umumi tuvaletlerin kirlilik zimmeti
başlık "afillibirbey" tarafından 22.04.2025 19:07 tarihinde açılmıştır.
1.
başınıza gelmesi oldukça muhtemel, tadınızı kaçıracak bir gündelik acı ile karşınızdayım sevgili yazar dostlarım…
hacetinizi gidermek üzere kullanacağınız tuvalet seçimi, o gününüzün ne kadar iyi yahut ne kadar kötü geçeceğini belirleyen çok önemli unsurlardandır…
diyelim ki bir mekanda güzel bir hanfini yahut yağuşuklu bir beyfini ile oturmakta, kaliteli vakit geçirmektesiniz. laf laf açtı, kadehler doldu taştı, kahveler çaylar tüketildi ve nihayet hacet giderme ihtiyacı hasıl oldu…
hacet gidermek üzere umuma açık olan tuvalet kabinlerinden birine girdiniz ki ne göresiniz?
sizden önce kabine girmiş kimliği belirsiz ayı oğlu ayı, mağarasından 5 dakika önce ‘hebele hübele’ nidalarıyla çıkarak, eli mabadında koştura koştura kabine girmiş de, “ allah yeryüzünde hijyene dair ne varsa topunun bin belasını versin!” düsturundan hareketle, memleketteki tüm tesisat ustalarını yaptıkları işten soğuturcasına kullanıp; bi’de yaptığı haltı adeta milyonluk müzayedelerde açık artırmaya sunulan sanat eserleri gibi ortada bıraktığı bir manzarayı, kabine kendisinden sonra gelene, yani size hediye ettiğini düşünün…
bir şey yok bunda diyebilirsiniz. gün içinde zaten fazlaca sövülecek çok şey var, bi’de bu ayı oğlu ayıya söveyim ne kaybederim sanki diye düşünebilirsiniz. ama kazın ayağı öyle değil sevgili kardeşlerim…
siz o kapıdan içeri girmişsinizdir artık bir kere. maruz kaldığınız manzara, hemen sizin ardınızdan içeri giren 3. kişi nazarında size ait olacaktır çünkü.
istediin kadar öffle püffle.
hatta arsızlık edip peşinizden hemen içeri gelen o üçüncü kişiye yalvarır gözlerle ‘valla ben yapmadım bak, allah çarpsın benim değil!’ bakışını istediğin kadar at kardeşim…
o artık senin bokun…
sen o kapıdan içeri girdiğinde aldın zimmetine o boku…
burda yapılacak şeyler sınırlı…
bir, girdiğin gibi hızla çıkıp,masada size eşlik eden hanfini yahut beyfiniyi kolundan paçasından çekiştire çekiştire götürüp kimsenin yüzüne bakmadan hesabı ödeyip mekandan sanki sen sıçmışsın gibi koşar adım uzaklaşmak…
iki, sırf bu rezil manzara üstüne kalmasın diye, başkasının bokunu sana aitmiş gibi sahiplenerek özenle temizlemek…
seçim sizin…
ben kabine girmeden önce kafamı eşikten uzatıp kontrol edip öyle giriyorum artık…
antik yunanda umumi tuvalet kullanımı var mıydı, vardıysa sokratesler, platonlar bu konuda ne düşünürdü bilmiyorum ama yukarıda anlattığım manzaradan sonra bir bokun size ait olması için sizden çıkmış olması gerekir miydi sorusunu sormadan edemiyorum.
(bkz: gereksiz yere kendimizi suçlu hissettiğimiz anlar)
hacetinizi gidermek üzere kullanacağınız tuvalet seçimi, o gününüzün ne kadar iyi yahut ne kadar kötü geçeceğini belirleyen çok önemli unsurlardandır…
diyelim ki bir mekanda güzel bir hanfini yahut yağuşuklu bir beyfini ile oturmakta, kaliteli vakit geçirmektesiniz. laf laf açtı, kadehler doldu taştı, kahveler çaylar tüketildi ve nihayet hacet giderme ihtiyacı hasıl oldu…
hacet gidermek üzere umuma açık olan tuvalet kabinlerinden birine girdiniz ki ne göresiniz?
sizden önce kabine girmiş kimliği belirsiz ayı oğlu ayı, mağarasından 5 dakika önce ‘hebele hübele’ nidalarıyla çıkarak, eli mabadında koştura koştura kabine girmiş de, “ allah yeryüzünde hijyene dair ne varsa topunun bin belasını versin!” düsturundan hareketle, memleketteki tüm tesisat ustalarını yaptıkları işten soğuturcasına kullanıp; bi’de yaptığı haltı adeta milyonluk müzayedelerde açık artırmaya sunulan sanat eserleri gibi ortada bıraktığı bir manzarayı, kabine kendisinden sonra gelene, yani size hediye ettiğini düşünün…
bir şey yok bunda diyebilirsiniz. gün içinde zaten fazlaca sövülecek çok şey var, bi’de bu ayı oğlu ayıya söveyim ne kaybederim sanki diye düşünebilirsiniz. ama kazın ayağı öyle değil sevgili kardeşlerim…
siz o kapıdan içeri girmişsinizdir artık bir kere. maruz kaldığınız manzara, hemen sizin ardınızdan içeri giren 3. kişi nazarında size ait olacaktır çünkü.
istediin kadar öffle püffle.
hatta arsızlık edip peşinizden hemen içeri gelen o üçüncü kişiye yalvarır gözlerle ‘valla ben yapmadım bak, allah çarpsın benim değil!’ bakışını istediğin kadar at kardeşim…
o artık senin bokun…
sen o kapıdan içeri girdiğinde aldın zimmetine o boku…
burda yapılacak şeyler sınırlı…
bir, girdiğin gibi hızla çıkıp,masada size eşlik eden hanfini yahut beyfiniyi kolundan paçasından çekiştire çekiştire götürüp kimsenin yüzüne bakmadan hesabı ödeyip mekandan sanki sen sıçmışsın gibi koşar adım uzaklaşmak…
iki, sırf bu rezil manzara üstüne kalmasın diye, başkasının bokunu sana aitmiş gibi sahiplenerek özenle temizlemek…
seçim sizin…
ben kabine girmeden önce kafamı eşikten uzatıp kontrol edip öyle giriyorum artık…
antik yunanda umumi tuvalet kullanımı var mıydı, vardıysa sokratesler, platonlar bu konuda ne düşünürdü bilmiyorum ama yukarıda anlattığım manzaradan sonra bir bokun size ait olması için sizden çıkmış olması gerekir miydi sorusunu sormadan edemiyorum.
(bkz: gereksiz yere kendimizi suçlu hissettiğimiz anlar)
devamını gör...
"umumi tuvaletlerin kirlilik zimmeti" ile benzer başlıklar
umumi
1