portakal soyup başucuna koyan ilk kişi kim sorunsalı
başlık "kırk küp kırkının da kulpu kırık küp" tarafından 01.11.2025 00:06 tarihinde açılmıştır.
1.
portakal soyup başucuna koyan ilk kişi…
o ulu seçilmiş kişi....
kimdi o sahi ?
kime güvenmişti bu kadar c vitamini dolu bir karara varırken?
ve en önemlisi:
neden başucuna?
bu soruların cevabı, evrenin karanlık enerjisinden bile daha belirsiz.
belki de o kişi, evrenin başka bir köşesinde kuantum portakal kabuklarının titrediği, newton’un bile kabuğa takılıp düştüğü bir paralel evrende hala kabuğu soyarken mandalina mıydı bu ya? diye düşünen biridir.
1. evren: mistisizm ve narenciye
ilk evrende, portakal kabuğu kutsaldı. halk, soyulmuş portakal başucuna konursa kötü rüyalar gider diyordu.
ama kimse rüyaların gidişine tanık olamadı, çünkü herkes o kadar c vitaminiyle deliksiz uyuyordu.
bir rahip, bir gece bu inancı sorguladı:
ya yanlışlıkla greyfurt soyduysam?
ertesi sabah halk onu asitli bid’atçı ilan etti.
2. evren: bilimsel çıkmaz
ikinci evrende, bilim insanları portakalın kokusunun serotonin ürettiğini buldu.
fakat bir profesör deney sırasında soyduğu portakalı başucuna koyunca sabaha karşı bir kara delik açıldı.
kozmik portakal kokusu, uzayın dokusunu yırttı.
artık evrendeki her bilinç, rüyalarında portakal soyuyor, ama hiçbiri soyduğunu yiyemiyordu.
portakal paradoxu dediler buna.
insanlık çöktü, ama c vitamini eksikliği çekilmedi.
3. evren: spiritüel rehberler
üçüncü evrende ise herkes bir portakal rehberinden ilham alıyordu.
portakal soy, enerjini koru.
başucuna koy, negatif düşünceleri uzaklaştır.
oysa rehberin kendisi limon lobisinden fon alıyordu.
yani, kolektif bilinç farkındalığa kavuşmadan önce mide yanmasıyla tanıştı.
ama rehberin son sözü hâlâ aramızda yankılanıyor:
soyarken ağlama, çünkü o da senin gibi kabuk bağlı bir ruhtur.
4. evren: politik boyut
dördüncü evrende portakal, devrim simgesiydi.
birileri kabuğu soyup başucuna koyarken, başkaları kabuğu meclis kürsüsüne atıyordu.
bir lider, bu halk soyduğu portakalı bile saklayamıyor diye isyan etti.
sonra kimse ona oy vermedi çünkü portakal ithalatına %300 vergi koymuştu.
yine de sokaklarda gençler slogan atıyordu sonları nezarethane olsa bile :
soy, koy, direnişe doy!
5. evren: normal sözlük portakal kabuğu
ve sonunda bizim evren:
burada portakal soyup başucuna koyan ilk kişi hala bilinmiyor, ama muhtemelen sabah kabukları görünce,
ben dün gece sağlıklı bir karar verdim sanmıştım diye utandı.
belki de tek isteği, biraz huzur, biraz koku terapisi ve biraz yalnızlıktı.
ama farkında olmadan narenciye metafiziğinin temellerini attı.
bugün hala portakal kokusuyla uyuyan herkes, o ilk kişinin torunu sayılır.
bir kısmı huzurlu uyur,
bir kısmı kabuk beni izliyor mu? diye düşünür.
ve belki de çoklu evrenlerde hâlâ bir yerlerde,
biri portakal soyarken kendi ellerine bakıp sessizce mırıldanıyordur:
keşke elma olsaydı, en azından felsefesi belliydi.
uydurulan yalanlara giremedik daha.
o ulu seçilmiş kişi....
kimdi o sahi ?
kime güvenmişti bu kadar c vitamini dolu bir karara varırken?
ve en önemlisi:
neden başucuna?
bu soruların cevabı, evrenin karanlık enerjisinden bile daha belirsiz.
belki de o kişi, evrenin başka bir köşesinde kuantum portakal kabuklarının titrediği, newton’un bile kabuğa takılıp düştüğü bir paralel evrende hala kabuğu soyarken mandalina mıydı bu ya? diye düşünen biridir.
1. evren: mistisizm ve narenciye
ilk evrende, portakal kabuğu kutsaldı. halk, soyulmuş portakal başucuna konursa kötü rüyalar gider diyordu.
ama kimse rüyaların gidişine tanık olamadı, çünkü herkes o kadar c vitaminiyle deliksiz uyuyordu.
bir rahip, bir gece bu inancı sorguladı:
ya yanlışlıkla greyfurt soyduysam?
ertesi sabah halk onu asitli bid’atçı ilan etti.
2. evren: bilimsel çıkmaz
ikinci evrende, bilim insanları portakalın kokusunun serotonin ürettiğini buldu.
fakat bir profesör deney sırasında soyduğu portakalı başucuna koyunca sabaha karşı bir kara delik açıldı.
kozmik portakal kokusu, uzayın dokusunu yırttı.
artık evrendeki her bilinç, rüyalarında portakal soyuyor, ama hiçbiri soyduğunu yiyemiyordu.
portakal paradoxu dediler buna.
insanlık çöktü, ama c vitamini eksikliği çekilmedi.
3. evren: spiritüel rehberler
üçüncü evrende ise herkes bir portakal rehberinden ilham alıyordu.
portakal soy, enerjini koru.
başucuna koy, negatif düşünceleri uzaklaştır.
oysa rehberin kendisi limon lobisinden fon alıyordu.
yani, kolektif bilinç farkındalığa kavuşmadan önce mide yanmasıyla tanıştı.
ama rehberin son sözü hâlâ aramızda yankılanıyor:
soyarken ağlama, çünkü o da senin gibi kabuk bağlı bir ruhtur.
4. evren: politik boyut
dördüncü evrende portakal, devrim simgesiydi.
birileri kabuğu soyup başucuna koyarken, başkaları kabuğu meclis kürsüsüne atıyordu.
bir lider, bu halk soyduğu portakalı bile saklayamıyor diye isyan etti.
sonra kimse ona oy vermedi çünkü portakal ithalatına %300 vergi koymuştu.
yine de sokaklarda gençler slogan atıyordu sonları nezarethane olsa bile :
soy, koy, direnişe doy!
5. evren: normal sözlük portakal kabuğu
ve sonunda bizim evren:
burada portakal soyup başucuna koyan ilk kişi hala bilinmiyor, ama muhtemelen sabah kabukları görünce,
ben dün gece sağlıklı bir karar verdim sanmıştım diye utandı.
belki de tek isteği, biraz huzur, biraz koku terapisi ve biraz yalnızlıktı.
ama farkında olmadan narenciye metafiziğinin temellerini attı.
bugün hala portakal kokusuyla uyuyan herkes, o ilk kişinin torunu sayılır.
bir kısmı huzurlu uyur,
bir kısmı kabuk beni izliyor mu? diye düşünür.
ve belki de çoklu evrenlerde hâlâ bir yerlerde,
biri portakal soyarken kendi ellerine bakıp sessizce mırıldanıyordur:
keşke elma olsaydı, en azından felsefesi belliydi.
uydurulan yalanlara giremedik daha.
devamını gör...