hypnotized narcissist yazar profili

hypnotized narcissist kapak fotoğrafı
hypnotized narcissist profil fotoğrafı
rozet
karma: 7135 tanım: 453 başlık: 77 takipçi: 72
One has to kill a few of one's natural selves to let the rest grow – a very painful slaughter of innocents.

son tanımları | başucu eserleri


due date

rdj ve zach galifianakis arasındaki muazzam uyumun, klişe sayılabilecek bir hikayeyi zevkle takip edilebilir bir şekle soktuğu üst seviye komedi filmi.

önemli not: film, hiç beklenmeyen bir anda hey you'nun çalmaya başladığı müthiş bir sahne içermekte. "zamanım çok dar, öyle her filmi baştan sona izleyemem" diyen c-suite bireyler sadece o sahne için bile izleyebilir. kefilim.
devamını gör...

deniz göktaş

düşünce tarzını beğendiğim komedyen.

son gösterisinde cesurca isim verdiği ve belli kitlelere gömdüğü çok fazla anekdot var, hepsine de saygı duyuyorum. ancak en çok takdir ettiğim (ve aynı oranda en çok güldüğüm) an celal şengör ile ilgili düşüncelerini belirttiği kesitte yer alıyor. kendisinin mesleki saygınlığına zarar vermeden, sadece karakterine/olduğu kişiye yönelik bu kadar net bir "tanımlamayı" alelade bir sözlük entrysi dışında bir yerde görmek, binlerce kişi önünde açık açık söylendiğini işitmek müthiş bir keyifti.

"özel bir durumu" olan insanlarla ilgili ifade özgürlüğü mücadelesinde epey bir yol aldırdığını düşündüğüm için kendisine buradan teşekkürlerimi iletmek isterim.
devamını gör...

az bilinen görgü kuralları

arkanızda birden fazla kişinin oluşturduğu bir sıra varken atm'de işiniz insani ölçekte kabul edilebilecek bir süreyi geçtiğinde (mesela 80-90 saniye) çıkış yapıp kalan işinizi sonraki denemenizde halletmek üzere yeniden kuyruğa girmek.

atm'den çözüp de internet bankacılığı/mobil uygulamadan çözemeyeceğiniz 2 hadi belki 3 fonksiyon vardır. "ben boomerın da boomerıyım, bayrak taşıyanıyım" diyerek nezaketten kaçmaya çalışan hayvanlar için de bankaların şeyleri var... neydi onun adı... pek yaygın da değil ya.. hah, şube. banka şubeleri. eliniz telefon/klavye tutmuyorsa bir zahmet gidin bir insan evladından yardım isteyin. kimse sizin 1997'deki düğünde takılan altınlarınızı oradan oraya oynatmakla harcadığınız portföy düzenleme vaktinizi ayakta, güneşin altında beklemek zorunda değil.

şu naçiz dünya varlığımda bu nezaketi gösteren sadece 1 (bir) kişiyi gördüm, ona da sarılmamak için kendimi zor tuttum.

yapın bunu, korkmayın. medeniyetten bu kadar çekinmeyin.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
şüphesiz ki düşünüp görebilen kimseler için koru metro istasyonunda nice desen kesişimleri vardır.
devamını gör...

the wow! signal

muse'un bugün (26 haziran 2026) yayınlanan 10. stüdyo albümü.

halihazırda yayınladıkları single'lar haricindeki 5 şarkı ile birlikte albümün tamamını dinleme şansını bulduğum şu dakikalarda, temkinli bir şekilde başladığım dinleyiş sefasının her şarkıda ağzım açık bir şekilde "lan.. lan n'oluyo" dediğim bir evresine geçmiş bulunmaktayım.

şarkı özelinde kılçık ayırmaya çalışmadan, albüm bütünlüğü anlamında konuşursak bhar'dan beri yaptıkları en iyi iş olabilir. her şarkıda önceki 9 albümden izler bulmak mümkün, ama bu izler basit birer referans olmanın ötesinde; atıf yapılan albümde o şarkıyı anımsatan özelliklerin daha da kaliteli hale getirildiği, daha net, daha baskın bir tonunu içeriyor. sanki yıllarca bu albüm için çalışıyorlarmış ve aradaki albümler bu külliyatı zenginleştirerek nihayete vardırmak için atılmış adımlar gibi hissettirdi.

her ne kadar resistance, drones, t2l gibi albümlerin ekseriyetini, simulation theory ve wotp albümlerinin de kaydadeğer bir kısmını muazzam bulsam da albüm baştan sona oturup dinlendiğinde inişler ve çıkışlar çok belirgin olurdu. uzun süredir ilk defa diken diken olmuş tüylerin inmeye fırsat bulamadığı bir albüm dinleme deneyimi yaşadığımı belirtmek isterim.

her bir şarkıya, vakti geldiğinde, uzun uzun tanımlar döşeyeceğimi ve şu fani sözlük varlığımın kalan kısmında da muse şarkı başlıklarını doldurma vazifesini üstleneceğimi bildirir, emeği geçen herkese derin saygılarımı sunarım.

istisnai bir şarkı olduğunu düşündüğüm için peşin not: the dark forest akılalmaz bi şarkı olmuş. 473 kez dinledikten sonra detaylı yorumumu yazacağım için şimdiden ayrıntıya girmek istemiyorum ama uzun soluklu muse dinleyicileri öyle tahmin ediyorum ki ilk dinleyişte ne demek istediğimi anlayacaktır.
devamını gör...

lionel messi

attığı her golün cristiano ronaldo için bir övgü olduğunu düşünmeye başladığım arjantinli futbolcu.

o kadar büyük ki, kendisi ile kıyaslanmak, hatta dönem dönem "ondan daha iyi" yanılsamasını hissettirebilmiş olmak bile normal bir insan için inanılmaz bir başarı. yıllarca ronaldo hayranlarını zorbaladım, güldüm, dalga geçtim ama haklılarmış. messi normal bir insan değil. normal bir futbolcu hiç değil. kendisi ile aynı cümlede adı geçen her insan bulunduğu sporun en iyilerinden sayılmalı. ronaldo hayranlarından özür diliyorum bu yüzden. çok da haksız sayılmazlarmış.

bu kitlenin alay edilmeyi hak ettikleri tek konu 2022 yılında messi zaten bitmiş olması gereken bu tartışmayı resmi olarak sonlandırdıktan sonra bile "hala" ironik olmadan bunu iddia edebilmeleriydi, ki bu olay da çok komik zaten. özellikle ronaldo'nun juventus sonrasında düştüğü halleri ve şu an, şu dakika bile messi'nin futbol denen spora kattıklarını gördükçe daha da komikleşiyor.

tarihe not: 2026 dünya kupasında arjantin'in oynadığı ilk iki maçta takımın bütün gollerini (5) atmış, bugün attığı gollerle dünya kupası tarihinin en çok gol atan futbolcusu olma ünvanını kazanmış ve az önce biten avusturya maçının uzatma dakikalarında "hadi asist rekorunu da kırayım" diyip takım arkadaşına verdiği pasın gol olmadığını görünce "lan illa gol rekoru geliştirteceksiniz adama" diyip topu alıp ikinci golü atmış futbolcu.

o kadar dominant ki, ikinci golde avusturya defansındaki üç kişi ve kalecinin hal ve hareketlerinde küçükken mahalle maçına "geyiğine" katılmak isteyen ve bütün mahalleyi çalıma dizen günde iki paket sigara içen kadife bilekli abilerin 10'lu yaşlardaki çocuklara hissettirdiği çaresizliği gördüm. o top öyle veya böyle gol olacak; sadece hangi saniye olacağını çaresizce bekliyorlar. profesyonel bir sporda böyle bir baskınlık gerçekten şaşkınlık verici.
devamını gör...

yazarların itiraf köşesi

- instagram'da takip ettiğim insanların ne kadar salak saçma şeyler beğendiğini görebilmek bir lanet haline gelmeye başladı. gerçek hayatta tanımasam, materyal bağımlılığından sigara tiryakileri gibi online alışveriş uygulamaları eskiten karakterlerin "doğa ile birim. çocuksu merakım ve ruhani farkındalığımla bu dünyada var olmak arzusundayım!!!" temalı editlerde kendisini gördüğüne inanacağım. yalancıyı ne yapmıyorlardı ya, bir şey yapmıyorlardı dimi? bundan hep tripleriniz. binaenaleyh, bu tiplere nefretimden bir anlık buhranla uygulamayı sildim. sabah işe giderken indiririm yine. neyim var ki kedi reellerinden gayri.

- yaşama sevinci arzında yaşadığım kriz sebebiyle korsan photoshop 2018'imin üstünü tozlar bağladı. ne de güzel bir şeyler tasarlar da çizermişim eskiden. vaktinde maceralardan maceralara koştuğum tabletim yolda görse tanımaz artık suretimi. seni kimler aldı, kimler kullanıyor seni? mini usb girişinde ellerin izi var...

- patavatsız ve ölçüsüzce meraklı yaşlılara tahammül etmek, yaşım ilerledikçe kolaylaşır sanırdım ama iyice kanıma dokunur oldular. benden ne kadar uzak durursanız beni size sonradan üzülüp pişman olacağım şeyler söylemeye o kadar az mecbur edersiniz ey ihtiyarlar.

- haziran ayının gerginliği neden asla bitmiyor lan? yazılılar, üniversite sınavı, finaller vs. öğrenciyken anlıyorum hadi de, haziran gündemimin temmuz ve mayıs gündemimden hiçbir farkı yok artık. neden hala aynı tedirginlikteyim? (bir haziran gecesi adlı dizide arz-ı endam etmiş naz elmas bu konudaki yegane olumlu çağrışım zihnimde. o da olmasa koca ayı alıp çöpe atasım var)

- ferhan şensoy ile cenk durmazel arasındaki akılalmaz (abarttım) fiziksel ve mizaçsal benzerliği geçen hafta fark ettim ilk kez. insan otuzlarına gelince aydınlanma yaşıyor derlerdi de peh derdim.

- bir çırpıda akla gelen farkındalıkları yazdıktan sonra doğal olmayan bir şekilde yeni "itiraf" düşünmek çok utanç verici bir eylem gibi geldi, o yüzden bit artık, ey tanım!
devamını gör...

cryogen

muse'un 10. stüdyo albümü olma sıfatını kazanmış the wow! signal'dan 24 nisan 2026 tarihinde yayınlanmış single.

öncelikle başlangıcındaki o "karıdan kızdan şansı yaver gitmemiş, diken saçlı, cılız ve paranoyak bir hıyarın öncülüğündeki ingiliz tırrekler; namıdiğer showbiz-era-muse" havasını herhalde origin of symmetry'den beri ilk kez bu kadar güzel bir şekilde yeniden yarattıkları için yaşı 50'ye yaklaşmış ağabeylerime binlerce kere teşekkür ediyorum.

sözler yine uçarı, bilimsel/teknik tabirler olabilecek en "cheesy" şekilde metne derç edilmiş, elektro gitar solosu şarkıyı domine ediyor... "ulan" diyor insan, "oos'den beri tövbeler ettiğiniz mantarlı lahanalı dönemlere geri mi döndünüz ne b*k yediniz..."

e fena mı olmuş döndülerse de? olmamış tabii ki, aklımızı yitirmiş gibi dinliyoruz 2 haftadır.

not: video klibindeki mısır ununa bulanmış matt ve bizim çocukların absürt bi lokasyonda çalıp söylemesi konseptini de dead inside'dan sonra ilk kez görmek duygulandırdı. hikaye anlatıcılığına falan eyvallah da, sizi de görmek istiyoruz be oğlum. seviliyorsunuz. bir kez daha canlı dinlemek nasip olursa o ilk gitar notasında delireyazana dek görüşmek üzere...
devamını gör...

harry potter and the philosopher’s stone

ilk kitabı anlatacak olan ilk sezonunun fragmanı düşmüş dizi.

gözler dolu dolu. karakterleri canlandıran oyuncu seçimleri kanaatimce %98 oranında başarılı. 1-2 cümleden ziyade tam diyaloguna şahit olmadan karar vermek istemediğim için hagrid'in "biraz fazla" düzgün ingilizcesi ve anlamsızca, gerçekten hiçbir temsiliyet yahut duyarlılık amacı gütmeden, sadece moda olduğu için ve dizi 2026 yılında yayınlanacağı için siyahi bir aktörün canlandıracağı snape karakterinin anlık tat kaçırıcılığı haricinde her şey çok güzel gözüküyor -ki bu spesifik kanaat, snape gibi evrenin ta ortasından bir karakter yerine empati kurulabilecek başka bir karakterden (herhangi bir öğrenci veya varlığı/fiziksel görünüşü defaatle tasvir edilmemiş bir hoca vs.) yana kullanılsaydı eminim bu hiçbir şekilde sorun edilmezdi kitabın fanatik hayranları tarafından. okuma yazmayı harry potter kitapları ile öğrenmiş, ilk ev ödevlerini harry ile birlikte yapmış, 7 kitabı (3000 küsür sayfayı) defalarca kez okumuş insanların karşısına çıkıyorsunuz, bu bir ayıptır. neyse ki evrene sevgimiz o kadar büyük ki bu ayıbı bile görmezden gelip günün sonunda ayıla bayıla izleyeceğimi biliyorum; bu da içimi bir nebze rahatlatıyor.

neyse. dizinin ayrılacak zaman bolluğu sebebiyle doğal olarak kitaptan çok daha fazla detayı içermesini* ve bunu mümkün olduğunca "yaratıcı özgürlük" kullanma kaygısı gütmeden, mütevazı bir şekilde orijinal metne sadık kalarak yapmasını temenni ediyor, aralık ayını iple değil hayvan gibi uzun ve kalın halatlarla çekiyorum.

yazdığım harfler biraz bulanık gözükmeye başladığı için de şimdi tanımımı sonlandırıyorum. ruh hastası gibi fragmanı yüzlerce kez izleyeceğim nasılsa 9 ay boyunca, sakinleşmeliyim biraz.

not: hermione inanılmaz iyi olacak gibi. evrende sirius'tan sonra en çok sevdiğim karakteri böyle güzel yansıtmaları ayrıca sevindirdi.
devamını gör...

dune: part three

bugün yayınlanan dehşet vahşet fragmanla önümüzdeki 9 ayda ölmeme dualarına başlatmış film serisinin son halkası.

orijinal serideki belki de en olaysız kitaptan üçlemenin en manyak filminin gelmesi ilginç olabilir ama children of dune parçaları da derç edilmiş gibi (belki öngörüler vasıtasıyla) göründüğünden normalde olacağımdan daha da heyecanlandım.

nasıl bir kafa ile izlenmesi gerektiğine dair fikir vermesi açısından not: fragman müziğindeki vokal abiler bile "lsd" diye haykırıyor.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ay tutulması (dallar tarafından)
devamını gör...

yazarların spotify wrapped 2025 listeleri

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

konfor alanından çıkmamanın bir resmi olsa benim için bu olurdu herhalde.

şikayetim yok. sağdan sağdan, bildiğimiz yerden gelen soruları kovalıyoruz.

rabbim muse'un 1. sırada çıkmadığı senelerden korusun.
devamını gör...

popüler olmayan sözlük yazarlarının yazma amacı

bol bol puan toplayıp renkli mahlas almak, sonra ilkokul öğretmenimin numarasını bulup whatsapp'tan yazar profilimin ekran görüntüsünü "evet bunu başardım ve bu senin sayende değil. tamamen kendi emeğim" açıklamasıyla atmak, akabinde kendisini engellemek.

hiç öyle "senden adam olmaz" demişliği falan olmadı halbuki. kendisini de hala sever sayarım. maksat manyaklık olsun.
devamını gör...

hastaneye tek başına giden kişi

ulan tamam sinemaya, kafeye tek giden insanları ötekileştirdiniz, uzaylılaştırdınız, "neden artık ölmüyorsun ki" dediniz de eli ayağı tutan ve fiziksel olarak hastaneye gidebilme gücüne sahip birini de yalnız diye yaftalamayın be kardeşim.

ölüp tabuta girsek "offf napıyosun daracık yerde, hiç mi arkadaşın yok yarısını döke döke birlikte kahve içeceğin??" diye darlayacaksınız.

bir noktada durmanız ve tek başına çeşitli faaliyetler gerçekleştiren insanları öcüleştirmeyi bırakmanız gerek dostlarım.

hastane, bunun için iyi bi yer gibi mesela.
devamını gör...

devran

neyse grubunun pek hoş parçası.

grubun bildiğim tek şarkısı bu olduğundan ve bu şarkı da, sakarya caddesindeki alelade bir rock barda ucuz bira, sigara dumanı ve korkunç ayarlanmış akustik ayarları eşliğinde, bıyığı terlememiş delikanlılarca çalınmaya inanılmaz müsait olduğundan grubun ankara çıkışlı olduğunu varsaydım uzun süre. gelgelelim istanbul'dan çıkmışlar.

hayatın beklentilerimi karşılamadığı zibilyon alandan biri işte. neyse şarkı güzel, ona odaklanmak lazım (neyse derken, bileşik bağlaç olanı diyorum grubun adı değil. aman of. kendi kendime açıklama yapmaktan yoruldum).

aha da linki.
devamını gör...

black

eddie vedder'ın severek takip ettiği late night with david letterman şovunu izlerken sunucunun diline takılması ve her programda kulak kanatan bir detonelikle mırıldanmasına dayanamayıp "lanet olsun tamam geliyorum" diyip deri ceketini alıp evden fırladığı, şova girer girmez yine aynı ceketin cebinden çıkardığı mikrofonla nefis bir şekilde son nakaratını ifa ettiği ve tek bir kelime söylemeden çıkıp giderek ikonik bir ana imza attığı muhteşem şarkı.

hikayeyi iki tarafın da anlattığı video için tık.
devamını gör...

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

- fenerbahçeliyim. ümit karan'ın attığı golle yenildiğimiz bir galatasaray maçı vardı. türkiye kupası olsa gerek. ağlamıştım epey. yastığa başımı koyunca sinirden ve hırstan uyuyamadığımı hatırlamıyorum. ne kadar özyıkıcı bir sonucu olsa da bir şeye bu kadar tutku duyabilmiş olmak güzelmiş diyorum şimdi. en azından bunu da tecrübe etmişim. bir derbi akşamında yazıyorum çünkü hislerim o günkünden daha uzak olamaz herhalde. son dakikalarda bir gol attık mesela, sevinçten etrafa elime geçen ilk nesneyi fırlatacağım zamanları hatırlayarak dişimi fırçalamaya gittim.

- dişimi fırçalarken gördüğüm gözler, dudaklar, burun, ümit karan yüzünden ağlamış çocuğunkilerle aynı. sırf o yüzün arkasındaki cıvık, cevizimsi organda devam eden bazı kimyasal etkileşimler farklı olduğu için bakışımın ne kadar değiştiğini fark ettim. sırıtmayı denedim belki o çocuk gelir diye. botoks yaptırmış gibi hareket eden ama ifade uyanmayan bir yüz görünce canım sıkıldı. ışığı kapatıp çıktım.

- bilgisayarın başına oturdum. zaten düşük olan modumu daha da düşüreceğini bildiğim bir şarkı açtım. düşürdü de. şarkının bazı yerlerinde "kral, ağırdan al biraz, b*kunu çıkardın" tandansında cümleler geçiyordu. inatla sonuna kadar dinledim. zaten farkında olduğum bir şeyi daha da bir fark ettim. ettim ettim de duramadım. bir yerden sonra fark etmem sanıyordum, sonra daha da ettim. öyle böyle fark etmedim.

- sonra da düşüncelerime benim yerime tarih, saat, dakika düşen bu siyahlı turunculu pikseller üstüne bir şeyler yazarak bu daimi farkındalığı kayda geçirmek istedim. ümit karan'ı hatırladım.

atmayacaktın o golü ümit abi.
devamını gör...

the tourist

(şarkı olanı)

yeteri kadar abartılıp konuşulmadığını gözlemlediğim nadide bir ok computer parçası.

ilk kez gidilen bir şehirde kulaklığı takıp loopta dinleyerek gezinmek, nereye çıkacağı bilinmeyen sokaklara dalıp umut edildiği üzere kaybolayazmak için idealdir (denenmiş, kaybolunmuş ve onaylanmıştır).

ayrıca albümü kapattığı gibi nice güzel gecemi de kapatmıştır, kapatmaya da devam edeceğine inanıyorum.
devamını gör...

bütün kahvelerin tadı aynı diyen insan

hayvan gibi sallantılı otobüs yolculuğunda naylon eldiven giymiş bir muavinin kağıt bardakta uzattığı kahveyi tatmamış insandır.

acıyorum o insana. hayatın böyle bir zevkinden mahrum kaldığı için sadece acıyorum.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim