1.
müzik kutusu (kısa film)
senaryosu tolga taş tarafından yazılan ve aynı isim tarafından yönetilen 13 dakikalık kısa film; oyuncu kadrosunda, aziz ali uyar, şahin kavsara, furkan kasalak, berkecan karatepe gibi isimler yer almakta iken geçtiğimiz ocak ayında yayınlanmıştır.

bedelini alın teriyle ödemediğin hiçbir şey tam anlamıyla sana ait değildir, emek vermeden sahip olduğun hiçbir şey sana gerçek bir mutluluk veremez ana fikrinin çıkarılabileceği bir kısa filmdi.
müzik mağazasında görmüş olduğu müzik kutusuna sahip olmak isteyen bir çocuğun hayalleri üzerinden insanın kendi hayallerini sorgulamasını sağlayan bir kısa filmdi benim için.
çocuğun evsiz olduğu ve dilenmekten başka çaresinin olmadığı görülüyor, o müzik kutusunu sık sık ziyâret ediyor, hayaline dokunuyor ama ona erişemiyor, bu durum da insanın hayallerinin aynı anda hem ne kadar yakın hem de ne kadar uzak olabildiğini hatırlatıyor, üstelik hissettiriyor.
mutluluğunu o müzik kutusunun varlığı üzerine temellendirmiş olduğunu hissettiriyor, o müzik kutusu bence bir metafordu da, gerçekleşmesi imkânsız görünen bir hayalin simgesi niteliğindeydi bence biraz da, olmasa da yaşayabileceğin ama yokluğu seni üzen bir insan, bir varlık olabilirdi, yitirmek istemediğin herhangi bir insan ya da nesne.
çocuğun bu müzik kutusuna emek vermeden sahip olmak istemediği görülüyor, ona sahip olmak için mendil satıyor, bir gün hırsızlık yapmayı bile aklından geçiriyor, az daha müzik kutusunu alıp mağazadan çıkacaktı ama vicdanı onu durduruyor.
sonrasında ise müzik kutusu hayalinin gerçek olup olmadığını görmemiz ile filmin sonuna doğru yaklaşıyoruz...
konu açısından fazla kapsamlı bir kısa film değildi belki ama hayal ve emek üzerine düşündüren bir yanı da yok değildi neticede.
ana fikir ise bence şöyleydi;
emek vermeden sahip olduğun hiçbir şeyin bir değeri yoktur, olamaz, yalnızca uğruna bedel ödediğin, emek verdiğin şeyler sana ait olabilir, hayal kurmak çok güzeldir ama her hayal gerçekleşemez dünyada, gerçekleşmemesi dünyanı yıkmasın.
hayallerin hayal olarak kalmaması için emek vermekten başka çare yok...

bedelini alın teriyle ödemediğin hiçbir şey tam anlamıyla sana ait değildir, emek vermeden sahip olduğun hiçbir şey sana gerçek bir mutluluk veremez ana fikrinin çıkarılabileceği bir kısa filmdi.
müzik mağazasında görmüş olduğu müzik kutusuna sahip olmak isteyen bir çocuğun hayalleri üzerinden insanın kendi hayallerini sorgulamasını sağlayan bir kısa filmdi benim için.
çocuğun evsiz olduğu ve dilenmekten başka çaresinin olmadığı görülüyor, o müzik kutusunu sık sık ziyâret ediyor, hayaline dokunuyor ama ona erişemiyor, bu durum da insanın hayallerinin aynı anda hem ne kadar yakın hem de ne kadar uzak olabildiğini hatırlatıyor, üstelik hissettiriyor.
mutluluğunu o müzik kutusunun varlığı üzerine temellendirmiş olduğunu hissettiriyor, o müzik kutusu bence bir metafordu da, gerçekleşmesi imkânsız görünen bir hayalin simgesi niteliğindeydi bence biraz da, olmasa da yaşayabileceğin ama yokluğu seni üzen bir insan, bir varlık olabilirdi, yitirmek istemediğin herhangi bir insan ya da nesne.
çocuğun bu müzik kutusuna emek vermeden sahip olmak istemediği görülüyor, ona sahip olmak için mendil satıyor, bir gün hırsızlık yapmayı bile aklından geçiriyor, az daha müzik kutusunu alıp mağazadan çıkacaktı ama vicdanı onu durduruyor.
sonrasında ise müzik kutusu hayalinin gerçek olup olmadığını görmemiz ile filmin sonuna doğru yaklaşıyoruz...
konu açısından fazla kapsamlı bir kısa film değildi belki ama hayal ve emek üzerine düşündüren bir yanı da yok değildi neticede.
ana fikir ise bence şöyleydi;
emek vermeden sahip olduğun hiçbir şeyin bir değeri yoktur, olamaz, yalnızca uğruna bedel ödediğin, emek verdiğin şeyler sana ait olabilir, hayal kurmak çok güzeldir ama her hayal gerçekleşemez dünyada, gerçekleşmemesi dünyanı yıkmasın.
hayallerin hayal olarak kalmaması için emek vermekten başka çare yok...
devamını gör...

















