#ödüllü filmler
orijinal adı: jojo rabbit
yönetmen koltuğunda taika waititi'nin yer aldığı 2019 yapımlı savaş-komedi filmidir. konu; hitler gençlik kampında eğitilen jojo adlı bir çocuğun etrafında geçmektedir. jojo evlerinde bir yahudi kızın saklandığını öğrenince olaylar karmaşık bir hal alacaktır.
yönetmen koltuğunda taika waititi'nin yer aldığı 2019 yapımlı savaş-komedi filmidir. konu; hitler gençlik kampında eğitilen jojo adlı bir çocuğun etrafında geçmektedir. jojo evlerinde bir yahudi kızın saklandığını öğrenince olaylar karmaşık bir hal alacaktır.
*oscar - en iyi uyarlama senaryo
*film eleştirmenleri - en iyi genç oyuncu ödülü
*grande prêmio do cinema brasileiro - en iyi uluslararası uzun metrajlı film
*bafta - en iyi uyarlama senaryo ödülü
*amerikan senaryo yazarları birliği - film dalında en iyi uyarlama senaryo ödülü
*film eleştirmenleri - en iyi genç oyuncu ödülü
*grande prêmio do cinema brasileiro - en iyi uluslararası uzun metrajlı film
*bafta - en iyi uyarlama senaryo ödülü
*amerikan senaryo yazarları birliği - film dalında en iyi uyarlama senaryo ödülü
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "ölmedim ama hafif sürünüyorum" tarafından 11.04.2021 13:21 tarihinde açılmıştır.
1.
christine leunens'in “caging skies” romanından uyarlanmış, taika waititi'nin yazıp yönettiği, 2.dünya savaşı döneminde nazi hayranı olan, hitler'i hayali arkadaş edinmiş 10 yaşındaki bir çocuğun gözünden savaşı ve gördükleri sonucunda iç dünyasında yaşadığı çelişkiyi gördüğümüz eğlenceli film. hem güldürüp hem hüzünlendirdi.
film, bu yıl en iyi uyarlama senaryo dalında oscar ödülü aldı.
film, bu yıl en iyi uyarlama senaryo dalında oscar ödülü aldı.
devamını gör...
2.
absürt komedi gibi , alman faşizmi ve hitlerin her alman çocuğunun kafasında var oluşunu konu edinen bol göndermeli, vicdanlara sığmayan yakın yy'ın dev mesajlarının içerildiği geçtiğimiz yıl oscar adayı bir taika waititi filmi. bir uyarlama filmi olduğunu biliyorum fakat kitabı okumadım, bilmem. film güzeldi izlenir arkadaşlar (+).
ayrıca;
--! spoiler !--
katil uşak.
--! spoiler !--
ayrıca;
--! spoiler !--
katil uşak.
--! spoiler !--
devamını gör...
3.
(bkz: 2. dünya savaşı) esnasında yaşananları küçük bir alman çocuğun gözünden anlatan neşeli film.
ayrıca izledikten sonra nazi almanya'sında ırkçılığın ne boyutlara vardığını ve nefret edilesi en büyük kötülüklerden biri olduğunun tekrar farkına varacaksınız.
ayrıca izledikten sonra nazi almanya'sında ırkçılığın ne boyutlara vardığını ve nefret edilesi en büyük kötülüklerden biri olduğunun tekrar farkına varacaksınız.
devamını gör...
