1.
iki aydan fazla geçmiş bu projeyi/topluluğu keşfedeli... #3219638
yani projenin ilk ve şimdilik tek albümü olan 2023 tarihli e.n.l.d.'yi keşfedip dinlemeye başlayalı.
2022-2023 kışında kaydedilmiş bu albüm ancak böyle bir şey yapma fikri yıllardır varmış, projenin mastermind'ının.
toplamda 50+ kere dinlemişimdir herhalde şimdiye kadar bu albümü. o halde sözlükte de tanıtayım dedim.
öncelikle, beklediğim kadar özel bir yer edinemedi bende, bu eser.
yine de çok sevdim ve 10 üzerinden 8 not vermeyi uygun buldum.
albüm kapağı ve şarkı listesi:

01. et mors pallida venebit (02:42)
02. rubedo (04:26)
03. black frog (03:24)
04. lucus horribilem atque pestilentem (03:30)
05. la maledizione della fanciulla alata (02:47)
06. venus in the cloister (03:58)
07. volantes castrum (04:58)
08. sanitarium son (05:26)
09. pactum ultra sepulcrum (02:10)
10. exorcismus (04:41)
11. semper victimas vult (02:36)
vrajitor, vechi vrăjitor, magus vrajitor, lord vrajitor gibi mahlaslarla müzik yapan bir elemanın, 70'lerin ve 80'lerin özellikle italyan korku filmi müziklerine selam çakan tınılarla renklendirdiği (yoksa karanlıklaştırdığı mı demeliydim?) bir progressive rock albümü bu. lord'umuz özünde black metalci bir genco galiba. yani internette bulduğum bilgilere göre kendisinin böyle projeleri varmış öncesinde ve ona ait olduğu söylenen bir fotoğrafta mayhem tişörtü veya sıvetşörtü giyiyordu eleman. gerçek adı juuso peltola olan bir fin kendisi. bu arada vrăjitor, rumencede büyücü demek. evet, bu konularda bayağı enteresan bilgilerim var. haha. bunu mesela uzun zamandır biliyordum.
peki... bu tanıtmakta olduğum albümde o black metal kötücüllüğü veya göreceli olarak leşliğinden izler var mı?.. bence yok. ille melodik black metal ile alaka kuracaksak da onların klavyeli/synth'li pasajlarında zaten eski korku filmlerinden esinlenilmiş dersek yanlış olmaz zannımca. yani prog rock türüne gayet sadık kalınmış bir eserle karşı karşıyayız ve hakikaten çok iyi kotarılmış bir albüme imza atmış genç müzisyen. genç diyorum zira gördüğüm o fotoğrafında öyle gösteriyordu.
ama old sorcery gibi bir dungeon synth / black metal projesi de varmış adamımızın. bu müzikal projeyi biliyordum ben zaten yıllardan beri ama kimin projesi olduğuna bakmamıştım. deli deliyi dakkada, büyücü büyücüyü dungeon'da dakkasında bulurmuş demiş bilge bir bard, çığırdığı bir türküsünde. dememiştir ama maksat fantezi olsun. *
işte dungeon synth türünden/tarzından buraya birtakım transferler yapıldığı söylenebilir. yani 70'ler korku filmi müzikleri diyorum ama sonuçta burada %100 bir retroluktan, old school'luktan bahsedemeyiz. veya bahsetsek de dungeon synth'in kökenleri 70'lere kadar uzanmıyor. zaten dungeon synth'in o kasvetlileşebilen ve monotonlaşabilen havası yok burada. dungeon funk diye bir tarza dahil ediliyor o yüzden, böylesi "eğlenceli zindan" müzikleri.
albümdeki müzisyenler şunlar:
vrajitor: yaratım, konsept, gitarlar, bas, buzuki, synth'ler, şarkı sözleri
metronomicon: davullar, davul miksi ve kaydı
ville jolanki: saksafon, klarnet
e.n.r.i.: 12-telli (gitar)
albüm, cadılık ve kara büyü temaları üzerinden yürüyor. arada da cadılar böyle ürpertici ürpertici konuşuyorlar, arada erkek konuşmaları da var ve sonda koral bir kısım var, yine erkeklerin kotardığı. konuşmaların çoğu italyanca sanırım ama arada latince de var.
aslolan müzik tabii, benim açımdan.
öncelikle biraz gömeyim...
açıkçası "fade-out" denen şeyin modası geçti diye düşünen kişilere rastlasam da buna katılmıyorum. yani modası geçmiş olabilir ama doğru kullanıldığında her daim güzel olabilecek bir numaradır bu, bence. e.n.l.d.'de bu numara 3 parçada kullanılmış ve sadece 2. parçada tam doğru uygulanmış bana göre. diğerlerinde, özellikle de 7. parçada o kadar saçma bir "amatörlükle" yapılmış gibi ki bu, albümün genel kalitesine hiç yakışmıyor. ilgili parçanın final kısmındaki melodi çok güzel ve zart diye daha melodinin ilk belirişinde fade-out'a bağlanması falan... hakikaten olmamış. 6. parçadaki için ise "tam olmamış" diyebilirim. dediğim gibi, 50 kere veya daha fazla dinledim bu albümü ve 2. parça dışındaki fade-out'lar hala kulağıma batıyor.
ikinci negatif eleştirim ise 4. parçanın 00:28'indeki zamanlama... hatası mı desem, tam olmamışlığı mı. oradaki davullarda crash vurularak sonlandırılan kısa atraksiyonda net bir zamanlama problemi algılıyorum. aslında bunlardan bolca olsaydı buna alışırdım ama 40 dakikalık albümün bir tek orasını kulağım yadırgıyor bu bağlamda. bazı albümler vardır ve ufak tefek kusurları hoşunuza bile gidebilir. insanın çaldığı belli en azından, insan da hata yapabilir dersiniz. ama bu albümün geri kalanındaki enstrümantasyon kusursuz olduğu için orası eğreti duruyor.
bir de albüm hiç "vay be, kulaklarım ne kadar da taze, orijinal şeyler duyuyor" dedirtmedi. bunu bir yarı-eleştiri babında dile getiriyorum. yani "çığır açacağım" diye aklına gelen her türden saçmalığı müziğine ekleyen müzisyenler var ve onlara yeğlerim ben vrajitor'un bu yaklaşımını. gene de hem "duyulmamış" bir şeyler katabilseydi müzik dünyasına hem de tutarlı bir iş üretebilseydi bu albüme 9 veya üzeri bir puan vermem işten bile olmazdı.
şimdi de övgülere gelelim...
sound çok iyi. synth'lerde ton yazımları/seçimleri süper. enstrümantasyon ve enstrüman çalınımları, yukarıda bahsettiğim ufak bağlam dışında kusursuz ve dinamik. şarkı yazımı çok profesyonelce halledilmiş ve parça trafikleri gerçekten de akıp gidiyor. melodi katmanlarının üst üste bindirilmesi ve iç içe geçirilmesi de ustalıkla ve hissedilerek/sezgisellikle yapılmış. kompozitörlük babında yıldızlı olmasa da pekiyi alır benden, eser. gerek analitik bir kulakla dinlerken gerekse sadece zevk almak için dinlerken... albüm iki tür dinlemede de keyif veriyor ve takdir topluyor. onlarca kere dinledim, evet. ve hiçbirinde sıkılmadım veya yarısında bırakayım da sonra devam ederim demedim. hakikaten çok klas bir kayıtla karşı karşıyayız kanımca.
saksafon ve klarnet... işte bunlar bazen esere cidden sıra dışılık katmışlar. yani "vaov" olmadım ama harbiden volantes clastrum'un diablo ii'den fırlamış gibi olan girişinden sonra üflemelilerle çılgınlaşması gayet epik olmuş örneğin.
yazının övgü kısmı kısa sürdü zira gerek duymadım daha fazlasına. zaten 8/10 verdiğime göre de gayet beğendiğim bir iş olduğu aşikar.
daha fazla uzatmak istemiyorum. albümün tümünü şu resmi plak şirketi tarafından paylaşıma açılan içerikten tek parça olarak dinleyebilirsiniz:
bu kesmedi, daha da tekinsiz ve ürpertici bir şeyler dinlemek istiyorum diyorsanız da adresiniz burası*: (bkz: l'ombra della sera)
yani projenin ilk ve şimdilik tek albümü olan 2023 tarihli e.n.l.d.'yi keşfedip dinlemeye başlayalı.
2022-2023 kışında kaydedilmiş bu albüm ancak böyle bir şey yapma fikri yıllardır varmış, projenin mastermind'ının.
toplamda 50+ kere dinlemişimdir herhalde şimdiye kadar bu albümü. o halde sözlükte de tanıtayım dedim.
öncelikle, beklediğim kadar özel bir yer edinemedi bende, bu eser.
yine de çok sevdim ve 10 üzerinden 8 not vermeyi uygun buldum.
albüm kapağı ve şarkı listesi:

01. et mors pallida venebit (02:42)
02. rubedo (04:26)
03. black frog (03:24)
04. lucus horribilem atque pestilentem (03:30)
05. la maledizione della fanciulla alata (02:47)
06. venus in the cloister (03:58)
07. volantes castrum (04:58)
08. sanitarium son (05:26)
09. pactum ultra sepulcrum (02:10)
10. exorcismus (04:41)
11. semper victimas vult (02:36)
vrajitor, vechi vrăjitor, magus vrajitor, lord vrajitor gibi mahlaslarla müzik yapan bir elemanın, 70'lerin ve 80'lerin özellikle italyan korku filmi müziklerine selam çakan tınılarla renklendirdiği (yoksa karanlıklaştırdığı mı demeliydim?) bir progressive rock albümü bu. lord'umuz özünde black metalci bir genco galiba. yani internette bulduğum bilgilere göre kendisinin böyle projeleri varmış öncesinde ve ona ait olduğu söylenen bir fotoğrafta mayhem tişörtü veya sıvetşörtü giyiyordu eleman. gerçek adı juuso peltola olan bir fin kendisi. bu arada vrăjitor, rumencede büyücü demek. evet, bu konularda bayağı enteresan bilgilerim var. haha. bunu mesela uzun zamandır biliyordum.
peki... bu tanıtmakta olduğum albümde o black metal kötücüllüğü veya göreceli olarak leşliğinden izler var mı?.. bence yok. ille melodik black metal ile alaka kuracaksak da onların klavyeli/synth'li pasajlarında zaten eski korku filmlerinden esinlenilmiş dersek yanlış olmaz zannımca. yani prog rock türüne gayet sadık kalınmış bir eserle karşı karşıyayız ve hakikaten çok iyi kotarılmış bir albüme imza atmış genç müzisyen. genç diyorum zira gördüğüm o fotoğrafında öyle gösteriyordu.
ama old sorcery gibi bir dungeon synth / black metal projesi de varmış adamımızın. bu müzikal projeyi biliyordum ben zaten yıllardan beri ama kimin projesi olduğuna bakmamıştım. deli deliyi dakkada, büyücü büyücüyü dungeon'da dakkasında bulurmuş demiş bilge bir bard, çığırdığı bir türküsünde. dememiştir ama maksat fantezi olsun. *
işte dungeon synth türünden/tarzından buraya birtakım transferler yapıldığı söylenebilir. yani 70'ler korku filmi müzikleri diyorum ama sonuçta burada %100 bir retroluktan, old school'luktan bahsedemeyiz. veya bahsetsek de dungeon synth'in kökenleri 70'lere kadar uzanmıyor. zaten dungeon synth'in o kasvetlileşebilen ve monotonlaşabilen havası yok burada. dungeon funk diye bir tarza dahil ediliyor o yüzden, böylesi "eğlenceli zindan" müzikleri.
albümdeki müzisyenler şunlar:
vrajitor: yaratım, konsept, gitarlar, bas, buzuki, synth'ler, şarkı sözleri
metronomicon: davullar, davul miksi ve kaydı
ville jolanki: saksafon, klarnet
e.n.r.i.: 12-telli (gitar)
albüm, cadılık ve kara büyü temaları üzerinden yürüyor. arada da cadılar böyle ürpertici ürpertici konuşuyorlar, arada erkek konuşmaları da var ve sonda koral bir kısım var, yine erkeklerin kotardığı. konuşmaların çoğu italyanca sanırım ama arada latince de var.
aslolan müzik tabii, benim açımdan.
öncelikle biraz gömeyim...
açıkçası "fade-out" denen şeyin modası geçti diye düşünen kişilere rastlasam da buna katılmıyorum. yani modası geçmiş olabilir ama doğru kullanıldığında her daim güzel olabilecek bir numaradır bu, bence. e.n.l.d.'de bu numara 3 parçada kullanılmış ve sadece 2. parçada tam doğru uygulanmış bana göre. diğerlerinde, özellikle de 7. parçada o kadar saçma bir "amatörlükle" yapılmış gibi ki bu, albümün genel kalitesine hiç yakışmıyor. ilgili parçanın final kısmındaki melodi çok güzel ve zart diye daha melodinin ilk belirişinde fade-out'a bağlanması falan... hakikaten olmamış. 6. parçadaki için ise "tam olmamış" diyebilirim. dediğim gibi, 50 kere veya daha fazla dinledim bu albümü ve 2. parça dışındaki fade-out'lar hala kulağıma batıyor.
ikinci negatif eleştirim ise 4. parçanın 00:28'indeki zamanlama... hatası mı desem, tam olmamışlığı mı. oradaki davullarda crash vurularak sonlandırılan kısa atraksiyonda net bir zamanlama problemi algılıyorum. aslında bunlardan bolca olsaydı buna alışırdım ama 40 dakikalık albümün bir tek orasını kulağım yadırgıyor bu bağlamda. bazı albümler vardır ve ufak tefek kusurları hoşunuza bile gidebilir. insanın çaldığı belli en azından, insan da hata yapabilir dersiniz. ama bu albümün geri kalanındaki enstrümantasyon kusursuz olduğu için orası eğreti duruyor.
bir de albüm hiç "vay be, kulaklarım ne kadar da taze, orijinal şeyler duyuyor" dedirtmedi. bunu bir yarı-eleştiri babında dile getiriyorum. yani "çığır açacağım" diye aklına gelen her türden saçmalığı müziğine ekleyen müzisyenler var ve onlara yeğlerim ben vrajitor'un bu yaklaşımını. gene de hem "duyulmamış" bir şeyler katabilseydi müzik dünyasına hem de tutarlı bir iş üretebilseydi bu albüme 9 veya üzeri bir puan vermem işten bile olmazdı.
şimdi de övgülere gelelim...
sound çok iyi. synth'lerde ton yazımları/seçimleri süper. enstrümantasyon ve enstrüman çalınımları, yukarıda bahsettiğim ufak bağlam dışında kusursuz ve dinamik. şarkı yazımı çok profesyonelce halledilmiş ve parça trafikleri gerçekten de akıp gidiyor. melodi katmanlarının üst üste bindirilmesi ve iç içe geçirilmesi de ustalıkla ve hissedilerek/sezgisellikle yapılmış. kompozitörlük babında yıldızlı olmasa da pekiyi alır benden, eser. gerek analitik bir kulakla dinlerken gerekse sadece zevk almak için dinlerken... albüm iki tür dinlemede de keyif veriyor ve takdir topluyor. onlarca kere dinledim, evet. ve hiçbirinde sıkılmadım veya yarısında bırakayım da sonra devam ederim demedim. hakikaten çok klas bir kayıtla karşı karşıyayız kanımca.
saksafon ve klarnet... işte bunlar bazen esere cidden sıra dışılık katmışlar. yani "vaov" olmadım ama harbiden volantes clastrum'un diablo ii'den fırlamış gibi olan girişinden sonra üflemelilerle çılgınlaşması gayet epik olmuş örneğin.
yazının övgü kısmı kısa sürdü zira gerek duymadım daha fazlasına. zaten 8/10 verdiğime göre de gayet beğendiğim bir iş olduğu aşikar.
daha fazla uzatmak istemiyorum. albümün tümünü şu resmi plak şirketi tarafından paylaşıma açılan içerikten tek parça olarak dinleyebilirsiniz:
bu kesmedi, daha da tekinsiz ve ürpertici bir şeyler dinlemek istiyorum diyorsanız da adresiniz burası*: (bkz: l'ombra della sera)
devamını gör...
2.
(bkz: durumumuz vardı okumadım)
devamını gör...