alkollü zemzem yazar profili

alkollü zemzem kapak fotoğrafı
alkollü zemzem profil fotoğrafı
rozet
karma: 1502 tanım: 99 başlık: 1 takipçi: 21

son tanımları


mahmut tanal

bu arkadaşta "klasik türk siyasi mezarlığına" hoş gelmiştir gönüllerimizde.

saraçhane eylemlerinde "her yerde" diye milletin sempatisini kazanmıştı. anlamıyorum ben bu siyasileri ve onların saçma danışmanlarını gerçekten. toplumdan aşırı uzaksınız harbiden. iktidarı ayrı uzak, muhalefeti ayrı uzak.

ne zaman birisi bir sempati kazansa ve düzgün hareket yapsa içimden "bak birkaç aya sıçacak" diyorum ve zerre yanıltmıyorsunuz hiçbiriniz harbiden.

1- ekonomi cayır cayır yanıyor ve tencereler boş, derdimiz bu mu harbiden?
2- sen kimsin ki atatürk'ün sözüne "update" getirme haddine kalkışıyorsun?
3- artık oyları "eşşekle sevişenlerden" isterseniz mahmutçum. ha bir de, kuzen fetişleri var. kaçak elektriklerini de unutmayalım.

zafer partisi tek doğru seçenek, o da kötünün iyisi. en azından ümit özdağ böyle bir demeç vereni partisinden dakikasında şutlar yani. muharrem ince'ye rağmen bu chp değil 24, 2244 sene daha iktidar falan olamaz.

kaza bela iktidar olursa da ilk seçimde yerini anında geri kaptırır emin olun.
devamını gör...

28 ocak 2026 altın kuru

tüm dünyada "trump" sayesinde uçuyor.

üstelik bunu feci bilinçli olarak yapıyor lakin bu fazla uzun sürmeyecek arkadaşlar. 3-5 ay daha asla böyle gitmez. buralardan da almanızı çok sağlıklı bulmuyorum. alırsanız da eğer, kademeli olarak ve mutlaka uzmanları da takip ederek, mümkünse bir uzmandan fikir alarak ilerleyin. asla kafanıza göre ilerlemeyin. piyasanın kuralı %90 ters giden kazanır.

gümüşün balonu da patlayacak arkadaşlar. evet fiziksel olarak gümüş stokları dar ve karşılanmıyor. ancak bu bir yere kadar gider. sonra illa ki oturacaktır. oturduktan sonra da güzel bir kâr ve paranızın değerini korumak için epece sabretmeniz gerekecek.

bu ülkede ciddi kâr diye bir şey yok. şu ortamda paranızın değerini koruyorsunuz sadece. ben mevduattan yanayım her zaman. çünkü parayı atıyorum ve unutuyorum. alternatifim ise her zaman altındır. çünkü altın yere düşse de altındır.

ayrıca bunu biraz finansal okur yazarlığıma istinaden yaptım. altınları da anneme alırdım ki annem sever altın almayı. gram alışı 5900 civarında daha 2 ay önce falan aldık. sene sonu 6600 görse öp başına koy diyordum. şimdiden 7400 bandını gördük. en az 8000 kısmını geçmeden asla elden çıkarmam.

mevduatta ufak bir birikimim var bitince üstüne 25-30 bin ekleyip tekrar en yüksek faizi veren bankaya gidip el değiştireceğim.

garanticiler için ; mevduat bu sene de en garantili yol. politika faizi asla 32'nin altını görmez. çünkü bu sene de kemer sıkılacak. seneye seçim tahmin ediyorum iktidar da 2027 eylül, ekim gibi tarihler veriyor zaten. 2027'de paralar saçılacak. hazine bu 3 sene kemeri sıkalım, o sıkılan kemerle 6-7 ay seçim ekonomik yapar. kredileri düşürür, maaşları şişirir ve para verip oyu toplarız diyor.

doğru bir mantık. çünkü bu toplum 20 bin lira için annesini bile satar. makarna ve kömüre 77 sülalesini satmış bir neslin torunlarıyız neticede.

trump ise bilerek oynuyor. zira amerika rekor bir borç döneminde ve borcun maliyetini "doların değerini bilinçli olarak" düşürerek maliyet anlamında ciddi bir tasarruf stratejisi güdüyor. bu kaosları amerika hep bilinçli yapar. trump ise tam bu işlerin adamı zaten. plan tıkır tıkır işliyor yani anlayacağınız.

bu da ülkelerin "dolar eski güveninde değil" diyerek deli gibi altın stoklamasından oluyor. polonya, slovenya, japonya bunların başında geliyor. çünkü biliyorlar ki eğer bu süreç böyle giderse, altınınız kadar kral olacaksınız ileride. bizimkiler de altın ithalatına sınır getirip potansiyel 52 milyon dolardan olsunlar.

hayır bir taraftan sağlam bir kadro var ama diğer noktadan ise bakkal mehmet amcanın yapmayacağı salaklıkları yapıyorlar. işte bu yüzden herkes kendi işine bakmalı ve siyaset her şeye karışmamalı.

