kitaplarda geçmeyen, filmlerinde bahsedilmeyen bu gizli kalmış hikayeyi sizler için gün yüzüne çıkartıyorum. ben de bu hikayeyi tolkien'in torunu olan simon mario reuel tolkien'den öğrenmiş bulunuyorum. kendisiyle bundan birkaç yıl önce, güney kaliforniya'da bir sahaf dükkanında tesadüfen tanıştım. edebiyat ve mitoloji üzerine yaptığımız uzun sohbetin sonunda, dedesinin yayımlanmamış notlarından bahsetti ve bana o güne dek kimsenin görmediği, kendi el yazısıyla tutulmuş eski bir not defterini gösterdi. defterin sararmış sayfalarından birinde, üzeri neredeyse okunmaz hale gelmiş bir başlık vardı; "yüksek elf konseyi'nin tılsımları". simon'ın izniyle, o notları okudum ve şimdi o kayıp bölümü, anımsadığım kadarıyla sizlere aktarıyorum.

hikayemiz, yüzük savaşı'ndan yaklaşık yüz yıl önce, üçüncü çağ'ın 2851. yılında, ak konsey'in karanlık bir toplantısından hemen sonra başlar. gandalf, dol guldur'daki zindana gizlice girmiş, orada esir tutulan cüce kralı thrain'den haritayı ve anahtarı almış ve en korkuncu, dol guldur'daki necromancer'ın aslında sauron olduğunu kesin olarak öğrenmiştir. bu bilgi ak konsey'e sunulduğnda, saruman nedense hemen harekete geçilmesine karşı çıkmış ve konsey dağılmıştır.

fakat o gece, konsey'in üç elf üyesi gizlice bir araya geldi. ayrıkvadi'nin efendisi elrond, lothlorien'in hanımı galadriel ve gri limanlar'ın sakini gemiyapımcısı cirdan. bu, ak konsey'in içindeki daha kadim ve daha özel bir birliktelikti; yüksek elf konseyi. toplanma sebepleri ise sauron'un dönüşünden bile daha derin ve kişisel bir endişeydi; tılsımların zayıflaması.

bu tılsımlar, güç yüzükleri gibi kudret nesneleri değildi. onlar, valinor'un ışığının orta dünya'daki son yankılarını taşıyan, noldor'un isyanından çok önce, ağaçların çağı'nda bizzat varda ve yavanna'nın ruhundan bir parça taşıdığı söylenen üç küçük eserdi. sauron'un veya bir başkasının hükmü altına giremezlerdi, çünkü güçleri sahip olmakla değil, hatırlamakla ilgiliydi.

toplantı, mithlond'un sisleri içinde, ay'ın en cılız olduğu bir gecede, cirdan'ın en eski gemilerinden birinin güvertesinde yapıldı.

elrond, masanın üzerine gümüş bir yaprak koydu. bu, imladris'in yankısı'ydı. bir zamanlar bu yaprağa dokunan her elf, gondolin'in şarkılarını veya nargothrond'un baladlarını zihninde duyardı. ama şimdi, yaprak sessizdi. sadece hüzünlü, belirsiz bir fısıltı geliyordu, o da dokunanın kendi kederinden başka bir şey değildi. elrond, "hafıza soluyor" dedi yorgun bir sesle. "geçmişin bilgeliği, taşların üzrindeki yosunlar gibi üzerimizi örtüyor ama artık kök salamıyor."
galadriel, avucunu açtı. içinde, kendi pınarının suyundan bir damla gibi donmuş, berrak bir kristal parlıyordu. bu, lorien'in ışığı'ydı. bir zamanlar en karanlık gecede bile laurelin'in altın ışığı'nı yansıtırdı. şimdi ise sadece solgun bir parıltısı vardı, sanki çok uzaklardaki bir mum ışığı gibi titriyordu. "umut zayıflıyor" diye fısıldadı galadriel. "aynama baktığımda gördüğüm olasılıklar artık daha karanlık, yollar daha belirsiz. tılsım, geleceğin ışığını yansıtmakta zorlanıyor."
son olarak cirdan, boynundan istiridye kabuğundan yapılmış, üzernde tek bir inci bulunan bir kolye çıkardı. bu, mithlond'un sisleri'ydi. inciye bakan kişi, denizin ötesindeki yolu, ölümsüz topraklar'a giden o son seyahatin huzurunu hissederdi. bu, orta dünya'da kalan elfler için bir teselliydi. "ve geçit kapanıyor" dedi cirdan, okyanus kadar eski gözleriyle. "inci artık denizin şarkısını söylemiyor. sadece bu kıyıların yalnızlığını ve uzun bekleyişi fısıldıyor. batı'ya olan bağlantımız, ruhani bağımız, hiç olmadığı kadar zayıf."

üçü de sessizlik içinde oturdular. anladılar ki sorun, tılsımların kendisinde değildi. tılsımlar, birer barometre gibiydi. onların zayıflaması, elf ruhunun orta dünya'daki varlığının kaçınılmaz sonunun habercisiydi. sauron'un yükselen gücü, bu süreci hızlandırıyordu. onun karanlık iradesi, sadece toprağı değil, anıları, umudu ve ruhani bağları da zehirlyordu.

elrond, bir çözüm bulmak umuduyla eski metinleri ve kehanetleri incelemeyi önerdi. galadriel ise bunun nafile olduğunu biliyordu. çözüm, geçmişte değil, gelecekteydi ve bu gelecek, artık elflerin tek başına şekillendirebileceği bir gelecek değildi.
"bu tılsımlar" dedi galadriel, gözleri uzaklara dalarken, "bize hizmet etmek için burada değillerdi. bize ne zaman gitmemiz gerektiğini hatırlatmak için buradaydılar. onların soluşu, bizim çağımızın bittiğinin son, kesin işareti. artık koruyucu veya bilge efendiler olamayız. artık tek umudumuz, bu dünyanın diğer çocuklarına yardım etmekte yatıyor."

o gece, yüksek elf konseyi son kararını verdi. tılsımların sırrını sonsuza dek saklayacaklardı. zira bu gerçeğin ortaya çıkması, kalan son elf kalelerine bile umutsuzluk tohumları ekerdi. güçlerinin azaldığını, valinor'la bağlarının koptuğunu dünyaya ilan etmek yerine, sahip oldukları son bilgelik ve güç kırıntılarını, sauron'a karşı verilecek son büyük savaş için kullanacaklardı. umutları artık sihirli nesnelerde değil, bir hobbit'in cesaretinde, bir insanın kararlılığında ve bir büyücünün fedakarlığında yatacaktı.

tolkien'in defterindeki not burada sona eriyordu. simon, dedesinin bu bölümü, elflerin üçüncü çağ sonundaki melankolisini ve neden her şeye rağmen orta dünya'nın kaderini diğer ırkların ellerine bırakmaya razı olduklarını açıklayan bir iç monolog olarak yazdığını söyledi. bu, zaferle değil, hüzünlü bir kabullenişle ilgili bir hikayeydi. ve belki de bu yüzden, o büyük destanın içinde kendine hiç yer bulamadı. ama şimdi, o sisli gecenin ve solan üç tılsımın hikayesi, artık bir sır değil ve dünya üzerinde sadece normal sözlük arşivlerinde.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yüksek elf konseyinin tılsımları" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim