1.
kardeşi helen'in aksine daha az bilinen fakat helen gibi kaos kraliçesi olmayan, mağdur edilmiş bir kadın, bir kraliçe ve bir annenin; aşk, sevgi, keder ve intikam duygularını anlatan kurgusal roman.
mitolojilere ilgi duyan ancak akademik okumalar yerine roman tercih eden okurların alabileceği bir kitap. bana kalırsa kurgusu pek iyi değil, çünkü: klytaimestra karakterinin savaşçı yönü fazlasıyla abartılmış, film ve dizilerde bir türlü yenilemeyen karakterler gibi yazılmış. kardeşleri sürekli sorun çıkarsa da olanlara ablalık anaçlığıyla yaklaşıp sürekli koruyup kollayan bir karakter tasvir edilmiş. bir noktada helen ve kendisini kıyasladığı bir an var sadece, onun dışında anaçlıktan ödün vermeyen bir kraliçe kendisi. her sorunu olan klytaimestra'ya koşuyor, o da itiraz etmeden yardım ediyor. destanvari bir heyecan da uyandırmadı bende ama dediğim gibi mitolojik bir öykü olduğu için meraklısı alıp okuyabilir.
kitap olarak olmasa dahi karakterin hayatı bilinmeli. romantik, çiçek, böcek yunan mitleri'nin aksine, tam manasıyla trajedi. spartalı da olsan, baban kral da olsa ilgili zaman diliminde grek bir kadının hayatını okuyacaksınız. malum olduğu üzere bu tarz anlatılar toplumların geçmişi hakkında fikir verir. tamamı gerçek olmasa da hakikat kırıntıları taşırlar. yazar hanımefendi de sanıyorum ki bu gerekçeyle kitabını yazmayı tercih etmiş. batı medeniyet algısının da beslendiği yunan mitleri'ne, özellikle de burada olduğu gibi geri planda kalmış olanlarına yakından bakmak ufuk açıcı olacaktır diye düşünüyorum. "barbar" söyleminin evrensel değil öznel olduğu gerçeği, güncel popüler kültür ve medeniyet algısındaki yunan mitolojisi etkisi göz önünde bulundurulursa, kendisini daha iyi gösterecektir. bu kurgu romanda adı geçen karakterlerin bir dönem savaşlarda dahi yer aldığını, sembolik amaçlarla kullanıldığı da hatırlanırsa kastımın ne olduğu daha net anlaşılabilir. "yunanlılık" vurgusu karakter diyaloglarında kendisini gösteriiyor gerçi ama yine de dikkat çekmek istedim.
kitapta klytaimestra'nın sparta prensesi ve sonrasında da miken kraliçesi olduğu dönem anlatılıyor. intikamını almasıyla kitabın sonuna geliyoruz ama bu klytaimestra'nın hikayesinin sonu değil. dedim ya, öyküsü ziyadesiyle trajik. ilgili dönem arasında herkesin az da olsa haberdar olduğu truva savaşı'ndan da söz ediliyor. bizzat savaş alanı anlatılmasa da; savaşın öncesi, truva'ya gidiş yolunda çıkan zorluklar ve çözümler, savaş sırasında sparta ve miken'de yaşanan olay ve entrikalar anlatılıyor.
mitolojide ve hatta astrolojide yer alan önemli birçok karakter de kitapta mevcut. bunlardan bir tanesi tanım kısmında da adını geçirdiğim helen. popüler kültürde olağanüstü güzelliği ve truva savaşı'ndaki etkisi çokça bilinse de meraklısı olmayanlarca pek bilinmeyen bir tecavüz olayı da anlatılıyor. bu olaya dair bakış açılırıysa müspet yönde, olumlu bile bakılıyor. detayı spoiler olarak yazayım ki "kitabı almak istiyorum ve bazı şeyleri okurken öğrensem daha iyi olur" diyecekler için tadı kaçmasın.
babası zeus ve bir yunan kahramanı olan theseus ve arkadaşı peirithous, sparta sarayında herkesin uyuduğu bir vakitte helen'i kaçırır. önce kimin tecavüz edeceği üzerine de zar atarlar.
tek ilginç olay bu da değil elbette. helen ve klytaimestra'nın anneleri leda da zeus'un kuğu kılığına girmesi dolayısıyla bir tanrıyla ilişkiye girer. bu ilişki neticesinde doğan helen, aslında zeus'un kızıdır. bu anlatı nazaran daha bilinir gibi geliyor bana truva savaşı ve helen'in eş seçimi mevzusunda anlatılıyor. zeus'tan olma diğer kardeşiyse pollux. toplu halde yazayım: pollux ve helen'in babası zeus; klytaimestra ve kastor'un babasıysa sparta kralı tyndareos. ikizler takım yıldızına adını verecek olanlar da pollux ve kastor kardeşler. kitapta bunların maceraları da anlatılıyor.
tekrar ana karakterimize dönecek olursak, trajedisinin başlangıcına neden olan sebep: agamemnon'un kendisiyle evlenmek istemesi. burada bir pürüz var, o da klytaimestra'nın halihazırda evli olması ve çocuğunun olması. pürüz dedim ya, konuya tam olarak öyle bakılıyor.
tyndareos'un bilgisi dahilinde, klytaimestra'nın kocası maionia kralı tantalos, agamemnon tarafından sparta sarayı'nda katledilir. bu katliamdan daha bebek olan oğlu da nasibini alır.
bu mevzu niye oluyor peki? bir ölçüde yunan birliği için. iki güçlü yunan krallığı sparta ve miken ülkesinin ittifakı, kendisini truva savaşı'nda da gösterecek malum. barbarlık demiştim, tam olarak o mevzu aslında. medeniyete hangi pencereden baktığına göre değişkenlik gösteriyor. miken hükümdarı varken, anadolu'da gediz nehri kıyısında bir şehrin kralı olsan da dış kapının, dış mandalısın buna göre. ayrıca spoiler olarak yazdığım olayda zoraki rol alan, spartalılılar'ın gelişinden evvel bölgenin yerel halkı helotlar mevzusu var bir de. yazar bu konuyu güzel işlemiş allah var. öldürülmeleri veya tecavüze uğramaları spartalılar için sorun teşkil etmeyen insanlar.
(bkz: helot)
sonraki kısımlarda miken kraliçesi olduğu zamanlar anlatılıyor. doğan çcocukları nedeniyle geçmişte yaşananları sineye çekmeye karar veriyor karakterimiz. bu kısım da aslında, kadın diye küçümsüyorsunuz ama bak ülkeyi nasıl yönetiyor, teması anlatılıyor. agamemnon işleri klytaimestra'ya bırakmış sefahat alemlerinde zaman geçiriyor. yazar hanım "kadının gücü" vurgusunu güçlendiriyor bu bölümlerde. ikinci ve sabrı taşıran diğer olaysa bu kısımda gerçekleşiyor. truva savaşı için ordular toplanmış fakat uygun rüzgarların eksikliği yüzünden bir türlü sefere çıkılamaz. agamemnon'un yanında bulundurduğu falcının önerisi üzerine bir plan yapılır. tanrıça artemis'i memnun etmeleri gerektiği kanısına varırlar. miken sarayı'na haber gönderilir ve evlilik için kızı iphigena'yı ve karısı klytaimestra'yı çağırtır kral.
klytaimestra tuzağa düşürülerek bağlanır ancak kurtulmayı başarır. kızı iphigena'nın kurban edilişini engellemeye çalışsa da başarılı olamaz.
sonrası tabi ki truva savaşı yılları ve miken sarayı'nda hakimiyetini arttıran klytaimestra'yı okuyoruz. burada sevgilisiyle beraber intikam planları kuruyor, bir taraftan da oğlunu sparta hükümdarı yapmak için evlilik anlaşmaları kuruyor. kalan çocuklarıyla olan ilişkilerini okuyacaksınız ve nihayetinde intikamını da alacak ve kitap klytaimestra zirvedeyken bitecek.
daha genel bir eleştiri de yapmak istiyorum. tarihi ve mitolojik kadın karakter yazan, kadın yazarlarda lezbiyenlik takıntısı var sanırım. kurguyu güçlendirmek yerine erkeklere karşı manifesto havasında lezbiyen ilişki anlatısına denk geliyorum ısrarla. burada da klytaimestra'nın kız kardeşi timandra üzerinden bu anlatı yapılmış. güçlü kadın olmayı bu yolla anlatmaya çalışmaları bana fazlasıyla anlamsız geliyor. ataerkil düzene karşı çıkalım. peki nasıl? erkeklere ihtiyacımız olmadığını anlatalım, yani kadın kadına sevişsinler...aynı mevzu iskandinav mitolojisi konulu başka bir kitapta daha vardı.
(bkz: cadının yüreği)
mitolojilere ilgi duyan ancak akademik okumalar yerine roman tercih eden okurların alabileceği bir kitap. bana kalırsa kurgusu pek iyi değil, çünkü: klytaimestra karakterinin savaşçı yönü fazlasıyla abartılmış, film ve dizilerde bir türlü yenilemeyen karakterler gibi yazılmış. kardeşleri sürekli sorun çıkarsa da olanlara ablalık anaçlığıyla yaklaşıp sürekli koruyup kollayan bir karakter tasvir edilmiş. bir noktada helen ve kendisini kıyasladığı bir an var sadece, onun dışında anaçlıktan ödün vermeyen bir kraliçe kendisi. her sorunu olan klytaimestra'ya koşuyor, o da itiraz etmeden yardım ediyor. destanvari bir heyecan da uyandırmadı bende ama dediğim gibi mitolojik bir öykü olduğu için meraklısı alıp okuyabilir.
kitap olarak olmasa dahi karakterin hayatı bilinmeli. romantik, çiçek, böcek yunan mitleri'nin aksine, tam manasıyla trajedi. spartalı da olsan, baban kral da olsa ilgili zaman diliminde grek bir kadının hayatını okuyacaksınız. malum olduğu üzere bu tarz anlatılar toplumların geçmişi hakkında fikir verir. tamamı gerçek olmasa da hakikat kırıntıları taşırlar. yazar hanımefendi de sanıyorum ki bu gerekçeyle kitabını yazmayı tercih etmiş. batı medeniyet algısının da beslendiği yunan mitleri'ne, özellikle de burada olduğu gibi geri planda kalmış olanlarına yakından bakmak ufuk açıcı olacaktır diye düşünüyorum. "barbar" söyleminin evrensel değil öznel olduğu gerçeği, güncel popüler kültür ve medeniyet algısındaki yunan mitolojisi etkisi göz önünde bulundurulursa, kendisini daha iyi gösterecektir. bu kurgu romanda adı geçen karakterlerin bir dönem savaşlarda dahi yer aldığını, sembolik amaçlarla kullanıldığı da hatırlanırsa kastımın ne olduğu daha net anlaşılabilir. "yunanlılık" vurgusu karakter diyaloglarında kendisini gösteriiyor gerçi ama yine de dikkat çekmek istedim.
kitapta klytaimestra'nın sparta prensesi ve sonrasında da miken kraliçesi olduğu dönem anlatılıyor. intikamını almasıyla kitabın sonuna geliyoruz ama bu klytaimestra'nın hikayesinin sonu değil. dedim ya, öyküsü ziyadesiyle trajik. ilgili dönem arasında herkesin az da olsa haberdar olduğu truva savaşı'ndan da söz ediliyor. bizzat savaş alanı anlatılmasa da; savaşın öncesi, truva'ya gidiş yolunda çıkan zorluklar ve çözümler, savaş sırasında sparta ve miken'de yaşanan olay ve entrikalar anlatılıyor.
mitolojide ve hatta astrolojide yer alan önemli birçok karakter de kitapta mevcut. bunlardan bir tanesi tanım kısmında da adını geçirdiğim helen. popüler kültürde olağanüstü güzelliği ve truva savaşı'ndaki etkisi çokça bilinse de meraklısı olmayanlarca pek bilinmeyen bir tecavüz olayı da anlatılıyor. bu olaya dair bakış açılırıysa müspet yönde, olumlu bile bakılıyor. detayı spoiler olarak yazayım ki "kitabı almak istiyorum ve bazı şeyleri okurken öğrensem daha iyi olur" diyecekler için tadı kaçmasın.
babası zeus ve bir yunan kahramanı olan theseus ve arkadaşı peirithous, sparta sarayında herkesin uyuduğu bir vakitte helen'i kaçırır. önce kimin tecavüz edeceği üzerine de zar atarlar.
tek ilginç olay bu da değil elbette. helen ve klytaimestra'nın anneleri leda da zeus'un kuğu kılığına girmesi dolayısıyla bir tanrıyla ilişkiye girer. bu ilişki neticesinde doğan helen, aslında zeus'un kızıdır. bu anlatı nazaran daha bilinir gibi geliyor bana truva savaşı ve helen'in eş seçimi mevzusunda anlatılıyor. zeus'tan olma diğer kardeşiyse pollux. toplu halde yazayım: pollux ve helen'in babası zeus; klytaimestra ve kastor'un babasıysa sparta kralı tyndareos. ikizler takım yıldızına adını verecek olanlar da pollux ve kastor kardeşler. kitapta bunların maceraları da anlatılıyor.
tekrar ana karakterimize dönecek olursak, trajedisinin başlangıcına neden olan sebep: agamemnon'un kendisiyle evlenmek istemesi. burada bir pürüz var, o da klytaimestra'nın halihazırda evli olması ve çocuğunun olması. pürüz dedim ya, konuya tam olarak öyle bakılıyor.
tyndareos'un bilgisi dahilinde, klytaimestra'nın kocası maionia kralı tantalos, agamemnon tarafından sparta sarayı'nda katledilir. bu katliamdan daha bebek olan oğlu da nasibini alır.
bu mevzu niye oluyor peki? bir ölçüde yunan birliği için. iki güçlü yunan krallığı sparta ve miken ülkesinin ittifakı, kendisini truva savaşı'nda da gösterecek malum. barbarlık demiştim, tam olarak o mevzu aslında. medeniyete hangi pencereden baktığına göre değişkenlik gösteriyor. miken hükümdarı varken, anadolu'da gediz nehri kıyısında bir şehrin kralı olsan da dış kapının, dış mandalısın buna göre. ayrıca spoiler olarak yazdığım olayda zoraki rol alan, spartalılılar'ın gelişinden evvel bölgenin yerel halkı helotlar mevzusu var bir de. yazar bu konuyu güzel işlemiş allah var. öldürülmeleri veya tecavüze uğramaları spartalılar için sorun teşkil etmeyen insanlar.
(bkz: helot)
sonraki kısımlarda miken kraliçesi olduğu zamanlar anlatılıyor. doğan çcocukları nedeniyle geçmişte yaşananları sineye çekmeye karar veriyor karakterimiz. bu kısım da aslında, kadın diye küçümsüyorsunuz ama bak ülkeyi nasıl yönetiyor, teması anlatılıyor. agamemnon işleri klytaimestra'ya bırakmış sefahat alemlerinde zaman geçiriyor. yazar hanım "kadının gücü" vurgusunu güçlendiriyor bu bölümlerde. ikinci ve sabrı taşıran diğer olaysa bu kısımda gerçekleşiyor. truva savaşı için ordular toplanmış fakat uygun rüzgarların eksikliği yüzünden bir türlü sefere çıkılamaz. agamemnon'un yanında bulundurduğu falcının önerisi üzerine bir plan yapılır. tanrıça artemis'i memnun etmeleri gerektiği kanısına varırlar. miken sarayı'na haber gönderilir ve evlilik için kızı iphigena'yı ve karısı klytaimestra'yı çağırtır kral.
klytaimestra tuzağa düşürülerek bağlanır ancak kurtulmayı başarır. kızı iphigena'nın kurban edilişini engellemeye çalışsa da başarılı olamaz.
sonrası tabi ki truva savaşı yılları ve miken sarayı'nda hakimiyetini arttıran klytaimestra'yı okuyoruz. burada sevgilisiyle beraber intikam planları kuruyor, bir taraftan da oğlunu sparta hükümdarı yapmak için evlilik anlaşmaları kuruyor. kalan çocuklarıyla olan ilişkilerini okuyacaksınız ve nihayetinde intikamını da alacak ve kitap klytaimestra zirvedeyken bitecek.
daha genel bir eleştiri de yapmak istiyorum. tarihi ve mitolojik kadın karakter yazan, kadın yazarlarda lezbiyenlik takıntısı var sanırım. kurguyu güçlendirmek yerine erkeklere karşı manifesto havasında lezbiyen ilişki anlatısına denk geliyorum ısrarla. burada da klytaimestra'nın kız kardeşi timandra üzerinden bu anlatı yapılmış. güçlü kadın olmayı bu yolla anlatmaya çalışmaları bana fazlasıyla anlamsız geliyor. ataerkil düzene karşı çıkalım. peki nasıl? erkeklere ihtiyacımız olmadığını anlatalım, yani kadın kadına sevişsinler...aynı mevzu iskandinav mitolojisi konulu başka bir kitapta daha vardı.
(bkz: cadının yüreği)
devamını gör...