twitter'da zaman zaman önüme bazı hikayeler düşüyor. bir kısmı muhafazakar olduğunu düşündüğüm hesaplara ait. bu tür internet hikayelerinin genelde etkileşim kazanmaya matuf atıldığını düşünsem de bir kısmı düşündürücü oluyor. sonuçta masallar yahut fabl türü de gerçekten uzak olayları insanları bazı ahlaki temellere uyandırmak amacıyla uydurulmuştur.
resimsiz bir kadın kullanıcı hesabı, ağabeyinden bahsediyor. bu ağabey 25 yaşlarında, hayatında instagram, whatsap, tik tok ve x hesaplarını kullanmamış, boş zamanların sadece kuran okuyan ve tek merakı futbol oynamak ve izlemek olan bir gençmiş. ağabeyinin mutluluğu ve iyi bir eşi hak ettiğini söylüyor. bizler çok fazla şey görmüş ve geçirmiş kişiler olarak bu tür insanların aslında var olmadığını, sözü edilen kişinin de hayal mahsulu olduğunu düşünebiliriz. erkeği kadını pek çok insan hesapçı ve çıkarcıdır deriz. herkes dikkat çekmek, sosyal medyada görünür olmak ve etkileşim kazanmak ister diye düşünürüz. internetin getirdiği sanal sapmalar ve bozuluşlardan nasibini almayan yoktur deriz. aslında kanaatlerimiz tecrübelerimizin toplamından oluşan bir hasıladır ama o tecrübeyi de aynı ortamı paylaştığımız kişilerden ediniriz. belki bir yerlerde gerçekten dejenerelikten ve çağın hastalıklarından olan dikkat çekme ve ukalaca fikir beyan etme hastalığından kendisi korumuş birileri vardır. görünmez oldukları için varlıklarından haberdar değilizdir. görmememiz var olmadıkları anlamına gelmiyor.
bayramı yanında geçireceğim yakınlarımla fotoğraf çektirmemin ve o resmi insagramda yahut whatsap durumumda paylaşmamın kime ne faydası olabilir ? birilerine biz buradayız ve mutluyuz mesajını vermek mi ? tanıdığım birkaç değerli insandan hiç birisi ailesine dair özel anlarını bir platformda paylaşmıyor. bu, hasisçe bir korunma duygusundan mı yoksa mutluluğun kendisinin zaten sevenlerle beraber olduğunun şuurunda olmanın getirdiği doğal davranış kalıbından mıdır ? belki de iyiler güzel zamanların sadece tadını çıkarıyor. esas lezzet de bu anı paylaşmak değil sadece yaşamakta.
keza aynı iyi ve olgun insanlar, yas ve üzüntülerini de herhangi bir aracıya meze etmeden yaşıyorlar. almanca'da bizde tek kelimeyle ifade edilemeyen (bkz:
fremdschämen) diye bir fiil var. anlamı ''başkası adına utanmak''. almanlarda toplumsal normlar o kadar sıkı ki uygunsuz söz ve davranışlarda bulunanların davranışları, cemiyetin standart ahlak kalıplarına uygun kişilerce utançla karşılanıyor. lümpenliğin tabandan gelen dip bir dalgayla neredeyse en üstü katmana kadar sirayet ettiği günümüz türkiye'si ve dünyasında, galiba paçozluktan uzak kalabilenler, olgunlar ve iyiler, adeta görünmezdirler. belki ahlakı ahlakına uymayanlarla aynı toprakları paylaşmanın elemi içindeler. sadece terk ediş saatlerini dolduruyorlar.
devamını gör...