1.
madenci (kısa film)
kadir oğuzhan tarafından çekilen 10 dakikalık kısa film; bilal yılmaz adlı oyuncu rol almış iken film ise çok kısa bir süre önce yayınlanmıştır.

bir mâden işçisinin yaşadığı elim kaza sonrası içinde olduğu durum, arkadaşını kurtaramaması, hayatta kalan taraf olmanın vicdan azabı, keşkeler, pişmanlıklar konu ediniliyor.
mâden işçisi orta yaşlarda adamın içinde olduğu depresyon ise sürekli çay ve sigara içmesinden, gülmemesinden, mutlu olamamasından, ağlamaklı olmasından belli oluyor, hep o kırılma ânını yeniden yaşıyor gibi görünüyor, maddi durumu iyi olmadığı için paydos saatinde bile çalışmayı tercih eden arkadaşını kurtaramamış olmanın pişmanlığını yaşıyor.
çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamak için paydosta bile çalışmak zorunda kalan arkadaşına maddi destekte bulunsaydı, böyle olacağını bilseydi, pişman olmayacaktı, belki de arkadaşı hayatta olacaktı.
bu pişmanlık ve acıyla, evlere odalara sığamayan adamın bir banka oturup gözyaşlarına hâkim olamamasıyla filmin sonlarına doğru yaklaşılıyor.
sevdiğin bir insanı yitirdikten sonra duyulan acıyı, kederi, pişmanlıkları, boşluk duygusunu yansıtan bir kısa filmdi.
ana fikir belki de şöyleydi;
sevdiklerimizin sesini ve sessizliğini zamanında duymamız gerek, o artık hayatta ya da hayatımızda olmadıktan sonra edilecek yardımın, uzatılan elin hiçbir faydası olmuyor, giden geri gelmiyor, gelmez...

bir mâden işçisinin yaşadığı elim kaza sonrası içinde olduğu durum, arkadaşını kurtaramaması, hayatta kalan taraf olmanın vicdan azabı, keşkeler, pişmanlıklar konu ediniliyor.
mâden işçisi orta yaşlarda adamın içinde olduğu depresyon ise sürekli çay ve sigara içmesinden, gülmemesinden, mutlu olamamasından, ağlamaklı olmasından belli oluyor, hep o kırılma ânını yeniden yaşıyor gibi görünüyor, maddi durumu iyi olmadığı için paydos saatinde bile çalışmayı tercih eden arkadaşını kurtaramamış olmanın pişmanlığını yaşıyor.
çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamak için paydosta bile çalışmak zorunda kalan arkadaşına maddi destekte bulunsaydı, böyle olacağını bilseydi, pişman olmayacaktı, belki de arkadaşı hayatta olacaktı.
bu pişmanlık ve acıyla, evlere odalara sığamayan adamın bir banka oturup gözyaşlarına hâkim olamamasıyla filmin sonlarına doğru yaklaşılıyor.
sevdiğin bir insanı yitirdikten sonra duyulan acıyı, kederi, pişmanlıkları, boşluk duygusunu yansıtan bir kısa filmdi.
ana fikir belki de şöyleydi;
sevdiklerimizin sesini ve sessizliğini zamanında duymamız gerek, o artık hayatta ya da hayatımızda olmadıktan sonra edilecek yardımın, uzatılan elin hiçbir faydası olmuyor, giden geri gelmiyor, gelmez...
devamını gör...

















