1.
hostile
senaryosu mathieu turi tarafından yazılan ve aynı isim tarafından yönetilen film; 2017 yapımlı olduğu bilgisi verilmiş iken başrolde brittany ashworth, grégory fitoussi rol alır iken kadronun devamında ise javier botet, mohamed aroussi, stephanie slama, richard meiman, jay benedict gibi isimler yer almaktadır.

son zamanlarda izlediğim en farklı, en dokunaklı, en iz bırakan filmdi diyebilirim, bazı açılardan mantık hataları barındırdığı görülüyor ama şimdi filmimize geçelim;
film apokaliptik bir çağda hayatta kalmayı başaran genç bir kadın olan
juliette'in mücadelesine, jack ile aşklarına, erzak bulmak için çıktığı bu yolculukta yaratıkların esiri olma durumuna eğiliyor.
juliette, jack ile bir sanat galerisinde tanışıyor, o sanat galerisinin sahibi oymuş, jack herkesten farklı, juliette herkesten farklı, kısa süre içinde aşık oluyorlar ama ilişkileri inişli ve çıkışlı, juliette bir eroin bağımlısı çünkü, başkalarının fark bile etmeyeceği ama jack'in önemsediği, yargılamayacağı biri olduğunu biliyor.
genç kadın yaratıklarla mücadele ederken, hayatta kalmak için mücadele verirken geçmişi hatırlıyor, şimdiki durumunu ve geçmişi onun yaşadığı flashbackler yardımıyla iç içe yansıtıyor filmimiz.
ölümle burun buruna geldiği bu anlarda hep onda en çok iz bırakan anıları hatırladığını görüyoruz, ki bu detay benim için etkileyici nitelikteydi, ölüm geldiğinde ya da öleceğini sandığında hayatının aşkını hatırlamak, hayatının yalnızca ondan ibâret olması, etkileyen, düşündüren durumlardandı.
hatırladığı anılarda onların yeni ev aldıkları, çocuk sahibi olma hayalleri, bir anıda ise hamile olduğu ve doğum ânı gibi şeyler karşımıza çıkıyor.
belki trajik şeyler yaşanacaktır anne olduğu gün, sebebi ise bir zamanlar eroin bağımlısı olması olabilir...
juliette arkadaşlarına telsiz ve çeşitli cihazlar yardımıyla ulaşır, takip cihazını çalıştırması gerekir, aynı zamanda ise bacağı kırılmıştır, bacağına bir şey saplanmıştır ve çıkarmaya çalışırken ölümcül acılar çeker, hayatta kalmak zorundadır.
onun birkaç yaratıkla mücadelesi ile filmimizin sonlarına doğru yaklaşıyoruz.
işte filmin en can alıcı sahnelerinden biri geliyor ve filmimiz sona eriyor...
şimdi ise mantık hataları barındırıyor deme sebebime geçmem gerekirse;
durup dururken apokaliptik çağ ne zaman ve nasıl başladı, nasıl bu hale gelindi?
şimdi ise filmle ilgili kişisel fikirlerime geçiyorum;
konusu etkileyiciydi, oyunculuklar da bence etkileyici düzeydeydi, özellikle de başroldeki isimlerin o duyguyu vermeleri dikkate değer, iz bırakır nitelikteydi.
bende en çok iz bırakan kısım şuydu;
insan ölmek üzere olduğunda hep en sevdiği insanı hatırlıyor, belki de hayatımız en sevdiğimiz insanla olan güzel anılarımızdan ibârettir.
bir sahnede jack onun yüzüne ellerini koyuyor ve son sahnede de yaratık ona aynı hareketi yapıyor, bu da demek oluyor ki...
o yaratık jack'ti...

son zamanlarda izlediğim en farklı, en dokunaklı, en iz bırakan filmdi diyebilirim, bazı açılardan mantık hataları barındırdığı görülüyor ama şimdi filmimize geçelim;
film apokaliptik bir çağda hayatta kalmayı başaran genç bir kadın olan
juliette'in mücadelesine, jack ile aşklarına, erzak bulmak için çıktığı bu yolculukta yaratıkların esiri olma durumuna eğiliyor.
juliette, jack ile bir sanat galerisinde tanışıyor, o sanat galerisinin sahibi oymuş, jack herkesten farklı, juliette herkesten farklı, kısa süre içinde aşık oluyorlar ama ilişkileri inişli ve çıkışlı, juliette bir eroin bağımlısı çünkü, başkalarının fark bile etmeyeceği ama jack'in önemsediği, yargılamayacağı biri olduğunu biliyor.
genç kadın yaratıklarla mücadele ederken, hayatta kalmak için mücadele verirken geçmişi hatırlıyor, şimdiki durumunu ve geçmişi onun yaşadığı flashbackler yardımıyla iç içe yansıtıyor filmimiz.
ölümle burun buruna geldiği bu anlarda hep onda en çok iz bırakan anıları hatırladığını görüyoruz, ki bu detay benim için etkileyici nitelikteydi, ölüm geldiğinde ya da öleceğini sandığında hayatının aşkını hatırlamak, hayatının yalnızca ondan ibâret olması, etkileyen, düşündüren durumlardandı.
hatırladığı anılarda onların yeni ev aldıkları, çocuk sahibi olma hayalleri, bir anıda ise hamile olduğu ve doğum ânı gibi şeyler karşımıza çıkıyor.
belki trajik şeyler yaşanacaktır anne olduğu gün, sebebi ise bir zamanlar eroin bağımlısı olması olabilir...
juliette arkadaşlarına telsiz ve çeşitli cihazlar yardımıyla ulaşır, takip cihazını çalıştırması gerekir, aynı zamanda ise bacağı kırılmıştır, bacağına bir şey saplanmıştır ve çıkarmaya çalışırken ölümcül acılar çeker, hayatta kalmak zorundadır.
onun birkaç yaratıkla mücadelesi ile filmimizin sonlarına doğru yaklaşıyoruz.
işte filmin en can alıcı sahnelerinden biri geliyor ve filmimiz sona eriyor...
şimdi ise mantık hataları barındırıyor deme sebebime geçmem gerekirse;
durup dururken apokaliptik çağ ne zaman ve nasıl başladı, nasıl bu hale gelindi?
şimdi ise filmle ilgili kişisel fikirlerime geçiyorum;
konusu etkileyiciydi, oyunculuklar da bence etkileyici düzeydeydi, özellikle de başroldeki isimlerin o duyguyu vermeleri dikkate değer, iz bırakır nitelikteydi.
bende en çok iz bırakan kısım şuydu;
insan ölmek üzere olduğunda hep en sevdiği insanı hatırlıyor, belki de hayatımız en sevdiğimiz insanla olan güzel anılarımızdan ibârettir.
bir sahnede jack onun yüzüne ellerini koyuyor ve son sahnede de yaratık ona aynı hareketi yapıyor, bu da demek oluyor ki...
o yaratık jack'ti...
devamını gör...





















