1.
ishak (kitap)
" bütün kederini, yıkılışını,
yüzünün görünmeyen yanına saklıyordu.
bunu neden yapıyordu? "
1936/ 1995 yılları arasında yaşayan türk yazar ve şair onat kutlar imzalı eser; öykü türünde yer alır iken 1959 yılında yayınlanmıştır.
unutulmuş kent ve çeviri şiirler adlı eserinden sonra kendisinden okuduğum son kitap bu oldu.
horozlar, hadi, yunus, çatı, kediler, dördüncü, at cambazları, ishak, kül kuşları olmak üzere toplam 9 öyküden oluşmaktadır.
horozlar adlı ilk öyküde oruç tutan ve iftar saatini bekleyen bir ailenin akşam saatleri konu ediniliyor, ayrıca babaanne de onlarla kalıyor ve onun horozlarla olan macerası öyküye bu adı veriyor, iyi ya da duygusal sayılabilecek bir öyküydü.
hadi öyküsünde ise bir kadın ve bir adamın arasındaki ilişkinin yanı sıra aralarındaki gerilim de konu ediniliyor, kıskançlık, ihânet gibi şeyleri de hissettiren bir öyküydü.
yunus adlı öyküde ise bir akrabalık ilişkileri, hiç kimseden korkusu olmayan bir amcanın başına gelenler, küçük bir çocuğun gözlemleri, adamı bekleyen hazin son anlatılıyor, bazı açılardan etkileyici bulduğum bir öykü oldu.
çatı öyküsü ise yoksul bir ailenin dramına eğiliyor, büyükanne de onlarla yaşamakta iken komşuları da o akşam onlarda oturuyor ve yağmurlu bir günde evin damı akmaya başlıyor, çatı onarılmamış ve güleç osman adında gizli bir kahraman evin çatısını gizlice onarmaya çalışıyor, aile durumu fark ediyor ve olaylar gelişiyor, hüzünlü olduğu kadar güldüren bir öyküydü biraz da.
kediler öyküsü son derece ilginç ve büyülü gerçekçilik akımından izler taşır gibiydi, bir adamın ziyareti, ziyaret ettiği evdeki adamın ölü ama hareket eden kedilerle yaşaması, sanki hem rüya hem gerçek izlenimi veren olaylar öyküyü farklı kılmaktaydı, bazı cümlelerini oldukça iyi bulduğum bir öyküydü.
kitapla aynı adı taşıyan ishak adlı öyküde ise avcılık, ishak adlı kuşun başına gelenler ve kişiler arasındaki gerilim anlatılıyor, beklediğim kadar can alıcı bir öykü değildi benim için.
şimdi ise kitapla ilgili kişisel fikirlerime geçiyorum;
yazar, bu kitabı yayınlandığında henüz 23 yaşındaymış ve 23 yaşındaki bir insandan beklenmeyecek kadar özgün ve etkileyici öykülerdi bazıları, özellikle de bazı cümleleri oldukça iyi, etkili, çarpıcıydı.
öykülerde fark ettiğim bir şey vardı, yazar öykülerde sanki hep bir açık kapı bırakmak ister gibiydi, ben bu kadarını anlatıyorum ama daha fazlası da var, görünmeyen bir giz de var bu öykülerde, sen anla der gibiydi.
çatı, yunus ve kediler adlı öyküler diğer öykülere göre daha farklı bulduğum öykülerdi.
seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

sonsuz bir gülünçlüğün ortasındaydı.
yani annemi hatırlamamaya imkân var mı?
işte ölümü gömdük.
sanki hiç olmayacakmış gibi.
ölümü sabaha rağmen sürdürebiliyordu. bunu yeryüzünde sadece o yapabiliyordu.
gözleri gözlerime bakıyordu.
yabansı, soluk, anlaşılmaz.
kim bilir belki de onun öleceğini kabul etmek istemiyordum.
ama bu gün gibi apaçıktı.
kendini ölüme hazırladığı gündü —
görünmeyeni kim susturabilir?
yüzünün görünmeyen yanına saklıyordu.
bunu neden yapıyordu? "
1936/ 1995 yılları arasında yaşayan türk yazar ve şair onat kutlar imzalı eser; öykü türünde yer alır iken 1959 yılında yayınlanmıştır.
unutulmuş kent ve çeviri şiirler adlı eserinden sonra kendisinden okuduğum son kitap bu oldu.
horozlar, hadi, yunus, çatı, kediler, dördüncü, at cambazları, ishak, kül kuşları olmak üzere toplam 9 öyküden oluşmaktadır.
horozlar adlı ilk öyküde oruç tutan ve iftar saatini bekleyen bir ailenin akşam saatleri konu ediniliyor, ayrıca babaanne de onlarla kalıyor ve onun horozlarla olan macerası öyküye bu adı veriyor, iyi ya da duygusal sayılabilecek bir öyküydü.
hadi öyküsünde ise bir kadın ve bir adamın arasındaki ilişkinin yanı sıra aralarındaki gerilim de konu ediniliyor, kıskançlık, ihânet gibi şeyleri de hissettiren bir öyküydü.
yunus adlı öyküde ise bir akrabalık ilişkileri, hiç kimseden korkusu olmayan bir amcanın başına gelenler, küçük bir çocuğun gözlemleri, adamı bekleyen hazin son anlatılıyor, bazı açılardan etkileyici bulduğum bir öykü oldu.
çatı öyküsü ise yoksul bir ailenin dramına eğiliyor, büyükanne de onlarla yaşamakta iken komşuları da o akşam onlarda oturuyor ve yağmurlu bir günde evin damı akmaya başlıyor, çatı onarılmamış ve güleç osman adında gizli bir kahraman evin çatısını gizlice onarmaya çalışıyor, aile durumu fark ediyor ve olaylar gelişiyor, hüzünlü olduğu kadar güldüren bir öyküydü biraz da.
kediler öyküsü son derece ilginç ve büyülü gerçekçilik akımından izler taşır gibiydi, bir adamın ziyareti, ziyaret ettiği evdeki adamın ölü ama hareket eden kedilerle yaşaması, sanki hem rüya hem gerçek izlenimi veren olaylar öyküyü farklı kılmaktaydı, bazı cümlelerini oldukça iyi bulduğum bir öyküydü.
kitapla aynı adı taşıyan ishak adlı öyküde ise avcılık, ishak adlı kuşun başına gelenler ve kişiler arasındaki gerilim anlatılıyor, beklediğim kadar can alıcı bir öykü değildi benim için.
şimdi ise kitapla ilgili kişisel fikirlerime geçiyorum;
yazar, bu kitabı yayınlandığında henüz 23 yaşındaymış ve 23 yaşındaki bir insandan beklenmeyecek kadar özgün ve etkileyici öykülerdi bazıları, özellikle de bazı cümleleri oldukça iyi, etkili, çarpıcıydı.
öykülerde fark ettiğim bir şey vardı, yazar öykülerde sanki hep bir açık kapı bırakmak ister gibiydi, ben bu kadarını anlatıyorum ama daha fazlası da var, görünmeyen bir giz de var bu öykülerde, sen anla der gibiydi.
çatı, yunus ve kediler adlı öyküler diğer öykülere göre daha farklı bulduğum öykülerdi.
seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

sonsuz bir gülünçlüğün ortasındaydı.
yani annemi hatırlamamaya imkân var mı?
işte ölümü gömdük.
sanki hiç olmayacakmış gibi.
ölümü sabaha rağmen sürdürebiliyordu. bunu yeryüzünde sadece o yapabiliyordu.
gözleri gözlerime bakıyordu.
yabansı, soluk, anlaşılmaz.
kim bilir belki de onun öleceğini kabul etmek istemiyordum.
ama bu gün gibi apaçıktı.
kendini ölüme hazırladığı gündü —
görünmeyeni kim susturabilir?
devamını gör...