4.
filmi beğenmeyen olabilir, overrated bir film olabilir, bu filme dayanan çok sabırlıda olabilir, ama seyreden ve beğenen zevksiz, üstelikte berbat demek ?
film yorumu yaparken sadece filme değil filmin yönetmeninin tarzına da bakmak lazım. yönetmen taika waititi genelde alışıla gelmiş tarzın dışında absürd filmler çeken ve bunları komedi dalında süsleyen bir yönetmen, dolayısı ile adamın tarzı bu.
sinema ile epey ilgiliyim, tanımlarıma bakarsanız mümkün olduğunca detaylı tanımlar yazmaya çalışıyorum ama hiçbir zaman filmi beğenmesem bile beğenene veya beğenmeyene bir şey demem, zevkler ve renkler tartışılmaz, bu işin doğasında vardır.
benim puanım bu filme 7 / 10. daha önce bu yönetmenim bir kaç filmini seyrettiğim için tarzına alışığım.
senaryo olarak değişik bir film, çekimlerde güzel, oyunculukta bana göre yeterli. ne benimle aynı düşünene entel derim, ne de beğenmeyene dantel:)))
iş bu tanım herhangi bir hedef gösterilmeden, genel bir yorum olarak girilmiştir. filmlerde yazdığı gibi gerçek karakterle alakası yoktur, olsa bile bu alaka tamamen tesadüfidir.
film yorumu yaparken sadece filme değil filmin yönetmeninin tarzına da bakmak lazım. yönetmen taika waititi genelde alışıla gelmiş tarzın dışında absürd filmler çeken ve bunları komedi dalında süsleyen bir yönetmen, dolayısı ile adamın tarzı bu.
sinema ile epey ilgiliyim, tanımlarıma bakarsanız mümkün olduğunca detaylı tanımlar yazmaya çalışıyorum ama hiçbir zaman filmi beğenmesem bile beğenene veya beğenmeyene bir şey demem, zevkler ve renkler tartışılmaz, bu işin doğasında vardır.
benim puanım bu filme 7 / 10. daha önce bu yönetmenim bir kaç filmini seyrettiğim için tarzına alışığım.
senaryo olarak değişik bir film, çekimlerde güzel, oyunculukta bana göre yeterli. ne benimle aynı düşünene entel derim, ne de beğenmeyene dantel:)))
iş bu tanım herhangi bir hedef gösterilmeden, genel bir yorum olarak girilmiştir. filmlerde yazdığı gibi gerçek karakterle alakası yoktur, olsa bile bu alaka tamamen tesadüfidir.
devamını gör...
5.
çocuk karakterlerin çok sevimli olduğu özellikle gözlüklü tombiş çocuk yorki'nin sahnelerinde yüzünüzde istemsiz bir gülümsemenin oluştuğu filmdir.
scarlett johansson'ın oyunculuğu ise muhteşem.
film, savaşı komedi diliyle anlatsa da birkaç yerde hüzünlendirmiştir. hızlı, akıcı bir şekilde ilerlemiştir. ve bence verilmek istenen mesaj izleyiciye verilmiştir.
scarlett johansson'ın oyunculuğu ise muhteşem.
film, savaşı komedi diliyle anlatsa da birkaç yerde hüzünlendirmiştir. hızlı, akıcı bir şekilde ilerlemiştir. ve bence verilmek istenen mesaj izleyiciye verilmiştir.
devamını gör...
6.
2019 yapımı savaş, dram ve komedi filmi. savaş, dram ile komedi ne alaka desek de tabir film için tam olarak uyuyor. yönetmen taika waititi, oyuncular scarlett johansson,taika waititi,roman griffin,rebel wilson.
filmi nasıl anlatsam bilemiyorum; her dakikasına dokunmadan anlatmak, filme haksızlık olur diye düşünüyorum. hitler almanya’sını esprili bir dille anlatsa da, anlatılanlar gerçek. bu nedenle gülümserken hüzünleniyorsunuz da. beyni yıkanan çocuklar, hitler’in asılsız propagandaları ve filmde sürekli geçen ‘heil hitler’.
konusu ise, hitler hayranı bir çocuk var, ona kısaca jojo diyorlar. tavşan lakabını da, nazi kampında öldürmesi emredilen tavşanı öldürmeyince, korkaklıkla suçlanarak alıyor. hayali bir arkadaşı var, o da hitler. o kadar hayran ki hitler’e, hayali arkadaşı bile hitler.
yahudi düşmanlığı, annesinin evde yahudi bir kız olan elsa’yı sakladığını öğrenince, yavaş yavaş değişmeye başlıyor.
öncelikle scarlett’e değineceğim. bu kadını sürekli aksiyon filmlerinde oynatıyorlar ki bu filmde görülüyor ki, karakter rollerinde de gayet başarılı. güçlü bir kadın imajını çok güzel çiziyor.
roman griffin ise boyundan büyük oyunculuk sergiliyor. hitler aşığıyken, yavaş yavaş şekil değiştirmeye başlaması arasındaki geçişte çok başarılı. filmin en etkilendiğim bölümü son 21.dk. yavaş çekim eşliğinde savaşın tam ortasında kalan jojo’nun şaşkınlığı, hüznü beni çok etkiledi. en hüzünlendiren sahne de o oldu benim için.
rebel wilson’a gelirsem, komedi filmlerinin aranan yüzü ve sevdiğim bir oyuncu. filmdeki en komik rol ondaydı ve gerçekten izlerken keyif aldım.
yorki’yi es geçemeyeceğim. o ne tatlı bir çocuk öyle. hitler için savaşıyor ama sanki hala savaşın ne olduğunu bilmiyor gibi. sonlarda söylediği de bunu doğruluyor: ‘doğru taraf için mi savaşıyoruz, bilmiyorum’.
sözün özü, gerçekten izlenecek bir filmdir. filmde o kadar çok heil hitler sözünü duyuyorsunuz ki, ağzınıza dolanabilir aman dikkat! *. sonda da hitler’in ‘heilla beni jojo’ kısmı da gerçekten komikti.
film ayrıca caging skies kitabından uyarlanmış. okumadım, ama meraklı için dip not olsun. izleyin izlettirin efendim. her filme referans olmam ama bu film için seve seve olurum. iyi seyirler.
filmi nasıl anlatsam bilemiyorum; her dakikasına dokunmadan anlatmak, filme haksızlık olur diye düşünüyorum. hitler almanya’sını esprili bir dille anlatsa da, anlatılanlar gerçek. bu nedenle gülümserken hüzünleniyorsunuz da. beyni yıkanan çocuklar, hitler’in asılsız propagandaları ve filmde sürekli geçen ‘heil hitler’.
konusu ise, hitler hayranı bir çocuk var, ona kısaca jojo diyorlar. tavşan lakabını da, nazi kampında öldürmesi emredilen tavşanı öldürmeyince, korkaklıkla suçlanarak alıyor. hayali bir arkadaşı var, o da hitler. o kadar hayran ki hitler’e, hayali arkadaşı bile hitler.
yahudi düşmanlığı, annesinin evde yahudi bir kız olan elsa’yı sakladığını öğrenince, yavaş yavaş değişmeye başlıyor.
öncelikle scarlett’e değineceğim. bu kadını sürekli aksiyon filmlerinde oynatıyorlar ki bu filmde görülüyor ki, karakter rollerinde de gayet başarılı. güçlü bir kadın imajını çok güzel çiziyor.
roman griffin ise boyundan büyük oyunculuk sergiliyor. hitler aşığıyken, yavaş yavaş şekil değiştirmeye başlaması arasındaki geçişte çok başarılı. filmin en etkilendiğim bölümü son 21.dk. yavaş çekim eşliğinde savaşın tam ortasında kalan jojo’nun şaşkınlığı, hüznü beni çok etkiledi. en hüzünlendiren sahne de o oldu benim için.
rebel wilson’a gelirsem, komedi filmlerinin aranan yüzü ve sevdiğim bir oyuncu. filmdeki en komik rol ondaydı ve gerçekten izlerken keyif aldım.
yorki’yi es geçemeyeceğim. o ne tatlı bir çocuk öyle. hitler için savaşıyor ama sanki hala savaşın ne olduğunu bilmiyor gibi. sonlarda söylediği de bunu doğruluyor: ‘doğru taraf için mi savaşıyoruz, bilmiyorum’.
sözün özü, gerçekten izlenecek bir filmdir. filmde o kadar çok heil hitler sözünü duyuyorsunuz ki, ağzınıza dolanabilir aman dikkat! *. sonda da hitler’in ‘heilla beni jojo’ kısmı da gerçekten komikti.
film ayrıca caging skies kitabından uyarlanmış. okumadım, ama meraklı için dip not olsun. izleyin izlettirin efendim. her filme referans olmam ama bu film için seve seve olurum. iyi seyirler.
devamını gör...
7.
disney+'da izlediğim, daha önce sürekli izlemeyi ertelediğim film.
sarışın, zeki ve hayali karakteri adolf hitler olan, nazi olduğunu iddia eden bir çocuğun hikayesini anlatır. 2. dünya savaşının sonlarında, almanya' da artık çocukları asker olarak eğitmeye başladıkları dönemde geçer. jojo'da bu eğitim kampına gider ve orada yüzünden ve bacağından sakatlanır. hayatı tamda burda değişir çünkü annesi üst katta bir yahudiyi saklamaktadır.
scarlet johansson ablamız mükemmel oynamış. bayıldım kendisine. bu rolle ödül almışmı bilmiyorum bakmadım fakat küçük bir kasecik kesinlikle kazanmıştır. %100 eminim buna.
mizahı güzel hoşuma gitti. yer yer sıksa ve tekrarlasada çokta fazla rahatsız etmedi beni. diğer güzel şeylerin yanında o küçük kusurları görmüyorsun zaten. öyle hunharca güldüren bir mizahıda yok. daha çok acı bir mizah var. acı bir bal yiyormuşsun hissi veriyor. tatlı gibi ama rahatsız ediyor insanı. fakat kötü anlamda bir rahatsızlık değil asla, tatmin edici bir rahatsızlık.
filmin başlarında yalan olmasın yönetmenliği çok klişe ve sıkıcı bulmuştum. bir zaman sonra gözüm alışınca çok fazla rahatsız etmedi beni. daha önce ismini duyduğum bir yönetmen değildi. film bittikten sonra google'a yazdım. marvel filmlerinin 2-3 tanesini filan yönetmiş. o bahsettiğim rahatsızlık bundan kaynaklı birazda sanırım.
tüketmesi kolay, toplumun geneline oynayan bir film. o yüzden birazda bu kadar çok sevildiğini düşünüyorum.
scarlet ablamın öldüğü sahneyi neden öyle pat diye koydunuz oraya ya. tamam 2-3 defa ayakkabısını gösterince anladım zaten ayakkabıyla ilgili birşey olacağını ama o esnada beklemiyordum. hazırlıksız yakalandığım için gözlerim doldu.
filme puanım 10/8.1.
sarışın, zeki ve hayali karakteri adolf hitler olan, nazi olduğunu iddia eden bir çocuğun hikayesini anlatır. 2. dünya savaşının sonlarında, almanya' da artık çocukları asker olarak eğitmeye başladıkları dönemde geçer. jojo'da bu eğitim kampına gider ve orada yüzünden ve bacağından sakatlanır. hayatı tamda burda değişir çünkü annesi üst katta bir yahudiyi saklamaktadır.
scarlet johansson ablamız mükemmel oynamış. bayıldım kendisine. bu rolle ödül almışmı bilmiyorum bakmadım fakat küçük bir kasecik kesinlikle kazanmıştır. %100 eminim buna.
mizahı güzel hoşuma gitti. yer yer sıksa ve tekrarlasada çokta fazla rahatsız etmedi beni. diğer güzel şeylerin yanında o küçük kusurları görmüyorsun zaten. öyle hunharca güldüren bir mizahıda yok. daha çok acı bir mizah var. acı bir bal yiyormuşsun hissi veriyor. tatlı gibi ama rahatsız ediyor insanı. fakat kötü anlamda bir rahatsızlık değil asla, tatmin edici bir rahatsızlık.
filmin başlarında yalan olmasın yönetmenliği çok klişe ve sıkıcı bulmuştum. bir zaman sonra gözüm alışınca çok fazla rahatsız etmedi beni. daha önce ismini duyduğum bir yönetmen değildi. film bittikten sonra google'a yazdım. marvel filmlerinin 2-3 tanesini filan yönetmiş. o bahsettiğim rahatsızlık bundan kaynaklı birazda sanırım.
tüketmesi kolay, toplumun geneline oynayan bir film. o yüzden birazda bu kadar çok sevildiğini düşünüyorum.
scarlet ablamın öldüğü sahneyi neden öyle pat diye koydunuz oraya ya. tamam 2-3 defa ayakkabısını gösterince anladım zaten ayakkabıyla ilgili birşey olacağını ama o esnada beklemiyordum. hazırlıksız yakalandığım için gözlerim doldu.
filme puanım 10/8.1.
devamını gör...
8.
2020 yapımı, taika waititi'nin yönetmen koltuğunda oturduğu jojo rabbit, 2. dünya savaşı sürecinde jojo betzler isimli bir çocuğun hikayesini anlatmaktadır. jojo betzler yahudilere soykırım döneminde, annesinin yahudi bir kız çocuğunu kendilerine ait evin çatısında sakladığını ve koruduğunu görür. jojo bundan sonra inancıyla vicdanı arasında ikilemde kalır ve hayatın acı gerçekleri ile yüzleşmek zorundadır.

film boyunca jojo'yu yanından asla ayrılmayan hayali bir arkadaşı vardır. bu kişi de adolf hitler'dir. jojo'nun hayali arkadaşı olan hitler, jojo'nun hayal dünyasında çocuksu hareketlerde bulunur. jojo'yu her fırsatta kötü düşünmeye ve insan ayırmaksızın hemen herkesten nefret etmeye teşvik etmektedir. bu hayali arkadaşlık filmde, jojo'nun hayal dünyasını, küçük çocuklara özgü arzularını, hakim olma ve kontrol etme isteğini, güç arzusunu temsil ederken aynı zamanda gerçek hitler'i de bir nevi sembolize etmektedir. filmde yönetmenin bakış açısına göre, adolf hitler kendisi gerçek bir semboldür. filme göre adolf hitler, jojo kendisini zayıf, etkisiz ve güçsüz hissetmesine rağmen güç, hakimiyet ve kontrol arzusunu yansıtacağı bir katman olarak yer almaktadır.

filmin isminde görülen "rabbit" ise ayrı bir önemli semboldür. jojo, nazi kampında iyi bir nazi olması gerektiği aşılanarak bulunmuştur. ve iyi bir nazi cesur ve aynı zamanda kötüdür. kendisinden büyük çocuklar, jojo'ya bir tavşanı öldürmesi için baskıda bulunurlar. jojo içinde her ne kadar iyi bir nazi olmak isteğini taşıyor olsa da, o tavşanı öldürmeye vicdanı el vermez. bunun üzerine kamptaki diğer arkadaşlarından kaçarken, arkasından alay eden çocuklar ona "tavşan jojo" lakabını takarlar. bu şekilde gerçekleşen olay neticesinde tavşan; jojo'nun arkadaşlarının nezdinde korkaklığının, kendinden beklenenleri karşılayamamasının sembolü haline gelmiştir.
kamptan uzaklaştıktan sonra açık bir alanda hayali arkadaşı hitler ile görüşen ve bu konu üzerine fikir alışverişi yapan jojo, tavşanların ürkekliğinin yanında, kendi yöntemlerine göre etkili, cesur, sinsi ve başarılı figürler de olabileceği kanaatine varır.

bu lakabın kendine takılmasından sonra jojo, motivasyonunu artıracak bir şekilde bu sıfatın kendince güçlü gördüğü yanlarını kullanarak tavşan'ı ünvan haline getirir. benzersiz yeteneklere sahip bir sembol haline gelen rabbit (tavşan) sonunda kendi el bombası ile kendini havaya uçuracaktır.

film boyunca jojo'yu yanından asla ayrılmayan hayali bir arkadaşı vardır. bu kişi de adolf hitler'dir. jojo'nun hayali arkadaşı olan hitler, jojo'nun hayal dünyasında çocuksu hareketlerde bulunur. jojo'yu her fırsatta kötü düşünmeye ve insan ayırmaksızın hemen herkesten nefret etmeye teşvik etmektedir. bu hayali arkadaşlık filmde, jojo'nun hayal dünyasını, küçük çocuklara özgü arzularını, hakim olma ve kontrol etme isteğini, güç arzusunu temsil ederken aynı zamanda gerçek hitler'i de bir nevi sembolize etmektedir. filmde yönetmenin bakış açısına göre, adolf hitler kendisi gerçek bir semboldür. filme göre adolf hitler, jojo kendisini zayıf, etkisiz ve güçsüz hissetmesine rağmen güç, hakimiyet ve kontrol arzusunu yansıtacağı bir katman olarak yer almaktadır.

filmin isminde görülen "rabbit" ise ayrı bir önemli semboldür. jojo, nazi kampında iyi bir nazi olması gerektiği aşılanarak bulunmuştur. ve iyi bir nazi cesur ve aynı zamanda kötüdür. kendisinden büyük çocuklar, jojo'ya bir tavşanı öldürmesi için baskıda bulunurlar. jojo içinde her ne kadar iyi bir nazi olmak isteğini taşıyor olsa da, o tavşanı öldürmeye vicdanı el vermez. bunun üzerine kamptaki diğer arkadaşlarından kaçarken, arkasından alay eden çocuklar ona "tavşan jojo" lakabını takarlar. bu şekilde gerçekleşen olay neticesinde tavşan; jojo'nun arkadaşlarının nezdinde korkaklığının, kendinden beklenenleri karşılayamamasının sembolü haline gelmiştir.
kamptan uzaklaştıktan sonra açık bir alanda hayali arkadaşı hitler ile görüşen ve bu konu üzerine fikir alışverişi yapan jojo, tavşanların ürkekliğinin yanında, kendi yöntemlerine göre etkili, cesur, sinsi ve başarılı figürler de olabileceği kanaatine varır.

bu lakabın kendine takılmasından sonra jojo, motivasyonunu artıracak bir şekilde bu sıfatın kendince güçlü gördüğü yanlarını kullanarak tavşan'ı ünvan haline getirir. benzersiz yeteneklere sahip bir sembol haline gelen rabbit (tavşan) sonunda kendi el bombası ile kendini havaya uçuracaktır.
devamını gör...
9.
farklı klansman ve bakış açılarına sahip olsalar da; (bkz: unsere mütter unsere väter) dizisi ile birlikte ww2'ye başka bir pencereden bakmayı sağlayan yapımlardandır benim için. kalıplaşmış ww2 filmlerinden ziyade böyle farklı işleri daha çok seviyorum.
devamını gör...
10.
taika waititi tarafından yazılıp yönetilmiş, başrollerinde scarlett johansson, müthiş sevimli roman griffin davis ve thomasin mckenzie'nin olduğu disney+'ta izleyebileceğiniz, amerikan filmidir.
artık izlemekten fazlasıyla sıkıldığım, âdeta sinema sektörünün kutsalı haline gelmiş, asla eleştiriyi kabul etmedikleri, bu konuda her tür ajitasyonun yapıldığı yahudi soykırımına komedi yollu değinilmiştir. şu soykırım o kadar çok kullanıldı ve suyu çıkartıldı ki filmlerde gösterilen o acı sahneler yalama oldu, tutmuyor artık benim gibi sulugöz birinde bile!!
gel gelelim filmin iki küçük yumurcağı griffin davis ve archie yates* filme katlanma gücü verdi:)) tabii scarlett'ın oyunculuğunu da yabana atmamak gerek. jojomuzun annesi ile olan bağı ve o ortamdaki ana-oğul ilişkisi çok hoştu. savaşın ortasında oğluna takındığı tavrı, dirâyeti düşünüyorum, bir de günümüzde bazı annelerin oğluşlarını pamuklara sarmalarına bakıyorum da... günümüz anneleri ne yapardı merak ediyorum?!
izlemesem ne olurdu? hiçbir kaybım olmazdı, hatta daha iyi bile olabilirdi.
artık izlemekten fazlasıyla sıkıldığım, âdeta sinema sektörünün kutsalı haline gelmiş, asla eleştiriyi kabul etmedikleri, bu konuda her tür ajitasyonun yapıldığı yahudi soykırımına komedi yollu değinilmiştir. şu soykırım o kadar çok kullanıldı ve suyu çıkartıldı ki filmlerde gösterilen o acı sahneler yalama oldu, tutmuyor artık benim gibi sulugöz birinde bile!!
gel gelelim filmin iki küçük yumurcağı griffin davis ve archie yates* filme katlanma gücü verdi:)) tabii scarlett'ın oyunculuğunu da yabana atmamak gerek. jojomuzun annesi ile olan bağı ve o ortamdaki ana-oğul ilişkisi çok hoştu. savaşın ortasında oğluna takındığı tavrı, dirâyeti düşünüyorum, bir de günümüzde bazı annelerin oğluşlarını pamuklara sarmalarına bakıyorum da... günümüz anneleri ne yapardı merak ediyorum?!
izlemesem ne olurdu? hiçbir kaybım olmazdı, hatta daha iyi bile olabilirdi.
devamını gör...
11.
nazi almanyası'nda geçen bir hikâye hem hüzünlü hem de komik olabilir mi? cevabı jojo rabbit ise evet.
hitler gençliği'ne katılacak johannes büyük bir adolf hitler hayranıdır. annesi her ne kadar nazizm karşıtı olsa da dikta rejimi yüzünden oğlunun görüşlerine ses çıkaramaz. hitler gençliği'nin eğitim kampına hevesle giden johannes, orada üst devrelerin akran zorbalığına uğrar ve korkaklığı yüzünden "tavşan jojo" lakabını alır. kendini kanıtlamak için yaptığı çılgınlıklar yüzünden başı daha çok derde girer. deli dolu eğitim kampı komutanı, komutanın sadık yardımcısı, katıksız bir nazi olan kamp sekreteri ve jojo'nun yakın dostu yorki ile müthiş bir macera izleriz. aynı zamanda ikinci dünya savaşı'nın son günleri gelmiştir ve alman halkı büyük bir yıkımın eşiğindedir. bir çocuğun gözünden diktatörlük, ırkçılık, savaş, aşk, sadakat gibi kavramların irdelendiği bu güzel filmi hâlâ seyretmeyen varsa izleme listesine almalı derim.
hitler gençliği'ne katılacak johannes büyük bir adolf hitler hayranıdır. annesi her ne kadar nazizm karşıtı olsa da dikta rejimi yüzünden oğlunun görüşlerine ses çıkaramaz. hitler gençliği'nin eğitim kampına hevesle giden johannes, orada üst devrelerin akran zorbalığına uğrar ve korkaklığı yüzünden "tavşan jojo" lakabını alır. kendini kanıtlamak için yaptığı çılgınlıklar yüzünden başı daha çok derde girer. deli dolu eğitim kampı komutanı, komutanın sadık yardımcısı, katıksız bir nazi olan kamp sekreteri ve jojo'nun yakın dostu yorki ile müthiş bir macera izleriz. aynı zamanda ikinci dünya savaşı'nın son günleri gelmiştir ve alman halkı büyük bir yıkımın eşiğindedir. bir çocuğun gözünden diktatörlük, ırkçılık, savaş, aşk, sadakat gibi kavramların irdelendiği bu güzel filmi hâlâ seyretmeyen varsa izleme listesine almalı derim.
devamını gör...
