the kingdom adıyla da bilinen danimarka yapımı mini dizi üçlemesi 1994-1997 yılları arasında yayımlanmış olup dizinin tamamlanması için gereken son 5 bölüm, stig helmer karakterini oynayan oyuncunun vefat etmesi sebebiyle çekilememiştir. dizi, danimarka'da açıklanamaz olayların yaşandığı bir hastanedeki doktorların hikayesini konu almaktadır.
*danimarka film ödülleri (1995) - en iyi erkek oyuncu [ernst-hugo jaregard] / en iyi kadın oyuncu [kirsten rolffes] / en iyi sinematografi [eric kress]
*seattle uluslararası film festivali (1995) - en iyi film
*grimme ödülleri (1996) - adolf grimme ödülü [lars von trier]
dizi toplam 20 ödüle sahiptir.
*seattle uluslararası film festivali (1995) - en iyi film
*grimme ödülleri (1996) - adolf grimme ödülü [lars von trier]
dizi toplam 20 ödüle sahiptir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "xlottle" tarafından 11.03.2021 22:25 tarihinde açılmıştır.
1.
dan. krallık, the kingdom.
lars von trier'in danimarka tv için 1994'te 4, 1997^de 4 bölüm olarak çektiği mini dizi.
bir hastanede geçen "tuhaf" olaylar ve bunların "tuhaf" bir mizahla harmanlanmasıyla ortaya çıkmış kültleşmiş başyapıtlardan.
üçüncü sezonun da yazılmış ancak başrollerden ikisi (ernst-hugo järegård ve kirsten rolffes) ölünce çekilmemişti.
izleyeni* bir garip duygudan diğerine git-gel yaptıran bir şeydi.
trier, 2021 yılında çekilmemiş sezona başlayacak ve 5 bölümlük bu sezon 2022 yılında the kingdom exodus ismiyle bizimle yeniden buluşacak.
yarım kalmış hikayeyi böylece tamamlayabileceğiz.
lars von trier'in danimarka tv için 1994'te 4, 1997^de 4 bölüm olarak çektiği mini dizi.
bir hastanede geçen "tuhaf" olaylar ve bunların "tuhaf" bir mizahla harmanlanmasıyla ortaya çıkmış kültleşmiş başyapıtlardan.
üçüncü sezonun da yazılmış ancak başrollerden ikisi (ernst-hugo järegård ve kirsten rolffes) ölünce çekilmemişti.
izleyeni* bir garip duygudan diğerine git-gel yaptıran bir şeydi.
trier, 2021 yılında çekilmemiş sezona başlayacak ve 5 bölümlük bu sezon 2022 yılında the kingdom exodus ismiyle bizimle yeniden buluşacak.
yarım kalmış hikayeyi böylece tamamlayabileceğiz.
devamını gör...
2.
3. sezonu pek beğenmesem de bu haliyle bile çekilmiş en iyi dizilerden biridir. twin peaks kadar olmasa da ondan mülhem olduğu için en azından 2. sırayı hak etmektedir.. lars von trier'i çok seviyorum keşke babam olsa.. trier demişken buradan tutankamonun laneti'ne selamlarımı ve sevgilerimi yollaram.. unutmadık
benim gördüğüm, her trier işindeki gibi olayların temelinde mekan üzerinden manevi çöküş ve çürüme yatıyor. avrupa'daki çürümeye takık bi eleman en nihayetinde hz trier, en net forbrydelsens element'te ve europa'da vardı, burada onlardaki kadar net olmasa da gerek doktor helmer karakteri üzerinden yapılan danimarka eleştirileri gerek dizinin introsundaki anlatım olsun hepsi yine avrupa eleştirisine yorulabilir.. nitekim olayların geçtiği yer olan yer "danimarka krallık hastanesi".. düz devlet eleştirisi var diyebiliriz. devlet seni ele geçirip çürütüyor, kurtuluşun yok.. hapishaneyi andırıyor.. sağlık bakanının hastaneyi ziyaret ettiği bölümlerde iktidarın gücü en net biçimde ortaya çıkıyor üstelik..
akım-dışı takılan biri olduğu için standart renk paletleri yerine forbrydelsens element'tekine benzer renk paletleri kullanması da şaşırtmıyor kimseyi.. dizinin baştan aşağı birbirine bağlı tüm unsurları arasındaki birbirine hizmet eden ipler arasında renk seçiminin önemli bir yeri var, çamur gibi çöp gibi bi mekan..
karakterler başta karikatürize olarak algılanabilir fakat bölümler ilerledikçe hepsinin iç ve dış dengesizliklerini görüyoruz. bir de her karakterde olan bir özellik var: mizah. hepsi kendi çapında aşırı derecede komik. bir korku/gerilim dizisinin içinde mizah unsurları seyirciye daha rahatça geçer çünkü korkunun içinde mizah olması beklenmedik bir iştir. yarattığı gerilim sayesinde komik olan daha komik oluyor da diyebiliriz..
sabaha kadar kendime övecek anasır bulabilirim..... iyi geceler.....
benim gördüğüm, her trier işindeki gibi olayların temelinde mekan üzerinden manevi çöküş ve çürüme yatıyor. avrupa'daki çürümeye takık bi eleman en nihayetinde hz trier, en net forbrydelsens element'te ve europa'da vardı, burada onlardaki kadar net olmasa da gerek doktor helmer karakteri üzerinden yapılan danimarka eleştirileri gerek dizinin introsundaki anlatım olsun hepsi yine avrupa eleştirisine yorulabilir.. nitekim olayların geçtiği yer olan yer "danimarka krallık hastanesi".. düz devlet eleştirisi var diyebiliriz. devlet seni ele geçirip çürütüyor, kurtuluşun yok.. hapishaneyi andırıyor.. sağlık bakanının hastaneyi ziyaret ettiği bölümlerde iktidarın gücü en net biçimde ortaya çıkıyor üstelik..
akım-dışı takılan biri olduğu için standart renk paletleri yerine forbrydelsens element'tekine benzer renk paletleri kullanması da şaşırtmıyor kimseyi.. dizinin baştan aşağı birbirine bağlı tüm unsurları arasındaki birbirine hizmet eden ipler arasında renk seçiminin önemli bir yeri var, çamur gibi çöp gibi bi mekan..
karakterler başta karikatürize olarak algılanabilir fakat bölümler ilerledikçe hepsinin iç ve dış dengesizliklerini görüyoruz. bir de her karakterde olan bir özellik var: mizah. hepsi kendi çapında aşırı derecede komik. bir korku/gerilim dizisinin içinde mizah unsurları seyirciye daha rahatça geçer çünkü korkunun içinde mizah olması beklenmedik bir iştir. yarattığı gerilim sayesinde komik olan daha komik oluyor da diyebiliriz..
sabaha kadar kendime övecek anasır bulabilirim..... iyi geceler.....
devamını gör...
3.
bu dizi beni gerçekten hem sarmış hem de sarsmış bir yapım. lynch abinin twin peaks'ini izlerken ne hissetti isem aynısını bu dizi için de söyleyebilirim.
önce konusundan bahsedeyim. danimarka'da bir hastanedeyiz. bu hastanede çok tuhaf hastalar mevcut, bu hastalar hastanenin perili olduğunu düşünüyorlar, bundan dolayı burayı adeta mesken tutmuş haldeler. dahası da bu hastanedeki sağlık personelleri de açıklanamayan olaylara şahitlik etmeye başlayınca biz de ne olduğunu ve neler olacağını merak etmeye başlıyoruz, dizi bir yükselişe geçiyor, sonrası tam anlamıyla görsel zevk, zira inanılmaz güzel bir kış sarısı rengi mevcut. atmosferi inanılmaz güzel, sizi içerisine çekip adeta bataklığın içerisine sürüklüyor.
karakterlerin hepsi birer karikatür gibi, danimarka insanına söven isveç'li doktor mu dersiniz, kendisinden yaşça büyük bir kadına aşık olmuş milf sevdalısı tıp öğrencisi mi...
müzikleri de hoş açıkçası, izlerken çok keyif aldım. jeneriğini geçmediğim nadir dizilerden birisi... müthiş bir jenerik şarkısı mevcut. jenerik joachim holbek tarafından yapılmış.
tatam tatam tatam tam kıngdom!
önce konusundan bahsedeyim. danimarka'da bir hastanedeyiz. bu hastanede çok tuhaf hastalar mevcut, bu hastalar hastanenin perili olduğunu düşünüyorlar, bundan dolayı burayı adeta mesken tutmuş haldeler. dahası da bu hastanedeki sağlık personelleri de açıklanamayan olaylara şahitlik etmeye başlayınca biz de ne olduğunu ve neler olacağını merak etmeye başlıyoruz, dizi bir yükselişe geçiyor, sonrası tam anlamıyla görsel zevk, zira inanılmaz güzel bir kış sarısı rengi mevcut. atmosferi inanılmaz güzel, sizi içerisine çekip adeta bataklığın içerisine sürüklüyor.
karakterlerin hepsi birer karikatür gibi, danimarka insanına söven isveç'li doktor mu dersiniz, kendisinden yaşça büyük bir kadına aşık olmuş milf sevdalısı tıp öğrencisi mi...
müzikleri de hoş açıkçası, izlerken çok keyif aldım. jeneriğini geçmediğim nadir dizilerden birisi... müthiş bir jenerik şarkısı mevcut. jenerik joachim holbek tarafından yapılmış.
tatam tatam tatam tam kıngdom!
devamını gör...
