendi kendini yetiştirmiş bir sanatçıymış ama tsr'dan ayrılmasının sonrasında berkeley üniversitesi'nde ressamlık okumasıyla birlikte san francisco'da da sanat akademisi'nden dersler de almış.
ilham aldığı kişiler arasında dr. seuss ve frank frazetta ile birlikte joan miro, willem de kooning ve wassily kandinsky gibi modern dönem sanatçıları da varmış.
kendisi star control ii adlı bir video oyununa da devasa katkılarda bulunmuş. müzik, metinler, sanat, kullanma kılavuzu için illüstrasyonlar ve ses aktörlüğü... hatta oyunun iki ana geliştiricisinden biri paul reiche iii, onun "contributer" olarak en önde gelen kişi olduğunu belirtmiş. bu oyun, ign tarafından gelmiş geçmiş en iyi 17. oyun seçilmiş ve gamespot tarafından da gelmiş geçmiş en iyi oyunlardan biri olarak gösterilmiş. yani bu iki site de oyun dünyasında çok saygındır ve müthiş bir oyun demek ki, bu siteler öyle gösterdiğine göre. hiç oynamamıştım galiba. adını hatırlayamadım en azından. zaten 90'ların ilk yarısında çıkmış ve benim ilk 1997'de bilgisayarım olmuştu. başka oyunlar için de bir şeyler yapmış abimiz de işte ben en önemli görünenden bahsettim.
üstteki bilgilerde sanatçının wikipedia sayfasından yararlandım.
elemanın adı neden erol bilmiyorum. haha. yani bildiğim kadarıyla türk doğumlu amerikan falan değil. otus da enteresan bir soyadı...
d&d'nin en eski olmasa da ilk zamanlarından; 80'lerin başları. ad&d ayrı bir koldan ilerlemeye başlamış ama od&d* de hala yaşarken...
erol otus zaten 1971'deki chainmail ile role playing game'lere ilgi duymaya başlasa da 1974'teki ilk dnd ürünleriyle bu dünyaya bayılmış, oyuncu olarak sıkı bir d&d'ci olmuş ve sonrasında da zaten çok prestijli bir isim oldu d&d mevzusunda, eserleriyle.
shannon appelcline'a verdiği röportajda otus, d&d oynamaya başladığında ilk zindana girmesinin ona ürkütücü geldiğini ve bu hissiyatını hala koruduğunu belirtmiştir. belki de o yüzden bu kadar etkileyici resmedebiliyor adam öylesi sahneleri.
fotografik referansla yapılan veya öyle gibi görünen çizimlerin/resimlerin ilgisini çekmediğini, sanatçılığında o yolu izlemediğini de belirtmiş o röportajında ve işte kendisini asıl ayrıksı kılan şey de bu. yani çoğu d&d için çalışan ressam/illüstratör, bir şekilde gerçeğe çok benzeyen modellemeler üzerinden gider. otus'un resimleri ise cidden ayrıksı. bu tarzı benimseyen tek kişi kendisi demesem de illüstratör/ressam erol bey'in hakikaten çok eksantrik bir görsel tasvir anlayışı var. ortaya çıkardığı şeylerin çoğundan bilinç dışının sorumlu olduğunu düşündüğünü de belirtmiş otus, aynı röportajında. bir de kendisi tsr için çalışırken henüz formel bir sanat eğitimi almamış, söylenenlere göre. yani ufaklığından beri kendini eğitmiş, kendi stilini geliştirmiş. bu da önemli bir etken olabilir. ben daha çok müzikten anlıyorum, mesela şan eğitiminin teknik olarak büyük faydaları varken stilistik olarak orijinalliği törpüleyici bir yanı da olabiliyor. yani yine de orijinal olunabiliyor/kalınabiliyor yabii ama bazı eğitimsiz sesler o kadar özgün olabiliyor ki...
yine ilgili röportajda ona tsr'da çalışmanın kendisine ne ifade ettiği sorulmuş ve motus'un yanıtı da bir rüyanın gerçek olmasıydı olmuş. peki neden oradan 2-3 sene sonra ayrıldığı sorulduğundaysa buradaki işim bitti demiş ve bunun üzerinde fazla düşünmediğini belirtmiş. ancak bu soru kendisine defalarca sorulduğu için bunun üzerinde biraz düşündüğünü eklemiş ve birkaç şeyin kombinasyonunun ayrılmasına yol açtığı kanısında olduğunu belirtmiş. öncelikle tsr'ın sanatçıların orijinal eserlerini kendi eline alması / elinde tutması politikasından hoşlanmadığından dem vurmuş. sonra oradan bazı arkadaşları ayrılınca biraz orayla bağı kopmuş gibi hissettiğini söylemiş. son olarak da 19-20-21 yaşlarındayken zamanın çok yavaş aktığını söylemiş ve orada zaten çok zaman geçirdiğini düşünmüş ve bir değişiklik yapmak istemiş.
matt staggs'e verdiği, diğer bir röportajında ise kendinizi ne zaman bir sanatçı olarak tanımlamaya başladınız sorusuna "altı" yanıtını vermiştir.
o röportajda sorulan "sanatını en iyi nasıl tanımlarsın" sorusuna ise otus'un yanıtı şöyle olmuş:
sanat tasarlarken/yaparken kafamda olan şeyler:
1-) parçanın gerektirdiği/getirdiği kuralların takip edilmesi.
2-) kendimi eğlendirmek (diğer izleyenleri eğlendirmenin en iyi yoludur bence).
3-) diğer türlü hiçbir zaman yapılamayacak bir şeyi yapmak, en azından yapmaya çalışmak.
benim açımdan bunların hepsi ressamlıkta da illüstratörlükte de geçerli. yaratılık içeren her aktivitede hatta.
aynı röportajdaki bir soru üzerine de eserlerinin orijinallerini nadiren sattığını söylemiş otus. tsr'ın, onların adına çalışan sanatçıların eserlerinin orijinallerini tutma politikasının kendisini rahatsız ettiğinden üstteki diğer röportajda bahsetmiştim, yani o kısmı çevirip yazmıştım. staggs'e verilen röportajda da şu kısım ekstra ilgimi çekti: wotc [wizards of the coast] tsr'ı satın aldıktan sonra ellerindeki d&d eserlerini sahiplerine/sanatçılarına ulaştırmak için harekete geçmiş. yani ulaşabildiklerine... ortaya çıkmış ki ne yazık ki otus'un orijinal eserleri ya açık artırmalarda satılmış ya da atılmış... otus'a dendiğine göre sanat yönetmenlerinden biri "evi temizlemek" istemiş. böyle bir şey olabilir mi ya. akıl alır gibi değil. böyle sektörlerde sanata ve sanatçıya bu denli saygısız isimler barınamamalı aslında...
bu da (en alttaki) od&d'den ikonik bir resim. erol otus'un çizimleri/resimleri hakikaten de çok ayrıksıdır. alttaki resmin sağ yarısı basic, sol yarısı ise expert set'ten. ikisinin birleşik halini ilk kez görüyorum. biri mi yaptı/birleştirdi, yapay zekaya mı yaptırdılar veya otus'un orijinal çizimi/resmi bir şekilde yeni mi yayımlandı bilemiyorum. senelerdir hayran hayran bakardım bunlara... yani artık buna. tek parça halinde ilk görüşüm, dediğim gibi. haha. yalnız, basic ve expert set'lerdeki görsellere göre... expert set'te erkek büyücü diğer tarafta—ki alttaki görselin yatay olarak ters çevrildiği, büyücünün asasının alt kısmındaki sanatçının imzasının/isminin ters görünmesinden belli—ve sislerin arasından, kadın büyücünün bir ejderha ile dövüştüğünü görüyor. basic set'te ise kadın gerçekten de bir ejderha ile kapışıyor. buradaki yekpare resimde sanki erkek ve kadın büyücüler dövüşüyor ve erkek büyücü bir ejderha summon ediyor falan gibi görünüyor.
umarım yapay zeka falan değildir ya.
çalışma arkadaşı jeff dee'nin açıklamasına göre, tsr'ın ofislerinin ileriki dönemlerindeki komple bir temizlenmesi esnasında otus'un birçok eserinin orijinalleri yok olmuş, üstlerde de dediğim gibi. bunu öğrenince de aklıma acaba bu onlardandı da sonra bulundu mu bir şekilde diye de gelmedi değil...
rol yapma oyunları sektöründeki ilk çalışmasını 1977'de arduin grimoire için gerçekleştirmiş. official d&d ürünlerinden olan dragon magazine'in 13. sayısındaki fanart yarışmasında mansiyon ödülü almış ve böylece tsr tarafından keşfedilip oranın sanat departmanında çalışmaya başlamış. çocukluktan beri kendi kendini yetiştirmiş bir sanatçıymış ama tsr'dan ayrılmasının sonrasında berkeley üniversitesi'nde ressamlık okumasıyla birlikte san francisco'da da sanat akademisi'nden dersler de almış.
ilham aldığı kişiler arasında dr. seuss ve frank frazetta ile birlikte joan miro, willem de kooning ve wassily kandinsky gibi modern dönem sanatçıları da varmış.
kendisi star control ii adlı bir video oyununa da devasa katkılarda bulunmuş. müzik, metinler, sanat, kullanma kılavuzu için illüstrasyonlar ve ses aktörlüğü... hatta oyunun iki ana geliştiricisinden biri paul reiche iii, onun "contributer" olarak en önde gelen kişi olduğunu belirtmiş. bu oyun, ign tarafından gelmiş geçmiş en iyi 17. oyun seçilmiş ve gamespot tarafından da gelmiş geçmiş en iyi oyunlardan biri olarak gösterilmiş. yani bu iki site de oyun dünyasında çok saygındır ve müthiş bir oyun demek ki, bu siteler öyle gösterdiğine göre. hiç oynamamıştım galiba. adını hatırlayamadım en azından. zaten 90'ların ilk yarısında çıkmış ve benim ilk 1997'de bilgisayarım olmuştu. başka oyunlar için de bir şeyler yapmış abimiz de işte ben en önemli görünenden bahsettim.
üstteki bilgilerde sanatçının wikipedia sayfasından yararlandım.
elemanın adı neden erol bilmiyorum. haha. yani bildiğim kadarıyla türk doğumlu amerikan falan değil. otus da enteresan bir soyadı...
d&d'nin en eski olmasa da ilk zamanlarından; 80'lerin başları. ad&d ayrı bir koldan ilerlemeye başlamış ama od&d* de hala yaşarken...
erol otus zaten 1971'deki chainmail ile role playing game'lere ilgi duymaya başlasa da 1974'teki ilk dnd ürünleriyle bu dünyaya bayılmış, oyuncu olarak sıkı bir d&d'ci olmuş ve sonrasında da zaten çok prestijli bir isim oldu d&d mevzusunda, eserleriyle.
shannon appelcline'a verdiği röportajda otus, d&d oynamaya başladığında ilk zindana girmesinin ona ürkütücü geldiğini ve bu hissiyatını hala koruduğunu belirtmiştir. belki de o yüzden bu kadar etkileyici resmedebiliyor adam öylesi sahneleri.
fotografik referansla yapılan veya öyle gibi görünen çizimlerin/resimlerin ilgisini çekmediğini, sanatçılığında o yolu izlemediğini de belirtmiş o röportajında ve işte kendisini asıl ayrıksı kılan şey de bu. yani çoğu d&d için çalışan ressam/illüstratör, bir şekilde gerçeğe çok benzeyen modellemeler üzerinden gider. otus'un resimleri ise cidden ayrıksı. bu tarzı benimseyen tek kişi kendisi demesem de illüstratör/ressam erol bey'in hakikaten çok eksantrik bir görsel tasvir anlayışı var. ortaya çıkardığı şeylerin çoğundan bilinç dışının sorumlu olduğunu düşündüğünü de belirtmiş otus, aynı röportajında. bir de kendisi tsr için çalışırken henüz formel bir sanat eğitimi almamış, söylenenlere göre. yani ufaklığından beri kendini eğitmiş, kendi stilini geliştirmiş. bu da önemli bir etken olabilir. ben daha çok müzikten anlıyorum, mesela şan eğitiminin teknik olarak büyük faydaları varken stilistik olarak orijinalliği törpüleyici bir yanı da olabiliyor. yani yine de orijinal olunabiliyor/kalınabiliyor yabii ama bazı eğitimsiz sesler o kadar özgün olabiliyor ki...
yine ilgili röportajda ona tsr'da çalışmanın kendisine ne ifade ettiği sorulmuş ve motus'un yanıtı da bir rüyanın gerçek olmasıydı olmuş. peki neden oradan 2-3 sene sonra ayrıldığı sorulduğundaysa buradaki işim bitti demiş ve bunun üzerinde fazla düşünmediğini belirtmiş. ancak bu soru kendisine defalarca sorulduğu için bunun üzerinde biraz düşündüğünü eklemiş ve birkaç şeyin kombinasyonunun ayrılmasına yol açtığı kanısında olduğunu belirtmiş. öncelikle tsr'ın sanatçıların orijinal eserlerini kendi eline alması / elinde tutması politikasından hoşlanmadığından dem vurmuş. sonra oradan bazı arkadaşları ayrılınca biraz orayla bağı kopmuş gibi hissettiğini söylemiş. son olarak da 19-20-21 yaşlarındayken zamanın çok yavaş aktığını söylemiş ve orada zaten çok zaman geçirdiğini düşünmüş ve bir değişiklik yapmak istemiş.
matt staggs'e verdiği, diğer bir röportajında ise kendinizi ne zaman bir sanatçı olarak tanımlamaya başladınız sorusuna "altı" yanıtını vermiştir.
o röportajda sorulan "sanatını en iyi nasıl tanımlarsın" sorusuna ise otus'un yanıtı şöyle olmuş:
sanat tasarlarken/yaparken kafamda olan şeyler:
1-) parçanın gerektirdiği/getirdiği kuralların takip edilmesi.
2-) kendimi eğlendirmek (diğer izleyenleri eğlendirmenin en iyi yoludur bence).
3-) diğer türlü hiçbir zaman yapılamayacak bir şeyi yapmak, en azından yapmaya çalışmak.
benim açımdan bunların hepsi ressamlıkta da illüstratörlükte de geçerli. yaratılık içeren her aktivitede hatta.
aynı röportajdaki bir soru üzerine de eserlerinin orijinallerini nadiren sattığını söylemiş otus. tsr'ın, onların adına çalışan sanatçıların eserlerinin orijinallerini tutma politikasının kendisini rahatsız ettiğinden üstteki diğer röportajda bahsetmiştim, yani o kısmı çevirip yazmıştım. staggs'e verilen röportajda da şu kısım ekstra ilgimi çekti: wotc [wizards of the coast] tsr'ı satın aldıktan sonra ellerindeki d&d eserlerini sahiplerine/sanatçılarına ulaştırmak için harekete geçmiş. yani ulaşabildiklerine... ortaya çıkmış ki ne yazık ki otus'un orijinal eserleri ya açık artırmalarda satılmış ya da atılmış... otus'a dendiğine göre sanat yönetmenlerinden biri "evi temizlemek" istemiş. böyle bir şey olabilir mi ya. akıl alır gibi değil. böyle sektörlerde sanata ve sanatçıya bu denli saygısız isimler barınamamalı aslında...
bu da (en alttaki) od&d'den ikonik bir resim. erol otus'un çizimleri/resimleri hakikaten de çok ayrıksıdır. alttaki resmin sağ yarısı basic, sol yarısı ise expert set'ten. ikisinin birleşik halini ilk kez görüyorum. biri mi yaptı/birleştirdi, yapay zekaya mı yaptırdılar veya otus'un orijinal çizimi/resmi bir şekilde yeni mi yayımlandı bilemiyorum. senelerdir hayran hayran bakardım bunlara... yani artık buna. tek parça halinde ilk görüşüm, dediğim gibi. haha. yalnız, basic ve expert set'lerdeki görsellere göre... expert set'te erkek büyücü diğer tarafta—ki alttaki görselin yatay olarak ters çevrildiği, büyücünün asasının alt kısmındaki sanatçının imzasının/isminin ters görünmesinden belli—ve sislerin arasından, kadın büyücünün bir ejderha ile dövüştüğünü görüyor. basic set'te ise kadın gerçekten de bir ejderha ile kapışıyor. buradaki yekpare resimde sanki erkek ve kadın büyücüler dövüşüyor ve erkek büyücü bir ejderha summon ediyor falan gibi görünüyor.
umarım yapay zeka falan değildir ya.
çalışma arkadaşı jeff dee'nin açıklamasına göre, tsr'ın ofislerinin ileriki dönemlerindeki komple bir temizlenmesi esnasında otus'un birçok eserinin orijinalleri yok olmuş, üstlerde de dediğim gibi. bunu öğrenince de aklıma acaba bu onlardandı da sonra bulundu mu bir şekilde diye de gelmedi değil...
devamını gör...