1.
no country for old men
amerikalı pulitzer ödüllü yazar cormac mccarthy imzası taşıyan ihtiyarlara yer yok adlı eserden uyarlanan 2007 yapımlı amerikan filmi olup ethan coen ve joel coen tarafından yönetilmiş ve çok sayıda ödül almıştır.

başrolde javier bardem, tommy lee jones, josh brolin, kelly macdonald gibi oyuncular rol almaktadır.
değişen dünya düzenini ihtiyar bir şerif, bir seri kâtil ve rant yoluyla elde ettiği parayı bırakmak istemeyen genç sayılabilecek bir adamın kesişen hayatları üzerinden anlatır.
olaylar 1980'li yıllarda geçiyor.
bir gün avcılık niyetiyle orada bulunan llewellyn adlı bir adam bir arbedenin kalıntılarına denk gelir, ortalık kan gölüne dönmüştür, her şey paramparça ve tuz buzdur, llewellyn bulduğu ama hak etmediği parayı alıp kaçacaktır, o parayı hak ettiğine inandığı için onun açısından bir sorun yoktur, gel gelelim işler istediği gibi gitmeyebilir...
kurbanlarını yazı tura yoluyla öldürmeyi tercih eden oldukça soğukkanlı bir serî kâtil olan anton chigurh onun peşini bırakmaya niyetli değildir.
burada bir es verip llewellyn ve anton chigurh karakterleri hakkında konuşmakta fayda var.
llewellyn hak etmediği paraya el sürmüş olsa bile seri kâtil kadar soğukkanlı ve acımasız değil gibidir, her ne kadar geyik avına çıkmış olsa da, yüzünde genellikle hüzünlü bir ifâde hüküm sürer, evlidir ve annesi ölmüştür.
anton chigurh ise oldukça ilginç bakış açılarına sahip biri olduğu izlenimi vermektedir, karşısındaki insana bir soru sorduğunda konunun saptırılmasından haz etmez, direkt olarak net olunmasını ve istediği cevabın hemen o an verilmesini ister, insanların onu yormasına tahammülü yoktur.
ve şerif bell...
olaylara hem aklıyla hem yüreğiyle yaklaşan, analitik ve oldukça zeki bir şeriftir,
ihtiyarlamıştır, bu değişen düzen onun bildiği doğruları ters yüz edecek gibidir, artık ihtiyarlara yer yoktur...
anton chigurh, llewellyn tarafından el konulan milyon dolarların peşine düşmüştür, bu uğurda savaşacak, karşısına çıkan kimseye acımayacaktır.
ihtiyar şerif bell'in gördüğü rüyayı anlatmasıyla filmimizin sonlarına doğru yaklaşırız...
filmle ilgili kişisel fikirlerime geçiyorum.
konu açısından etkileyici bulduğum bir filmdi, javier bardem oldukça etkileyici bir oyunculuk sergileyerek insanı ara sıra düşündürüyor.
en etkileyici bulduğum sahneler şöyle oldu;
anton chigurh, llewellyn'in evine sızmış olduğu anda onun karısı ile göz göze geliyor ve adamın karısı ise o gün annesini toprağa verdiğini söylüyor.
javier bardem bu anda gözleri dolu gibi bakıyor ve bu sahne gerçekten etkileyiciydi.
ikinci etkileyici bulduğum sahne ise,
anton chigurh trafik kazası yaptıktan sonra kolunun kemiği etinden dışarı çıkıyor ve ona iki erkek çocuğu yardım ediyor, onlardan yardım istediği anlar da duygusal gibiydi.
anton chigurh kader ve teslimiyet gibi konular üzerinde düşünmeye sevk eder iken dünyaya ise kendine özgü bir bakış açısıyla yaklaşıyor.
en tahmin edilemez karakter benim için oydu, merhametin ve zâlimliğin bir insanda aynı anda bulunabilme ihtimâli ile bizi baş başa bırakıyor.
hayatımızın ipleri bizim elimizde midir, yoksa her şey bir yazı tura kadar basit midir?
kim bilir?

başrolde javier bardem, tommy lee jones, josh brolin, kelly macdonald gibi oyuncular rol almaktadır.
değişen dünya düzenini ihtiyar bir şerif, bir seri kâtil ve rant yoluyla elde ettiği parayı bırakmak istemeyen genç sayılabilecek bir adamın kesişen hayatları üzerinden anlatır.
olaylar 1980'li yıllarda geçiyor.
bir gün avcılık niyetiyle orada bulunan llewellyn adlı bir adam bir arbedenin kalıntılarına denk gelir, ortalık kan gölüne dönmüştür, her şey paramparça ve tuz buzdur, llewellyn bulduğu ama hak etmediği parayı alıp kaçacaktır, o parayı hak ettiğine inandığı için onun açısından bir sorun yoktur, gel gelelim işler istediği gibi gitmeyebilir...
kurbanlarını yazı tura yoluyla öldürmeyi tercih eden oldukça soğukkanlı bir serî kâtil olan anton chigurh onun peşini bırakmaya niyetli değildir.
burada bir es verip llewellyn ve anton chigurh karakterleri hakkında konuşmakta fayda var.
llewellyn hak etmediği paraya el sürmüş olsa bile seri kâtil kadar soğukkanlı ve acımasız değil gibidir, her ne kadar geyik avına çıkmış olsa da, yüzünde genellikle hüzünlü bir ifâde hüküm sürer, evlidir ve annesi ölmüştür.
anton chigurh ise oldukça ilginç bakış açılarına sahip biri olduğu izlenimi vermektedir, karşısındaki insana bir soru sorduğunda konunun saptırılmasından haz etmez, direkt olarak net olunmasını ve istediği cevabın hemen o an verilmesini ister, insanların onu yormasına tahammülü yoktur.
ve şerif bell...
olaylara hem aklıyla hem yüreğiyle yaklaşan, analitik ve oldukça zeki bir şeriftir,
ihtiyarlamıştır, bu değişen düzen onun bildiği doğruları ters yüz edecek gibidir, artık ihtiyarlara yer yoktur...
anton chigurh, llewellyn tarafından el konulan milyon dolarların peşine düşmüştür, bu uğurda savaşacak, karşısına çıkan kimseye acımayacaktır.
ihtiyar şerif bell'in gördüğü rüyayı anlatmasıyla filmimizin sonlarına doğru yaklaşırız...
filmle ilgili kişisel fikirlerime geçiyorum.
konu açısından etkileyici bulduğum bir filmdi, javier bardem oldukça etkileyici bir oyunculuk sergileyerek insanı ara sıra düşündürüyor.
en etkileyici bulduğum sahneler şöyle oldu;
anton chigurh, llewellyn'in evine sızmış olduğu anda onun karısı ile göz göze geliyor ve adamın karısı ise o gün annesini toprağa verdiğini söylüyor.
javier bardem bu anda gözleri dolu gibi bakıyor ve bu sahne gerçekten etkileyiciydi.
ikinci etkileyici bulduğum sahne ise,
anton chigurh trafik kazası yaptıktan sonra kolunun kemiği etinden dışarı çıkıyor ve ona iki erkek çocuğu yardım ediyor, onlardan yardım istediği anlar da duygusal gibiydi.
anton chigurh kader ve teslimiyet gibi konular üzerinde düşünmeye sevk eder iken dünyaya ise kendine özgü bir bakış açısıyla yaklaşıyor.
en tahmin edilemez karakter benim için oydu, merhametin ve zâlimliğin bir insanda aynı anda bulunabilme ihtimâli ile bizi baş başa bırakıyor.
hayatımızın ipleri bizim elimizde midir, yoksa her şey bir yazı tura kadar basit midir?
kim bilir?
devamını gör...




















