komünizmin sağ türkçülüğün sol bir ideoloji olması
başlık "spiritüel aydınlık" tarafından 05.09.2023 15:28 tarihinde açılmıştır.
1.
kendini solcu olarak tanımlayan komünistlerin bu tanımlamasını şiddetle reddediyorum. solculuk nedir falan fişmekan, bu sorulara bazı kimseler taa fransız ihtilalinden örnek verecekler, yüzeysel birtakım tanımlamalara girişecekler. gerek yok buna. günümüzde daha çok ne gibi manalara geliyor ona bakmak lazım. sağ ideolji, gerici muhafazakâr kitleyi tanımlamak için kullanılır. komünistlerden daha gerici,daha muhafazakâr bir kitle ben görmedim açıkçası. bugün hâlâ stalin denen herifi namusu gibi savunan komünistler var,yoksa yok deyin. adam adı üstünde muhafazakâr. 21. yüzyılın dünyasında muhafaza ediyor sevdiceğinin, yoldaşının hatırasını. kraldan çok kralcı olan komünistler değil mi? mao'ya,stalin'e,pol pot'a ve birçok diktatöre tapanlar bunlar değil miydi zamanında? nerede ilericilik? "ülkücüler ve sentezciler hariç" türkçüler, bal gibi de solcudur. hiçbir putlaştırdıkları kişi yoktur. yeri geldimi atsız'ı da eleştirirler,ziya gökalp'i de, mustafa kemal'i de.çok büyük bir entelektüel kitleye sahip,son derece ilerici insanlardır.
devamını gör...
2.
sol nedir,bunun cevabını verebilecek 1 allah kulu da yok. anca basmakalıp şeyler.
devamını gör...
3.
türkçülüğün ve turancılığın radikal marksistler tarafından kurulduğunu, şekillendirildiğini bilmek gerekiyor öncelikle.
örneğin: mirsaid sultangaliyev, sosyalist bir türkistan devleti kurmaya çalışan bir turancıdır. turancılığın, yani kabaca söylersek türkleri bir çatı altında toplama fikrinin öncüsüdür. bu fikir bir marksist tarafından kuramsal çerçeveye oturtulmaya çalışılmıştır. galiyev bu uğurda yani sosyalist türkistan’ı kurmak için savaşmıştır.
türkçülüğü, turancılığı bizim memlekette teorik olarak geliştirenlerden biri de yusuf akçuradır, akçura “sultangaliyev’in hemşehrisidir.
onun da sol görüşlerin epey etkisinde kaldığını biliyoruz fakat akçura’nın siyasal düşüncelerini dönemlere ayırarak incelemek en doğru sonuçları verecektir bizlere.
arkadaş, ziya gökalp’ten söz etmiş, ziya gökalp asimile olmuş bir kürttür. türkiye’deki turancılığın bir diğer fikir babası agop boyacıyan da bir ermenidir. bundan başka, rıza tevfik bölükbaşı’ndan söz etmek gerekir, bir ekolü oluşturur söz konusu isimler. uzun bir konudur.
türkçülük veya turancılık dediğiniz anda marksizmin içine çekilirsiniz kaçınılmaz olarak.
yarı mizahi bir yaklaşımın arkasına sığınarak bile olsa, böyle meseleleri gündeme getirirken atıp tutmamak gerekir bence.
kemalizm ile sol sosyalizm arasında irtibat kurmaya çalışma, ikisini birbirine eklemleyerek yeni siyasal fikirler ortaya çıkarma gayreti de yukarıda bahsettiğim tarihsel müktesebattan beslenir. kemalizm ve sol arasına kalın bir çizgi çekip ikisini tefrik etmek çok çok zordur, hatta bazılarına göre böyle bir şey mümkün değildir. tabii “kemalizm” dediğimiz ideolojinin tek bir tanımı yoktur, birçok veçhesi vardır. başı sonu kesin olarak belli olan, yapısal bütünlüğe hâiz bir ideoloji değildir.
kemalizm, turancılığı ve islam dinini büyük ölçüde dışarıda bırakmış, osmanlı tarihini önemsizleştirmiş onun yerine yüzünü orta asya’ya dönmeye çalışmıştır. ardından fransa örneği esas alınarak seküler bir temelde yeni bir türkçülük inşa etmek için çaba gösterilmiştir.
türkçülük dendiğinde, turancılık ve islam dini bunun içinde mi kalıyor yoksa dışında mı kalıyor diye düşünmek lazımdır. bu ve benzeri farklılıklar türkçü fraksiyonların ayrışma noktalarıdır.
tek bir türkçülükten söz edilemez, tarihsel bağlamı göz önünde bulundurmak elzemdir.
türkçü olduğunu söyleyenlerin kahir ekseriyeti ne türkçe biliyor ne de türkçülüğün ve türklerin tarihini. manzara bu gördüğüm kadarıyla. belki ileride bizi şaşırtacak kişilerle karşılaşırız.
not: günümüzde kendini “türkçü” olarak adlandıranlar, radikal islamcılardan daha yobazdırlar. en ufak bir olumsuz eleştiriye (eleştiri olumlu da olabilir) tahammülleri yoktur, sekter ve dogmatik bir akımı temsil ederler. bana göre çoktan bir din haline gelmiştir.
örneğin: mirsaid sultangaliyev, sosyalist bir türkistan devleti kurmaya çalışan bir turancıdır. turancılığın, yani kabaca söylersek türkleri bir çatı altında toplama fikrinin öncüsüdür. bu fikir bir marksist tarafından kuramsal çerçeveye oturtulmaya çalışılmıştır. galiyev bu uğurda yani sosyalist türkistan’ı kurmak için savaşmıştır.
türkçülüğü, turancılığı bizim memlekette teorik olarak geliştirenlerden biri de yusuf akçuradır, akçura “sultangaliyev’in hemşehrisidir.
onun da sol görüşlerin epey etkisinde kaldığını biliyoruz fakat akçura’nın siyasal düşüncelerini dönemlere ayırarak incelemek en doğru sonuçları verecektir bizlere.
arkadaş, ziya gökalp’ten söz etmiş, ziya gökalp asimile olmuş bir kürttür. türkiye’deki turancılığın bir diğer fikir babası agop boyacıyan da bir ermenidir. bundan başka, rıza tevfik bölükbaşı’ndan söz etmek gerekir, bir ekolü oluşturur söz konusu isimler. uzun bir konudur.
türkçülük veya turancılık dediğiniz anda marksizmin içine çekilirsiniz kaçınılmaz olarak.
yarı mizahi bir yaklaşımın arkasına sığınarak bile olsa, böyle meseleleri gündeme getirirken atıp tutmamak gerekir bence.
kemalizm ile sol sosyalizm arasında irtibat kurmaya çalışma, ikisini birbirine eklemleyerek yeni siyasal fikirler ortaya çıkarma gayreti de yukarıda bahsettiğim tarihsel müktesebattan beslenir. kemalizm ve sol arasına kalın bir çizgi çekip ikisini tefrik etmek çok çok zordur, hatta bazılarına göre böyle bir şey mümkün değildir. tabii “kemalizm” dediğimiz ideolojinin tek bir tanımı yoktur, birçok veçhesi vardır. başı sonu kesin olarak belli olan, yapısal bütünlüğe hâiz bir ideoloji değildir.
kemalizm, turancılığı ve islam dinini büyük ölçüde dışarıda bırakmış, osmanlı tarihini önemsizleştirmiş onun yerine yüzünü orta asya’ya dönmeye çalışmıştır. ardından fransa örneği esas alınarak seküler bir temelde yeni bir türkçülük inşa etmek için çaba gösterilmiştir.
türkçülük dendiğinde, turancılık ve islam dini bunun içinde mi kalıyor yoksa dışında mı kalıyor diye düşünmek lazımdır. bu ve benzeri farklılıklar türkçü fraksiyonların ayrışma noktalarıdır.
tek bir türkçülükten söz edilemez, tarihsel bağlamı göz önünde bulundurmak elzemdir.
türkçü olduğunu söyleyenlerin kahir ekseriyeti ne türkçe biliyor ne de türkçülüğün ve türklerin tarihini. manzara bu gördüğüm kadarıyla. belki ileride bizi şaşırtacak kişilerle karşılaşırız.
not: günümüzde kendini “türkçü” olarak adlandıranlar, radikal islamcılardan daha yobazdırlar. en ufak bir olumsuz eleştiriye (eleştiri olumlu da olabilir) tahammülleri yoktur, sekter ve dogmatik bir akımı temsil ederler. bana göre çoktan bir din haline gelmiştir.
devamını gör...
4.
