1.
ey, çakarları yakıp başlıkları sollaya sollaya küfür sansürüne koşan moderatör!
bilmeden gelip daldığın bu başlık, 1967, new york doğumlu bir şairin tanımlandığı yerdir.
birkaç sene evvel, önüme düşüp duran bir twitter hesabında görmüştüm ilk kez bu beyefendinin adını. kendisinin dizelerini paylaşmaya adanmış bir hesapta, gayet nahif konularda kurulmuş cümleler birbiri ardına sıralanıyordu. kendi çapında “yüksek mizah” peşindeki bir türk gencinin açtığı troll hesap sanıp merakla girdiğimde, içimdeki ergenin adeta virüs gibi zihnimi ele geçirdiğini, bunun bir insanın adı soyadı olabileceğine ihtimal dahi veremediğimi acıyla keşfettim.
evvela bu utanç ile, ardından kafa karışıklığıyla kendisinin bir sürü şiirini okudum. yazdıkları ne bir kafiye ne de ahenk kaygısı güttüğünden okuması ilk başta zor gelse de zamanla, sanki yeni alınan bir cihazın yapışkanlı etiketini kaldırırmış gibi, kaynayan sütün üstündeki kaymak tabakasını tahta kaşıkla kımıldatıp yüzeyde salınmasını izlermiş gibi bir haz almaya başladım. dili yalın, kullandığı hikâyesel anlatım büyüleyici idi. ingilizce konuşmayı yeni öğrenmiş birinin kuracağı basitlikte yirmi – otuz cümleyi, yüzlerce yıl boyunca ingilizce hikâye anlatmış birinin özgüveniyle birleştirmeyi huy edinmişti.
öyle ki, dakikalarımı kendisinin şiirlerine adadığım bir gece, yazım formülü ziyadesiyle basit gözüktüğünden, not defterimi açtım, birkaç cümle yazdım ve tıpkı onun gibi saçma sapan yerlerde yeni satıra geçerek siken tarzında bir şiir yaratmaya çalıştım fakat çabalarım nafileydi. olsa olsa, iki kadeh fazla kaçırarak siyasetten romantik konulara kaymış bir yılmaz özdil köşe yazısı denebilirdi yazdığıma.
kendisine saygım biraz daha artmıştı. biraz daha takdir etmiştim basitliğin arkasındaki düzeni, çelimsiz cümlelerin arkasındaki muazzam gücü. yazmak, gerçekten yazmak, salt kelimeleri yan yana koyabilme iradesinin ötesinde bir eylem olsa gerekti.
bu farkındalıkla o gece en azından kendisi hakkında bir şeyler yazmaya karar verdim; belki birileri daha görür ve bu basitliğin, duruluğun güzelliğinden ilham alır diyerek. sözlüğün sol tarafına gönül rahatlığıyla siken yazabilmenin tarifsiz hazzı, yalnızca ikincil bir sebep sayılabilirdi...
***
bir sonraki şair incelemesinde japon nazım şekli renga'nın bilinen ilk antolojisinin derleyicisi olan yamazaki sokan ile karşınızda olmak üzere; sevgi ile kalın.
(püü… sırf sekiz yaş seviyesi bi espri yapabilmek için yaptığı araştırmaya bak hele. vallahi iflah olmaz bu çocuk)
bilmeden gelip daldığın bu başlık, 1967, new york doğumlu bir şairin tanımlandığı yerdir.
birkaç sene evvel, önüme düşüp duran bir twitter hesabında görmüştüm ilk kez bu beyefendinin adını. kendisinin dizelerini paylaşmaya adanmış bir hesapta, gayet nahif konularda kurulmuş cümleler birbiri ardına sıralanıyordu. kendi çapında “yüksek mizah” peşindeki bir türk gencinin açtığı troll hesap sanıp merakla girdiğimde, içimdeki ergenin adeta virüs gibi zihnimi ele geçirdiğini, bunun bir insanın adı soyadı olabileceğine ihtimal dahi veremediğimi acıyla keşfettim.
evvela bu utanç ile, ardından kafa karışıklığıyla kendisinin bir sürü şiirini okudum. yazdıkları ne bir kafiye ne de ahenk kaygısı güttüğünden okuması ilk başta zor gelse de zamanla, sanki yeni alınan bir cihazın yapışkanlı etiketini kaldırırmış gibi, kaynayan sütün üstündeki kaymak tabakasını tahta kaşıkla kımıldatıp yüzeyde salınmasını izlermiş gibi bir haz almaya başladım. dili yalın, kullandığı hikâyesel anlatım büyüleyici idi. ingilizce konuşmayı yeni öğrenmiş birinin kuracağı basitlikte yirmi – otuz cümleyi, yüzlerce yıl boyunca ingilizce hikâye anlatmış birinin özgüveniyle birleştirmeyi huy edinmişti.
öyle ki, dakikalarımı kendisinin şiirlerine adadığım bir gece, yazım formülü ziyadesiyle basit gözüktüğünden, not defterimi açtım, birkaç cümle yazdım ve tıpkı onun gibi saçma sapan yerlerde yeni satıra geçerek siken tarzında bir şiir yaratmaya çalıştım fakat çabalarım nafileydi. olsa olsa, iki kadeh fazla kaçırarak siyasetten romantik konulara kaymış bir yılmaz özdil köşe yazısı denebilirdi yazdığıma.
kendisine saygım biraz daha artmıştı. biraz daha takdir etmiştim basitliğin arkasındaki düzeni, çelimsiz cümlelerin arkasındaki muazzam gücü. yazmak, gerçekten yazmak, salt kelimeleri yan yana koyabilme iradesinin ötesinde bir eylem olsa gerekti.
bu farkındalıkla o gece en azından kendisi hakkında bir şeyler yazmaya karar verdim; belki birileri daha görür ve bu basitliğin, duruluğun güzelliğinden ilham alır diyerek. sözlüğün sol tarafına gönül rahatlığıyla siken yazabilmenin tarifsiz hazzı, yalnızca ikincil bir sebep sayılabilirdi...
***
bir sonraki şair incelemesinde japon nazım şekli renga'nın bilinen ilk antolojisinin derleyicisi olan yamazaki sokan ile karşınızda olmak üzere; sevgi ile kalın.
(püü… sırf sekiz yaş seviyesi bi espri yapabilmek için yaptığı araştırmaya bak hele. vallahi iflah olmaz bu çocuk)
devamını gör...