#ödüllü filmler
türkçe adı: hayaletler diyarında bir olay
anne ve iki kızının miras kalan eski bir eve taşınmasıyla başlayan hikaye, ilk gecelerinde yaşadıkları dehşet verici bir saldırıyla kabusa dönüşür. bu korkunç olay, ailenin hayatını derinden sarsar. aradan yıllar geçmesine rağmen, büyük kız kardeş -artık başarılı bir yazar-yaşadığı travmanın izlerini hala taşımaktadır. geçmişle yüzleşmek üzere aile evine geri döndüğünde, olayların göründüğünden çok daha karmaşık olduğunu fark eder ve gerçek ile hayal arasındaki sınırlar giderek silinmeye başlar.
anne ve iki kızının miras kalan eski bir eve taşınmasıyla başlayan hikaye, ilk gecelerinde yaşadıkları dehşet verici bir saldırıyla kabusa dönüşür. bu korkunç olay, ailenin hayatını derinden sarsar. aradan yıllar geçmesine rağmen, büyük kız kardeş -artık başarılı bir yazar-yaşadığı travmanın izlerini hala taşımaktadır. geçmişle yüzleşmek üzere aile evine geri döndüğünde, olayların göründüğünden çok daha karmaşık olduğunu fark eder ve gerçek ile hayal arasındaki sınırlar giderek silinmeye başlar.
*gerardmer film festival (2018) - en iyi film [pascal laugier] / en iyi uzun metraj film [pascal laugier] / syfy jüri ödülü [pascal laugier]
*molins film festivali (2018) - en iyi senaryo [pascal laugier]
*sant cugat fantastik (2018) - en iyi film [pascal laugier]
film bunlarla birlikte başka birçok ödül de almıştır.
*molins film festivali (2018) - en iyi senaryo [pascal laugier]
*sant cugat fantastik (2018) - en iyi film [pascal laugier]
film bunlarla birlikte başka birçok ödül de almıştır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "editör" tarafından 16.08.2025 22:56 tarihinde açılmıştır.
1.
işkence odası (martyrs) filmiyle korku dünyasını bile korkutan pascal laugier'nin 2018'de gösterime giren, şimdilik son filmi. kanada ve fransa ortak yapımıdır ve hem ingilizce hem de fransızca dillerindedir(ikisi ayrı tabii).
laugier eğer işkence odası'nı da aşacak bir film yapmak isteseydi yapabilir miydi bilinmez ama bunu başarabilirse başına bela da alabilir; film en "modern" denen ülkelerde bile sansürlenebilirdi. yani burada tanıttığım film o kadar manyak bir yapım değil anlayacağınız. yine de çok sıkı bir korku filmi. yer yer korku klişeleri kullanılsa da yapıtta, tansiyon hiç düşmüyor ve tüm o dehşetli sahneleri irkile irkile izliyoruz.
bu filmde bir yerden sonra gerçek ve hayalin iç içe geçtiğini fark ediyoruz ve aslında büyük travmaların psikolojik olarak insanları nasıl etkileyebileceğini, onların gerçeklik algısını sarsıp, yarattığı ilüzyonlar ve sebep olduğu delüzyonların nelere yol açabileceğine şahitlik ediyoruz. böyle durumlarda yakın akraba bağlarının da ne denli önemli olabildiğinin, bazen tutunabilecek tek dalımızın yakınlarımız olduğunun da yansıması diyebileceğim sahneler de filmde yer buluyor.
üç buçuk attıran bir film olmasa da, ghostland (filmin diğer/kısaltılmış adı) insanı kesinlikle gerim gerim geriyor. bir teksas elektrikli testere katliamı gibi klasikleşmeyecek belki bu film ama kalitesiyle de her zaman takdir görecektir bence. üstün yönetmenliği, çok inandırıcı oyunculukları ve çarpıcı senaryosuyla övülmeyi hak eden bir sinema eseri.
filmin yönetmeni laugier'yi takibe almanızı öneririm. şu ana kadar izlediğim tüm filmleri klas ve hepsi birbirinden farklı.
laugier eğer işkence odası'nı da aşacak bir film yapmak isteseydi yapabilir miydi bilinmez ama bunu başarabilirse başına bela da alabilir; film en "modern" denen ülkelerde bile sansürlenebilirdi. yani burada tanıttığım film o kadar manyak bir yapım değil anlayacağınız. yine de çok sıkı bir korku filmi. yer yer korku klişeleri kullanılsa da yapıtta, tansiyon hiç düşmüyor ve tüm o dehşetli sahneleri irkile irkile izliyoruz.
bu filmde bir yerden sonra gerçek ve hayalin iç içe geçtiğini fark ediyoruz ve aslında büyük travmaların psikolojik olarak insanları nasıl etkileyebileceğini, onların gerçeklik algısını sarsıp, yarattığı ilüzyonlar ve sebep olduğu delüzyonların nelere yol açabileceğine şahitlik ediyoruz. böyle durumlarda yakın akraba bağlarının da ne denli önemli olabildiğinin, bazen tutunabilecek tek dalımızın yakınlarımız olduğunun da yansıması diyebileceğim sahneler de filmde yer buluyor.
üç buçuk attıran bir film olmasa da, ghostland (filmin diğer/kısaltılmış adı) insanı kesinlikle gerim gerim geriyor. bir teksas elektrikli testere katliamı gibi klasikleşmeyecek belki bu film ama kalitesiyle de her zaman takdir görecektir bence. üstün yönetmenliği, çok inandırıcı oyunculukları ve çarpıcı senaryosuyla övülmeyi hak eden bir sinema eseri.
filmin yönetmeni laugier'yi takibe almanızı öneririm. şu ana kadar izlediğim tüm filmleri klas ve hepsi birbirinden farklı.
devamını gör...
2.
bir pascal laugier filmidir.

filmin senaryosunu da yönetmen pascal laugier yazmıştır. filmde cyrstal reed, mylene farmer, anastasia phillips, emilia jones, taylor hickson, kevin power, rob archer, mariam bernstein, alicia johnston, ernesto griffith ve brian langlotz rol almıştır. film bazı film festivallerinden ödüller ve adaylıklarla dönmüştür.
filmde bir anne ve iki kızı annenin teyzesinin miras kalan eve yerleşmek için yola çıkarlar. kızlardan biri oldukça dışa dönük bir kız iken diğer h. p. lovecraft hayranı olan ve kendisi de onun gibi olmak için yazılar yazan içedönük bir kızdır.
evdeki ilk gecelerinde iki psikopat tarafından saldırıya uğrarlar. gazetelere de haber olmuş iki adam tarafından hem şiddete hem cinsel saldırıya uğrayan kadınlar on altı yıl sonra bambaşka yollar çizmiş olarak karşımıza çıkarlar.
hayallerle gerçeklerin birbirine karıştığı gerilim filminde h. p. lovecraft üstadı görmek de ayrı bir keyifti bence.
son zamanlarda izlerken en çok gerildiğim filmdi. oyunculuklarla ilgili bazı sorunlar olsa da senaryoya bayıldım. ve saçmalamaya düşmeden yaratılan gerginlik inanılmazdı.

filmin senaryosunu da yönetmen pascal laugier yazmıştır. filmde cyrstal reed, mylene farmer, anastasia phillips, emilia jones, taylor hickson, kevin power, rob archer, mariam bernstein, alicia johnston, ernesto griffith ve brian langlotz rol almıştır. film bazı film festivallerinden ödüller ve adaylıklarla dönmüştür.
filmde bir anne ve iki kızı annenin teyzesinin miras kalan eve yerleşmek için yola çıkarlar. kızlardan biri oldukça dışa dönük bir kız iken diğer h. p. lovecraft hayranı olan ve kendisi de onun gibi olmak için yazılar yazan içedönük bir kızdır.
evdeki ilk gecelerinde iki psikopat tarafından saldırıya uğrarlar. gazetelere de haber olmuş iki adam tarafından hem şiddete hem cinsel saldırıya uğrayan kadınlar on altı yıl sonra bambaşka yollar çizmiş olarak karşımıza çıkarlar.
hayallerle gerçeklerin birbirine karıştığı gerilim filminde h. p. lovecraft üstadı görmek de ayrı bir keyifti bence.
son zamanlarda izlerken en çok gerildiğim filmdi. oyunculuklarla ilgili bazı sorunlar olsa da senaryoya bayıldım. ve saçmalamaya düşmeden yaratılan gerginlik inanılmazdı.
devamını gör...
