1.
pusula (kısa film)
" her zaman sevdiklerinizle yürüyün; yanınızda olmasalar bile. "
franz kafka
senaryosu alper tokur tarafından yazılan, bahattin altunay ve alper tokur tarafından yönetilen 15 dakikalık kısa film; kadrosunda mert can metin, rümeysa doğan, behzat doğan, ahmet masum kırçun gibi isimler yer almış iken film ise 2024 yılında yayınlanmıştır.

yazar olma hayalleri kuran ve zor bir dönemden geçtiği görülen tolga adlı genç bir adamın babasının kendisine ölmeden önce verdiği bir pusula sayesinde değişen bakış açısını konu ediniyor.
babasının her daim yanındaymış, ben babamın pusulasıydım, yol göstereniydim, diyor, kendisinin pusulası kim, buna karar vermesi zor olmayacak.
genç adam fantastik bir kitap yazar, görüşmeye gittiği yayınevi kitabı basmak istemez, hayatın gerçeklerinden uzak olan kitaplar halk tarafından okunmaz ve sevilmez, der.
genç yazar kendisine bir şans verilmesinin hiç de fena olmayacağı düşüncesindedir,
eşi zehra'da onu savunur ama kâr etmez.
derken oradan ayrılırlar ve eşi eve gittikten sonra genç yazar adayı başka bir yazarı kafede görür, ona derdini anlatır, o da yayınevindeki adamla aynı fikirdedir, genç yazarın şevki kırılır, babasından ona bir pusula kalmış iken o ise hayatta yönünü kaybetmiş gibidir artık.
genç yazarın pusula'ya uzun uzun baktığında bakış açısının değiştiğini anlamamız ile filmin sonuna doğru yaklaşırız, o babasının pusulası olmuştur hayatta iken, şimdi ise eşi onun yol göstereni, pusulası olacaktır belki de...
benim için bazı açılardan düşündürücü bir kısa filmdi, siyah beyaz bir kısa filmdi, bu da bence etkileyici bir detaydı, insanın yönünü kaybettiğinde hayattaki renklerini de yitirdiğini düşündüren bir durumdu.
izlerken aklıma gelen bir söz vardı franz kafka tarafından söylenen, " her zaman sevdiklerinizle yürüyün; yanınızda olmasalar bile "
insan yönünü kaybettiğini hissettiğinde, sevdiklerinin varlığını, onlardan kalan bakış açılarını, onların nasihatlerini, pusula olarak görmeliydi bazen, her zaman onlarla yürümeliydik, onlar artık yanımızda olmasalar bile...
insanın pusulası sevdikleri değil miydi?
franz kafka
senaryosu alper tokur tarafından yazılan, bahattin altunay ve alper tokur tarafından yönetilen 15 dakikalık kısa film; kadrosunda mert can metin, rümeysa doğan, behzat doğan, ahmet masum kırçun gibi isimler yer almış iken film ise 2024 yılında yayınlanmıştır.

yazar olma hayalleri kuran ve zor bir dönemden geçtiği görülen tolga adlı genç bir adamın babasının kendisine ölmeden önce verdiği bir pusula sayesinde değişen bakış açısını konu ediniyor.
babasının her daim yanındaymış, ben babamın pusulasıydım, yol göstereniydim, diyor, kendisinin pusulası kim, buna karar vermesi zor olmayacak.
genç adam fantastik bir kitap yazar, görüşmeye gittiği yayınevi kitabı basmak istemez, hayatın gerçeklerinden uzak olan kitaplar halk tarafından okunmaz ve sevilmez, der.
genç yazar kendisine bir şans verilmesinin hiç de fena olmayacağı düşüncesindedir,
eşi zehra'da onu savunur ama kâr etmez.
derken oradan ayrılırlar ve eşi eve gittikten sonra genç yazar adayı başka bir yazarı kafede görür, ona derdini anlatır, o da yayınevindeki adamla aynı fikirdedir, genç yazarın şevki kırılır, babasından ona bir pusula kalmış iken o ise hayatta yönünü kaybetmiş gibidir artık.
genç yazarın pusula'ya uzun uzun baktığında bakış açısının değiştiğini anlamamız ile filmin sonuna doğru yaklaşırız, o babasının pusulası olmuştur hayatta iken, şimdi ise eşi onun yol göstereni, pusulası olacaktır belki de...
benim için bazı açılardan düşündürücü bir kısa filmdi, siyah beyaz bir kısa filmdi, bu da bence etkileyici bir detaydı, insanın yönünü kaybettiğinde hayattaki renklerini de yitirdiğini düşündüren bir durumdu.
izlerken aklıma gelen bir söz vardı franz kafka tarafından söylenen, " her zaman sevdiklerinizle yürüyün; yanınızda olmasalar bile "
insan yönünü kaybettiğini hissettiğinde, sevdiklerinin varlığını, onlardan kalan bakış açılarını, onların nasihatlerini, pusula olarak görmeliydi bazen, her zaman onlarla yürümeliydik, onlar artık yanımızda olmasalar bile...
insanın pusulası sevdikleri değil miydi?
devamını gör...
