özetle ; bu sene gümüş bir yerde duracak ama bu gidişle altın 3-5 ay olmasa da en az 1 ay daha uçup gidecek. altın ve mevduattan şaşmayın. lakin hiç altınınız yoksa, buralar girmek büyük risk bilesiniz. mevduat faizleri %32-38 arası gidip gelecektir bu sene. 92 günlük idealdir ya da 181 günlük. çünkü, merkez bankasının faiz indirimi mevduat bitene dek sizi bağlamaz. deli gibi stopaj ödemesine rağmen enflasyona kıyasla paranızın değerini heyecansız korursunuz.

size artı bir öneri ; her mevduat bitimi mutlaka banka değiştirin. ben hep öyle yapıyorum. böylece her banka zaman zaman size özel ilave %1-2 daha koyup "gel gel" yapıyor. denizbanktan çektim, yapı krediye taşıdım. denizbank tekrar bana gel sana özel %39.50 veriyorum diye bildirim attı daha bu sabah mesela.

kolay lokma olmadığınızı gösterin banklara mevduat oyununda bu da benden size ufak bir öneri sadece.

not ; bu entry yatırım tavsiyesi asla değildir.
devamını gör...

25-30 yaşında erkeğin evlenmesi için ev almasını beklemek

bunu bekleyecek kadın bence "başını" beklemeli.

neyin başı olduğunu da kendisi karar vermeli.

evi kendiniz için alın ya da beraber alıp, o evde beraber yaşlanacağınız kadınla evlenin veyahut beraber yaşayın.

en güzeli ilk seçenek bence. ikini seçenek tamamen "kumar" bu devirde.

sizinle paranız, malınız için isteyen kadınları da hayattan ayıklayın. ben öyle çok ayıkladım. sizi "siz" olduğu için değer veren kadın için çabalayın.

öyle kadın da bu devirde pek yok tabii. tam kumar yani.
devamını gör...

galatasaray fenerbahçe süper kupa maçı öncesi kavga

ali koç, eserinle gurur duy şımarık yalı çocuğu seni.

türk futbolunun en büyük hatası sen misin bilmiyorum ama en büyüklerinden birisi olduğuna asla şüphem yok.

futbol zaten içine "siyaset" girdiğinden beri gerim gerim gerilen bir olay. üstüne ali koç'un 7 senedir ortalığı mahvetmesiyle olay buraya gelmiştir.

eskiden de gergindi eyvallah ama bu denli değildi. rekabet dibine dek yaşansın, atışmalar sözlü olarak olsun ancak mevzu şiddete gelmesin.

şimdi her 2 takımda da her maç birbirini sövüyor. hoş, fenerbahçe tribünü kurucumuza söverek bu konuda çok eşsiz bir noktaya taşıdı olayı o ayrı konu.

lakin federasyon, tarafsız değil "fenerasyon" olursa mevzu buraya gelir. federasyon, adil, şeffaf ve net olsun. ben koyu galatasaraylıyım. benim de arka bahçem olmasın kardeşim.

sonra avrupa'da "boy ölçüsünü" çok güzel alıyorlar. ülkenin sorunu da işte bu. liyakat sahibi insanlar, gerekli noktalara gelemiyor. futbolu gidip elin karadenizlisine verirsen, eski bylock kullanıcısına, holding sahiplerine futbol yönetirirseniz böyle olur.

ülkenin en zengin çocuğu, fenerbahçe ile oyuncak gibi oynadı. oyuncağı elinden alınınca sinirlendi ve erden timur'a iftiraları boy boy sıraladı. bu kavganın bununla alakası tam olarak bu yüzden var. oynanan oyun futbol ama futbol harici her şeyi konuşur duruma geldik.

biz ne zaman biralarımızı alıp, marşlarla avrupa gibi maç izleyebileceğiz? bu kafalarla asla.

türkiye'de daha önce hocalık yapan bu 2 önemli ismin bu 2 muazzam tespiti, nerede olduğumuzu çok güzel gösteriyor.

”aslında her şeyden biraz var türk futbolunda. ama hiçbir şeyden tam yok” - frank rijkaard

"türkiye’de temel problem şu; bilgili insanların yetkisi yok, yetkililerin de bilgisi yok" - slaven bilic

not ; galatasaray.
devamını gör...

mabel matiz'e mahkemede şarkı erkeğe mi yazıldı diye sormak

mabel matizi çok hatalı buluyorum. biz "orta çağ" toplumuyuz abicim.

yazacaksan şarkı sözünü böyle yazacaksın. kafalarda soru işareti kalmayacak yani.


