elzem yazar profili

elzem kapak fotoğrafı
elzem profil fotoğrafı
rozet
karma: 17475 tanım: 893 başlık: 93 apolet: 1 takipçi: 124
Buradaki varlığım yalnızca kendime. Madden bulunduğum dünyada yansıtamadığım içsel savaşlarımı ve duygularımı buraya akıtıyorum. Beni çok ciddiye almanızı gerektiren bir durum yok. Mutsuzluktan ve yalnızlıktan yakınıyor değilim. Seviyor ve seviliyorum. Tanımlarım yalnızca iç dünyamı yansıtıyor, hayatımı değil. Zaman sonra burası bir ölünün anı defteri olacak, başka hiçbir şey değil..

son tanımları | başucu eserleri


yazılmak istenilen duvar yazıları

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
tam benlik.
devamını gör...

zor

yine karşıma çıkıp ruhumu parçalayan ve hiç sebepsiz tribe sokan, duvarları izlettiren o şarkı..
devamını gör...

yazarların şu an dinledikleri şarkı

biraz pilavı elle yiyor gibi olacak imajım ama..


akli dengemi kaybettim, çünkü tüm sorunları fark ettim.
gördüğüm her pisliğe karşı bu istem dışı sözleri sarf ettim.
akli dengemi kaybettim, çünkü tüm görüntüyü kaydettim.
tekrar seyrettim, baktım olmadı, tüm geçmişi katlettim.
devamını gör...

her yıl üç yaş almak

t: madden mümkün olmamakla birlikte kişinin takvimsel olarak bir yıl yaşlanmasına rağmen; yaşadığı yoğun deneyimler, sorumluluklar, ruhi bunalımlar ve duygusal yıpranmalar nedeniyle kendini olduğundan daha fazla olgunlaşmış ve yorulmuş hissetmesini ifade eden mecazî bir tanımdır.

bir yıl bazen sadece “bir” yıl değildir. takvimler her ne kadar herkesçe kabul gören zaman dilimini ve gidişatını gösterse de herkesin bir kişisel takvimi bulunur. ve tezatlıklarla doludur.

bu kişisel takvim bazen bulunulan zamanın ötesine geçer. hızlı yaşanır ve hayatın tüm zevklerinden tat almanızın mümkün olmasını sağlar. kısa sürede birçok deneyim ve lezzet..

zaman hızlıdır ve yormaz. yeni yılı, yeni yaşı heyecanla bekletir.

bazense bu takvim oldukça ağır işler. bir yılı bitirene kadar üç yaşını şimdiden eskitir insana. yavaş çözülen sorunlar, hiç çözülmeyecek duygular, affedilmesi mümkün olmayan kişiler ve kayıplar..

zaman yavaştır ve yorar. yeni yılı, yeni yaşı bıkkınlıkla görmezden gelmeye çalıştırır.

herkesin hesabı kendine göredir ve yaşıtınızı bulmanız oldukça zordur. hiç kimse birbirine denk değildir.

ve kimse yaşıyo’ sayılmaz, en az üç kez ölmeden.
(bkz: yaşıyo' sayılmazsın en az üç kez ölmediysen)
devamını gör...

kalp atışını hissetmek

herkese oluyor mu bilmiyorum ama bazen nabzıma odaklanmasam dahi kalp atışlarımın vücudumu çok minimal bile olsa salladığını fark ediyorum.
ritmik bir sallanış.
yaşıyorum galiba farkındalığı oluyor kısa süreli.
devamını gör...

sözlük yazarlarının takıntıları

iki kişi yürüyorsak sağda olmam gerekiyor. üç kişi yürüyorsak orta ya da yine en sağ. ama asla solda yürüyemem.
karşımda biri burnunu kaşıttıysa benim de burnum istemsiz kaşınır.
eğer bir işi yapmam gerekiyorsa ve mükemmel yapacak mentali henüz kendimde bulamıyorsam o işi yapmam. yarım yamalak olmasındansa olmaması beni daha iyi hissettirir. ya hep ya hiç.
odamı bok götürebilir ama çalıştığım yerde kendimden olumsuz bahsettirmem, sorumluluklarımı eksiksiz yerine getiririm.
varış noktam belliyse, kendime şarkılardan bir zaman sınırı belirlerim ve onlar bitene kadar ulaşmaya çalışırım.
biri bana bir sorunundan bahsettiyse yardımcı olabileceğim bir şey var mı diye düşünürüm ve olmadığına kendimi ikna edene kadar kafamda sorunu çevirir dururum.
biri bir şarkıdan biraz mırıldandığında eğer biliyorsam o şarkıyı içimden sonuna kadar söylemeden rahat etmem.

ben galiba kafayı yemişim.*
devamını gör...

mernuş

t: kelime anlamı olarak net bir bilgi yoktur. yedi uyurlar'dan birinin adı olarak bilinir.
neyzen tevfik'in çok sevdiği köpeğine verdiği isimdir aynı zamanda. ve bedri rahmi eyüboğlu'nun şiirlerinde geçer.

ados ve çağrı sinci'nin düeti olan, lirikalitesi lezzetli bir şarkıdır.



denedim, denedikçe yenilmeyi yediremedim.
belki budur beni delirten edim.
seyir defterinde seyirmez elim,
gel hadi bugün yine değişmeyelim.
devamını gör...

bir anı değiştirme şansın olsaydı

sene 2006, sahil kenarı. yanaklarımdaki ıslaklığı bir elimle yok etmeye çalışırken diğeriyle de başka bir ele tutunuyorum.
ve omzuma bir el dokunuyor,
yüzünde hafif iğreti bir gülümsemeyle omzumu hafif silkelerken bir cümle kuruyor,
kurduğu cümle beni teselli etmek yerine yanaklarımın daha fazla ıslanmasına sebebiyet veriyor.

şimdi o ana dönsem beni üzmesine izin vermez ve onun yüzüne tükürürdüm.
devamını gör...

dert anlatılan kişinin boşver demesi

genelde anlatan değil dinleyen taraf olduğumdan duymadım hiç.
ama kastımca pamuk şekerin suya batırıldığındaki yok olma hızı ile aynı etkiye sahip bir keşke hiç anlatmasaydım hissi yaşatır.
devamını gör...

olmak istenilen insan

derdim sadece kendim olmayı sürdürebilmek.
çünkü (bkz: herkes sonunda olmaktan korktuğu kişiye dönüşür)
devamını gör...

öldürülen hayalin hayaleti

hayaletlerimizle varız bu hayatta.
herkes içinde en az bir katili, her duygu ise içinde birden fazla ceseti barındırır.

olmadığını söyleyene özenirim zira bu hayatın mânâ aleminden bi' haberdir. hiçbir şeyden haberi olmadan yalnızca nefes alıp vermekle ilgilenir. maddi varlıklar ve maddi tatlar yeterlidir. bu da kişinin görece daha sorunsuz ve anlamsız bir hayat sürmesini sağlar. yani risk yok, acı yok. anlam yok, sorun yok.
oysa anlamın olduğu yerde daima bir kırılma vardır.
insan bir şeyi gerçekten anladığında, içindeki bir parça da sessizce ölür.
çünkü hakikat bazen bir ışık değil, bir gölgedir.

bizler ise o gölgelerin içinde yürüyen insanlarız.
her adımda geçmişimiz arkamızdan gelir, her suskunlukta bir hayalet daha konuşur.

kimi zaman bir pişmanlık,
kimi zaman yarım kalmış bir cümle,
kimi zaman da öldürmek zorunda kaldığımız bir hayal…
gölgelerimiz ve hayaletlerimiz birbiri ile dosttur.
birinin katiliyken birinin varlığına mâni oluruz. bu ortak sebep onları birleştirirken bize de düşman eder.

ve insan en çok da kendi elleriyle gömdüğü şeylerin mezarı başında büyür.
devamını gör...

gerçek aşkın tanımı

"gerçek aşk" diye bir şey olduğunu düşünmüyorum.
aşk bana daha ilkel ve kaba bir duygu gibi geliyor. ya da daha çocuksu da denebilir.
benim nezdimde doğru zamanda bulunmuş, denk gelinmiş sevgi ve uyum vardır.
"gerçek sevgi" ise birbirini seven iki kişinin, hiçbir çaba sarf etmesine dâhi gerek kalmadan iyi gelmesidir.
içten gelen bir şifa ve sakinlik. huzura erişme ihtimali de denebilir. yani o kişiyle birlikteyken kafanızın içi biraz da olsa hafifliyorsa, kendinizi daha sakin ve mutlu hissedebiliyorsanız bence bu gerçektir.

aşk, ihtiras, heyecan vs. birçok insanda bulunabilir ama huzur ve dinginlik zor.
ve aşk, iki kişinin birlikte olması için hiçbir zaman yeterli olmaz.
devamını gör...

gibi (dizi)

gibi, bence son yıllarda çıkan en özgün ve “benzersiz” bir komedi dizisi.
ilk bakışta çok basit bir hikâye gibi görünüyor: üç arkadaşın gündelik hayatta başlarına gelen absürt olaylar.
ama aslında dizinin gücü tam da buradan kaynaklanıyor. basitliğin absürtlüğü. normalde 5 dakika sürecek bir mesele, karakterlerin garip düşünce yapıları ve gereksiz inatları yüzünden inanılmaz yerlere gidiyor.

dizinin merkezinde üç karakter var ve olaylar bunların çevresinde gelişiyor:
feyyaz yiğit’in oynadığı yılmaz
kıvanç kılınç’ın oynadığı ilkkan
ahmet kürşat öçalan’ın oynadığı ersoy


yılmaz karakteri genelde grubun en “mantıklı” gibi görüneni ama aslında o da en az diğerleri kadar takıntılı. hatta belki en takıntılısı ama tolere gücü yüksek. bazen sırf haklı çıkmak için konuyu inanılmaz saçma bir noktaya kadar götürebiliyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ilkkan, dizinin en kaotik karakteri diyebiliriz. küçük bir olaydan inanılmaz gurur meseleleri çıkarabiliyor ve bu yüzden çoğu bölümde olayların büyümesinde büyük payı oluyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ersoy ise biraz daha saf, daha sakin ama bir noktada o da olayların içine çekiliyor. ersoy, dizinin bahtsız bedevisi, üzümlü keki. genelde tüm talihsizlikler bir şekilde yine ersoy'umun başına gelir. konu o olmasa bile payını bir şekilde alır..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

dizinin en iyi taraflarından biri bence mizah tarzı. klasik türk dizilerindeki gibi bağırmalı, şakayı açık açık söyleyen bir komedi değil. küfür yerinde ve şiir gibi kullanılır. daha çok absürt mizah, uzun diyaloglar ve gereksiz ciddiyetle anlatılan saçma durumlar üzerine kurulu. bir diyaloga değil de mimiklere dahi güldüğünüz çok fazla yer olur
mesela bir bölümde basit bir selamlaşma meselesi, karakterlerin gururu yüzünden koca bir krize dönüşebiliyor. ya da tamamen önemsiz bir konu hakkında 10 dakika boyunca tartışabiliyorlar ve bu tartışma o kadar ciddiyetle yapılıyor ki komik oluyor. ya da yılmazın aşk acısı yüzünden sakat kalmasına kadar giden garip olaylar silsilesi. yani durum komedisi diyebiliriz.


dizinin en güçlü taraflarından biri, diyalog yazımı. diğer işlerden en büyük farkı bu olabilir. komikliği kanıtlama ve herkesçe kabullendirme gibi dertleri yok.
feyyaz yiğit ve aziz kedi’nin yazdığı diyaloglar çok doğal ama aynı zamanda çok zekice. izleyen herkesin aklında yer edinen sözlerin sebebi de bu bence. günlük hayatta insanların saçma gururlarını, küçük hesaplarını ve anlamsız tartışmalarını çok iyi yakalıyorlar. o yüzden izlerken bazen “gerçekten böyle insanlar var” diye düşünüyorsunuz. çevrenizdeki insanlardan birine bu dizide rastlamanız çok mümkün.

bir diğer güzel tarafı da dizinin gereksiz büyük hikâyeler anlatmaması. büyük dramlar, aşklar ya da komplolar yok. sadece insanların saçma davranışlarının büyüyerek komik bir hale gelmesi var. ama bunu o kadar iyi yapıyor ki her bölüm neredeyse ayrı bir kısa film gibi hissettiriyor. her bölüm birbirinden bağımsız bir olay ama aynı zamanda birbiriyle de bağlantılı da gibi.

hiç sıkılmadan izleyebileceğim ve her bölümü üzerine ayrı ayrı konuşabileceğim, benim için yeri farklı olan bir dizi.
ama tabii ben sizin yılgın bir hoşgörü ile beni benimsemenize kalmadım..*
devamını gör...

bebek doğurmak için kaynanasından izin isteyen gelin hanım

edepli gelindir. örf, âdet, anneanne ve bilumum gelenek görenekleri yaşatmak uğruna kendini yalnız savaşçı ilan etmiş gelindir.
idoldür. örnek alınası hatta derslerde işlenmesi gereken gelindir.
kaynanasının minnoşu, göz bebeğidir. doğumu ile bir ata altını hak edecek olan gelindir.
gözlerim doldu, devam edemeyeceğim..
devamını gör...

kendini bir bok sanan insan

iki bok sanacak kadar hadsizleşmemiş insandır. en iyisini yapar.*
devamını gör...

günaydın sözlük

ben bugünden hiç cımırtısı havası alamadım da bi’ tekrar perşembeye dönüp gelsek olur mu?

yine bir güzel uyudum ben. işim olmasa daha da uyurdum ama bu dünyayı daha iyi bir yer hâline getirmek gerekiyor diye kalktık yataktan mecbur. bazılarının bedeli çoktan ödendi.
yüküm ağır, yolum uzun..*
gününüz mü aydın olur gözünüz mü gönlünüz mü yoksa kafanız mı bilmiyorum ama günaydınlar eyy sözlük.
cici geçsin gününüz.*
devamını gör...

geceye bir fotoğraf bırak

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazarların hayattaki şansı

çok sevdiğim bir dostumun sözü ile bu durumu özetleyebilirim,

“afrikada mızrak düşse gelir bizim g*te girer”
devamını gör...

ramazanda içki fotosu atmak dikkat çekme çabası mıdır sorusu

arkadaşlar fikrimi belirtmem gerekiyor açılın! benim hayat tarzıma uymadığını belirterek cümleye başlıyor ve alkol nezdinde değil, vücudunuza zarar veren her ne var ise içmeseniz keşke demek istiyorum. ramazanda değil, ötekileştirilen diğer aylarda da içmeseniz keşke.

yani bana sorsanız ben izin vermem, bok için derim**
ama bana ne?
yani bu sizin seçiminiz, bana uyup uymaması gram umrum değil.
kendinize cici bakın hayatın tadını çıkarın, naparsanız da yapın ama iyi olun.
devamını gör...

insanlar ikiye ayrılır

..ve bir daha bütün hâle gelemezler diye devam eden cümle.*

bana göresi; iyi biri olmayı seçenler ve iyi biri olmayı beceremeyenler.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim