deneme-inceleme / edebiyat
9 / 10
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

yazar tarık tufan'ın 2002 yılında yayımlanmış kitabıdır.

hayatın içinden, sokağımızdan, komşumuzdan gelen seslere odaklanmış gibi günlük ve yalın bir dille yazılmış denemelerden oluşur. fikirler zaman zaman tekrar edilmiş olsa da okunabilir, samimi bir kitaptı.
devamını gör...
tarık tufan'ın ismi kadar ilgi çekici denemelerinin olduğu, ilk basımı eylül 2002'de yapılmış olan kitabı.
yazarın diline alışmışsanız keyifle okuyacağınızı düşünüyorum. yalnız deneme türünü sevmeyenlere bu kitabı pek tavsiye etmem.

tarık tufan kendisiyle ve okuruyla konuşuyormuş gibi yazmayı çok sever. o yüzden eserlerini okurken bazen sohbet ediyormuş, bazen de sanki onu gizli gizli izliyormuşsunuz gibi bir düşünceye kapılırsınız. dualar, yakarışlar sıkça yer alır. siz de ona eşlik edersiniz bir yandan.

kitapta en sevdiğim bölümlerden birisi haziranda ölmek zor'dur. 'haziranda gidenlere' ithaf edilmiş olan bölümün başlığını gördüğünüz anda haziranda yaşadığınız kaybı hatırlayıp, kahrolmanız işten bile değildir... hele bir de yazar "ölmek hep erken gelir insanlara" diye başladıysa~ gözyaşları sel olur akar gider...

yine çok güzel bir deneme olan asalet benim adımla başlar!'dan~

"asalet, kokuşmuş bir hayatın ortasında, or*spu uzlaşıların arasında, mutlak gerçekliğin arkasında dik durabilmektir. asalet, düşmanların saldıracağı bir gece dostunun yerine yatağına girip, yorganı üzerine çekebilmektedir. asalet, çöl sıcağında, üzerinde kemiklerini kıracak kadar ağır bir kayanın altında, o’nun adını sayıklamaktır.

asalet bilal’in adıyla başlar.
asalet ebuzer’in adıyla başlar.
asalet senin adınla başlar.

şimdi başını dik tut ve yürü.
şimdi annenden ve sevgilinden kalma dualarını yanına al ve yürü. hayatı yeniden kuracak bir inadın, hayata yeni anlamlar katacak bir asaletin çocuğusun sen."

ve kitaba adını veren bölümde tarık tufan, "servet sahiplerinin, düşünce sahiplerine sundukları ahlâksız teklifin hazin hikâyelerinden biridir" diyerek anlattığı descartes ile kraliçe christina arasında geçen hikâye ile dünyanın bu bozuk düzeninin hep varolduğunu bir kez daha gösterir bize.

"bir gün büyük adamlar olacaksınız, baylar ve bayanlar. okur yazar olacaksınız, kalem sahibi olacaksınız, akademisyen olacaksınız, bir şeyler olacaksınız. majesteleri size danışmanlık teklif edecek, üst düzey yöneticilik vadedecek.

sizden karşılık olarak, o çırılçıplak ipek yatağında uzanırken, pirelerini kovalarken, aşktan söz etmenizi, erdemden, onurdan, devrimden söz etmenizi isteyecek sahte bakışlarla.

zihninizin ırzına geçecekler diledikleri zaman.
tüketecekler sizi.
tüketecekler.

stockholm’de bir gece vakti…
“neyin var descartes?”
“düşünüyorum, öyleyse…”
“evet. öyleyse?”
“hiç.”
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"kraliçenin pireleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim