antik ezoterik öğreti. kökeni başlangıcı konusundaki tartışmaları bir kenara bırakıp ne anlattığına odaklanmak gerekli. öncelikle sert ve tokat gibi çarpan bir gerçekliği ima eder. dünyadaki tüm bilinçler bedenin içinde hapistir. dünya yaldabaoth adındaki cahil bir yarı tanrının yarattığı hasarlı,bozulan , entropik bir yerdir. incilde dünyadan lake of cold fire olarak söz edilmesinin sebebi budur. soğuk alev her şeyi çürüten entropidir. insanların elde etmek istediği tüm üstün iktidar hırsları ve materyal başarılar aslında yaldabaoth'un onların gerçeği görmesini engellemek için önlerine sunduğu oyalanma oyunlarıdır. zafer ancak dünyaya bir daha doğmamak üzere kaynağa, pleroma'nın ışıktan bahçelerine geri dönüşle mümkün olabilecektir.

orta çağdaki katharlar ve bogomiller gibi hristiyan batınileri bu görüşü benimsemişler, vegan beslenmişler ve üremeden şiddetle kaçınmışlardır çünkü her bir bebek , kaynaktan koparılarak bedene ve onun yaşayacağı acılara hapsedilen bir melek bilincidir. ancak insanın hayvansal dürtülerine uyarak orgazma kanışıyla organik maddeyi çoğaltma hevesi onun felaketi de olmaktadır. çöküş çoğalmadan dolayı gelecektir. felaketler nüfus ve cehaletin artışıyla artmaktadır. buradaki cehalet yine okuma yazma değil hakikati görememekten kaynaklanan roma'nın karanlık lejyon soylarına dayanan o dünyevi güç istencidir.

gnostik kaynak'ın semavi patriyarşik rab'den en büyük farkı omnipotent bir tanrı olmayışıdır. yani bu kaynak (tanrı demekten özellikle kaçınıyorum çünkü cismi belli bir yaratıcı fikri de pavlus'un incilinin yozlaşmışlığından gelir) aslında insanın kurtuluşu için yine insanın işbirliğine ihtiyaç duyar. altını çizerek söylüyorum kaynak'ın insanların eylemine ve gayretine ihtiyacı vardır. bu yüzden tam şu anda dünyadaki bir çok kötülüğe direk müdahale edememektedir. ışıklar bahçesi pleroma'nın titreşimi öylesine büyük ve ruhanidir ki dünyevi aşağı toprak seviyesine inemez. peki ya nasıl müdahale eder ?

tarih boyunca gönderdiği mesajcıları , şairleri, ilham alan delileri ve çılgın meczuplarıyla. kaynak'ın etten bir eli yoktur onun yerine kendinden parçalar koparıp dünyaya gönderir. tesadüfler ve rüyalarla mesajını aktarmaya çalışır ki insanlığı içinde bulunduğu korkunç kölelikten kurtulup dünya denen hatalı gezegene tekrardan enkarne olmasını engellesin.

öte yandan ehrimen/yaldabaoth/şeytan/lucifer ise gerek fiziksel gerek psişik düzlemlerden tüm aldatıcı oyunları ve saldırılarıyla insan psişesini zayıf düşürerek toprağa bir sürüngen gibi bağlamaya çalışır. tamamen materyalist görüştekilere hylic, belli bir manevi sezgiye sahip olan ancak çabalayarak daha da yükselmeye ihtiyaç duyan bireylere psychic, doğuştan kaynağa yakın bir parçadan koparak dünyaya görevli gönderilen ilham spiritüellerine ise pneumatic denir.

bu köleliğe karşı savaş ancak insanın çoğalmayı durdurması , başka canlılar üzerinde tahakküm kurma hevesinden vazgeçmesi ve uyum içinde yaşamayı öğrenmesiyle anlamlı bir sonuca ulaşacaktır. bu yolda tüm patriyarşik ibrahimi dinler başta islam olmak üzere kan şiddet ve kadın köleliği üzerinden insanları din adı altında hakikatten gizlemek için ehrimen'in sızıp bozduğu kurumlardan ibarettir.
devamını gör...
eski yunanca'da "sezgi veya tefekkür yöntemi ile elde edilen bilgi" anlamına gelen gnosis sözcüğünden evrildiği bilinen mistik felsefe ve öğretiler bütünü olarak bilinir.


antik mısır hermetizmini, antik yunan ezoterizmini, ibrani geleneklerini, zerdüştçülüğü, bazı doğu geleneklerini ve dinlerini, hristiyanlığı eklektik bir tutumla sentezleyen, birçok tarikâtın benimsediği
mistik felsefeye verilen genel addır.



ilkeleri

hakikatlere ulaşabilmede dinler yetersizdir.

hakiki bilgiler, yani hakikate ait ya da hakikate yakın bilgiler ancak ruhsal ve psişik gelişim yoluyla edinilebilir.

ruh ölümsüzdür.
ruh dünya yaşamında bir tür hapishane yaşamı geçirmektedir.

gerçek olan, fiziksel dünya yaşamı değil, ruhsal yaşamdır.

dünya düalite ilkesinin geçerli olduğu bir gelişim ortamıdır.

ruhsal gelişim yolunda en önemli bilgi kaynaklarından biri ruhsal alemden ruhsal irtibatlarla alınabilecek yüksek bilgiler içeren tebliğlerdir ki, bunlar ruhsal bakımdan seçkin insanlara verilir.

kaynak
devamını gör...
ruhçu öğretidir.

dinimiz islam ile taban tabana zıttır. şu videomuzda anlattığımız üzere:

devamını gör...
gnostisizm, antik bir ezoterik öğreti olup kısaca sezgi veya tefekkür yöntemi ile elde edilen bilgi anlamına gelir. gınostisizm, türkçe'de hikmetçilik olarak bilinir ve gınostisizmin takipçilerine gnostik denilir. gınostiklere göre gerçeğe din yoluyla ulaşılmaz çünkü dinler bu yolda yetersizdir. daha doğrusu gınostisizm; antik mısır hermetizmini, antik yunan ezoterizmini, ibrani geleneklerini, zerdüştçülüğü, hıristiyanlığı eklektik bir tutumla sentezlemekte olup birçok tarikatın benimsediği mistik felsefeye verilen genel addır.
devamını gör...
bana tuhaf bir şekilde gnocchileri dolayısıyla karnımın acıkmasını hatırlatan öğreti.
devamını gör...
gnostiklerin "bilgi kurtarır" diye yutturduğu, ıı. yüzyılda ortaya çıkmış, hristiyanlığı kendine çatı yapmış ama kilise babalarını çıldırtmış mistik akım. temelinde yatan fikir şu: maddi dünya kötüdür, ruh iyidir, aradaki farkı anlayan kurtulur.
demiurgos denilen zavallı, yarattığı dünyayı idare eden ama kendisi de sınırlı bir tanrı figürü var. yahve falan diyorlar bazılarına. asıl tanrı ise öteki tarafta, ışık aleminde, ulaşılması zor. arada pleroma diye bir doluluk var, oradan parçalar düşmüş dünyaya, insanın içindeki kıvılcım işte o.
gnosis dedikleri gizli bilgi, kitaplarda yazmaz. kendi kendine gelir, uyandırma gibi bir şey. nag hammadi kitaplığı bulunmasaydı bunların çoğu "hurafe" diye geçecekti ama şimdi akademik tez konusu oldu.
marcion, valentinus, mani gibi adamlar çeşitli okullar kurmuş. bazıları her şeyi reddediyor, bazıları orta yol. hepsinin ortak noktası: kiliseyi sevmezler, otoriteye güvenmezler, kendi kurtuluşunu kendi arayan tipler.
modernde matrix falan izleyip "bu gnostikmiş" diyenler var. haklılar aslında, simülasyon teorisiyle el ele giden bir dünya algısı var ortada.
özetle: bedeni hapishane gören, ruhu kaçış planı yapan, resmi dine şüpheyle bakan herkesin içinde bir gnostik vardır. kimi uyandırır, kimi uyumaya devam eder.

(bkz: demiurgos)
(bkz: pleroma)
(bkz: nag hammadi)
(bkz: marcion)
(bkz: manicilik)
(bkz: simülasyon teorisi
(bkz: dualizm
)
(bkz: kabbala)
(bkz: hermetizm)
(bkz: gnostik inciller)
devamını gör...
erken orta çağ döneminde (birinci yüzyıl ve isa’dan önceki yüzyıl sonları) ortaya çıkan, dinsel sistemler. bu tanım, gnostisizmin yeterince tanımlanamadığını düşünen bilim çevreleri tarafından 1966 yılında gerçekleştirilen konferanslarda yapılmıştır ve kabul edilmiştir. bu konferansta gnosisi de kişinin ulaştığı bilgelik düzeyi olarak tanımlamışlardır. tanımların bu kadar muğlak oluşu, inanç sisteminin muğlak oluşundan ve tarihsel bilgi eksikliğinden kaynaklıdır. dolayısıyla bilimsel bir tanım yapabilmek zordur. bu durumun sebeplerini gnostisizm hakkında bilgileri aktarırken yayılmış şekilde anlatacağım.

gnostisizm, temeli gnosis’e dayanan bir inanç sistemidir. gnosis, klasik grekçe’de eşyanın mahiyetine dair bilgi demektir. genel olarak bilme, bilgi anlamlarında kullanılır. episteme’den farklı olarak bilgiye değil doğrudan bilme eyleminin kendisine işaret eder. ancak gnostik sözlüğünde anlam bundan farklıdır. gnostisizmde gnosis, gerçek tanrının bir hediyesi olan ve içinde onu elde edeni kurtarabilecek gücü taşıyan bir meta-rasyonel bilginin formuna işaret etmenin aracı olarak kullanılmaktadır. bu bilgi elde edeni, kozmik gizemlerin anahtarına sahip kılar ve onun en temel varlığına kadar evrenin yaratılışını inceleyen çok eski bilimlerin muammalarını, axis mundi yani dünyanın merkezlerini içine alarak çözmeye muktedir kılar. gnosis’in kutsal gücü kim olduğumuzu, ne olduğumuzu, kendisinden sürüldüğümüz yeri, gittiğimiz yeri, nelerden arındırıldığımızı ve yaratılmanın ve yeniden yaratılmanın ne olduğunu açıklar. gosphel of truth’da (hakikat incili) şöyle yazar:

bu nedenle eğer kişi biligi sahibi ise, o yukarılardandır o çağrıldığında duyar, çağırana cevap verir ve kendisini çağırana döner ve ona yükselir. ve hangi şekilde çağrıldığını bilir… bilgi sahibi olan, böylelikle nereden geldiğini ve nereye gittiğini bilir. kişi sarhoşken sarhoşluğundan uzaklaştırıldığını ve kendisinin olanın düzeltilip kendisine döndürüldüğünü bilir.¹


gnosisin mahiyetine gnostik mitlere bir giriş yaparak daha da hakim olabiliriz.

gnostiklerin gerçek tanrı ve daha etkisiz ve niteliksiz bir tanrı olan yaratıcı tanrı demiurge olmak üzere iki tanrıları vardır. demiurge, eski ahit’in tanrısıyla özdeşleştirilir ve o kusurlu bir tanrıdır. onu kusurlu kılan şey kibri ve kabalığıdır ve evrende kendisinden başka tanrı olmadığını düşünür. gnostik yaratım mitleri asıl yaratıcı tanrının “gerçek tanrı”nın bilgeliğini temsil eden sophia olduğunu işaret eder.
zaman ve mekan henüz bilinmezken, gerçek tanrı, düşünceyi temsil eden dişil tanrısal ilke olan ennoia ile birlikte pleroma ülkesinde yaşardı. o aslında nesneleri yaratan değildi, bundan ziyade onları kendisinden türeten ve oluşturan bir varlıktı. eski ahit’in tanrısında olduğu gibi iradi ve kasıtlı bir biçimde “şimdi ışık olsun!” dendiğinde ışık olmuyordu. oluş, gerçek tanrı’nın nefes alış verişi gibi rutin ve olağan bir şekilde gerçekleşiyordu. varlık katlarının gelişip örgütlenmesi neticesinde, “ulaşılması imkansız sonsuzluk”, “erişilmesi imkansız ideal durum” manalarına gelen aeon’lar ortaya çıktı. bunlar meleklere benzer şekilde tanrısal varlıklardır. oluş ilkesi gereği, olan oldurandan bir seviye aşağıdadır. tanrısal bilgeliği temsil eden ve tanrıların en genci olan sophia, bu sebeple gerçek tanrıdan daha ileridir, onun gerçek tanrıyı bilme tutkusu neticesinde doğuş ve oluş söz konusu olabilir. tüm bu süreç kendiliğinden gerçekleşir. oluş neticesinde sonradan maddeye dönüşecek olan kaos ortaya çıkar; ancak bu kaos evresi oldukça cansız ve yavaş ilerleyen bir süreçtir, “çok derin sular ve sonsuz bir karanlık”tır.² karanlıktan rahatsız olan sophia, onu alt edecek bir varlık yaratmaya karar verir. bu varlık, dünyanın yaratıcısı, çocuksu tanrı laldaboath isminde, yüzü aslan yüzüne benzeyen bir hermafrodittir. laldaboath, demiurge’nin ta kendisidir. eski ahit’in tanrısıdır.
laldaboath’ın annesinin varlığından bile haberi yoktur. sophia ona defalarca kendisinden daha yüce güçler bulunduğunu anlatmayı denemiş ancak laldaboath yani demiurge bu sözlere kulak asmamıştır. dünyayı yaratıp onun baş arkhon’u olmuştur. demiurge, başka arkhonlar da yaratmıştır. bunlardan her biri yedi kat olan göğün bir katına hükmeder. ancak demiurge dahil bütün arkhonlar sekizinci kattaki sophia hükümranlığının altındadır. demiurge’nin ülkesine en uzak olan yer gerçek tanrı’nın mekanıdır. zamanla demiurge “benden başka tanrı yoktur” demeye kadar gitmiştir ki eski ahit’in tanrısıyla ilişkilendirilmesinin sebeplerinden bir tanesi de budur. bu sözleri duyan sophia ona “yanlış yapıyorsun, samael!” der. (samael, kör, ahmak, anlayışsız tanrı anlamına gelir. gnostik isa da bu hitabı kullanmıştır.) laldaboath/demiurge ise sophia’ya, evrende kendisinden daha üstün bir güç bulunmadığını, varsa göstermesi gerektiğini söyler. bunun üzerine göğün en yüksek katlarından yeryüzüne bir ışık hüzmesi düşer. laldaboath bu hüzmenin içinde bir insan sureti görür ve çok utanır. bu insan, ilahi nur’un ademi olarak bilinen kişidir. kıskançlıktan deliye dönmüş olan laldaboath, arkhonlarına (bunlar semavi dinlerdeki melekler oluyor) talimat vererek kendi adem’ini yaratmaya hazırlanır ve o da bir adem yaratır. ancak bu ademin ruhu yoktur. sophia, laldaboath’a nasıl nefesiyle yaşam verdiyse, adem’e de ruh üfler ve bildiğimiz adem ve havva hikayesine geçiş başlamış olur.

incil’deki cennet bahçesi miti, tanrının topraktan adem’i yaratarak ona ruh üflediği biçiminde anlatılır. sonra adem derin bir uykuya dalar ve tanrı onun kaburga kemiklerinden bir tanesini çıkararak adem’in eşi olacak ilk dişi insanı yaratır. adem ile havva, tanrı’nın bahçesinde son derece mutlu bir hayat sürerler, ancak bu mutluluk şeytanla özdeşleştirilen yılanın, havva’nın aklını çelerek onu bilgelik ağacı’nın yasak meyvesini yemeye teşvik etmesiyle birlikte bozulur. (buradaki bilgelik gnostisizmin, bahsettiğimiz gnosis’inden başkası değildir.) havva adem’i bu meyveyi yemeye ikna eder ve bir anda çıplak olduklarını farkederler. bu ağaçtan meyve yenmesini yasaklamış olan tanrı ise durumun farkına vardığı zaman onları cennet bahçesinden sürgün eder. adem, dik yamaçlarda meşakkatle çalışarak her gün sil baştan hayatını kazanmaya mahkum edilir. ( prometheus’a benzer şekilde.) havva ise her çocuk doğuruşunda acı çekmeye ve ömür boyu kocasına itaat etmek zorunda olmaya mahkum edilir.

eski ahit’te ve incilde durum böyledir ancak gnostiklerin yaratılış miti bundan biraz farklıdır. bildiğimiz gibi buradaki adem ve havva’yı cennetten kovan tanrı gnostisizm’de çocuksu tanrı, laldaboath’tır. ve adem’e ruh veren o değil sophia’dır. bilgelik ağacı ise gerçek tanrının bilgisine, sahte yaratıcı tanrı laldaboath’ın dünyasından kurtulacak bilgiye, kendilerinin aslında ne olduklarının bilgisine sahiptir; yanı gnosis’e. yılan ise şeytani bir varlık değil, yaratılan varlıkların en bilgesidir. ki, klasik hristiyanlık dışında yılana şeytani bir anlam yüklenmiş hiçbir din görmedim. antik mitolojilerde, yunan, mısır, pers, sümer, babil, hint, uzakdoğu ve daha ilkel mitolojilerde yılan bilge olarak tasvir edilmiştir. gnostisizmin bunlardan etkilendiği de apaçık ortadadır. oyunu bozanlar klasik hristiyanlardır. gnostisizmde bu cennet bahçesi hikayesi bir hikaye değil bir efsanedir. ve bu efsanede havva suçlanmaz. adem ve havva iki ayrı insanı değil, metaforik olarak tek bir insanın bedenini ve ruhunu temsil eder. sophia, havva’yı kız kardeşi olarak sunmuştur.

gnostiklerde adem ve havva hikayesi, üstün olan tinselliğin yani havva’nın, insanın daha aşağı özellikleri olan adem’e gnosis’i anlatmasının hikayesidir.
görüldüğü gibi gnostikler sembolizme ve metaforlara düşkündürler. gnostik yaratılış miti platon’un mağara alegorisine de çok benzetilir.

gnostikler, yaşadığımız dünyayı kurtulunması gereken kötü bir dünya olarak görürler. nihilisttirler, bu dünyayı yaratan tanrı yalancı, ahmak ve kibirlidir. gnostik dünya görüşü düalist bir karakter taşır. maddeyi ve kötülüğü yaratıcı tanrı demiurge’un yarattığı şeyler olarak görürler söylediğim gibi. bu, gnostiklerin her koşulda maddi dünyayı kötü olarak gördükleri biçiminde yorumlanamasa da, münzevi bir yaşam biçimine sahip olan ilk gnostiklerin bu yönde katı bir tutum içine girmiş olmaları muhtemeldir. gnostik görüşe göre, dünya kusurlu ve eksiktir ancak bu kusur kişinin, dünyada ve içimizde iyiliklerin de bulunduğunu farketmesine engel olmamalıdır.

gnostisizm hakkındaki bilgilerimiz 1945 yılında mısır’da iki kardeşin toprağı eşelerken bulduğu nag hammadi külliyatı sayesinde çoğalmış ve yeni ilişkilendirmeler yapılmıştır. bu külliyat 52 ciltten oluşan oluşmaktadır ancak ciltlerin 40 tanesi kaybolmuştur. 1945’te bulunan 12 cildin bir tanesinin bazı parçaları ise, külliyatı bir küp içinde bulan kardeşlerin anneleri tarafından uğursuz görülerek yakılmıştır. bu külliyattan önceki yüz elli yıl içinde birkaç tane gnostik incil ancak bulunabilmiştir. gnostikler, ana akım hristiyanlık tarafından sapkınlar olarak görülmüşlerdir. roma imparatorluğu’nun hristiyanlığı resmi din kabul etmesinden sonra ise, anaakım dışındaki topluluklar sindirilmeye çalışılmış, birçoğu katledilmiştir. gnostiklerin dini daha çok içsel deneyime dayalı olduğu için, hakkındaki bilgilerimizin bugüne ulaşamayışı da beklenir bir durumdur. anaakım hristiyanlığın incilleri peder iraneus tarafından 4 tane olarak sabitlenene kadar birçok incil gelip geçmiştir. gnostiklere göre, inciller asla sabitlenemez. çünkü tanrı sürekli olarak inananları ile konuşmaktadır. tanrının söyleyecekleri asla 4 incille sabitlenemez. bu minvalde bakıldığında isa’nın gerçek olup olmadığının bir önemi de yoktur çünkü bütün inananlar isa olabilmektedir, gnosis’e ulaşan herkes isa’dır. gnostikler bu görüşe sahip oldukları için her dönemde birçok incil ortaya koymuşlardır. ancak gnostisizmin yapısından ve anaakım hristiyanlığın diğer hristiyanlık akımlarını ve diğer dinleri sindirmeleri gibi sebeplerden dolayı bugüne çok azı ulaşabilmiştir. nag hammadi metinlerinin de, gnostik inananlar tarafından, zulümden kaçarken dinleri dünyadan yok olmasın diye gömüldükleri düşünülmektedir. tarihte görülen ilk ve tek gnostik devlet, kral abgar’ın hükümdarlığı altındaki urfa krallığı olmuştur. değindiğimiz gibi bu dinin yapısı devlete sahip olmayı gerektirmediği gibi pek de uygun değildir.

gnostisizm’in temel metinlerinden birkaçı; john’un gizli kitabı, hakikat incili, thomas incili, diriliş üzerine, philip incili, magdalalı meryem incili, ruh üzerine tefsirler, gülen ve dans eden isa’yı içeren john’un amelleri metni, judas incili ve iznik konsülü ve athanasius’un yazıları olarak sayılabilir. ancak bunlar tarihsel olarak geçerlidir çünkü değindiğimiz gibi gnostisizme göre onların sabit metinleri olamaz.

mandeanlar, maniheistler, hermetisistler, musevi kabalacılar, islami tasavvufçular ve günümüzde yaşamış teosofistler gnostik dinler olarak görülmektedir. islami tasavvuftaki haqq-al yaqin düşüncesi gnosisin birebir izdüşümüdür. bu dinlerle gnostisizm arasında farklar görülse de, temel görüş olarak gnostisizmin etkisinde oluştukları bilinmektedir.

gnostik olmadıklarını söyleseler de varoluşçu felsefeciler eserlerinde her fırsatta gnostik ögelere yer vermişlerdir. kierkegaard, nietszche, blaise pascal, jean paul sartre gibi varoluşçular gnostik öğeleri kullanmışlardır. örneğin sartre, meşhur romanı bulantı’da kendinde varlık ve kendi içinde varlık düşüncesini temalaştırır. kendinde varlık hayvanların ve doğanın konumuna denk düşerken, kendi içinde varlık idealize edilen varlık konumuna denk düşer. sartre’a göre insanların çoğu bunun farkına varmadan, yani uyanmadan, potansiyellerinin farkında olmadan bitkisel hayatta yaşarlar. bulantı romanında, romanın kahramanı roquentin, dolu dolu yaşayabilmek için kişinin yaşam tarzı olarak kendi için varlık felsefesini benimsemesi gerektiğinin farkına varır. yani gnosisin farkına varır ve manevi bir krize girer.

okültik bir uyanışın, arayışın modern dünyaya yayılmasına öncülük eden, teosofinin kurucusu madame blavatsky açıkça söylemese de bir gnostiktir. carl gustav jung teosofi hakkında “hindu kostümüne bürünmüş gnostisizm” benzetmesini yapar. jung, madame blavatsky’den etkilenmiştir ve o öldükten sonra onun yerini alan kişi olarak bile görülmektedir. jung’un gnostik olduğunu söyleyen pek çok kişi vardır. jung’un da bunu inkar ettiği söylenemez. kırmızı kitap ismiyle türkçe’ye çevrilen liber novus’u tamamen gnostik bir temada ilerleyen bir kitaptır. jung, gnostik bir peygamber olarak bile görülebilir. nag hammadi külliyatının içinde, jung’a hediye edildiği için jung incili olarak bilinen bir incil bile vardır. ancak jung’un gnostisizmle bu kadar ilgilenmesini, gnostisizmin mitik ve sembolik doğası olduğunu söyleyebiliriz. gnostisizm bir doğu batı sentezi gibidir. bir derinlik psikoloğunun da bu hazineyle ilgilenmeyi geri çevireceğini düşünemeyiz.

yirminci yüzyılda jung ile belirginleşen gnostisizm ilgisi, edebiyatta da karşılığını bulmuştur. herman hesse, herman melville, franz kafka gibi kişiler gnostik temaları kullanmışlardır ve bunu saklamamışlardır. ancak edebiyatta gnostik temaları en bilinçli kullanan kişi bilim-kurgu yazarı philip k dick’tir. açıkça gnostik olduğunu söylemektedir. bütünüyle aktif bir zihin adlı eserindeki şu diyaloğa bir bakalım:
“maurice, atsever’e dönerek sorar: ‘insan tanrının bir tasarımıdır, tam olarak bunu mu söylemeye çalışıyorsunuz?’
‘evet’ der şişman. ‘ancak asıl tanrı yaratıcı tanrı değildir.’
maurice gözlerini kısarak: ‘nasıl yani?’ diye sorar.
‘bu yaratıcı tanrı laldaboath ismiyle bilinir, ona samael diyenler de vardır. kör, toy ve hidayet yoksunu bir tanrıdır. bu yüzden de kargaşa ve kaos getirir.’
‘siz neden bahsediyorsunuz allah aşkına!’ der maurice. ‘bunlar sizin kurgularınız mı? ya da kimin?’
atsever ‘aslında ben kendimi ikinci yüzyılda ortaya çıkmış olan valensiyan mezhebine ait hissediyorum.’ diye cevap verir.”3

görüldüğü gibi philip k. dick doğrudan gnostik miti kullanmıştır.

popüler kültürde gnostism, çizgi romanlara, sinema filmlerine ve bilgisayar oyunlarına da yansımıştır. örneğin watchmen isimli çizgi roman ve sandman isimli çizgi roman gnostik kozmolojiye sahiptir. watchmen’de ozymandias isimli karakter, insanları tetikte ve uyanık tutmak için sürekli olarak dünyanın yayratıkların istilası tehlikesi altında olduğu propagandasını yayar. bu tema gnostik aeon’larla arkhon’ların mücadelesini hatırlatıyor. (aeon’lar gerçek tanrının yarattığı tanrısal varlıklar ve arkonlar ise demiurge’nin yarattığı meleğimsi varlıklar. hakikat ve sahtelik arasında konumlanmışlardır.)

sinemadaki gnostik temalara örnek olarak truman show ve the matrix filmlerini gösterebiliriz.
truman show filminde jim carrey, zorlanarak yaşadığı dünyanın sahte ve gerçek dışı olduğunu düşünen, sabit fikirli bir karakteri canlandırmaktadır. oysa ki hissettiği şey gerçek dışı bir saplantı değil, ürkütücü bir gerçektir: kendisinin sandığı hayat, onun küçük dünyası, reality şovda kullanılmak üzere tasarlanmış bir simülasyondan başka bir şey değildir. filmdeki karakterin dünyası, sahte yaratıcı tanrı demiurge’nin dünyasına çok benzemektedir. filmin sonunda karakter bu dünyadan gerçek dünyaya kaçmayı başarır. bu gnosis’e ulaşmaya denk düşmektedir.

aynı minvalde başka bir film olan the matrix filminde ise, bir hacker olan neo’nun, dünyanın aslında dev bir bilgisayar simülasyonu olduğunu anladığı andan itibaren yaşadığı dehşetli bilinçlenme sürecini anlatmaktadır. tüm bu simülasyonun temel işlevi, insanı ve insanlığı bu simülasyonu yapılandıran makinelere bağımlı bir kölelik konumunda tutmaktır. filmin sonunda ise bu makinelerin aslında insanlar tarafından yaratılmış yapay zekanın ürünü olan aletler olduklarını anlarız. film, bilgisayarın başında uyuklayan neo’nun aniden ekranda beliren “uyan, neo!” yazısı ile irkilmesiyle başlar. filmin ana teması olan bu cümlenin gnostik bir öğe olduğunu söylemeye gerek bile yoktur. neo’ya yardım eden morpheus ve trinity aeonlara karşılık gelirken, insanları sistemin içinde tutmaya çalışan agent smith ve diğerleri ise arkhonlara karşılık gelmektedir. filmde körlük, uyku, uyanış, cehalet, karanlık, rüya gibi metaforlar sıklıkla kullanılmıştır. baş karakter de zaten karanlıktan uyanmış ve aydınlığa varmaya çalışan bir gnostiğe karşılık gelmektedir. filmin resmi sitesinde “wake up! gnosticism and buddhism in the matrix” isimli bir yazı bulunmaktadır.4

1. nhcı3.22.3. nag hammadi library, j. m. robinson çevirisi.
2. on the origin of the world, nag hammadi kitaplığı, s. 173.
3. philip k dick, valıs, bl. 6.
4. whatisthematrix.warnerbross... digitalcommons.unomaha.edu/...

kaynak kitaplar:
gnostikler: ilk hristiyan sapkınlar, sean martin, kaldeon yay. 2010.
gnostisizm tarihi, giovanni floramo, litera yay. 2005.
mistik kabala, dion fortune, hermes yay. 2010.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim