zaman tüneli

kırmızı şarap diyet kola karışımının limon eşliğinde son derece efektif bir içki olduğunu keşfetmiş bulunuyorum. tavsiye edilir.
devamını gör...

umarım haraç almaz, kumar oynatmaz ve zavallı bir ihtiyarı tokatlamaz. ayrıca şimdilik çaylak olan 2. nesil yazarımız.
devamını gör...

her zaman kullanışlı bir manevradır. r yoksa ayakta kalamayız.
devamını gör...

ilkokul müsameresinde dans ettiğim ermeni kız. yanağımdan öpmüştü. halen düşünürüm onu.
devamını gör...

yarım ekmeğe marul ve domates koyularak yapılan eski versiyonuna her övgü gördüğümde kanımın donduğu yiyecek. ne kadar sosluysa ve içinde ne kadar saçma sapan şeyler barındırıyorsa o kadar iyidir.
devamını gör...

aşk varsa duygu mantığa galebe çalar. bir gamzenin peşinde meftun olursunuz.
devamını gör...

yoldaşla pazartesi günü olağan azıtanlar toplantımızı yaptık. eylül ayındawdaw

moderatörlüğüm açılıyor.

bütün erkek yazarları kırbaçlayacağım alaan izniyle. sısıs
devamını gör...

bu tür tartışmalar sözlüklere can verir kan verir bırakınız yazsınlar bırakınız etsinler.
devamını gör...

nude atabilir miyim yani.
devamını gör...

çift lavaşlı ve soslu olanın yenilebilitesi yüksek olan gıda.
devamını gör...

(bkz: hiç mi yok)
devamını gör...

zeka zemin veledin.

tamam len gönlün olsun hadi. favlayayım seni, sevin az. baya kasmışsın.
devamını gör...

bakın hala etkisini aşamadım.

ben yıllar önce hatta 5 yıl önce şöyle bir başlık açmıştım.
(bkz: köfteci yusuf'taki kasiyer kıza ulaşmaya çalışan yazar)

zaten başlıktan belli bir köfteci yusuf şubesinde çalışan bir kasiyeri aşırı begenmiştim. sonra bana başka bir kadın yazar mesaj attı ve hangi şube olduğunu sordu ben de trollüyor falan sandım ve söyledim. 1 saat sonra harbiden o kızın instasını attı bana. nasıl buldu nasıl ulaştı hala bilmiyorum
devamını gör...

buraya alışmak. her boş vaktinde sözlüğe girip bakmak.
devamını gör...

bu lucifer geçen sene sövdüğünüz lucifer mi.
devamını gör...

fakir dönemimden kalma, halen bırakamadığım sokak lezzeti.
devamını gör...

bu bağcılar simitçisi kim ya. sısıs

not: it sürülerine bak nasıl da mağaralarından çıkıyorlar. s
devamını gör...

burukluk bir duygu olarak sayılır mı bilmiyorum ama hissettiğim şeye tam bir isim veremedim.

bugün bir hasta geldi, eşiyle beraber gelmiş daha doğrusu. kapıda beklediler uzun bir süre. çok sıra olduğundan bir türlü içeri alamamıştık ve hiç gıkını çıkartmadan beklediler.
ortam biraz sakinlediğinde yanımdaki abiye tekrar hatırlattım o çifti ve içeri aldık.

amcayla ilgilenirken eşi de yanında oturup bir noktaya sabit bakıyordu. bir eliyle de eşinin elini tutuyordu. beraber çalıştığım abi genelde hastalarla hep esprili bir iletişim kurduğundan bu amcaya da, “ne o öyle kaçırıcaklar mı eşini sımsıkı tutmuşsun” diyip güldü.
amca da güldü, hüzünlü bir şekilde.

“eşim alzheimer hastası, bırakırsam kaçmaz ama kaybolabilir” dedi.
teyzenin yüzüne hiç bakmadığımı fark ettim bu cümleyi duyduğumda. bakışlarımı teyzeye çevirdiğimde göz göze geldik. öyle büyük bir ürperti oldu ki içimde nasıl anlatabilirim bilmiyorum. korkudan falan değildi. değişik bir histi.

amcanın ameliyat olması gerekiyormuş, kaburgasından ve o an duyamadığım başka bir şeyden. eşine bakacak kimseyi bulamayacağından kendi sağlığını ertelemiş.
“çocuğun yok mu?” diye sordu abi.
“var ama herkes kendi hayatıyla meşgul, kimseye yük olamayız.” dedi amca.

ben hâlâ teyzeye bakıyordum, çekmemişti bakışlarını. hayatımda hiç böyle bir göz teması kurmadım. birçok insanın ölüm anındaki bakışına şahit oldum ama bu kadar korkutmamıştı hiç.

“biz bunla gezeriz hep.” dedi amca. “ben onu yediririm, içiririm, tuvaletini yaptırırım o da bana böyle bakar. herkese baktığı gibi, bomboş.” dedi.

aynı şu an bana baktığı gibi. daha önce hiç, hiçbir duygu ya da ifade barındırmayan gözlere bakmamıştım. ifadesizliğin bu kadar kavurucu olduğunu daha doğrusu olabileceğini tahmin etmemiştim.

neredeyse ağlamak üzereyken sıktım kendimi. amca bir şeyler daha anlattı ama duymadım. işime devam ettim ama aklım hâlâ ordaydı.

amcanın işi bittiğinde oturduğu yerden kalkarken teyzenin elini de kaldırdı. kafasını çevirdi baktı, kalktı. bekledi. hiçbir ifade olmadan. yine göz göze geldik. gülümsedim bu sefer, mimik oynamadı.

kendimi ağlamamak adına bu kadar tuttuğum çok az an vardır ve adını bile bilmediğim bu teyze bu listenin dengesini bozmayı başardı.

uğurlarken el sallayıp gülümsedim. aynı donuk ifadeyle karşılık verdi. günümün geri kalanı o teyzenin bakışlarını düşünmekle geçti.

şimdi belki birçoğunuza çok saçma gelebilir bu durum ama beni çok etkiledi. o teyze de zamanında genç bir kızdı, sevdiği adamın gözlerine binbir duygu ile baktı. çocuklarını büyüttü, uyuttu, okuttu.

ne için? ne oldu? nereye vardı hayatı? sanki her şey sıfırlandı. yanındakinin kim olduğunu dahi bilmiyor. hayatı şu an sadece sürüklenmekten ibaret.

gerçekten, ne için yaşıyoruz? ne olacağız? her şeyi o kadar ciddi meseleler hâline getiriyoruz ki aslında ve o kadar ezikçe bir hareket ki bu yaptığımız.
öylesineyiz aslında.

ben hiç tanımadığım bir kadının gözlerindeki boşlukta boğuldum bugün. o boşluğa düşme ihtimalim her daim var. o boşluğa dönüşme ihtimalim, var.
hayat, çok garipsin.
öyle işte..
devamını gör...

ıtır hanım'ın ben bugüne değin kimsenin tavuğuna kışt dediğini görmedim. poine de hızlı girişi ve şen üslubuyla sözlüğe hareket kattı. eğer birisinin sahtesi değil ve amacı gerçekten dediği gibi kafa dağıtmak ise, bu iki hanımefendinin kesişim noktası pek yok. aynı yaş diliminde değiller. ikisinin de sözlüğe kalite katmasını isterim. genel ahlak, etik ve kişilik hakları çiğnenmediği müddetçe kimsenin ( sözlüğün sahibi bile olsa) bir yazara ceza vermeye ahlaken hakkı olmamalı. dilerim bu mevzu kapanır.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim