iş yerinde canının sıkılması
başlık "hepdeğişiyor" tarafından 06.09.2021 09:59 tarihinde açılmıştır.
1.
evet canım sıkılıyor saat 8 den beri 3 sigara içtim,bir tanesi de paketten çıkarken yere düştü, telefonumun şarjı 68 kaldı saat 10 oldu, müzik dinliyorum, işten çıkmayı düşünüyordum, sayın iş bey bu ne hal? beni kararımdan vazgeçirmezsin.
ek : dinlediğim şarkı da bu
*
ek : dinlediğim şarkı da bu
*
devamını gör...
2.
sanki benim için açılmış başlıktır. o kadar sıkılıyorum ki... sabah 8.00 akşam 18.00 hep sıkılmaca dolu.
devamını gör...
3.
cem yılmaz'ın "evdeyim oturuyorum, işteyim sıkılıyorum " diye başladığı.. malum sonla bitiyor..
buradan
buradan
devamını gör...
4.
yaşayan bilir çok zordur. satranç oynarsın, e kitap okursun, eski dostları ararsın ama geçmez bir türlü. son çare olarak biraz çalışmayı denersin. tam o sırada geçer canının sıkıntısı ve çalışamazsın.
devamını gör...
5.
çalıştığım dönemde pek canımın sıkılmasına fırsat yoktu. hep gırgır şamata.
sıkıldığım, çalışmak istemediğim zaman da
patronumun "senin çalışasın yok bugün, hadiii bırak sonra devam edersin" demesiyle modumun yükselme olayı
sıkıldığım, çalışmak istemediğim zaman da
patronumun "senin çalışasın yok bugün, hadiii bırak sonra devam edersin" demesiyle modumun yükselme olayı
devamını gör...
6.
işyerinde patron yokken çok eğlenceli.
telefonumu ses sistemine bağlayıp bizim grupta görüntülü konuşurken istek parça alıyordum. çok komik şarkılar seçiyorlardı ya da rakı masası kurmalık. en son bu dengesizlikten "duygularımın içine ettiniz. yüzümün yarısı gülüyor diye ağlamaklı gibi hissediyorum. yeter bu kadar." deyip o zaman çizdiğim karakalem çalışmasına devam ediyordum.
evet, işlek olmayan ve patronun gelmediği saatlerde kitap, karakalem defteri vs. almıştım. ayrıca şarkı seçimleri bana kalmışken sıkılmam mümkün değil.
patron varsa enerjim sömürülürdü. birisi deve kuşunun kum yerine kafasını telefona gömmüş haliydi, öbürü şarkıları 80'lere utanmazsa 70'lere indirecek. çok ölü şarkılar açıyordu. efkarlı kadın patron olunca böyleydi sanırım. ve hayatımda gördüğüm en çok sıvı tüketebilen kadındı. çay ile kahveyi üst üste içebiliyor. /: bir de 20- 30 bardak çay, yarısı kadar kahve neredeyse.
ben günde 1 çay veya sıcak çikolata nadiren ve genelde bir türk kahvesi veya nescafe yani. onun dışında içecek pek aramam. canım onlar dışında şekersiz limonata ya da ayran çekerdi. o yüzden garipsedim baya. kadına da demiştim "hayatımda gördüğüm en fazla sıvı tüketensiniz. çayla kahveyi üst üste içtiniz. bazen de bir ondan bir diğerinden. garipsedim sizi." deyince kadın kahkaha atmıştı. "dürüstlüğüne ve dobralığına bayılıyorum ama bu kadar beklememiştim. sen de pek içmiyorsun. ben de seni garipsiyorum." deyince ben gülümsedim. "çalıştığım çoğu yerde bu içme/yeme olaylarında garipsendim. sağlığa önem veriyorum ondan canım çekmiyor belki. ve işin getirdiği ciddiyet ve disiplin varken onların fazlalığı bana esneklik gibi gelir ama evde değilim. bu konu üzerinde kesin bir sonuca varamadım..."
en iyi anlaştığım patronumda kendisiydi. diğerleri de seviyordu ama onları ben o kadar sevmiyordum bu yüzden böyle sohbet etmiyorduk. en fazla birkaç kelime ettiğim için uzamıyordu. sevmediğim insan patronda olsa sonuçta sevmiyorum.
sevmeleri hak yerken bir halta yaramıyor. o yüzden sevmeseler daha iyiydi.
beni birisi çok sevdi, kadının ilgisi vs. sanki 3. annem olmuş gibi. sonra ilk aylığımdan yedi. ikinci ayda üstüne de koymadı. ben bir sinirlendim. beni en çok kızdıran olayda bu sevme ya da değer verme olaylarının hep bir b.klukla bitmesi. cidden bok gibiler. en çok o seviyordu ama en çok bu kadına yüz vermiyordum. kadın tersime geldiği için onu biraz azarlar gibi konuştum. sonra kadın "hakkımı yediniz." lafıma ağladı. neymiş çok ağır sözmüş. maaşımın 1/5'ine konarken çok iyiydi ama? bunlar hareketi yapıp sonucu ya da ne olduğunu duyunca şaşırıyorlar.
üstüne böyle konuştum. ikinci aylığımı verirken üstüne ekleme lüzmu göstermedi. sonra beni aradı "para geldi mi?" demek için. "evet geldi ama eksik geldi. ilk ay'ın eksikliği tamamlanmamış? neyse sıkıntı yok. o kadar zenginliğinize ragmen o eksiklik size sadakam olsun. sadaka olarak helal ediyorum. öbür türlüsü değil. canın çıkana kadar ağlayabilirsin şimdi." deyip kapatmıştım.
haksızlıktan nefret ederim. bir zerresine bile zar zor tahammül ederim. aynı şekilde başkasının hakkına girme olayında da o bir zerre beni rahatsız eder.
normalde para mevzularına girmekten de nefret ederim. ilk yerlerde konuşmadım bile sırf bundan. sonra dedim ki "kızım sen salak mısın? o kadar ay zamandan, emekten ve paradan eksildin. çalışarak kazandın. o para senin hakkın. hakkını istemek ne kadar anormal olabilir? senden daha çok kazanandan istiyorsun. daha az kazanandan değil ona dikmemişsin gözünü yani. sen sadaka istemiyorsun. alın terinin döküldüğü parayı istiyorsun. ikisinin ayrımını bil. kalk git daha kyk kredi borcu var. haspam sanki hiç 2-3 binin üzerine çıktı. bir de yarısını bırakacak. hak yiyecek olanda tek zerreni bırakma." vs. kendi iç sesim ara ara beni aydınlatıyor bazen ise gömüyor veya cidden salak ediyor. iç ses= allah'ın cezası ve ben de belası olarak ne kadar iyi (!) anlaştığımızı anlatamam.
(yıl 2018-19)
telefonumu ses sistemine bağlayıp bizim grupta görüntülü konuşurken istek parça alıyordum. çok komik şarkılar seçiyorlardı ya da rakı masası kurmalık. en son bu dengesizlikten "duygularımın içine ettiniz. yüzümün yarısı gülüyor diye ağlamaklı gibi hissediyorum. yeter bu kadar." deyip o zaman çizdiğim karakalem çalışmasına devam ediyordum.
evet, işlek olmayan ve patronun gelmediği saatlerde kitap, karakalem defteri vs. almıştım. ayrıca şarkı seçimleri bana kalmışken sıkılmam mümkün değil.
patron varsa enerjim sömürülürdü. birisi deve kuşunun kum yerine kafasını telefona gömmüş haliydi, öbürü şarkıları 80'lere utanmazsa 70'lere indirecek. çok ölü şarkılar açıyordu. efkarlı kadın patron olunca böyleydi sanırım. ve hayatımda gördüğüm en çok sıvı tüketebilen kadındı. çay ile kahveyi üst üste içebiliyor. /: bir de 20- 30 bardak çay, yarısı kadar kahve neredeyse.
ben günde 1 çay veya sıcak çikolata nadiren ve genelde bir türk kahvesi veya nescafe yani. onun dışında içecek pek aramam. canım onlar dışında şekersiz limonata ya da ayran çekerdi. o yüzden garipsedim baya. kadına da demiştim "hayatımda gördüğüm en fazla sıvı tüketensiniz. çayla kahveyi üst üste içtiniz. bazen de bir ondan bir diğerinden. garipsedim sizi." deyince kadın kahkaha atmıştı. "dürüstlüğüne ve dobralığına bayılıyorum ama bu kadar beklememiştim. sen de pek içmiyorsun. ben de seni garipsiyorum." deyince ben gülümsedim. "çalıştığım çoğu yerde bu içme/yeme olaylarında garipsendim. sağlığa önem veriyorum ondan canım çekmiyor belki. ve işin getirdiği ciddiyet ve disiplin varken onların fazlalığı bana esneklik gibi gelir ama evde değilim. bu konu üzerinde kesin bir sonuca varamadım..."
en iyi anlaştığım patronumda kendisiydi. diğerleri de seviyordu ama onları ben o kadar sevmiyordum bu yüzden böyle sohbet etmiyorduk. en fazla birkaç kelime ettiğim için uzamıyordu. sevmediğim insan patronda olsa sonuçta sevmiyorum.
sevmeleri hak yerken bir halta yaramıyor. o yüzden sevmeseler daha iyiydi.
beni birisi çok sevdi, kadının ilgisi vs. sanki 3. annem olmuş gibi. sonra ilk aylığımdan yedi. ikinci ayda üstüne de koymadı. ben bir sinirlendim. beni en çok kızdıran olayda bu sevme ya da değer verme olaylarının hep bir b.klukla bitmesi. cidden bok gibiler. en çok o seviyordu ama en çok bu kadına yüz vermiyordum. kadın tersime geldiği için onu biraz azarlar gibi konuştum. sonra kadın "hakkımı yediniz." lafıma ağladı. neymiş çok ağır sözmüş. maaşımın 1/5'ine konarken çok iyiydi ama? bunlar hareketi yapıp sonucu ya da ne olduğunu duyunca şaşırıyorlar.
üstüne böyle konuştum. ikinci aylığımı verirken üstüne ekleme lüzmu göstermedi. sonra beni aradı "para geldi mi?" demek için. "evet geldi ama eksik geldi. ilk ay'ın eksikliği tamamlanmamış? neyse sıkıntı yok. o kadar zenginliğinize ragmen o eksiklik size sadakam olsun. sadaka olarak helal ediyorum. öbür türlüsü değil. canın çıkana kadar ağlayabilirsin şimdi." deyip kapatmıştım.
haksızlıktan nefret ederim. bir zerresine bile zar zor tahammül ederim. aynı şekilde başkasının hakkına girme olayında da o bir zerre beni rahatsız eder.
normalde para mevzularına girmekten de nefret ederim. ilk yerlerde konuşmadım bile sırf bundan. sonra dedim ki "kızım sen salak mısın? o kadar ay zamandan, emekten ve paradan eksildin. çalışarak kazandın. o para senin hakkın. hakkını istemek ne kadar anormal olabilir? senden daha çok kazanandan istiyorsun. daha az kazanandan değil ona dikmemişsin gözünü yani. sen sadaka istemiyorsun. alın terinin döküldüğü parayı istiyorsun. ikisinin ayrımını bil. kalk git daha kyk kredi borcu var. haspam sanki hiç 2-3 binin üzerine çıktı. bir de yarısını bırakacak. hak yiyecek olanda tek zerreni bırakma." vs. kendi iç sesim ara ara beni aydınlatıyor bazen ise gömüyor veya cidden salak ediyor. iç ses= allah'ın cezası ve ben de belası olarak ne kadar iyi (!) anlaştığımızı anlatamam.
(yıl 2018-19)
devamını gör...
7.
basligi gorunce bi hesapladim 13,5 saat is yerinde gecirmisim bugun, sabahta yine ise gidicem
canimi birak ruhum sikiliyo
canimi birak ruhum sikiliyo
devamını gör...
8.
askerliğini bedelli yaptıralımdan, beşiktaş'taki evi size bırakalım evlenincelere kadar ahlaksız teklifler aldım bağzı işgüzar kızların aileleri tarafından. sırf gururumdan gittim kısa dönem yaptım aslanlar gibi geldim. bedelli ne olm. sonradan len bedelli yapsaymışım da olurmuş dedim ama iş işten geçti.
ben neleri elimin tersiyle ittim şu hayatta be. gurur duyuyorum kendimle. hep söylerim çok seviyorum kendimi diye, oyyy.
güce teslim olmadafasa
parayı çok seviyorum lakin kendim kazandığımca. öyle gururlarım var. malım hafif.
asla borç almam, asla kredi kartı kullanmam. amele gibi bi tomar parayla dolaşıyorum. düşününce çok saçma salak huylarım var benim bu konularda.
hırslı değilim mesela. önüme birisi geçse, çok da fifi der, gülerim iş hayatında.
iş yerini sahiplenmek çok s.lak bir eylem geliyor bana. kariyer mariyer bunlar boş iş. en alt pozisyonda da çalışırım yönetici olarak da. yeter ki paramı kazanayım. zerre de keyif almıyorum istediğim kadar o ay para kazanmadıkça. firma batsın gram umrumda değil. yeter ki istediğim kadar aylık para kazanayım.
bir sürü şey işte. siz kafa yormayın. parayla ne işiniz olur yav.
ben neleri elimin tersiyle ittim şu hayatta be. gurur duyuyorum kendimle. hep söylerim çok seviyorum kendimi diye, oyyy.
güce teslim olmadafasa
parayı çok seviyorum lakin kendim kazandığımca. öyle gururlarım var. malım hafif.
asla borç almam, asla kredi kartı kullanmam. amele gibi bi tomar parayla dolaşıyorum. düşününce çok saçma salak huylarım var benim bu konularda.
hırslı değilim mesela. önüme birisi geçse, çok da fifi der, gülerim iş hayatında.
iş yerini sahiplenmek çok s.lak bir eylem geliyor bana. kariyer mariyer bunlar boş iş. en alt pozisyonda da çalışırım yönetici olarak da. yeter ki paramı kazanayım. zerre de keyif almıyorum istediğim kadar o ay para kazanmadıkça. firma batsın gram umrumda değil. yeter ki istediğim kadar aylık para kazanayım.
bir sürü şey işte. siz kafa yormayın. parayla ne işiniz olur yav.
devamını gör...
9.
işim gereği sürekli konuşuyorum, lakin konuştuğum kitle 60 iqlu ergenler olduğu için sıkılmamak ne mümkün. kendi kendime konuşuyor gibi hissettiğimden delirmemem mucize.
devamını gör...