yazar: ışıl özgentürk
yayım yılı: 1980
ışıl özgentürk, sekiz farklı hikayeden oluşan bu kitabında hem toplumsal hem bireysel sorunları entelektüel bir bakış açısıyla edebi şekilde ele almıştır.
yayım yılı: 1980
ışıl özgentürk, sekiz farklı hikayeden oluşan bu kitabında hem toplumsal hem bireysel sorunları entelektüel bir bakış açısıyla edebi şekilde ele almıştır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 25.03.2026 12:55 tarihinde açılmıştır.
1.
" mutluluk sendin... "
1948 doğumlu türk yazar ışıl özgentürk imzalı eser; öykü türünde yer almakta iken ilk olarak 1980 yılında yayınlandığı bilgisi verilmiştir.
ışıl özgentürk'ün hançer (kitap) adlı eserinden sonra okuduğum ikinci kitabı bu oldu.
çınaraltı değişti mi? adlı ilk öyküde mâziyi hatırlayan birinin monologları, iç dünyasını şekillendiren özlem duygusu, zamanın her şeyi, herkesi ve her yeri değiştirmesinin yarattığı yıkım etkisi derinden hissediliyor.
şaşmak adlı ikinci öyküde ise artık hiçbir şeye şaşırmadığı ve her şeyi kabullendiği sezilen bir kadının iç dünyası yansıyor, düşündürücü ve etkileyici bir öyküydü benim için.
türkü pencerenin dışında kaldı öyküsünde ise mutsuz bir ailenin sıradan bir akşamı anlatılıyor, yoksul bir aile, tek lüksleri televizyon, aile bireylerinin vâr olma çabası göze çarpıyor, benim için sıradan bir öyküydü.
vay televizyoncular gelmiş! adlı öyküde ise gülsüm adlı bir kadının trajik yaşamı, hayalleriyle vâr olma mücadelesi, istediği hayatı yaşayamamış olmasının verdiği eksiklik hissi seziliyor,
etkileyici bulduğum bir öykü olmasa da birkaç cümlesi oldukça iyiydi.
oğlak öyküsü ise bir oğlağın işçiler üzerindeki etkileri, varlığıyla onları birtakım sorgulamalara itmesi konu ediniliyor,
sıradan bir öyküydü.
söylenmemiş bir türkü öyküsünde ise belki de hiçbir zaman yaşanmayacak bir aşkın hayalleri, aşık olan adamın iç dünyası karşımıza çıkıyor, şaşırtan bir öyküydü.
eski bir dost öyküsünde ise geçmişi bir anda önüne çıkan, eski bir dostunu gören ve bir karar vermesi istenen adamın yaşadığı ikilemler aktarılıyor, kararlar ve kararsızlıkların hayatımız üzerindeki etkisi üzerine düşündüren bir öyküydü.
seni yitirdim öyküsünde ise sınıf farklılıklarının bir aşkı nasıl yıkıma uğrattığı, iki aşığın hikâyesiyle aktarılıyor, zengin kız fakir oğlan aşkı uzun sürmeyecektir, birisi diğerini mutlak şekilde yitirecektir, aslında ikisi de birbirini kaybeder, hayatta da bu böyledir, en etkileyici bulduğum öykü bu oldu.
yazarın anlatım tarzını iyi bulduğum öykülerdi, hayatı keskin algılayan bir insanın algıladıklarını öyküselleştirme biçimi bence iyiydi, en çok seni yitirdim ve çınaraltı değişti mi? öykülerini yüreğe dokunur etkide buldum.
okurken seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum çünkü yokuşu tırmanır hayat...

senin tanıdık sesini duyabilmek için bir an gözlerimi kapayıp bekledim.
en çok denizi özlemişsindir bilirim.
bir de beni.
beni bekleyen kimse yok. bir dostun kapısını çalacağım 'belki, belki yatağıma girip şiir okuyacağım. şiir okursam ağlarım mutlaka. burnumu çeke çeke ağlarım.
acılardan bana kalan ne?
telefon çalsa şimdi. deniz maviliğinde bir ses.
«nasılsın» diye sorsa. boşuna, telefonda seslerin rengi olmaz. uzak, yabancı bir merhaba. duraksama, sessizlik.
ölümü anımsatan bir şey. deniz mavi değil artık, çok uzakta kaldı o mavilik.
yaşamasını öğrenmek belki bu; şaşmamak.
benim için intihar edecek biri bulunur mu?
ölmekten korkardım, onu bir daha hiç görememekten korkardım.
dayanma gücü neydi bilmiyordu, sınamamıştı hiç. nereye, nereye kadar dayanabilir insan?
artık mutluluk yoktu. mutluluk oyunu oynamak vardı. mutluluk sendin. mutluluk senin yanında, senin gözlerinle dünyaya bakmak, çocuk gülümsemelerinin sürmesi için dövüşmekti.
bunu yitirdim...
bu yüzü unutmaktan korkuyorum.
1948 doğumlu türk yazar ışıl özgentürk imzalı eser; öykü türünde yer almakta iken ilk olarak 1980 yılında yayınlandığı bilgisi verilmiştir.
ışıl özgentürk'ün hançer (kitap) adlı eserinden sonra okuduğum ikinci kitabı bu oldu.
çınaraltı değişti mi? adlı ilk öyküde mâziyi hatırlayan birinin monologları, iç dünyasını şekillendiren özlem duygusu, zamanın her şeyi, herkesi ve her yeri değiştirmesinin yarattığı yıkım etkisi derinden hissediliyor.
şaşmak adlı ikinci öyküde ise artık hiçbir şeye şaşırmadığı ve her şeyi kabullendiği sezilen bir kadının iç dünyası yansıyor, düşündürücü ve etkileyici bir öyküydü benim için.
türkü pencerenin dışında kaldı öyküsünde ise mutsuz bir ailenin sıradan bir akşamı anlatılıyor, yoksul bir aile, tek lüksleri televizyon, aile bireylerinin vâr olma çabası göze çarpıyor, benim için sıradan bir öyküydü.
vay televizyoncular gelmiş! adlı öyküde ise gülsüm adlı bir kadının trajik yaşamı, hayalleriyle vâr olma mücadelesi, istediği hayatı yaşayamamış olmasının verdiği eksiklik hissi seziliyor,
etkileyici bulduğum bir öykü olmasa da birkaç cümlesi oldukça iyiydi.
oğlak öyküsü ise bir oğlağın işçiler üzerindeki etkileri, varlığıyla onları birtakım sorgulamalara itmesi konu ediniliyor,
sıradan bir öyküydü.
söylenmemiş bir türkü öyküsünde ise belki de hiçbir zaman yaşanmayacak bir aşkın hayalleri, aşık olan adamın iç dünyası karşımıza çıkıyor, şaşırtan bir öyküydü.
eski bir dost öyküsünde ise geçmişi bir anda önüne çıkan, eski bir dostunu gören ve bir karar vermesi istenen adamın yaşadığı ikilemler aktarılıyor, kararlar ve kararsızlıkların hayatımız üzerindeki etkisi üzerine düşündüren bir öyküydü.
seni yitirdim öyküsünde ise sınıf farklılıklarının bir aşkı nasıl yıkıma uğrattığı, iki aşığın hikâyesiyle aktarılıyor, zengin kız fakir oğlan aşkı uzun sürmeyecektir, birisi diğerini mutlak şekilde yitirecektir, aslında ikisi de birbirini kaybeder, hayatta da bu böyledir, en etkileyici bulduğum öykü bu oldu.
yazarın anlatım tarzını iyi bulduğum öykülerdi, hayatı keskin algılayan bir insanın algıladıklarını öyküselleştirme biçimi bence iyiydi, en çok seni yitirdim ve çınaraltı değişti mi? öykülerini yüreğe dokunur etkide buldum.
okurken seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum çünkü yokuşu tırmanır hayat...

senin tanıdık sesini duyabilmek için bir an gözlerimi kapayıp bekledim.
en çok denizi özlemişsindir bilirim.
bir de beni.
beni bekleyen kimse yok. bir dostun kapısını çalacağım 'belki, belki yatağıma girip şiir okuyacağım. şiir okursam ağlarım mutlaka. burnumu çeke çeke ağlarım.
acılardan bana kalan ne?
telefon çalsa şimdi. deniz maviliğinde bir ses.
«nasılsın» diye sorsa. boşuna, telefonda seslerin rengi olmaz. uzak, yabancı bir merhaba. duraksama, sessizlik.
ölümü anımsatan bir şey. deniz mavi değil artık, çok uzakta kaldı o mavilik.
yaşamasını öğrenmek belki bu; şaşmamak.
benim için intihar edecek biri bulunur mu?
ölmekten korkardım, onu bir daha hiç görememekten korkardım.
dayanma gücü neydi bilmiyordu, sınamamıştı hiç. nereye, nereye kadar dayanabilir insan?
artık mutluluk yoktu. mutluluk oyunu oynamak vardı. mutluluk sendin. mutluluk senin yanında, senin gözlerinle dünyaya bakmak, çocuk gülümsemelerinin sürmesi için dövüşmekti.
bunu yitirdim...
bu yüzü unutmaktan korkuyorum.
devamını gör...
