kitap alıntıları
başlık "mesteral" tarafından 08.11.2020 11:05 tarihinde açılmıştır.
''behçet bey bütün eski, güzel, renkli ve kıymetli şeyleri severdi. ona göre hayatın en mânâlı tarafı bu cins eşya arasında geçirilen zamandı. antikacı dükkânlarına, müzâyede yerlerine, bedesten'e sık sık uğrar, ahbaplarının hususi koleksiyonlarını gezer, bütün gününü ayak üstünde, eski aynaların, küçük mücevher çekmecelerin, çeşmibülbüllerin, şamdan ve sürahilerin, kitapların karşısında hayran bir vecitle geçirirdi. ciltleri ve halıları bir kadın teni gibi lezzetle okşar, tezhiplerin çiçeklerinde solmaz bir bahar vehmeder, aynaların derinliklerinde geçmiş zamanların ve bilinmeyen iklimlerin insanlarıyla konuşur, küçük boyu ile zıplaya zıplaya bütün bu eşyanın birinden öbürüne gider, gelir, yaklaşır, uzaklaşır, sualler sorar, eski sahiplerini, yapıldıkları yeri, mümkünse yapan ustaları öğrenir, hülâsa adeta altı duyusuyla birden onların havasında yaşar, sonra birdenbire gelen bir zaman şuuruyla, vapurda çekileceği köşede bütün bu gördüklerini ve işittiklerini karmakarışık hatırlamak için, içini çeke çeke, onlardan ayrılırdı.
........
ismail molla, cinsinin asilliğinden gurur duyan bir hayvan insiyakıyla, boyu kendisinden en aşağı kırk santim küçük olan bu cılız omuzlu, sakat çocuğu bir türlü beğenmiyor, onda kendi levent, atılgan, uçan, çapkın ve gerçekten efendi hayatının hiçbir tarafının devam etmeyeceğini anlıyordu. oğlunun kitap aşkı bile böyleydi. büyük bir okuyucu olan molla bey için kitap da kadın gibi bir şeydi; yani okunduktan sonra başından atılırdı. yalnız, biri diğeri gibi rahatsız edici olmadığı için, - kitap unutulmaya razıdır, fakat kadın razı olmaz - bir köşede kendi kendine durmasında bir mahzur yoktu. ev genişti; okunmuş kitap bir servetti. hâlbuki behçet öyle değildi. kitabı okumaktan ziyâde, onunla meşgul olmasını severdi. meselâ, daha on iki yaşında kitap ciltlemeyi öğrenmişti. nereden? kimden? bunu bilen yoktu. fakat öğrenmişti, hatta molla'nın bir kere bakıp şuraya buraya attığı kitapları ciltlemeye başlamıştı. bazen hiç açılmamış bir kitabı, yapraklarını kesmeden ciltlediği bile olurdu. sade bu kitap hikâyesi baba ile oğul arasındaki mizaç farkını göstermeye yeterdi.'' (mahur beste - ahmet hamdi tanpınar)
........
ismail molla, cinsinin asilliğinden gurur duyan bir hayvan insiyakıyla, boyu kendisinden en aşağı kırk santim küçük olan bu cılız omuzlu, sakat çocuğu bir türlü beğenmiyor, onda kendi levent, atılgan, uçan, çapkın ve gerçekten efendi hayatının hiçbir tarafının devam etmeyeceğini anlıyordu. oğlunun kitap aşkı bile böyleydi. büyük bir okuyucu olan molla bey için kitap da kadın gibi bir şeydi; yani okunduktan sonra başından atılırdı. yalnız, biri diğeri gibi rahatsız edici olmadığı için, - kitap unutulmaya razıdır, fakat kadın razı olmaz - bir köşede kendi kendine durmasında bir mahzur yoktu. ev genişti; okunmuş kitap bir servetti. hâlbuki behçet öyle değildi. kitabı okumaktan ziyâde, onunla meşgul olmasını severdi. meselâ, daha on iki yaşında kitap ciltlemeyi öğrenmişti. nereden? kimden? bunu bilen yoktu. fakat öğrenmişti, hatta molla'nın bir kere bakıp şuraya buraya attığı kitapları ciltlemeye başlamıştı. bazen hiç açılmamış bir kitabı, yapraklarını kesmeden ciltlediği bile olurdu. sade bu kitap hikâyesi baba ile oğul arasındaki mizaç farkını göstermeye yeterdi.'' (mahur beste - ahmet hamdi tanpınar)
devamını gör...