1.
(çaylak)
agah_sermest
(çaylak)
son tanımları
2.
(çaylak)
aşk
aşkın yüzyıllardır bir tür "akıl tutulması" veya geçici bir delilik hali olarak pazarlanması tesadüf değil. romanlarda, filmlerde ve popüler kültürde sürekli aynı anlatıyla karşılaşıyoruz: aşık olan insan mantığını kaybeder, gözü kör olur, dünyayla bağı kopar. ancak bu romantize edilmiş yanılgı, aşka dair en tehlikeli yanlış anlamalardan biridir.
aşk, aklı ve mantığı kapatmak, beynin şalterlerini indirmek değildir. aksine, aklın ve kalbin aynı hizaya geldiği, bilincin eşsiz bir denge bulduğu haldir.
aşkı salt bir "akıl kaybı" olarak tanımlamak, çoğu zaman sağlıksız dinamiklerin sığınağıdır. bize zarar veren ilişkilerde kalmayı, tükenmeyi, sınır ihlallerini veya düpedüz uyumsuzluğu "ne yapayım, aşığım, gözüm hiçbir şeyi görmüyor" diyerek meşrulaştırmamıza yol açar. oysa gerçek sevgi bizi kendimize ve gerçekliğe yabancılaştırmaz; tam tersine, bizi daha berrak bir zihne kavuşturur.
bilinçli bir aşkta, kalbin ritmi hızlanırken akıl direksiyonu bırakmaz. aşık olmak, karşınızdaki insanın kusurlarını görmezden gelmek, yani bir tür körlük hali değildir. o kusurları, zayıflıkları ve farklılıkları aklın süzgecinden geçirip, "tüm bunlara rağmen, seninle aynı yolda yürümeyi seçiyorum" diyebilme iradesidir. mantık aşkı öldürmez; onu sağlam bir temele oturtarak zamanın sınavından sağ çıkmasını sağlar. ortak değerler, karşılıklı saygı, güven ve uyum... bunların tümü aklın alanına girer ve bunlar olmadan kopan duygusal fırtınalar, filmlerde ne kadar estetik görünürse görünsün, gerçek hayatta sadece yıkım getirir.
aşk, aklı ve mantığı kapatmak, beynin şalterlerini indirmek değildir. aksine, aklın ve kalbin aynı hizaya geldiği, bilincin eşsiz bir denge bulduğu haldir.
aşkı salt bir "akıl kaybı" olarak tanımlamak, çoğu zaman sağlıksız dinamiklerin sığınağıdır. bize zarar veren ilişkilerde kalmayı, tükenmeyi, sınır ihlallerini veya düpedüz uyumsuzluğu "ne yapayım, aşığım, gözüm hiçbir şeyi görmüyor" diyerek meşrulaştırmamıza yol açar. oysa gerçek sevgi bizi kendimize ve gerçekliğe yabancılaştırmaz; tam tersine, bizi daha berrak bir zihne kavuşturur.
bilinçli bir aşkta, kalbin ritmi hızlanırken akıl direksiyonu bırakmaz. aşık olmak, karşınızdaki insanın kusurlarını görmezden gelmek, yani bir tür körlük hali değildir. o kusurları, zayıflıkları ve farklılıkları aklın süzgecinden geçirip, "tüm bunlara rağmen, seninle aynı yolda yürümeyi seçiyorum" diyebilme iradesidir. mantık aşkı öldürmez; onu sağlam bir temele oturtarak zamanın sınavından sağ çıkmasını sağlar. ortak değerler, karşılıklı saygı, güven ve uyum... bunların tümü aklın alanına girer ve bunlar olmadan kopan duygusal fırtınalar, filmlerde ne kadar estetik görünürse görünsün, gerçek hayatta sadece yıkım getirir.
devamını gör...
3.
(çaylak)
sözlük yazarlarının yapay zeka fotoğrafları
4.
