1.
sözleri tələt əyyubov’a müziği səid rustəmov’a ait azerbaycan mahnısı.
sözleri evet güzel ama ezgisi inanılmaz! inanılmaz!! dehşet bir hüzne boğuyor bendenizi. birçok azerbaycan türküsü/şarkısı gibi bunun da olabildiğince sakin, yumuşak, hisli okunması lazım gelir fikrimce.
şunlar sözleri:
dolandı aylar,
gəlmədin ey yar…
hardasan, yar, de harda?
gözüm qaldı yollarda.
hardasan, yar, de harda?
gözüm qaldı yollarda.
gəl, gəl, gəl, gözəl yar.
gəl, gəl, gəldi bahar.
ürəyim yanar,
tək səni anar.
“iri siyah gözlü azeri bir kadın şarkı söylüyordu.sözleri pek anlaşılmıyordu, biraz dinledik.
ekmek bey “hardasan yâr diyor” , “ateştesin, hardasın.”
“bence nardasan yâr diyor” dedim.
“ha har ha nar, ikisi de ateş” dedi.
“ama nerdesin demek de istiyor olabilir” dedim.
“nardasan yâr”
“o da ateş değil mi?” dedi, “ayrılık.”
doğru.
ayfer tunç- suzan defter
şu tar ile enstrümantal icrası*:
şu şövkət ələkbərova icrası:
bu da bonus benim inanılmaz keyif aldığım bir icra :
sözleri evet güzel ama ezgisi inanılmaz! inanılmaz!! dehşet bir hüzne boğuyor bendenizi. birçok azerbaycan türküsü/şarkısı gibi bunun da olabildiğince sakin, yumuşak, hisli okunması lazım gelir fikrimce.
şunlar sözleri:
dolandı aylar,
gəlmədin ey yar…
hardasan, yar, de harda?
gözüm qaldı yollarda.
hardasan, yar, de harda?
gözüm qaldı yollarda.
gəl, gəl, gəl, gözəl yar.
gəl, gəl, gəldi bahar.
ürəyim yanar,
tək səni anar.
“iri siyah gözlü azeri bir kadın şarkı söylüyordu.sözleri pek anlaşılmıyordu, biraz dinledik.
ekmek bey “hardasan yâr diyor” , “ateştesin, hardasın.”
“bence nardasan yâr diyor” dedim.
“ha har ha nar, ikisi de ateş” dedi.
“ama nerdesin demek de istiyor olabilir” dedim.
“nardasan yâr”
“o da ateş değil mi?” dedi, “ayrılık.”
doğru.
ayfer tunç- suzan defter
şu tar ile enstrümantal icrası*:
şu şövkət ələkbərova icrası:
bu da bonus benim inanılmaz keyif aldığım bir icra :
devamını gör...
2.
bir sene sonra gelen ekleme.
zaur kerimli ifası:*
insana anılarının içinden aşka dair ne kadar acıklı olanı, yarım kalanı varsa onu hatırlatan, harikulade eser.
yaşlanmış, yavaşlamış, yeteneklerimi yitirmiş hissediyorum sözlük.
sevmek kabiliyetimi nerede, hangi ara, ne vesileyle kaybettim bilmiyorum ama eksik hissediyorum. tahammülsüz, kendine üzülen, çarpık ve eksik, benim zihnimin içindeki aynada gördüklerim bu ve buna benzer sıfatlarla müsemma bir varlık.
insan sevmek kabiliyetini yitirince, yitirdiğini fark edince ve fakat sevmeğe yoğun bir susamışlık hissedince yahudileşiyor. “ yahudi aç kalınca eski defterleri karıştırırmış!”
kendi hayatımın yahudisiyim. yakılmış, itilmiş, ötelenmiş hissediyorum. var olma, varlığımı başta kendim olmak üzere bilcümle aleme ispat çabam hırçınlaştırıyor beni. maksadını aşıyor görünür olma çabam. yaşlıları anlıyor insan böyle hallerde; çocuklaşıyor insan kabiliyetlerini yitirdikçe.
eski defter öyle karıştırılıp, rehberden numara seçilecek şeylerden değil, en azından benim için. aklıma çok silik bir-iki yüz geliyor. flu birkaç ses, sözcük geliyor. ama çokça koku, dokunma hissiyatı… şahıslardan münezzeh duygular bunlar.
bir zamanlar özneleriyle kaim olan, zamanla öznelerin figürana döndüğü hissel sekanslar…
onun kıvırcık saçlarının kokusu, diğerinin bileklerinin dokusu, ötekinin rujunun tadı…
hardasan yar dediğim hiçbir net kadın yok. hardasınız diyebileceğim birkaç kişi var. ama topluca hardasınız demek lazım geliyor. çünkü hepsine ait anı kırıntılarını bir araya getirince, ancak o zaman sevmeye kabiliyetimin olduğu zamanları hatırlatacak, bütün halinde bir portre çıkıyor ortaya…
zaur kerimli ifası:*
insana anılarının içinden aşka dair ne kadar acıklı olanı, yarım kalanı varsa onu hatırlatan, harikulade eser.
yaşlanmış, yavaşlamış, yeteneklerimi yitirmiş hissediyorum sözlük.
sevmek kabiliyetimi nerede, hangi ara, ne vesileyle kaybettim bilmiyorum ama eksik hissediyorum. tahammülsüz, kendine üzülen, çarpık ve eksik, benim zihnimin içindeki aynada gördüklerim bu ve buna benzer sıfatlarla müsemma bir varlık.
insan sevmek kabiliyetini yitirince, yitirdiğini fark edince ve fakat sevmeğe yoğun bir susamışlık hissedince yahudileşiyor. “ yahudi aç kalınca eski defterleri karıştırırmış!”
kendi hayatımın yahudisiyim. yakılmış, itilmiş, ötelenmiş hissediyorum. var olma, varlığımı başta kendim olmak üzere bilcümle aleme ispat çabam hırçınlaştırıyor beni. maksadını aşıyor görünür olma çabam. yaşlıları anlıyor insan böyle hallerde; çocuklaşıyor insan kabiliyetlerini yitirdikçe.
eski defter öyle karıştırılıp, rehberden numara seçilecek şeylerden değil, en azından benim için. aklıma çok silik bir-iki yüz geliyor. flu birkaç ses, sözcük geliyor. ama çokça koku, dokunma hissiyatı… şahıslardan münezzeh duygular bunlar.
bir zamanlar özneleriyle kaim olan, zamanla öznelerin figürana döndüğü hissel sekanslar…
onun kıvırcık saçlarının kokusu, diğerinin bileklerinin dokusu, ötekinin rujunun tadı…
hardasan yar dediğim hiçbir net kadın yok. hardasınız diyebileceğim birkaç kişi var. ama topluca hardasınız demek lazım geliyor. çünkü hepsine ait anı kırıntılarını bir araya getirince, ancak o zaman sevmeye kabiliyetimin olduğu zamanları hatırlatacak, bütün halinde bir portre çıkıyor ortaya…
devamını gör...