anhedonist yazar profili

anhedonist kapak fotoğrafı
anhedonist profil fotoğrafı
rozet
anhedonist (çaylak)
karma: 60 tanım: 5 başlık: 0 takipçi: 1

son tanımları


1. (çaylak)

dürüst olmak işe yarar mı sorusu

insanın hayatında en çok "teoride doğru, pratikte riskli" olan sorulardan biri.

ilk cevap genelde nettir: evet, dürüstlük iyidir. ama gerçek hayat bu kadar düz çalışmaz. çünkü dürüstlük sadece doğruyu söylemek değil, o doğrunun yaratacağı sonuçları da göze almaktır.

bazı durumlarda dürüstlük ilişkiyi düzeltir, güveni artırır, gereksiz yükleri kaldırır. özellikle uzun vadeli bağlarda işe yaradığı yer burasıdır. çünkü sürdürülebilirlik, çoğu zaman açıklık üzerinden kurulur.

ama kısa vadede tablo daha karışıktır. her doğru, her an söylenmeye uygun olmayabilir. zamanlama, bağlam ve karşı tarafın kaldırabileceği yük bu noktada devreye girer. bu yüzden insanlar çoğu zaman "dürüst olayım mı?" değil, "şu an dürüst olursam ne olur?" diye düşünür.

herkes dürüstlüğü ister ama herkes dürüstlüğün sonuçlarını taşımaya aynı derecede hazır değildir. dürüstlük işe yarar, ama her zaman kolay bir sonuç üretmez sadece.
devamını gör...
2. (çaylak)

anhedoni

eskiden keyif veren şeylerin artık hiçbir şey hissettirmemesi durumu.

en sinsi tarafı şu: mutsuzluk gibi gürültülü değildir. ağlatmaz, dramatik değildir, hatta çoğu zaman dışarıdan bakınca her şey normal görünür. sadece renkler biraz solar. sevdiğin müzik aynı gelir, sevdiğin yemek sıradanlaşır, beklediğin günler bile "eh işte" seviyesine düşer. hayat devam eder ama içindeki heyecan fişi çekilmiş gibidir.

insan bunu fark ettiğinde genelde tembellik sanır. "modum yok", "yoruldum", "canım istemiyor" diyerek geçiştirir. oysa mesele canın istememesi değil, isteme hissinin kendisinin kısılmasıdır. en yorucu kısmı da budur zaten: bir şeylerin eksik olduğunu bilirsin ama neyin eksik olduğunu tarif edemezsin. ve en acı tarafı şu olabilir bana göre: mutsuz olduğunda değişmek istersin, ama hiçbir şey hissetmediğinde değişmek için bile enerji bulamazsın.
devamını gör...
3. (çaylak)

carl gustav jung

insanın sadece davranışlarını değil, iç dünyasının katmanlarını da anlamaya çalışan psikoloji yaklaşımının en bilinen isimlerinden biri.

jung denince genelde akla "bilinçdışı", "arketipler" ve "kolektif bilinç" gibi kavramlar gelir. ama aslında yaptığı şey biraz daha basit bir şeye dayanır: insanın kendini sandığından daha karmaşık bir yapı olarak ele almak.

günlük hayatta verdiğimiz tepkilerin sadece o ana ait olmadığını, geçmiş deneyimler ve daha derin sembolik yapılarla da bağlantılı olabileceğini savunur. yani insanın kendisini açıklarken sadece mantığı değil, daha görünmez katmanları da hesaba katması gerektiğini söyler.

en çok yanlış anlaşılan tarafı ise bu fikirlerin fazlasıyla mistik okunmasıdır. oysa jung’un yaklaşımı, temelde gözlem ve yorum üzerine kurulu bir psikoloji denemesidir.

insanın "neden böyle hissediyorum?" sorusuna tek bir düz çizgi cevap vermek yerine, daha katmanlı bir açıklama alanı açar. yani kısaca: insan, sadece düşündüğü şey değildir; düşündüğünden daha fazlasının toplamıdır.
devamını gör...
4. (çaylak)

vicdan azabı

insanın kimse görmese bile kendinden kaçamaması durumu.

genelde olay yaşanırken değil de her şey bittikten sonra başlar. ortam sessizleşir, hayat normale döner, ama zihnin içinde küçük bir mahkeme kurulmuştur. hakim sen oluyorsun, sanık da sen oluyorsun.

en garip yanı şudur: kimse hatırlamazken bile sen hatırlıyorsun. üzerinden aylar geçse de alakasız bir anda gelip zihnin ortasına oturuyor. bazen bir cümleyle, bazen bir yüz ifadesiyle, bazen de sadece bir "keşke" ile.

vicdan azabı aslında yapılan hatadan çok, yapılmayan şeylerle ilgili. söylenmeyen özürler, tutulmayan sözler, zamanında verilmeyen değerler. çünkü insan çoğu hatayı unutabilir ama ihmal ettiği duyguları kolay kolay unutamaz.

kaçmaya çalıştıkça büyür, yüzleşince küçülür. o yüzden en ağır hali sessizlikte hissedilir. belki de vicdan azabı, insanın içinde hala iyi bir şeylerin kaldığının en rahatsız edici kanıtıdır.
devamını gör...
5. (çaylak)

manipülasyon

insanın bir şeyi açıkça zorlamadan, karşı tarafın kararını kendi yönüne doğru eğme çabası.

en belirgin hali genelde bağırıp çağırmak değil, tam tersine sessizlik ve yönlendirme üzerinden çalışır. söylenmeyen şeyler, eksik bırakılan cümleler, seçilen kelimeler... hepsi küçük bir yön verme aracına dönüşür. günlük hayatta fark edilmesi zor olduğu için çoğu zaman 'ikna' ile karıştırılır. ama aradaki fark niyettir. ikna açık bir zeminde olur, manipülasyon ise zemini baştan şekillendirir.

en sık görülen tarafı ilişkilerde ortaya çıkar. suçluluk hissettirme, değerini sorgulatma, "ben olmasam ne yaparsın" gibi cümlelerle dengeyi bozma hali. karşı taraf çoğu zaman bunu bir tartışma sanır ama aslında tek taraflı bir yönlendirme vardır.

manipülasyon çoğu zaman fark edilmeden kabul edilir. çünkü kişi kendi kararını verdiğini sanır. karşı tarafın fikrini değiştirmekten çok, onun kendi fikrine güvenini zayıflatma sanatıdır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim