1.
ayna ve düş
" yüzün soruları duymaz. "
1930 doğumlu şair ve yazar adonis imzalı 142 sayfalık eser; türkçe'ye metin fındıkçı tarafından çevrilmiş iken 2002 yılında yayınlanmıştır.
şairin rüzgarda yapraklar kitabından sonra kendisinden okuduğum son kitap bu oldu.
kitaba dair beklentim biraz daha üst seviyede idi ama yine de memnun eden bir kitap oldu benim için, bazı dizeleri çölde su bulmak gibiydi.
görünenin ötesini, görünmeyenin büyüsünü hissettiriyor şair, güçlü imgelerle duyguya farklı bir anlam ve bakış açısı kazandırıyor, kendine has bir ritimde ilerliyor, zamandan ayrılmışlık hissi veriyor bazı şiirleri.
zaman ve mekân, anı ve anımsama, zaman ve sonsuzluk, yaşam ve ölüm, aşk ve ayrılık, varlık ve yokluk, bağ ve kopuş, şiirlerin hissettirdiği bazı duygulardan iken, ele aldığı temalar da biraz böyleydi.
can alıcı dizelerin az olmaması oldukça iyiydi.
şairin yaşamın keskinliğini kendine özgü bir şiir formuyla yansıtma biçimi bence etkileyiciydi.
kitabın adının ayna ve düş olması gibi, belki de aynaya baktığın zaman bütün olan bitenin bir düş olduğuna inanmak istemenin bir karşılığı olarak da düşünülebilir bu şiirler için.
okurken seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

şimdi sözcüklerin bedeninde
açılır çıplaklığım
şimdi evren solar,
ateşimi kaybettim
dilim değişti
adımlarım
saymadığım adımlarım.
ilan ederim şimdi bu mekanın anılarını sözlerim birer balta
ve çığlıklarım eller şeklinde
ilan ederim, şimdi,
benimle konuşan bu zamana.
kanımız konuşmalarda dolaşır
ve söz ölür.
yol bitti mi,
onun adı değişti mi?
yüzün soruları duymaz.
vaatlerimizle mutlu oluruz,
ve ayrılırız.
levhayı kapattı ve kayboldu
daha sonra evlerde söndü:
şimdi öleceğimizi anlıyoruz.
suskunlukta hayatın sonuna baktık.
lakin ölüyor
ölümünü tamamladı
alnında duruyor
değişen günlerde ve kimliksiz.
yüzü bir kitaptı.
dünü sen yarattın
ellerimde uyuyan.
kimliğim yokluğunda seni temsil eder.
onunla tanıdım yakın ölümü.
ölümün zamanı başladı...
düşlerin beni de değiştirir
göçmem için.
1930 doğumlu şair ve yazar adonis imzalı 142 sayfalık eser; türkçe'ye metin fındıkçı tarafından çevrilmiş iken 2002 yılında yayınlanmıştır.
şairin rüzgarda yapraklar kitabından sonra kendisinden okuduğum son kitap bu oldu.
kitaba dair beklentim biraz daha üst seviyede idi ama yine de memnun eden bir kitap oldu benim için, bazı dizeleri çölde su bulmak gibiydi.
görünenin ötesini, görünmeyenin büyüsünü hissettiriyor şair, güçlü imgelerle duyguya farklı bir anlam ve bakış açısı kazandırıyor, kendine has bir ritimde ilerliyor, zamandan ayrılmışlık hissi veriyor bazı şiirleri.
zaman ve mekân, anı ve anımsama, zaman ve sonsuzluk, yaşam ve ölüm, aşk ve ayrılık, varlık ve yokluk, bağ ve kopuş, şiirlerin hissettirdiği bazı duygulardan iken, ele aldığı temalar da biraz böyleydi.
can alıcı dizelerin az olmaması oldukça iyiydi.
şairin yaşamın keskinliğini kendine özgü bir şiir formuyla yansıtma biçimi bence etkileyiciydi.
kitabın adının ayna ve düş olması gibi, belki de aynaya baktığın zaman bütün olan bitenin bir düş olduğuna inanmak istemenin bir karşılığı olarak da düşünülebilir bu şiirler için.
okurken seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

şimdi sözcüklerin bedeninde
açılır çıplaklığım
şimdi evren solar,
ateşimi kaybettim
dilim değişti
adımlarım
saymadığım adımlarım.
ilan ederim şimdi bu mekanın anılarını sözlerim birer balta
ve çığlıklarım eller şeklinde
ilan ederim, şimdi,
benimle konuşan bu zamana.
kanımız konuşmalarda dolaşır
ve söz ölür.
yol bitti mi,
onun adı değişti mi?
yüzün soruları duymaz.
vaatlerimizle mutlu oluruz,
ve ayrılırız.
levhayı kapattı ve kayboldu
daha sonra evlerde söndü:
şimdi öleceğimizi anlıyoruz.
suskunlukta hayatın sonuna baktık.
lakin ölüyor
ölümünü tamamladı
alnında duruyor
değişen günlerde ve kimliksiz.
yüzü bir kitaptı.
dünü sen yarattın
ellerimde uyuyan.
kimliğim yokluğunda seni temsil eder.
onunla tanıdım yakın ölümü.
ölümün zamanı başladı...
düşlerin beni de değiştirir
göçmem için.
devamını gör...
