(çaylak)
17 eylül 2026 spk'nın yedi portföy şirketini tasfiye etmesi
geçen senelerde fon alırken dikkatimi çekmişti, hisse senedi yoğun fonlar bu portföy şirketlerinde alışılmışın dışında yüzdelik oranlar ile kar etmişti... banka portföylerinden şaşmamak gerek galiba?
devamını gör...
5.
(çaylak)
çalışmak istememek
şu 34 yaşımda ve bundan yıllar önce ara ara yaşadığım ve geçen gün istifamı verip, evime döndüğüm durum.
isterseniz dünyanın en güzel işini yapın, kazancı iyi olsun veya kötü, manevi tatmin dahi verse o açığı kapatır. isterseniz oturarak çalıştığınız bir iş olsun kafanız, gözünüz, poponuz ağrısın, birkaç saat dinlendiğiniz zaman biraz moral motivasyon sizi götürür... çalışmak istememeye götüren faktör, iş ahlakı olmayan insanlardır.
size "siz" denilmeyen "sen" denilen, gevşek, kaypak bir ortamda barınamazsınız mesela. bilgisayar başında tüm gün oturup "buraya zaman geçirmeye geldim, ehe ehe" denilen bir ortamda siz enayi olursunuz.
bir de amaçlar vardır, tatil, almak istediği şeyler olan, sevdiceği olanlar için çalışmak ibadettir!
benim açımdan yazmak, araştırmak, merak etmek, üretmek, ortaya bir şey çıkarmak bir ibadet!
bunu uzun zamandır yapmıyordum, anladığımı anlamda çalışmayarak doğru bir yola girdim bugün, allah kabul etsin!
isterseniz dünyanın en güzel işini yapın, kazancı iyi olsun veya kötü, manevi tatmin dahi verse o açığı kapatır. isterseniz oturarak çalıştığınız bir iş olsun kafanız, gözünüz, poponuz ağrısın, birkaç saat dinlendiğiniz zaman biraz moral motivasyon sizi götürür... çalışmak istememeye götüren faktör, iş ahlakı olmayan insanlardır.
size "siz" denilmeyen "sen" denilen, gevşek, kaypak bir ortamda barınamazsınız mesela. bilgisayar başında tüm gün oturup "buraya zaman geçirmeye geldim, ehe ehe" denilen bir ortamda siz enayi olursunuz.
bir de amaçlar vardır, tatil, almak istediği şeyler olan, sevdiceği olanlar için çalışmak ibadettir!
benim açımdan yazmak, araştırmak, merak etmek, üretmek, ortaya bir şey çıkarmak bir ibadet!
bunu uzun zamandır yapmıyordum, anladığımı anlamda çalışmayarak doğru bir yola girdim bugün, allah kabul etsin!
devamını gör...
6.
(çaylak)
bilerek mi böyle davranıyor yoksa geri zekâlı mı çelişkisi
bu düşünceye itiyorsa o durum ve/veya kişi, "o" tam bir çakaldır, hiç şaşmaz!
devamını gör...
8.
(çaylak)
hayat
hayat, 21. yüzyılda modern çağın gürültüsü ve hız tutkusu... mesela entelektüel olmayı genellikle daha çok veri tüketmek, daha karmaşık kavramlarla boğuşmak ve bitmek bilmeyen bir meşguliyet hali sanıyoruz. oysa insan zihninin gerçek evrimi ve derinliği, karmaşanın içinde değil, sadeliğin yarattığı boşlukta filizlenir. hayat ne kadar yalınlaşır, dışsal uyaranlar ne kadar aza inerse, zihnin odaklanma, soyutlama ve varoluşu anlama kapasitesi o kadar artar. daha az eşya, daha az yapay ihtiyaç ve daha az dijital uyaran... zihin nefes almalı, analiz yapmalı ve yaratıcı olmalı.basitlik, düşünceden yoksun olmak değil, en karmaşık ve derin fikirlerin yeşerebilmesi için zihni pürüzsüz bir tuvale dönüştürmektir. yoksa tuvalete dönüşür o hayat.
devamını gör...

