iç sesi ile kavga eden aklıdan noksan insan
başlık "kırk küp kırkının da kulpu kırık küp" tarafından 29.10.2025 20:52 tarihinde açılmıştır.
1.
adamın biri vardı, kendisiyle kavga eden. hani öyle basit tartışmalar değil, bildiğin hukuk düzeyinde beyin içi savaşlar. iç sesiyle mahkemelik olmuştu. sebep? aşırı düşünme ve gereksiz analiz yoluyla gündelik yaşamı sabote etmek.
savcı: iç ses.
sanık: kendi beyni.
hakim: mantık ama o da uzun süredir raporlu.
adam sabah kalkıyor, iç sesi hemen başlıyor:
bu gün de mi hiçbir şey yapmayacaksın?
adam: belki yarın.
iç sesi: yarın da bugünün başka bir versiyonu, gerzek.
işte böyle bir gerilim. kafa içi bilim kurgu dizisi gibi: 4. sezon, 3. bölüm kendinle yüzleşme, ama yenilme.
her bölümde adamın iç sesi daha baskın hale geliyor. sonra adam aynaya bakıyor, hangimiz gerçek? diye soruyor. ayna cevap vermiyor tabii, çünkü o bile istifa etmiş.
iç sesiyle o kadar kavga etmiş ki, artık dış sesini kaybetmiş. insanlara konuşmaya çalışıyor ama dudaklarından sadece düşünce kırıntıları dökülüyor:
belki… ama eğer… çünkü…
cümleler hep düşük, tıpkı özgüveni gibi.
kahvede otururken bile iç sesi susturmuyor onu:
bak millet normal. sen niye böyle oldun?
adam kahvesinden bir yudum alıyor, normal kim, bana onun numarasını ver.
sonra iç sesi sinirleniyor:
sen deli misin?
adam gülüyor, sen benim içimdesin, o zaman biz çift kişilik deliyiz.
beyin öyle karışık ki, psikiyatrist bile randevuya gelirken dua ediyor: allah’ım bugün yine kendi kendine bağırmasın.
ama adam bağırıyor:
kes sesini
hangimiz?
bir noktadan sonra iç sesi iyice ele geçiriyor yönetimi. artık o konuşuyor, adam sadece arada su içiyor. insanlar dışarıdan kendi kendine konuşuyor sanıyor ama aslında o, kendi kendini tehdit ediyor:
bir daha saçma düşünürsen, beynin nöronlarını topluca greve yollarım.
adam buna rağmen dik duruyor, çünkü deli bile olsa egosunu kaybetmemiş:
ben özgünüm, diyor.
iç sesi kahkaha atıyor:
sen özgün değil, çözülmemiş bir denklem gibisin. parantezleri yanlış yerde kapatmışsın.
günün sonunda adam oturup sigarasını yakıyor, iç sesi derin bir nefes alıyor:
bak gördün mü? bizim aramızda aşk-nefret ilişkisi var.
adam cevap veriyor:
evet, ama seninle barışmaya çalıştıkça, daha çok deliriyorum.
iç sesi gülüyor, zaten amacım o.
adam kafasını duvara yaslıyor, bu yüzden seni seviyorum.
ve işte o anda, duvar bile utanıyor, ben bu kadar delilik görmedim diyor.
burada kırk küp kırkının da kulpu kırık küp kendisine giydirmektedir.
savcı: iç ses.
sanık: kendi beyni.
hakim: mantık ama o da uzun süredir raporlu.
adam sabah kalkıyor, iç sesi hemen başlıyor:
bu gün de mi hiçbir şey yapmayacaksın?
adam: belki yarın.
iç sesi: yarın da bugünün başka bir versiyonu, gerzek.
işte böyle bir gerilim. kafa içi bilim kurgu dizisi gibi: 4. sezon, 3. bölüm kendinle yüzleşme, ama yenilme.
her bölümde adamın iç sesi daha baskın hale geliyor. sonra adam aynaya bakıyor, hangimiz gerçek? diye soruyor. ayna cevap vermiyor tabii, çünkü o bile istifa etmiş.
iç sesiyle o kadar kavga etmiş ki, artık dış sesini kaybetmiş. insanlara konuşmaya çalışıyor ama dudaklarından sadece düşünce kırıntıları dökülüyor:
belki… ama eğer… çünkü…
cümleler hep düşük, tıpkı özgüveni gibi.
kahvede otururken bile iç sesi susturmuyor onu:
bak millet normal. sen niye böyle oldun?
adam kahvesinden bir yudum alıyor, normal kim, bana onun numarasını ver.
sonra iç sesi sinirleniyor:
sen deli misin?
adam gülüyor, sen benim içimdesin, o zaman biz çift kişilik deliyiz.
beyin öyle karışık ki, psikiyatrist bile randevuya gelirken dua ediyor: allah’ım bugün yine kendi kendine bağırmasın.
ama adam bağırıyor:
kes sesini
hangimiz?
bir noktadan sonra iç sesi iyice ele geçiriyor yönetimi. artık o konuşuyor, adam sadece arada su içiyor. insanlar dışarıdan kendi kendine konuşuyor sanıyor ama aslında o, kendi kendini tehdit ediyor:
bir daha saçma düşünürsen, beynin nöronlarını topluca greve yollarım.
adam buna rağmen dik duruyor, çünkü deli bile olsa egosunu kaybetmemiş:
ben özgünüm, diyor.
iç sesi kahkaha atıyor:
sen özgün değil, çözülmemiş bir denklem gibisin. parantezleri yanlış yerde kapatmışsın.
günün sonunda adam oturup sigarasını yakıyor, iç sesi derin bir nefes alıyor:
bak gördün mü? bizim aramızda aşk-nefret ilişkisi var.
adam cevap veriyor:
evet, ama seninle barışmaya çalıştıkça, daha çok deliriyorum.
iç sesi gülüyor, zaten amacım o.
adam kafasını duvara yaslıyor, bu yüzden seni seviyorum.
ve işte o anda, duvar bile utanıyor, ben bu kadar delilik görmedim diyor.
burada kırk küp kırkının da kulpu kırık küp kendisine giydirmektedir.
devamını gör...
"iç sesi ile kavga eden aklıdan noksan insan" ile benzer başlıklar
noksan
9