yazar: elif sofya
yayım yılı: 2021
iç sıkıntısının, bastırılmış duyguların ve alınan yaraların işlendiği şiir kitabı.
yayım yılı: 2021
iç sıkıntısının, bastırılmış duyguların ve alınan yaraların işlendiği şiir kitabı.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 23.11.2025 22:22 tarihinde açılmıştır.
1.
" ağlayacaksan buna ağla... "
1965 doğumlu türk şair elif sofya imzalı 86 sayfalık eser; 2021 yılında everest yayınları tarafından yayınlanmıştır.
şairin adını duymamı sağlayan ve dolayısıyla okuduğum ilk kitabı bu oldu, üslubu öyle özgündü ki diğer kitaplarını da okuyacağımı düşünüyorum.
son zamanlarda okuduğum en etkili şiirlerdi, düşündüren, sâhici, kitabın adından da ötürü kısmen vahşî, fazlasıyla özgün şiirlerdi.
bozguna uğramayı, çürümeyi, değişimi, bağ kurulan kişinin uzaklığını, zamanın ürperticiliğini, ölümü, gördüğüne inanamamış olmayı, dünyada bir seyirci konumunda olmayı derinden hissettiren şiirler olduğunu kendi adıma söylemem mümkün olacaktır.
bazı dizeleri üzerinde uzun uzun düşündürme garantisi olan dizelerdi, örneğin; bir seçenek seçilmeyi bekleyecek, ölümle yaşam arasında dizesi üzerine düşünmeye değerdi, ölümle yaşam arasındaki seçeneğin ne olduğu üzerine sorgulatan bir yanı vardı.
keza aklımda hep aynı soru dizesi de öyleydi, bu dizeyi değil de senin aklında hep olan o soruyu düşünmeye sevk eden bir dizeydi.
şairin algıladıklarını yansıtma biçimi oldukça iyiydi, hissettirmeyi başarıyor olması da şiirleri daha güçlü kılan unsurlardandı bence.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

inanması zor, zorluğu saçma sapan.
her cennetin huysuzluğu
işlerin yolunda gitmeyişi var.
her şey sakinliğe doğru ilerler
her şey
durağan zamanların kurgusuyla
kurar varlığını..
biz evet bazı hikayeleri
delik deşik etmemeliyiz
deşmemeliyiz
iç köşelerimizdeki dinamikleri
hayat bazı suskunlukların
suç ortaklığında gizli
hiç olmamış gibi
devam etmeli kan akışımız
hiç olmamış gibi olmuş olmalıyız biz yaşamak dediğimiz dilimizin altında gizli.
bir ölüm sıkıntısıyla
anlamlandırıyor dünyayı
kemiklerini sayıyor eline tek tek
gökte uzakta güneş
havada tekdüze sıçrayıp duruyor zerre
sen buna tanıdık bir bakışla uzaksın
sen buna sensiz kalmaya yakın
bir aralıkta sallanacaksın.
bir seçenek seçilmeyi bekleyecek
ölümle yaşam arasında.
ben seni hiç beklemedim ağaçlarda
ölümün kaygan kıyısında
yetersizliğin ağrısını taşıyan diz bağlarıyla çoktan olmuştu olacakların sarsıntısı
sıkılan bir can taşımıyordum hayli zaman.
kendimi
her şeyin dengesini bozacak kadar
önemli zannetsem
bir tanrı yükselir ellerimden.
çok istiyorum insanlıktan çıkmayı.
herkes birkaç kez ölebilir kendi kafasında.
istemem ben benden uzak durmayı
tanıdık bir tenden ayrı yaşamayı
âşinalık en güçlü ayak bağı..
değerler değişir,
zaman üfleyerek geçer dünyadan.
gözlerime yabancı gördüğüme inanmadan kalakaldım.
bir zamansızlık denemesi bu
ellerimizden dökülen
kuşluk vaktini kuşlara hissettirmeden.
başlamadık saymaya günlerin geçişini takvimlere bakmadan hâlâ...
aklımda hep aynı soru.
seni hiç beklemedim ağaçlarda
orman kıyılarında, yaprak hışımlarında
çünkü yeryüzü seni sevmedi,
öpmedi alnındaki sert kemiği
ağlayacaksan buna ağla...
