archie bunker yazar profili

archie bunker kapak fotoğrafı
archie bunker profil fotoğrafı
rozet
karma: 27409 tanım: 3964 başlık: 743 takipçi: 20
Bin cihana değişmem, şu öksüz Türklüğümü...

son tanımları


bennu gerede'nin inanılmaz bir cinsellik açlığının olması

onu anlayabiliyorum. çoğu kişi ruhunun acısını bedensel zevklerle dindirmeye çalışır.
devamını gör...

yetiş ya haydar dümen

hemcinslerimin bugün açtığı başlıkları ve yazdıkları entryleri okuyunca içimden söylediğim cümle. kollayın kendinizi bacılar.
devamını gör...

struma faciası

isak alaton'un genç bir istanbul yahudisi olarak her gün aldığı erzakı gemiye götürdüğü bir vapurdur. inönü hükümeti her iki tarafın da tepkisinden korktuğu için gemiyi bekletmiş ve karaya çıkmalarına izin vermemiştir. bu arada savaşın başlangıcında nazi almanya'sıyla ticaret yaptığından dolayı kara listede olan vehbi koç, mobil şirketinin romanya umum müdürünün gemide olduğunu öğrenince içişleri bakanından randevu alıyor. gerekli rüşvet karşılığında bu yahudiyi kurtarıyor. adam istanbul'da bir gün bile kalmadan ülkeyi terk ediyor ve sonrasında koç holding üzerindeki ambargo kalkıyor.
devamını gör...

rocky 4 filmindeki mantık hataları

bu film tabi ki baştan aşağı mantık hatalarıyla dolu. zira serinin ilk filmindeki oscar'ı da getiren dram, artık 4. filme gelindiğinde kaba milliyetçilik ve amerikan propagandasına dönmüş vaziyetteydi. üstelik filmin vizyona giriş tarihinin de sscb'nin artık yumuşamaya gideceğinin belirtisi olan genel sekreter mihail gorbaçov'un göreve gelişiyle aynı olması ayrı bir tuhaflık. zaten sscb'deki dövüş sahnelerinde polit büronun oturduğu locada gorbaçov'a tıpatıp benzeyen bir aktör koymuşlar.

her şeyden önce hangi seviyede veya yetenekte olursa olsun amatör bir şampiyonun 3 raunt üzerinden yapılan ve ana motivasyonu sporcu sağlığını koruma üzerine olan amatör bokstan profesyonelliğe balıklama atlaması mümkün değil. 12 raunt maçlar aytı kondisyon, taktik hazırlanma ve dayanıklılık ister.

emekli bir profesyonel şampiyon bile eğer kendisini salmamışsa genç bir amatörü karşısında bir takım avantajlara sahiptir. internette ilginç fiziğinden ötürü çokça videosu dolanan 180 kilo ve 1.80 boya sahip butterbean'in karşısında 50'li yaşların ortasındaki eski şampiyon larry holmes dans ede ede puanları toplamıştı. üstelik butterbean amatör değildi ama sadece 4 rountluk bir boksördü.

yine ivan drago'nun tanıtıldığı toplantıda antrenör olarak bir kübalı hoca mevcut. rus ve küba ekolü de boksta birbirinden çok farklıdır. sovyet ve rus ekolü mesafeli, teknik ve mümkün mertebe az yumruk yiyerek kazanma odaklıdır. burası da saçma olmuş.

ve tabi drago ile creed arasındaki müsabaka bir otelin büyükçe salonunda gösteri amaçlı yapılıyor. böyle bir maçı hiçbir komisyonun onaylaması mümkün olmadığı gibi varsayalım ki boksörlerden bir tanesi diğerini hayati tehlikeye sokacak kadar üste çıksın. o maç havlu atmaya kalmadan zaten hakem tarafından durdurulur. bu mantıksızlık aslında serinin ilk filminden beri hep vardı. boks açısından tek makul dövüş kısmı serinin 6. filmi olan rocky balboa'dadır. 60'lık rocky mason dixon'dan dayak yerken, dixon'un bir kolu bileğinden çatlar ve böylece maç dengelenir. bunun haricinde serinin tamamı boks mantığı içerisinde olağanın dışındadır.
devamını gör...

diyelim ki o bunu okuyor

hayatım boyunca seni ne kadar sevdiğimi gösteremedim. epeydir yoksun ama her kuran okuduğumda senin ruhuna da gönderiyorum. allah sendeki güzel hasletlerden ötürü günahlarını affetsin. bir gün inşallah sana layık bir insan olurum. hala umudum var.
devamını gör...

paris komünü

sosyalizm ve toplumsal mücadele tarihinde görkemli bir yenilgi olarak idealize edilse de komün, bırakın paris halkını, işçi sınıfının bile çoğunluğunun iradesi temsil etmiyordu. tabi ki paris'in bazı mahallelerinde ve ordu içindeki radikal cumhuriyetçi subaylarda komüne büyük destek vardır. ancak halkın genel eğilimi derhal ekonomik ve toplumsal düzenin sağlanması yönündeydi.

netice olarak iki buçuk ay süren komünde çok büyük katliamlar yaşanmış, din adamları öldürülmüş, hükümet ve belediye sarayları ateşe verilmişti. versailles hükümeti paris'i geri aldığında ise terör bu kez tersine dönmüştür. toplamca 18 ile 20 bin insanın öldürüldüğü düşünülmektedir. komünü heyecanla karşılayan karl marx, yine de merkez bankasının ele geçirilmemesi ve versailles hükümetinin üzerine yürünmemesi gibi hususlarda paris komünü'nü eleştirmiştir.
devamını gör...

jon-eric hexum

bugün tesadüfen x platformunda kendisinden haberdar olduğum 1957 doğumlu amerikalı aktör. hollywood'da istikrarlı bir şekilde yükselen genç oyuncu 1984'te bir aksiyon filminin çekimleri sırasında boş tabancayla şaka olsun diye rus ruleti oynuyor ve boş fişekten yayılan gazlar kafatasını parçalıyor. 6 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitiren hexum'dan onun olağanüstü yakışıklılığına dair bir kaç fotoğraf kalmış. zannedersem yükselişini sürdürseymiş bugün yakışıklı olarak anılan pek çok yıldız onun gölgesinde kalırmış.

x.com/archeohistories/statu...
devamını gör...

infilak eden papa

papa pius xıı'dir. 1958'de ölen ve 2. dünya savaşı'nın netameli günlerinde de görev yapmış olan italyan asıllı papa pius xıı'nin cenazesi, modern tarihin en skandal olaylarına sahne oldu. papa'nın ölümünden sonra özel doktoru riccardo galeazzi-lisi dönemin standart mumyalama yöntemleri yerine antik roma'da uygulandığını ve daha etkili olduğunu düşündüğü bir bitkisel yöntemin uygulanmasında ısrar etmiş. buna göre,
-iç organlar çıkarılmıyor.
- kimyasal mumyalama büyük ölçüde uygulanmıyor.
-naaş aromatik yağlar ve bitkilerle sarılıyor.
- hava geçirmemesi için selofandan yapılmış özel bir bezle sarılıyor.

ancak vücutta gaz birikmesi sonucu ceset şişti, yüzde deformasyon meydana geldi, renk değişiklikleri oldu. neticede ceset göğüs bölgesinde patladı. böylece cenazenin top arabasında götürülmesi merasimi sırasında ortaya korkunç bir koku yayıldı. hatta naaşı taşıyan isviçreli muhafızlar kokudan duramaz ve nöbet değiştirir hale geldiler. bu büyük bir skandaldı ve vatikan bu işteki hatayı kabul ederek, doktorun vatikan'a girişini ömür boyu yasakladı.
devamını gör...

fethullah gülen'in vatikan'dayken ölmeyi arzulaması

fethullah gülen 28 şubat'tan önce, henüz türkiye'deyken 6 şubat 1998'de o dönem kamuoyunda da çok ses getirip karışık tepkilere sebep olan bir vatikan ziyareti gerçekleştiriyor. ziyareti sıradan bir türkiye cumhuriyeti vatandaşı hüviyetinde yaptım dese de sıradan bir tc vatandaşının papa 2. jean-paul ile yüz yüze görüşemeyeceği açık. muhtemelen görüşmeye türkiye'deki papalık temsilcisi ve dönem cemaatin düzenlediği dinlerarası diyalog, uzlaşma ve hoşgörü temalı toplantıların olmazsa olmaz aktörlerinden corc maraviç ile fethullahçı iş adamı alaattin kaya aracılık ettiler. bu görüşmeden önce gülen'e dönemin cumhurbaşkanı süleyman demirel tarafından papa'ya ulaştırılmak üzere bir mektup da verildiği iddia edilir.

buluşmanın görüntüleri o dönemki tv'lerde bol bol gösterildi. özellikle gülen'in ardı ardına 3 değişik hediye vermesi çok konuşulmuştu. seneler sonra fethullah gülen papa'nın elini öptü diye gösterilen bölümde ise papa jean-paul 2'nin elini öpen fethullahçı iş adamı alaattin kaya idi.

fethullah gülen vatikan izlenimlerini ülke dönüşünde kaleme almış ve bu duygu ve düşüncelerin yansımaları dönemin fethullahçı yayın organlarında tam metin yer almıştır. fethullah gülen vatikan ziyaretiyle ilgili yazdığı yazıda beylik cümlelerden sonra yazının bir yerinde "vatikan'ın o uhrevî atmosferini görünce içimden, 'keşke burada ölsem.' diye bir duygu geçti." demiştir.
devamını gör...

harlem

siyahi nüfusunun yoğunluğu, afro amerikan kültür ve sanatının patlama notası olarak bilinen bir new york yerleşkesi olsa da ismini esasen hollanda'daki haarlem şehrinden alır. 1609'da ingiliz kaşif hudson ( hudson nehri oradan geliyor) hollanda monarşisi adı new york ve manhattan'ın bulunduğu yarımadaya ayak bastı. bugünkü new york'un ilk adı new amsterdam idi. zaten scorsese'nin (bkz: gangs of new york) filminde buna değinilir. 1658'de manhattan'ın kuzeyindeki yerleşim bölgesine nieuw haarlem ( yeni harlem) adı verildi. bölge ingilizlerin kontrolüne geçince ingilizce söylenişle harlem adını aldı.
devamını gör...

abdullah öcalan'ın papa'ya yazdığı mektup

suriye'den kovulunca gezgin yahudi gibi oradan oraya kaçan örgüt başı apo, denize düşen yılana sarılır misali dönemin katolik manevi lideri papa 2. jean-paul'e de bir mektup yazmış ve hristiyanlığa yanlamıştır. işte o trajikomik mektup :


"tarihi ve italyan halkının kültürel kişiliği ve roma kentinin kutsallığı avrupa’nın kapısı durumunda olması, benim büyük zulum dünyasından san pietro tarzı bir hareketle buraya kadar, roma’ya vatikana kadar ulaşmama yol açtı. şunu hemen belirteyim ki ortadoğu’dayken halep metropolü ile çok değerli ilişkiye sahiptim. bu kanaldan katınıza saygılarımı sunmuştum.ben eşitliğin, barışın, hümanizmin hıristiyanlığın temel amaçlarından olduğunu biliyor ve inanıyorum. taşıdığım sosyalizm inancı bundan uzaklaştırmıyor, daha da yakınlaştırıyor. şahsınızda, dininize saygımı belirtmeyi, inancımın ve mücadelemin bir gereği sayarım. sizlere çok önemli gördüğüm bazı hususları aktarmayı bir insanlık görevi biliyorum. biliyorsunuz ki hıristiyanlık azizleri ortadoğu kökenliydiler ve ilk kutsal kiliseleri burada kurmuşlardır. bu dönemin ilk hıristiyan halkları da asuri ve ermeniler’di. kısmen kürtler de bu dönemin ilk hıristiyan halklarındandır. doğduğum köyde ve ilkokulu okuduğum köyde bu kiliselerin kalıntıları duruyordu. birisini cami yapmışlardı.buna sevinmemiş, bu büyük uygarlık neden bu hale gelmiş diye o çocuk halimle üzülmüştüm.. ermeniler ve asuri-süryaniler candan aile dostlarımızdı, komşuyduk.

şunu demek istiyorum. ben dinsiz değil, tüm dinlere ve tek tanrılı dinlere özellikle saflık dönmelerine büyük saygı duyuyor, kendi eylemimi bu büyük insanlık aksiyonlarının devamı olarak görüyor, bunu her zaman söylemekten çekinmiyorum. herkes bizim peygamberler tarzında olduğumuzu söyler ve halklarımız da buna tanıktır. fakat türk barbarizmi tarihte biliyorsunuz hem batı, hem doğu roma imparatorluğunu yıkarak, büyük bir hıristiyanlık düşmanlığını anadolu'da tüm ortadoğu hatta balkanlarda geliştirdi. avrupa’da bunun izleri sabittir ve devam ediyor.en son şahsınıza karşı menfur suikastı düzenlediler. bunu yapan bir kişi değildi. onu serbest bırakan 12 eylülcü generallerden kara kuvettleri kumutanı nurettin ersin’di. amacı hıristiyanlık dünyasını tehditti. m.ali ağca hala doğruyu konuşmuyor. kendisi malatya’lıdır. ve hıristiyanlığa düşmanlığın merkezi şehri olarak anılır. hırıstiyanlığa karşı en büyük korsanlık savaşımını veren battal gazi diyarı olarak tanınır. şunu demek istiyorum. şahsınıza karşı bu kadar çılgınlaşan bir rejim, biz kürtlere, ermenilere, süryanilere ve greklere neler yapmaz ki? mezopotamya ve anadolu’nun asıl sahipleri olan bu halklar tamamen jenosid yöntemleri ile tasfiye, imha edilmişlerdir. çok az bir kalıntıları kaldı. kürtlerin de durumunu biliyorsunuz, dehşet içinde kendilerini italya kıyılarına vurdular.
bu zulme, vahşete karşı çıkmaya çalıştım. uzun süredir adeta tek başıma direniyorum."
devamını gör...

asırlık gece (dizi)

trt'ye dünya kupası veya milli maç haricinde maruz kalmadığım için osmanlı dönemi veya diğer akp propagandası içeren dizilerden hiç birini izlemedim. yalnız dünya kupası esnasında, 15 temmuz'a da denk geldiği için bu dizinin fragmanını gördüm. çocukluğunda dinlediği melodileri bile seneler sonrasında hatırlayan bir müzik kulağım olduğundan, dramatik görüntülerin ardında çalan birkaç notayı hemen yakaladım. bu neydi bu neydi ? bir kaç saniyelik düşünmeden sonra hafızam beni 30 sene öncesine radikal islamcı olduğum günlere götürdü. çalan ezgi ''şehitler ölmez'' adında bir besteydi. afganistan cihadı'na katılıp ilk şehit düşen türk olan ödemişli bilal yaldızcı için yazılmıştı. son derece ana akımın dışında ve belli bir jenerasyon ile düşünce mensubu olanlar hariç kimsenin bilmeyeceği bu ezgi nasıl olur da bilinir ve kullanılırdı ? demek ki çeperdekiler merkeze yürümüş. youtube'de şarkıyı aratınca bir de modern versiyonu olduğunu gördüm. muhtemelen kullandıkları oydu. hatta ezgi esasen fetihler sultanı mehmet dizisinde kullanılmış.
devamını gör...

evlenilen türbanlı kızın belinde dövme olması

karşılıklı birbirini besleyen bir saklı erotizm ortaklığıdır. nedenlerini burada yazmıştım. #3967123
devamını gör...

ne mutlağım ne de muğlak

ağır pkklı bir ekşi sözlük yazarının mahlasıydı. özellikle 1. çözüm süresinde iyice yüz bulan kürtçü vandalların açıkça türk halkını tehdit ettiği bir dönemde ekşi'de sayısız entry girmiş, örgütü ve militanlarını kahraman gibi göstermeye çalışmış, adeta yaşanan tarihi ters çevirmeye uğraşmıştı.
devamını gör...

bir sözlük dayısına iltifat et

o zaman murat akay'dan gelsin

devamını gör...

kristof kolomb

bugünkü karaibler, haiti, porto riko, dominik cumhuriyeti, honduras, nikaragua, kostarika'yı keşfetmiştir. meksika ve abd'ye hiç ayak basmamıştır. keşfettiği yerlerin de hint adaları olduğuna ölene kadar inanmaya devam etmiştir.
devamını gör...

ruhi su

12 eylül darbesini duyuran 1 no'lu bildirinin okunmasından sonra trt radyosundaki yetkililer artık ismi darbeyle özdeşleşen (seneler sonra sosyal demokrat olduğunu söyleyecekti) (bkz: hasan mutlucan)'dan '' yine de şahlanıyor aman '' türküsünü yayına vermişlerdi. o sırada hışımla yayın odasına eline silahla giren bir general ''kim çalıyor bu ruhi su'yu'' diye bağırmış. sonra bandı görünce çalanın ruhi su olmadığına ikna olmuşlar.

ruhi su, klasik müzik ve opera geçmişi olan bir halk müziği yorumcusu ve araştırmacısıydı. onun tarzında türk halk müziği, bir meyhane eğlentisi olmaktan çıkmış, bas, bariton ve tenor seslerin kullanımı, çok sesli sazların katılımıyla törensel bir havaya bürünmüştü. halk müziğini konser alanlarına taşıyan ilk kişi ruhi su'dur. o dönem bazı çevreler, ruhi su'yu halk müziğini otantikliğinden çıkarıp, fazla akademik bir alana taşıdığını söyleyerek eleştirmişlerdir. halk müziği üzerindeki fikirlerinin uygulama alanı da şüphesiz (bkz: dostlar korosu) idi. ruhi su halk müziğini şehirlileştiren adamdı. 60'ların ikinci yarısıyla beraber bu orkestral devrim, geleneksel müziğimize üniversiteli gençlerin ilgi duymasını sağladı. keza aynı durum güney amerika ve yunanistan'da da vardı. yani yerel ve etnik müziğin kimliğini kaybetmeden tadiliyle siyasi ve şehirli bir tavra bürünmesi, gençlerce sahiplenilmesi. sübjektif bir yorum ama galiba (bkz: muzaffer sarısözen) ile tam tersi bir istikameti temsil ediyorlardı.

siyasetiyle ilgili fazla konuşmaya hakkım yok. yalnız ülkeden dışarı çıkamayıp burada kanserden ölmeye bir nevi mahkum edilmesi, bu devletin sayısız ayıplarından bir tanesidir. seneler sonra (bkz: yalçın küçük)'ün ruhi su için ''vanlı bir ermeni yetimidir'' iddiası magazinden öte bir anlam taşımıyor. hangi dil ile gönlünü açıyorsan o dili konuşan millete mensupsundur. son olarak kendisinin, ölümünden birkaç sene önce ahmet kaya'yı dinleyip kızdığı bir vakayı da burada aktarmıştım.

(bkz: saz böyle de çalınır)
devamını gör...

hayri kozakçıoğlu

hizbullah fikrine yakın mardin-nusaybinli bir eski arkadaşım şöyle demişti: ''onun yaptıklarını türkeş bile yapmamıştır. ''
devamını gör...

şu an dinlenen şarkıdan bir cümle

"lost my heart... when ı found it, it had turned to dead black coal."

"kalbimi kaybettim; bulduğumdaysa simsiyah kömüre dönüşmüştü."

sixto rodriguez- sugar man
devamını gör...

fani torunu (yazar)

çok usturuplu bir tarzı vardı. sözlükte kısa süre kaldı ve muhtemelen ortamın gevşekliğine tahammül edemeyip ayrıldı.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim