orijinal adı: la vie passionnée de verlaine e poesie
yazar: paul verlaine
yayım yılı: 1959
türkçe çevirisini erdoğan alkan'ın yaptığı kitapta fransız şair paul verlaine'in yaşamına dair bilgiler ve şiirleri yer almaktadır.
yazar: paul verlaine
yayım yılı: 1959
türkçe çevirisini erdoğan alkan'ın yaptığı kitapta fransız şair paul verlaine'in yaşamına dair bilgiler ve şiirleri yer almaktadır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 11.01.2026 23:07 tarihinde açılmıştır.
1.
" ey tanrım, anladım her şey boşuna.. "
1844/ 1896 yılları arasında yaşayan fransız şair paul verlaine'in yaşamını, sanatını ve şiirlerini kapsayan yaklaşık 160 sayfalık eser; türkçe'ye erdoğan alkan tarafından çevrilmiş ve 1984 yılında yayınlanmıştır.
paul verlaine üzerine böylesine kapsamlı bir kitap okumak son derece güzeldi, şiirlerini daha iyi kavrayabilmek adına hayatının uzun uzun anlatılması gerekliydi, diğer türlüsü yavan olabilirdi, sanatçıyı anlamak için yaşamını etkileyen olayları da bilmek gerekir.
şimdi ise kitabımıza geçelim;
şairin hayatı ve hayatını etkileyen durumlar oldukça detaylı olarak anlatılmış, kitabın yarısı hayatı ve sanatını anlatmaya adanmış, kalan sayfalarda ise sadece şiirleri yer alıyor.
ben hayatından ziyâde şiirlerine odaklanacağım bu tanımda, keza beni ilgilendiren kısım da yalnızca geride bıraktığı izlerdir, arthur rimbaud ile olan gönül ilişkisi değil...
umutsuzluğun ağır bastığı şiirlerdi benim için, hayat karşısında yorulmuş ve bezmiş olmayı, yüreğinin dağlanıyor olmasını, aşkla yaralanmış olmayı, hâtıralardan vazgeçip vazgeçmeme arasında kalmayı, kendi hâline acıyor gibi olmayı, duygusal bağ kurmuş olsa da yalnızlık dışında servetinin olmamasının burukluğunu yansıtan şiirlerdi.
beklentim daha üst düzeydeydi ama beklentimi hiç karşılamayan bir kitap da değildi, bazı dizeleri oldukça iyiydi.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

yazık! uzaklarda mı o kıvançlı, saf günler?
işte yapayalnızım ürkek ve yapayalnız, umutsuz, garip bir öksüz misali ablasız, daha çok üşüyorum ak saçlı bir adamdan.
— hatırında mı o büyülü anlar?
— artık hatırlasam da neye yarar?
— ah o mutlu, o güzel günler gelir gözlerimin, önüne! — olabilir.
sallandığın yetmez mi
uykulu hoş bir düşte...
— çabuk kaç küçük dostum
bak, gün doğmada işte.—
bu nasıl hüzündür ki
canevimi dağlıyor?
nenin nesidir bu beşik, ki aniden
garip bedenimi nazlı nazlı sallar?
söyleyin nedir istediğiniz benden?
tenimde dolanan garip ve inceden,
ve ey uzaklaştıkça ölen şarkılar
aralık pencerelerde can çekişen?
işte yüreciğim, hep senin için çarpan.
gökyüzü mavi, durgun
ve yemyeşildi deniz
korkarım, —beni bir gün
bırakıp gidersiniz—
ruhum, gözlerini yum.
öldürmeli mi dersin eski hâtıraları?
ey tanrım beni aşkla yaraladın.
ey tanrım, anladım her şey boşuna
ve utkunuz yüreğimde yer etti,
ey tanrım, anladım herşey boşuna...
yalnızlıktı tek servetim.
harpte ölmekti dileğim:
gerçi yurtsuz, kıralsızdım
pekte yiğit sayılmazdım:
beni beğenmedi ölüm.
başımızdan bir şarkıdır yükselir
belleğimizin yok olduğu an.
çünki sen sevdin beni
ve sevmen gerekirdi...
1844/ 1896 yılları arasında yaşayan fransız şair paul verlaine'in yaşamını, sanatını ve şiirlerini kapsayan yaklaşık 160 sayfalık eser; türkçe'ye erdoğan alkan tarafından çevrilmiş ve 1984 yılında yayınlanmıştır.
paul verlaine üzerine böylesine kapsamlı bir kitap okumak son derece güzeldi, şiirlerini daha iyi kavrayabilmek adına hayatının uzun uzun anlatılması gerekliydi, diğer türlüsü yavan olabilirdi, sanatçıyı anlamak için yaşamını etkileyen olayları da bilmek gerekir.
şimdi ise kitabımıza geçelim;
şairin hayatı ve hayatını etkileyen durumlar oldukça detaylı olarak anlatılmış, kitabın yarısı hayatı ve sanatını anlatmaya adanmış, kalan sayfalarda ise sadece şiirleri yer alıyor.
ben hayatından ziyâde şiirlerine odaklanacağım bu tanımda, keza beni ilgilendiren kısım da yalnızca geride bıraktığı izlerdir, arthur rimbaud ile olan gönül ilişkisi değil...
umutsuzluğun ağır bastığı şiirlerdi benim için, hayat karşısında yorulmuş ve bezmiş olmayı, yüreğinin dağlanıyor olmasını, aşkla yaralanmış olmayı, hâtıralardan vazgeçip vazgeçmeme arasında kalmayı, kendi hâline acıyor gibi olmayı, duygusal bağ kurmuş olsa da yalnızlık dışında servetinin olmamasının burukluğunu yansıtan şiirlerdi.
beklentim daha üst düzeydeydi ama beklentimi hiç karşılamayan bir kitap da değildi, bazı dizeleri oldukça iyiydi.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

yazık! uzaklarda mı o kıvançlı, saf günler?
işte yapayalnızım ürkek ve yapayalnız, umutsuz, garip bir öksüz misali ablasız, daha çok üşüyorum ak saçlı bir adamdan.
— hatırında mı o büyülü anlar?
— artık hatırlasam da neye yarar?
— ah o mutlu, o güzel günler gelir gözlerimin, önüne! — olabilir.
sallandığın yetmez mi
uykulu hoş bir düşte...
— çabuk kaç küçük dostum
bak, gün doğmada işte.—
bu nasıl hüzündür ki
canevimi dağlıyor?
nenin nesidir bu beşik, ki aniden
garip bedenimi nazlı nazlı sallar?
söyleyin nedir istediğiniz benden?
tenimde dolanan garip ve inceden,
ve ey uzaklaştıkça ölen şarkılar
aralık pencerelerde can çekişen?
işte yüreciğim, hep senin için çarpan.
gökyüzü mavi, durgun
ve yemyeşildi deniz
korkarım, —beni bir gün
bırakıp gidersiniz—
ruhum, gözlerini yum.
öldürmeli mi dersin eski hâtıraları?
ey tanrım beni aşkla yaraladın.
ey tanrım, anladım her şey boşuna
ve utkunuz yüreğimde yer etti,
ey tanrım, anladım herşey boşuna...
yalnızlıktı tek servetim.
harpte ölmekti dileğim:
gerçi yurtsuz, kıralsızdım
pekte yiğit sayılmazdım:
beni beğenmedi ölüm.
başımızdan bir şarkıdır yükselir
belleğimizin yok olduğu an.
çünki sen sevdin beni
ve sevmen gerekirdi...
devamını gör...