1965 doğumlu türk şair elif sofya imzalı 86 sayfalık eser; 2021 yılında everest yayınları tarafından yayınlanmıştır.
şairin adını duymamı sağlayan ve dolayısıyla okuduğum ilk kitabı bu oldu, üslubu öyle özgündü ki diğer kitaplarını da okuyacağımı düşünüyorum.
son zamanlarda okuduğum en etkili şiirlerdi, düşündüren, sâhici, kitabın adından da ötürü kısmen vahşî, fazlasıyla özgün şiirlerdi.
bozguna uğramayı, çürümeyi, değişimi, bağ kurulan kişinin uzaklığını, zamanın ürperticiliğini, ölümü, gördüğüne inanamamış olmayı, dünyada bir seyirci konumunda olmayı derinden hissettiren şiirler olduğunu kendi adıma söylemem mümkün olacaktır.
bazı dizeleri üzerinde uzun uzun düşündürme garantisi olan dizelerdi, örneğin; bir seçenek seçilmeyi bekleyecek, ölümle yaşam arasında dizesi üzerine düşünmeye değerdi, ölümle yaşam arasındaki seçeneğin ne olduğu üzerine sorgulatan bir yanı vardı.
keza aklımda hep aynı soru dizesi de öyleydi, bu dizeyi değil de senin aklında hep olan o soruyu düşünmeye sevk eden bir dizeydi.
şairin algıladıklarını yansıtma biçimi oldukça iyiydi, hissettirmeyi başarıyor olması da şiirleri daha güçlü kılan unsurlardandı bence.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

inanması zor, zorluğu saçma sapan.
her cennetin huysuzluğu
işlerin yolunda gitmeyişi var.
her şey sakinliğe doğru ilerler
her şey
durağan zamanların kurgusuyla
kurar varlığını..
biz evet bazı hikayeleri
delik deşik etmemeliyiz
deşmemeliyiz
iç köşelerimizdeki dinamikleri
hayat bazı suskunlukların
suç ortaklığında gizli
hiç olmamış gibi
devam etmeli kan akışımız
hiç olmamış gibi olmuş olmalıyız biz yaşamak dediğimiz dilimizin altında gizli.
bir ölüm sıkıntısıyla
anlamlandırıyor dünyayı
kemiklerini sayıyor eline tek tek
gökte uzakta güneş
havada tekdüze sıçrayıp duruyor zerre
sen buna tanıdık bir bakışla uzaksın
sen buna sensiz kalmaya yakın
bir aralıkta sallanacaksın.
bir seçenek seçilmeyi bekleyecek
ölümle yaşam arasında.
ben seni hiç beklemedim ağaçlarda
ölümün kaygan kıyısında
yetersizliğin ağrısını taşıyan diz bağlarıyla çoktan olmuştu olacakların sarsıntısı
sıkılan bir can taşımıyordum hayli zaman.
kendimi
her şeyin dengesini bozacak kadar
önemli zannetsem
bir tanrı yükselir ellerimden.
çok istiyorum insanlıktan çıkmayı.
herkes birkaç kez ölebilir kendi kafasında.
istemem ben benden uzak durmayı
tanıdık bir tenden ayrı yaşamayı
âşinalık en güçlü ayak bağı..
değerler değişir,
zaman üfleyerek geçer dünyadan.
gözlerime yabancı gördüğüme inanmadan kalakaldım.
bir zamansızlık denemesi bu
ellerimizden dökülen
kuşluk vaktini kuşlara hissettirmeden.
başlamadık saymaya günlerin geçişini takvimlere bakmadan hâlâ...
aklımda hep aynı soru.
seni hiç beklemedim ağaçlarda
orman kıyılarında, yaprak hışımlarında
çünkü yeryüzü seni sevmedi,
öpmedi alnındaki sert kemiği
ağlayacaksan buna ağla...
devamını gör...
"pençe (kitap)" ile benzer başlıklar
pençe el
1
