1.
michael rosen tarafından yazılan, quentin blake tarafından çizilen oldukça kısa ve hüzünlü bir kitaptır.
konusu büyük olaylar içermiyor. michael rosen'ın oğlu eddie'nin ölümünden sonra hayata uymaya çalışanı, üzüntüsünü ve yas sürecini anlatıyor. fakat kitabın etkili ve hüzünlü oluşuyla bile herkesin kendinden bir şeyler bulduğu bir eser.
kitabın ilk sayfasında babanın 'üzgün görünürsem insanların beni sevmeyeceğini düşünüyorum' demesi dokunaklıydı. toplumda sadece neşeli ve güçlü insanlara olan rağbet daha fazla. bu yüzden de rol yapmak, maske takmak ihtiyacı içerisine giriyoruz. üzüntümüz, duygularımızı hep bir şekilde arka planda kalıyor. fakat o maskeleri takmak yerine hüznümüzü rahatça paylaşsak, birbirimizi anlayabilsek, üzgünüm diyebilecek kadar cesur olabilsek her şey çok daha kolay olacak gibi..
babanın üzgünken bir şeyler karalıyor oluşu, film izleyişi hatta duşta şarkı söylemesi bile tanıdıktı benim için. açıkçası kendimden birçok parça buldum diyebilirim.
çizimleri de aynı şekilde konuyla gayet başarılı bir şekilde bağdaştırılmış. aşırı keyif alarak, üzerinden fazlasıyla düşünerek, üzülerek okuduğum bir kitap oldu. gerçek oluşu da cabası.
kitabın 4 dakikalık bir filmi de varmış. şöyle bırakıyorum hemen.
konusu büyük olaylar içermiyor. michael rosen'ın oğlu eddie'nin ölümünden sonra hayata uymaya çalışanı, üzüntüsünü ve yas sürecini anlatıyor. fakat kitabın etkili ve hüzünlü oluşuyla bile herkesin kendinden bir şeyler bulduğu bir eser.
kitabın ilk sayfasında babanın 'üzgün görünürsem insanların beni sevmeyeceğini düşünüyorum' demesi dokunaklıydı. toplumda sadece neşeli ve güçlü insanlara olan rağbet daha fazla. bu yüzden de rol yapmak, maske takmak ihtiyacı içerisine giriyoruz. üzüntümüz, duygularımızı hep bir şekilde arka planda kalıyor. fakat o maskeleri takmak yerine hüznümüzü rahatça paylaşsak, birbirimizi anlayabilsek, üzgünüm diyebilecek kadar cesur olabilsek her şey çok daha kolay olacak gibi..
babanın üzgünken bir şeyler karalıyor oluşu, film izleyişi hatta duşta şarkı söylemesi bile tanıdıktı benim için. açıkçası kendimden birçok parça buldum diyebilirim.
çizimleri de aynı şekilde konuyla gayet başarılı bir şekilde bağdaştırılmış. aşırı keyif alarak, üzerinden fazlasıyla düşünerek, üzülerek okuduğum bir kitap oldu. gerçek oluşu da cabası.
kitabın 4 dakikalık bir filmi de varmış. şöyle bırakıyorum hemen.
devamını gör...