1.
harut ve marut hikayemizin iki kahraamını melektir. başlarına gelen trajik olaylar kendilerinin iddiaları ve inatları yüzünden allah tarafından verilen ceza ile son bulmuştur. hikayemiz şöyle ki;
allah adem"i yarattığında bütün meleklere ona secde etmelerini buyurdu. şeytan dışında bütün melekler secde ettiler. daha sonra adem yeryüzüne gönderilince melekler yeryüzüne gönderilen insanoğlunun bozgunculuk yaptığını, birbirlerini katlettiği, yasak ve haram olan şeylere yöneldiğini kendi aralarında tartışmaya başladılar. tabi allah melekleri huzurunda topladı ve insanda olup kendilerinde olmayan şeyin nefs olduğunu buna rağmen bazı insanların nefslerine üstün geleceğini ve böylelikle meleklerden daha üstün olacağını söyledi. tam bu esnada bu harut ve marut isimli melekler itiraz ettiler. kendilerine nefs verildiği takdirde günaha girmeyeceklerini nefslerine hakim olacaklarını iddia ettiler. allah bu iki meleğin isteğini kabul ederek yeryüzüne babil denen yere insani bir biçimde gönderdi.
iki kafadar insan içine karışıyorlar. karınları acıkıyor, susuyorlar, uykuları geliyor ve ihtiyaçları hiç bitmiyor.. derken bir gün zühre adında güzeller güzeli bir kadınla karşılaşıyorlar. ikisi birden zühre'ye aşık oluyorlar. zühre bu iki aptal aşığı parmağında oynatıyor. sonra bu iki meleğe şarap içirip hem günaha girmelerini sağlıyor hemde kim oldukları hakkında bilgi edinmek istiyor. aptal aşıklar en sonunda kendilerini açık edip gerçekleri anlatıyor ve bir sınav için gönderildiklerini söylüyorlar. zühre fırsattan istifade öğrenilmemesi gereken her şeyi öğreniyor. en son allah'tan isteğimin geri çevrilemeyeceği bir dua söyleyin diyor. harut ve marut ism-i azam'ı söylüyor zühre'ye. zühre ism'i azam ile allah'a bir yıldız olup göğe yükselmek istediğini söyleyince zühre yıldızı (venüs) olarak göğe yükseltiliyor. harut ve marut ise babil'in kör kuyularının birinde ceza olarak baş aşağı sallandırılıyorlar.
allah adem"i yarattığında bütün meleklere ona secde etmelerini buyurdu. şeytan dışında bütün melekler secde ettiler. daha sonra adem yeryüzüne gönderilince melekler yeryüzüne gönderilen insanoğlunun bozgunculuk yaptığını, birbirlerini katlettiği, yasak ve haram olan şeylere yöneldiğini kendi aralarında tartışmaya başladılar. tabi allah melekleri huzurunda topladı ve insanda olup kendilerinde olmayan şeyin nefs olduğunu buna rağmen bazı insanların nefslerine üstün geleceğini ve böylelikle meleklerden daha üstün olacağını söyledi. tam bu esnada bu harut ve marut isimli melekler itiraz ettiler. kendilerine nefs verildiği takdirde günaha girmeyeceklerini nefslerine hakim olacaklarını iddia ettiler. allah bu iki meleğin isteğini kabul ederek yeryüzüne babil denen yere insani bir biçimde gönderdi.
iki kafadar insan içine karışıyorlar. karınları acıkıyor, susuyorlar, uykuları geliyor ve ihtiyaçları hiç bitmiyor.. derken bir gün zühre adında güzeller güzeli bir kadınla karşılaşıyorlar. ikisi birden zühre'ye aşık oluyorlar. zühre bu iki aptal aşığı parmağında oynatıyor. sonra bu iki meleğe şarap içirip hem günaha girmelerini sağlıyor hemde kim oldukları hakkında bilgi edinmek istiyor. aptal aşıklar en sonunda kendilerini açık edip gerçekleri anlatıyor ve bir sınav için gönderildiklerini söylüyorlar. zühre fırsattan istifade öğrenilmemesi gereken her şeyi öğreniyor. en son allah'tan isteğimin geri çevrilemeyeceği bir dua söyleyin diyor. harut ve marut ism-i azam'ı söylüyor zühre'ye. zühre ism'i azam ile allah'a bir yıldız olup göğe yükselmek istediğini söyleyince zühre yıldızı (venüs) olarak göğe yükseltiliyor. harut ve marut ise babil'in kör kuyularının birinde ceza olarak baş aşağı sallandırılıyorlar.
devamını gör...
2.
bakara suresi 102.ayette bahsi geçen iki melektir*.
umut_yazar arkadaşımızın değindiği kıssa, uydurma bir kıssadır*.
allah, zühre yıldızına (venüs) tekvir suresinin 15-16.*ayetlerinde yemin etmiştir. kaldı ki astronomi bilimi, günümüzde, söz konusu gezegenin mahiyetini, yapısındaki elementleri ve diğer özelliklerini ortaya koymuştur.
söz konusu kıssa, yunan mitolojisinde yer alan, gök cisimlerine ilişkin efsanelere benziyor*
hikayenin çıkış noktasına gelince;
bu hikayenin, hadis literatürüne girme meselesi; "israiliyat" dediğimiz* hurafelerdir. bu hikaye de sadece onlardan biridir.
umut_yazar arkadaşımızın değindiği kıssa, uydurma bir kıssadır*.
allah, zühre yıldızına (venüs) tekvir suresinin 15-16.*ayetlerinde yemin etmiştir. kaldı ki astronomi bilimi, günümüzde, söz konusu gezegenin mahiyetini, yapısındaki elementleri ve diğer özelliklerini ortaya koymuştur.
söz konusu kıssa, yunan mitolojisinde yer alan, gök cisimlerine ilişkin efsanelere benziyor*
hikayenin çıkış noktasına gelince;
bu hikayenin, hadis literatürüne girme meselesi; "israiliyat" dediğimiz* hurafelerdir. bu hikaye de sadece onlardan biridir.
devamını gör...
3.
şu anda yan yana tutsak olarak bir adada bulunmaktadırlar. ebedi cehennem karşılığında insanlara büyüyü ve kara büyüyü öğrettiler. bu büyüleri dünyaya getirdiler. bunlar değişik bir melek daha doğrusu bunlara melek demek pek de doğru olmaz. çünkü alemlerin rabbi allah (c.c) diğer meleklerin aksine harut ile marut'a kendi iradeleriyle hareket edebilme yetisi vermiştir. onları bu konuda özgür bırakmıştır. sadece bu etken bile harut ile marutun bir insana , melekten daha çok benzediğini söyleyebiliriz. çünkü meleklerde hür irade denen kavram yoktur , bulunmaz. tıpkı deccal gibi kıyamete dek bir yerde tutuluyorlar.
devamını gör...
4.
süleyman'ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tâbi oldular. halbuki süleyman büyü yapıp kâfir olmadı. lâkin şeytanlar kâfir oldular. çünkü insanlara sihri ve babil'de hârut ile mârut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. halbuki o iki melek, herkese: biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış inanıp da kâfir olmayasınız, demeden hiç kimseye (sihir ilmini) öğretmezlerdi. onlar, o iki melekden, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. oysa büyücüler, allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. onlar, kendilerine fayda vereni değil de zarar vereni öğrenirler. sihri satın alanların (ona inanıp para verenlerin) ahiretten nasibi olmadığını çok iyi bilmektedirler. karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! keşke bunu anlasalardı! (bakara; 102)
harut ve marut hakkında çok çeşitli hikayeler anlatılmaktadır.
harut ve marut hakkında çok çeşitli hikayeler anlatılmaktadır.
devamını gör...
5.
haklarında anlatılan kıssa yahudi-hristiyan geleneğindeki düşmüş melek motifiyle alakalıdır fakat kur'an-ı kerim'de aynen şöyle yazar
bakara-102
"onlar, süleyman’ın saltanatı aleyhinde şeytanların uydurduğu yalanlara uydular. oysa süleyman hiçbir zaman kâfir olmadı. lâkin şeytanlar kâfir oldular. çünkü onlar, insanlara büyü yapmayı ve bâbil’de hârut ile mârut isimli iki meleğe indirilen bilgileri öğretiyorlardı. halbuki o iki melek: “biz ancak imtihan için gönderildik, sakın öğrettiğimiz bilgileri büyü yapmada kullanıp da kâfir olma!” demeden hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi. onlar ise bu iki melekten, karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. onlar, allah’ın izni olmadıkça o büyü ile hiç kimseye zarar veremezler. fakat onlar kendilerine fayda değil zarar verecek şeyi belliyorlardı. elbette onlar, büyüyü satın alan kimselerin âhirette hiçbir nasibi olmadığını da çok iyi biliyorlardı. karşılığında kendilerini sattıkları şey, ne kötüdür! keşke bunu bilselerdi!"
yani kuranda yine harut ve marut allah'ın izniyle insanlara imtihan olarak sihir öğretmek için babil'e gönderilmişlerdir. allah'a isyan edip de düşen melekler olduklarına dair bir ibare yoktur. düşmüş melek motifleri islamiyete yahudi-hristiyan anlatılarından özellikle enok kitabı vasıtasıyla dahil olmuştur. islamda genel olarak düşen/kovulan melek yoktur. allah'ın dediklerini sorgularlar fakat kovulmazlar. (şayet iblis bir melek değil ise)
bakara-102
"onlar, süleyman’ın saltanatı aleyhinde şeytanların uydurduğu yalanlara uydular. oysa süleyman hiçbir zaman kâfir olmadı. lâkin şeytanlar kâfir oldular. çünkü onlar, insanlara büyü yapmayı ve bâbil’de hârut ile mârut isimli iki meleğe indirilen bilgileri öğretiyorlardı. halbuki o iki melek: “biz ancak imtihan için gönderildik, sakın öğrettiğimiz bilgileri büyü yapmada kullanıp da kâfir olma!” demeden hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi. onlar ise bu iki melekten, karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. onlar, allah’ın izni olmadıkça o büyü ile hiç kimseye zarar veremezler. fakat onlar kendilerine fayda değil zarar verecek şeyi belliyorlardı. elbette onlar, büyüyü satın alan kimselerin âhirette hiçbir nasibi olmadığını da çok iyi biliyorlardı. karşılığında kendilerini sattıkları şey, ne kötüdür! keşke bunu bilselerdi!"
yani kuranda yine harut ve marut allah'ın izniyle insanlara imtihan olarak sihir öğretmek için babil'e gönderilmişlerdir. allah'a isyan edip de düşen melekler olduklarına dair bir ibare yoktur. düşmüş melek motifleri islamiyete yahudi-hristiyan anlatılarından özellikle enok kitabı vasıtasıyla dahil olmuştur. islamda genel olarak düşen/kovulan melek yoktur. allah'ın dediklerini sorgularlar fakat kovulmazlar. (şayet iblis bir melek değil ise)
devamını gör...