"lokomotif gülşen
çıtı pıtı birsen
ah bir görsen
cici bici ebru
esmer banu
tanışabilsen
güzeller güzel beğen
ne istersen
herkesin zevkine göre facebookta

yakışıklı erkan
karizmatik serkan
canlar yakan, sempatik ercan
çılgın ayhan, yüzüne hayran

ister dost, ister yeni aşk olursun
ben zaten aşkımı facebook'ta buldum"


kafalarda karışıklar kalmayacak. hem erkeğe yazmış, hem kadına. cinsiyetlerin eşitliği olacak abicim.

sanat, kuşaktan kuşağa beslenir.

bu bağımsız girişimi kınıyorum. hakimin kafası karışmış sonuç olarak, elbette soracak yani. orta çağ toplumlarında gökkuşağı falan olmaz, olamaz! ne oluyoruz abicim ya! siz hayırdır?

25 sene öncesinde arenalarda gladyatör dövüştürürken, bu noktalara geldik yani. biraz geçmişinizi unutmadan farkında olun bazı şeylerin yahu!

(bkz: sarkazm)
devamını gör...

eşinden boşandıktan sonra pişman olan kadın

bazılarına komşunun bahçesi daha yeşil geliyor. siz rahat battı deyin, ne derseniz deyin. bu içerikte çok güzel bir örneği. kadınlar sanıyor ki evliyken dışarıdan gördükleri o 1 gecelik ilgiyi, boşanınca tüm erkekler, her zaman verecek. hayır bacım senin sorumluluğunu kimse almayacak.

seni olduğun gibi kabul etmiş bir adamı yarı yolda bırakmışsın. bu cinsiyetten bağımsız, yarı yolda bırakan insanlar uzun vadede mutlaka "pişman" olurlar. yoluna dimdik devam edenler ise hep uzun vadede rağbet görürler tıpkı "altın" gibi mesela.

içerik muhtemelen gerçektir hiç şaşırmam. bazı zihniyete sahip türk kadınlarının başlarına gelen her şeyden muhtemelen hayatlarına girmiş en iyi erkeği sorumlu tutma huyunu hepimiz biliyoruz.

ayrıca abimizi tebrik ediyorum. "tamam boşanalım." demiş. takıntı yapmamış, tacize varmadan aslanlar gibi adamlığın raconunu yapmış ve gayet medeni bir tavır takınmış.

bu hayatta herkes karakterinin ve kalbinin ekmeğini muhakkak yer. aşkta da, kariyerde de, arkadaşlık ve dostluk kısmında da bu hep böyledir. ister allah deyin, ister tanrı, ister inancınıza göre evren veyahut karma. su akıyor ve o yolu bir şekilde o yolda düzüyor.

cinsiyetten bağımsız olarak diyorum ;

sorumluluk alamayacaksanız evlenmeyin ve sevmeyin. ilişkiye gerek mental, gerek kalben, gerekse ruhen hazır değilseniz kimsenin ahını falan almayın. 3 günlük ilgi şımarıklığınızın mastürbasyonunu karşınızdaki insandan yapmayın. yalnız kalın, ve kendinize zaman ayırın. sonra, hazır olunca adımlar atar, birilerine yürür ve flört edersiniz.

bakın sonra iki yakanız bir araya gelmez. işiniz rast gitmez, sonraki sevgilinizden ya boynuz yer, ya psikolojik şiddet görürsünüz ya da allah korusun fiziksel. özetle mutsuz olursunuz.

en son eski sevgilim, benden sonrakinden de şiddet görmüş. tıpkı boşandığı kocasından gördüğü gibi.

geçmişin intikamını karşınızdan kadından/adamdan almayın. siz yine "bir şans" verin. ön yargısız olun, dürüst olun, şeffaf ve samimi olun. geçmişiyle kimseyi yargılamayın, olduğu gibi kabul edin.

çünkü sen de mükemmel değilsin, karşındaki gibi.

eğer bir yolda giriyorsanız bu flört dahi olsa, mutlaka yapıcı ve sürdüren taraf olmaya gayret edin. baktınız olmuyor, o zaman da uzatmayın ve bitirin. yapamayacağınız yola sırf ilgisi, parası, güzelliği hoşunuza gitti diye sürdürmeyin. herkesin zamanı kıymetli.

sevmesini ve sadık olmasını bilmiyorsanız da sevmeyin. gidin takılın ve bu niyetinizi de açıkça belli edin karşınızdaki insana. ne halt geliyorsa bu sevmesini bilmeyenlerin, sevmeye çalışmasından ve sonrasına ortalığı mahvetmesinden dolayı geliyor zaten.

daima böyle olur bu tip mevzuların sonu. tabii her ilişkinin dinamiği farklı ancak bu tip sudan sebeplerle olan boşanmalarda terk eden uzun vadede pişman ve mutsuz olur.

terk edilen ise, daima uzun vadede kazanan olur.

not ; aldatma, şiddet, görüş farklılıkları veyahut şiddetli geçimsizlik gibi durumlarda işler elbette değişir.
devamını gör...

nakit para ile altın almanın yasaklanması

evet yasakladılar. çünkü her türlü işleminizi kayıt altına alıp, oradan da "aldığınız yastık altı altın" datalarınızı takibe alacaklar ve oradan da belli bir zaman sonra potansiyel vergilendirmeler yaratacaklar ya da komisyon oranlarını arttırıp hazinenin ve partnerleri olan "bankaların" cebini dolduracaktır.

bu düzenlemeye tek sevinecekler şüphesiz bankalardır. çünkü hem havale ve eft ücretlerinden milyonlarca lira ilave ciro yapacaklar.

dahası "nakit avans" çekimlerinden gidip fiziki altın almanızı de engelleyecekler. böylece tüm müşterilerini faiz sarmalarına daha da çok çekerek, sizi "nakit avans ve kredi" ile yine yolmanın gayet potansiyel bir fırsatını bulacaklar.

bunu kesin "bddk" hükümetten istemediyse, ben de adımı değiştiririm. çünkü bankalar tamamen arka planda kalarak, kendilerine hiçbir sorumluluk yüklemeyerek en kârlı çıkan oluşum oluyor bu işte.

işbu entry bilgilerini anlamak orta seviyede finansal okur yazarlık ve temel bir ekonomi bilgisi gerektirir. anlamayan olursa, yeniden okusun.

özelden sadece hanımlara yanıt veren bir beybiliboyum ben çünkü.

şaka len şaka. cevap veririm. lakin, önceliğin bekar bir adam olaraktan hanımlar olduğu gerçeği değişmez, değiştirilmez ve değiştirilmez teklif dahi edilemez. konu nereden buraya geldi anasını satayım ya.

neyse, özetle sizi kendi sarmallarına sokmanın çok çokomelli bir yönetimidir.
devamını gör...

emile durkheim

günümüz ve klasik sosyolojil bilimine damgasını vurmuş birkaç sosyologdan bir tanesidir.

émile durkheim, 15 nisan 1858 ila 15 kasım 1917 yılları arasında yaşamış olan ve ampirik araştırmayı sosyolojik teoriyle birleştiren güçlü bir sosyal bilim metodolojisi geliştiren fransız sosyal bilimci, sosyolog ve filozoftur.

emile durkheim, yahudi kökenli fransız’dır. durkheim modern sosyolojinin kurucularından birisi olarak kabul edilmektedir. ayrıca fransız sosyoloji okulunun da kurucusudur.

fransız sosyolog durkheim, 15 nisan 1858’de fransa’nın almanya sınırında bulunan lorraine bölgesinde, épinal şehrinde dünyaya gelmiştir. ailesinin uzun bir geçmişi olan hahamlar soyundan gelmesi ve babasının da bir haham olması sebebiyle erken yaşlarında aile geleneğini sürdürmek üzere haham olmak için ibranice öğrenmiş, eski ahit ve talmut üzerine çalışmalar yapmıştır. bu arada seküler bir eğitim de almıştır.

ergenlik çağında kısa bir süre katolik inancına ilgi duymuş; fakat çok geçmeden tüm dini bağları reddederek agnostik bir tutum sergilemiştir. agnostisizm, durkheim’ın ilerideki sosyolojik incelemelerine de yansıyacaktır.

bu bağlamda dinsel fenomenleri anlama çabasından dolayı durkheim, din sosyolojisine özel bir önem atfetmiş, bu alanda yazdığı birçok makalenin yanı sıra din sosyolojisinin kurucu metinleri arasında yer alan “dinsel yaşamın ilkel biçimleri” adlı eseri hazırlamıştır.

émile durkheim kişisel olarak sürdürdüğü dinsel eğitiminin yanı sıra épinal koleji’nin de başarılı bir öğrencisiydi. kolejdeki (ortaokul) başarısının neticesi olarak fransa’nın en iyi liselerinden biri olan paris’teki louis-le-grand lisesine kabul edildi. burada, fransa’nın entelektüel seçkinlerinin geleneksel eğitim kurumu olan son derece itibarlı école normale supérieure’ün giriş sınavlarına hazırlandı ve 1879’da başarılı bir sonuç aldı.

durkheim, birinci cumhuriyet (1792-1804) döneminde kurulan (1794) ve üçüncü cumhuriyetin (1870-1940) öncü entelektüel ve siyasi figürlerini yetiştiren école normale supérieure’de, filozof henri bergson, maurice blondel, sosyalist düşünür jean jaurès gibi dönemin önde gelen entelektüelleriyle aynı sıralarda eğitim gördü.

durkheım’ın sosyolojisi
émile durkheim’ın akademik anlamda ilk sosyolog olduğunu söylemek yanlış olmaz. bunun nedeni, diğer düşünürlerden farklı olarak durkheim’ın sosyolojinin üniversitede meşru ve bağımsız bir disiplin olarak kabul görmesi için mücadele vermiş olmasıdır. nitekim durkheim’ın çabaları, 1913’te sorbonne üniversitesinde müstakil bir sosyoloji kürsüsünün kurulmasıyla sonuçlanmıştır. böylece sosyoloji, üniversitede özerk bir disiplin olarak tanınmıştır.

émile durkheim
émile durkheim heykeli
durkheim toplumbilimi kendi olgularını kendi ön dayanaklarıyla işleyen bir bilim durumuna getirdi. auguste comte’un fiziği, herbert spencer’in biyolojiyi örnek alıp inceledikleri toplumsal olaylar ona göre yalnız kendi türünden olaylarla açıklanabilir, toplumsal olay bireye bağlı ve bireyle başlayıp biten bir süreç değildir.

toplumsal olay bireyi aşkındır, birey ona katılır. her birey için toplumsal olaya katılmak kaçınılmaz bir zorunluluktur. çünkü toplumsal olaylar; genel zorunlu bireyi ve bireyler arası ilişkileri belirleyen din, ekonomi, hukuk, ahlâk, siyaset, bilim ve sanat türünden olaylardır.

durkheim bireyi bireyselliği toplum içinde tümüyle eritmez. insanın kendine özgü bireyliğini ve topluma özgü toplumsallığını saptar. insan genel doğruları hazırca, tartışıp araştırmadan toplumdan alır. bu doğrular: bireyin, kendisi, başkaları, insanlar arası ilişkiler, doğa, evren olguları üzerine yargılarına temel dayanak olur.

toplum bir başka yanıyla da insana ilişkin her kurumun temeli olup doğal bir bileşimdir. kurumlar örneğin din ve tanrı anlayışı da topluma bağlıdır ve onunla birlikte gelişip evrimleşir.

durkheim bilgi anlayışında toplumun görüşünü örnek alır. bilgide en genel kavramlar tek tek şeylerin tümünden bağımsız olmayıp tersine onlara uygulanabilen, topluma ilişkin kavramlar olduklarından en geçerli kavramlardır. bunların mutlak, öncesiz sonrasızca doğru ve kesin kavramlar oldukları da söylenemez. bilginin temel taşları olan genel kavramlar toplumla birlikte zaman ve uzam bağlamında değişip gelişen kavramlardır.

din sosyolojisi ile ciddi olarak ilgilenen durkheim’in eserlerinin bir kısmı türkçeye çevrilmiştir.

durkheim, comte’un takipçisidir. toplumu, tanrı yerine koymuştur. burada kasıt inançlı bir kimse davranışlarda bulunurken tanrı’sını nasıl gözetirse birey’inde davranışlarda bulunurken toplumu aynı şekilde gözettiğidir.
devamını gör...

ben erkekte zekaya önem veririm diyen kadın

geçin bu işleri. bunu diyen sizi ayakta afiyetle yiyordur gencolar. türk kadını da buna en müsait kadın grubudur.

bir kere görüntüsünü beğenmediğin adamın zekâsını ne yapacaksın? kışlık turşusunu kurup, sofrada mı yiyeceksiniz len beraber? bu yalanı yemeyen sevgili hemcinslerim.

neticede önce görüntünüze bakacak. eli ayağı düzgün ve bakımlı olsun diyecektir haklı olarak ve yanıma yakışsın diyecektin. bir de "elektrik" muhabbeti var. kimisine trafo yetiştiremiyoruz anasını satayım. kıvanç versen, ona bile bir bok bulurlar emin ol.

ikinci olarak evrimsel biyolojinin getirdiği "maddiyet" ilkesine bakacaktır. mağara'ya "et" getireceksiniz ki, geceleri sevişebilesiniz. konu türk kadını olunca maalesef çoğunun "miğreni" olduğunu unutmamak gerek. burada biz erkeklerin de öküzlüğü var. başı "miğrenler" eş kaynaklı maalesef. adil eleştiri yapmak lazım. kadından hizmetçilik beklersen, geyşalık göremezsin.

evliliğin raconuna uygun ve haklı olarak ortak sorumluluk olacak ki, sonrasında bunu talep edebilesiniz. anlayışlı bir kadın da emin olun siz istemeden size gereken cilvesini yapacaktır. türk kadını bu konuda da epey özürlü, o ayrı dava.

çorbayı rahat rahat kaynatacaksınız özetle. ondan sonra "zekâ" faktörü devreye girer. karın doyduktan ve eline yüzüne bakıldıktan sonra, sürekli sevişecek değilsiniz ya. mega libido olsa bile sürekli sevişme sonrası bu kadınla hayatı paylaşacaksınız. beraber kıvrak zekânız olmalı, ortak mizah, belli açıdan benzer kafa yapıları, tartışabileceğiniz ve saygıyı koruyacağınız farklı fikir konuşma ortamı, ortak müzik, film, dizi zevkleri ve hayata dair birçok şeyi paylaşabilecek vizyonda olmalısınız.

o yüzden, bu devirde "sevilecek ve eğlenilecek" insan bulmak çok zor. hele ki, kafa ütülemeyen ve sizi iş yerindeki serpil'in kocası mimar berkecan ile kıyaslamayacak kadını bulursanız dakikasında nikâhı basın.

ancak salt bu cümle, evlilik meraklısın türk kadınının sazan balığı erkeğini oltasına düşürme cümlesidir. biz ne zekâ'ya düşenler gördük, 10 gün sonra piyasada yoktular.
devamını gör...

yazarların yalnızlık seviyesi

son 1 aydır yeniden çabalama dönemine girdim. ancak boşuna girmişim.

olmayınca, olmuyor. fazla da zorlamamak lazım bazı şeyleri.

herkes "sevgi" istiyor ama o sevgiyi verecek "güven, özveri ve tecrübe" maalesef herkeste yok. herkes karşısındaki kişiden yani benden kusursuzluk bekliyor.

ben buna sinir oluyorum. yahu, ben kimseye kusursuzluk vaat etmiyorum. ben, beni olduğum gibi kabul edecek ve karşımdakini de hatasıyla, sevabıyla, kusuruyla olduğu gibi kabul ediyorum.

herkesin serzenişi ortak ancak herkeste samimi bir çözüm yok. bu ülkede birçok konuda geçerli.

herkes gergin, herkes suçlayıcı, herkes diğerini itin götüne sokuyor, herkes çok haklı, herkes çok biliyor ve herkes çok kırılgan, herkes her şeyden anında nem kapıyor.

yalnızlık önce allah'a, sonra ise bu adama mahsustur.

gerçekten bazı konularda, keşke bu devirde yaşamamış olmayı öylesine talep ediyorum ki..

beni bundan kurtaracak kişi de anasının karnından doğmadı.

o yüzden, bunu kabullendim artık. sadece bazen içim burkuluyor..


ancak bazen bu hayat bir insana çok fazla geliyor, bazen de eksik. işte hem fazlalığı, hem de eksikliği paylaşacak bir yoldaşın yokluğu da, bazen çok koyuyor be.

sevdiğin bir şeyi, içini yiyip bitiren sıkıntıyı ya da bazen goygoy yapmak istediğinde o kişiyle yapamayınca harbiden oturuyor.

neyse, ben düğünlerin aranan zeybek oynayan, angara havasını oynayan ve sonra eve gidince hem mutlu olan arkadaşlarının şerefine, kendi yalnızlığının da içine içine, içmeye devam edecek olan adamım ve bu gerçek, ben nefes aldığım sürece böyle devam edecek.

herkes evlenecek, sevgili yapacak diye bir kural yok. bazı dallamalar da yalnız kalmalı, benim gibi. ben nasılsa güçlüyüm, bana bir bok olmaz.

benim hakkım bazen gitti başkalarına. sizler benim yerime de sevin, sevilin, mutlu olun. düğünlerinize koşarak gelirim. gelmezsem suratıma suratıma tükürün.
devamını gör...

bir üstteki yazar hakkında düşünülenler

sözlüğün belediyesi olsa gönüllü çalışacağını düşündüğüm bir arkadaştır.
devamını gör...

29 aralık 2025 fatih altaylı'nın tahliye edilmesi

sevindirici ve olması gereken karardır. bu adam boşuna hapis yatıyordu zaten.

ülkede "hukuk" yine ayaklar altında.

www.sozcu.com.tr/son-dakika...

çünkü bugün 3 şehidimiz var ve maalesef başlığını açan bile olmamış. şehitlerimizi sırf "çok gündem" yapmamak adına, bu tahliyenin zamanlaması da pek bir manidar öyle değil mi? hem de çok manidar.

bu ülkede acilen "objektif hukuk" yeniden hasıl olmalıdır. bunun yolu da bellidir. biz o yolları hep geri çevirdik ama artık sandıkta geri çevirmeyelim!
devamını gör...

iyi erkeklerin nerede olduğu problemi

#3835576

birisi şu arkadaşa söylesin. iyi erkekleri görmeyecek kadar "kör" sanırım. kendisine uygun bir göz doktoru konusunda destek olabilirim. başka körlükler varsa, onu bilemem.

iyi erkekler, oldukları yerdeler. kalitelerine yakın kadınları bekliyorlar, bazen çabalıyorlar, bazen seviyorlar ama yanlış kadınları (ben de bu hataya düştüm arada), bazen öylesine takılıyorlar.

bazı erkekler de evlat olsa sevilmez.

toplumda "iyi insan" kabızlığı var. sosyolojik bir vakayız ülke olarak.

saygı, kibarlık ve naiflik artık bir toplumda "anormal" kavramlar hâline geliyor. cinsiyetten bağımsız iyi insan bulmak çok lüks gerçekten.


lakin bu sözlükte erkeklere durduk yere bok atan herkesin kabusuyum an itibariyle.

somut ve sosyolojik argümanınız varsa, gelin tartışalım.

yoksa da toksik adam seçimlerinizi ya da iyi adamları peçete gibi harcayışlarınızdan veyahut o iyi adamları sevemeyip sonra size gelip hak ettiğiniz lafları yiyince, sonra gelip buraya ağlamayın. gözyaşlarınızı okuyacak vaktim yok benim. günlüğünüze falan yazabilirsiniz mesela ya da kadın dedikodusu yaparsınız.

hayır engelle engelle bitmiyorsunuz. yoksa bu ülkenin erkeği kadar, kadınlarının da öyle falsoları var ki say sat bitmez. seri katile hayran olanlar mı dersin, suratına kezzap atanla evlenen mi dersin, futbolcu ifşalayıp sosyal medya fenomeni olan mı dersin? her çeşitten var maşallah.

bireylerin rezillikleri, cinsiyetleri de bağlamaz. oturup 3 gram öz eleştiri yapın.

toplumda "görmesini" bilene ve görmek için fırsatı olanlara iyi kadın da, iyi adam da var. istisnalar ama varlar.


tanım ; görmesini bilene problem olmayan bir problemdir.
devamını gör...

kadın erkek ilişkilerinin güncel sorunu

#3727070

ne güzel yazmışım. aferin len bana.

arabistan'ın fetvaları gibi update getiriyorum. toplanın bakayım. arka sıradakiler, kaynatmayın bakayım kendi aranızda yoksa tahta kalemini yersin kafaya!

1- bir ilişkiden ne istediğinin, ne beklediğinin bilinmemesi
2- her şeyin, çerez gibi anında tüketilmesi
3- herkesin "şıpşevdi ve ergen" ruh halleri
4- aşırı bencillik ve "biz" olamamak
5- iletişimsizlik
6- kaprisli ve çocukça tavırlar
7- kadınların "erkekleşme" sendromu ve bunun bokunu çıkarması, bununla övünmesi
8- erkeklerin "prenses" tavırlarla erilliğini kaybetmesi
9- özeleştiri noksanlığı

şimdi ben bunu yazıyorum lakin sözlük kadınlardan da benzer bir öz eleştiri rica ediyorum. çünkü çoğu maşallah erkeklere sataşmaktan başka bir bok yapmıyor. anladık baban seni yeterince sevmemiş, üstüne en az 2 defa boynuzu yemişsin. gerine gerine koç gibi geziniyorsun.

yapılan karaktersizlikler bir yana, insan biraz oturup öz eleştiri yapar. bu hayatta bunlar benim başıma geliyorsa, bundan sonra gelmemesi için ne yapmam gerek diye mesela. doğru tavır budur.

o vakit oturup objektif öz eleştiri de vereceksiniz. ben kendi cinsimi de, kendimi de eleştiren birisiyimdir her zaman. çünkü hepimiz insanız ve eleştiriye herkes açık, açık da olmalıdır. sağlıklı psikolojik tavır budur.

o zaman, herkes kendi öz eleştirisini samimiyet, cesaret ve şeffaflıkla yaparsa emin olun insanın olduğu her ortam daha güzel olur.

ancak bu yapılmayacak ve bu yazdığım sorunlar hem bireylerde, hem ilişkilerde, hem de sosyolojik bir çürümenin dibini ekmeğini bana bana sıyıran toplumumuzda sorun olmaya daha da artarak maalesef devam edecek.

az sayıda düzgün kadınlar var. lütfen onlar alınmasınlar. onlara çokça saygılar ve sevgiler. lütfen düzgün kalmaya devam etsinler.

çünkü bir toplum medenileşecekse, bunun ciddi bir payı da şüphesiz kadınlarla olacak.
devamını gör...

sözlükteki erkeklerin bir memeye düşeceği gerçeği

tanım ; düşmeyeceğimiz gerçeğidir. lakin bazıları öyle olduğunu iddia etmekte. hatta ve hatta zannetmektedir.

en azından ben düşmem. çünkü bu gözler ne "memeler" gördü. o memeyi zeka, karakter ile doldurmak lazım gelir. şahsen benim için ve eminim her kaliteli erkek için öyledir.

ha, bazı menopoz teyzeler ve "erkolar kapatılsın" zihniyetindeki kalitesiz sözlük kadınları için öyledir ki burada onlarca bolca var. onlar öyle zannetsinler.

#3834494

ayrıca, senin zaten uçurulman lazım. boş boş başlıklar açıyorsun. sözlüğe bir şey kattığın yok, forum gibi kullanıyorsun. sonra bir de bana cevap vermeyin diyorsun. ne içiyorsan bana da ikram eder misin? bu kafalara oksijen ile eriştiğini düşünmüyorum zira.
devamını gör...

galatasaray

#3833552

suçlular, elbette cezasını çeksin ve çekmelidir. galatasaray, bazı "chobaniler" gibi kimsenin arka bahçesi, kaçamak alanı değildir.

hiçbir kişi, takımlardan üstün değildir. o yüzden, kusmuk fikirlerin ancak kişileri bağlar. erden timur için kesinleşmiş bir hüküm yok.

bugün yapılan "tutuklamalar" ülke geneli çok mu hukuki? katiller serbest oğlum. daha dün 55 bin kişiyi saldılar.

lakin kesinleşmiş bir şey var.

www.uefa.com/news-media/new...

bu leke, sizin alnınızda ve sonsuza dek de bu lekeyi hiçbir şey çıkaramaz.

tanım ; türkiye'nin meda-i iftiharı olan ve olmayan hep devam edecek. amacı, maksadımız ingilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve türk olmayan takımları yenmek olan canım külüptür.
devamını gör...

erden timur

#3833593

eleştiriyorum ve hukuksuz buluyorum. çünkü senin eski başkanın çıkıp "her gece yatarken bizi düşün. özellikle benim başkanlığım bitince." diye açık açık tehdit etti.

www.youtube.com/shorts/6BNx...

ne hikmetse, başkanlığı bitince de bu adama "suçlama" yapılıyor. tesadüfe bak anasını satayım ya. bak sen şu allah'ın işine!

eğer durduk yere alınsa, eyvallah derdim. lakin bu kadar tesadüf, 10 gram aklı olan herkese "anormal" gelecektir.

üstüne üstlük adam da bunu diyen bir adam, yanlış olmasın.

www.youtube.com/shorts/FuKa...

ali koç, akın gürlek ile yemek yiyor. sonra bunlar oluyor. herkes hukuğu "işine geldiği" gibi kullanıyor.

hukuk adil, tarafsız, bağımsız ve "somut delillerle" ilerlemelidir. modern medeniyetlerde böyle olur.

sonra en büyük metropollerin belediye başkanları da hapiste olur, savcı kankan varsa dilediğine osuruk sebepten gözaltı da yaptırırsın.

bize çamur atacaklar varsa ellerinde "somut deliller" ile gelsinler. sonra en sert eleştiriyi galatasaraylılar yapar ve hukuğun yanında safını alır.

en azından stadımızı "chobani yoğurdu" ile iktidara peşkeş çekmedik. başkanımız da purosunu içiyor, bazı başkanlar gibi kokain değil.

son sözü, efsanemiz söylesin.



tanım ; geleceğin "tertemiz" galatasaray başkanıdır.
devamını gör...

rte'yi en çok neden seviyorsunuz sorusu

valla ben onu asla sevmiyorum, asla da sevmeyeceğim.

#3833425 bu adamlar yılların birikimi, kendisi pastaya kondu sadece. bunların ilk adımları 1980'lerde atıldı zaten amerika ambargosu sonrasında. açın biraz yakın tarih okuyun.

anladık atatürk dönemini de okumuyorsunuz bari 1980'leri okuyun. bu bir maraton koşusu o dönemden bu yana ve artık teknolojinin evrimiyle o adımları "severue severus" atmak zorunda kaldı. bir tarafın amerika, diğer tarafın rusya, iran'da kazan kaynıyor. adalara konmaya çalışan şımarık veled-i zina yunanistan var, suriye ve ırak desen akıbetleri belli.

kim olsa o adımları atacaktı. bu takdir sebebi değil. ayrıca atacak lan tabii. benim vergimle atıyor o adımları. siyasileri hepimizin işçisi, biz patronuz oğlum.

ama siz bu kafayla hep "dinsiz" kalırsınız. tayyip bu yüzden yıllardır seçiliyor zaten. işini bile yapmayı beceremeyen işçiyi hangi patron 20 yıl tutar?

cevap, bu toplum.

2002 yılında ilk dönem ak parti ve "ali boboşcan" kemal derviş reformlarını devam ettirip onun ekmeğini yedi.

sırf şu entryden bile bu adam bir 20 sene daha seçilir. zira ülkeyi tepeden bağımsız yapan atatürk bile böyle bir gücü elinin tersiyle itti. geçici olarak aldığında o zaman meclis bile "ne tek adamlığı lan?" diye atatürk'ün üstünde yürüdüler.

neyse, siz tarih falan bilmezsiniz.

en.wikipedia.org/wiki/Ignor...

gerçekten mutluluk lan. bakalım bu vikipedia'yı anlamanız kaç gün sürecek? merakla bekliyorum.

tanım ; sevilecek en ufak zerresi, en ufak işi, en ufak icraatı olmayan bir varlık.
devamını gör...

dünyanın en yakışıklı erkeği olduğu düşünülen erkekler

#3831913

fahrettin abimiz, yani nam-ı değer cüneyt babamız, çok kaliteli, janti, klas ve inanılmaz hoş bir adamdı. aynı zamanda inanılmaz kaliteli bir türk adamıydı. konuşması, diksiyonu, mesleğine duyduğu saygısı..

bıraktığı evlatları ile de bunu kanıtlıyor kendisi. hayranıyım. ancak yaşıyor olsaydı ve kendisine bunu sorsaydık, o daz gazi paşa derdi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

küçükken istenen ama sahip olunamayan şeyler

#3831852

uhde değil, ukde. türkçe zor bir dil değil, lütfen.

#3831747

benim olmuştu zamanında 1 tane. 9-10 gün sonra o ışıkları bozuluyordu hemen ama evet, havalıydı.

#3831743

harbiden ne güzel oynanır be.

1- mario'yu tek oturuşta asla bitiremedim. hoş, hâlen bitiremem namussuzu.

2- eski ali samiyen stadında hagi'yi canlı canlı izleyebilmek. şimdi ne hagi kaldı, ne de eski ali sami yen stadı kaldı.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim