demir baybars yazar profili

demir baybars kapak fotoğrafı
demir baybars profil fotoğrafı
rozet
karma: 54379 tanım: 12560 başlık: 606 apolet: 5 takipçi: 93
hey there i am using whatsapp

son tanımları | başucu eserleri


kış saati uygulaması

bizim de derdimiz türkiye ilk kez hangi tarihte kış saati uygulamasına geçmiştir, kış saati hangi meridyenin yerel saatidir, hangi ilin ulusal saat ile yerel saati arasındaki farkı en azdır gibi şeyler. malum 6 eylülde kpss var.

ben ığdır'a gitmedim ama kişisel olarak garezim var. eskiden yaz saati 30 derece izmit meridyeninden geçiyordu. ben izmitliyim ve % 50 ihtimal ile ığdır'a kaptırdık.

aydınlandım. yanlış bilmiyormuşum.


türkiye'de kalıcı kış saati uygulamasına geçilmemiştir; tam aksine 7 eylül 2016 tarihinde yayımlanan bakanlar kurulu kararıyla kalıcı yaz saati uygulamasına geçilmiştir.bu kararla birlikte kış saati (saatlerin bir saat geri alınması) uygulaması tamamen kaldırılmış ve türkiye yıl boyunca sabit olarak gmt+3 zaman diliminde kalmaya başlamıştır. dolayısıyla, halk arasında sıkça kışın havaların karanlık olması nedeniyle "kış saati" olarak karıştırılan mevcut durum, aslında sürekli uygulanan yaz saatidir
.
devamını gör...

normal sözlüğe yeni isim önerisi

açılış kasım olduğu için kasımda aşk başkadır diyebiliriz ama çok uzun. sweet november zaten o filmin orijinal adı. yine sonbahar temasından gidersek eylül ayı milad olacaksa september olabilir ama o da ingilizce.

sepya* olabilir. hem kısa hem romantik hem eylül ayını da çağrıştırıyor.

1-*
devamını gör...

ağır cezalar suç oranlarını düşürür mü sorunsalı

the dark knight filmindeki bir repliği hatırladım. alfred bu repliği bruce wayne kişisine söylüyordu. alfred özel kuvvetlerdeyken burmada görevdeyim diye anlatıyor.

mandalina büyüklüğünde yakutları çalıp sonra onları değersiz çakıl taşları gibi etrafa saçan bir suçludan bahsediyor.

adamın suçlu olarak motivasyonu ne bunu sorguluyor bu sahnede ve konuyu joker'in motivasyonuna getiriyor.

diyor ki bazı insanlar bu dünyanın alevler içinde kaldığını görmek ister. yani adamın suç işlemek için bir motivasyonu yok aslında. ya da varoluşsal hali suç üzerine kurulu.

yani ruh hastası akıl sağlığı yerinde olmayan birinden farklı bir şey gibi ama tam da değil.

şimdi bunu neden anlattım. ceza hukukunda ceza vermenin temeli adaleti sağlamaktır. yani toplumdaki insanlara devlet der ki bakın siz yoldan çıkarsanız birbirinize karşı veya kamuya karşı veya ikisine de aynı anda haksız bir fiil uygularsanız kamu düzenini bozmuş olursunuz.

biz size ceza veririz. siz bu cezayı çekersiniz. bu cezayı çekerken kamu düzenini bozduğunuzu anlarsınız. vicdansız değilseniz hatanızı anlar ve rehabilite olursunuz. cezanızı çekip rehabilite olup yeniden topluma geri dönüp bu defa suça bulaşmaz ve normal bir hayat sürersiniz diyor.

teorik olarak en ağır ceza idam cezası. bizde idam cezası kaldırıldı. ağırlaştırılmış müebbet var. müebbet var. ikisi arasında farklar var ama en ağır ceza şu an müebbet yani ömür boyu hapis cezası.

bir insan müebbetlik bir suç işlerken eğer içeriden ölmeden çıkamayacak olduğunu biliyorsa bu caydırıcı mıdır evet büyük oranda caydırıcı olabilir.

yalnız sorun cezalarda değil ceza infaz sisteminde. yani en büyük cezayı vermek başka bir süreç bu verilen cezanın yerine getirilmesi bambaşka bir süreç.

bir kişi bir suçu işlerken ben bu suçu birinin üstüne yıkarım diyorsa. parasını verip silahı verip suçu başkasına yıkabilir durumdaysa ilk golü daha burada yiyoruz.

ağır cezalık suç işleyip mahkemede iyi hali görüldü diye yani takım elbise giydi sakal tıraşı oldu kravat taktı, etrafa küfür etmedi sakince dinledi ve mahkemeye karşı onun yargı yetkisine ve verdiği cezaya karşı pişmanlık göstermiş bir suçlu olarak kabullenici bir tutumu olduysa bu onun cezasını hafifletiyor.

mesela sen kadını sokak ortasında bıçaklamış bile olsan ve senin eski sözlün nişanlın eşin gibi bir bağın varsa, kavga ediyorsan sana hakaret etmişse sana fiziken saldırmışsa hakim bunun gibi durumları hafifletici neden olarak görebiliyor. alkol almışsan kendimde değildim diye yaptığını iddia edebiliyorsun. birileri sana herkesin içinde eski nişanlın veya eski karın için gayri ahlaki bir durumda gördük gibi provoke edici bir şey söylemişse hakim seni yine hafifletici bir durumda görebiliyor.

anlatmak istediğim suçun işlenmesi ve mahkeme süreci daha önemli. alınan ceza alınan cezanın yatarı olan süre daha önemli.

adam (lafın gelişi) karısını üstte verdiğim örnek üzerinden gidersek öldürüp sonra da hapis yatıp çıktığında kahveye gittiğinde sırtını sivaslayan ve helal olsun koçum namusunu temizledin sen diyen bir yapı varsa bunlar önemli.

her şeyi birlikte düşünmek gerekiyor. ağır cezalar sadece alfred'in anlattığı hikayedeki adam icin önemsiz. bir adamı ölene kadar insanlık dışı şekilde hücrede tutun bakalım da görelim ondan sonra kim edmond dantes gibi çürüyeceğini bilerek suç işlesin.

eğer hastaysa adı hastanenin adli koğuşu olur ama devlet kimseye sırf pedofili diye tecavüzcü diye ölene kadar neden baksın. bunu ayrıca sorgulamak lazım. biz bebek katili dediğimiz adama bakmışız ama o zaten politik bir konu.

bence pedofili ve tecavüzcü gibi suçları olanları esas imralı gibi adaya atalım ve ömür boyu tutalım çünkü kafalarına sıkamıyoruz.
devamını gör...

ebeveynleri çocuk yapmaya iten sebepler

dini açıdan cinsel ilişki sırasında korunmanın doğru bir durum olmadığına inanmak olabilir. bu nedenle çocuk sahibi olmak istemeseler de modern korunma yöntemleri yerine geleneksel yöntemlere yönelebilirler.

modern yöntemler bile % 100 koruma sağlamıyorken geleneksel yöntemler denediğinde ve sonuçta gebe kalındığında olaya kaderimizde varmış olarak bakmak durumunda kalıyorlar.

istenmeyen gebeliğe son vermek başlı başına bir konu başlığı.
devamını gör...

bir insanı ilk hatasında hayatından çıkarmak

hata denilen şey normalde bana göre kişinin bilinçli olarak yaptığı bir şey değildir. insan kızgınken, madde etkisi altındayken, aşırı bir stres veya moral bozukluğunda doğru düşünemeyen bir duruma gelebilir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


burada aşk her şeyi affeder mi konusuna girmiyorum. alkol almaya bara giden, alkol alıp kendini kaybedecek kadar alkol alıp sevdiğini iddia ettiği kişiyi cinsel ilişki anlamında aldatan kişi hata yapmış değildir çünkü tüm kararları aslında ayıkken verdi ama alkol aldığı için bar çıkışı taksi ile eve dönmesi gerektiğini bilen ve bunun için aracını barın otoparkında bırakan adam daha sonra taksi bulamadığı için kendine gaz verip " ya o kadar da içmedim, aslında giderim ben ya, taksi de yok zaten." diyerek direksiyona geçer ve aracı pert ederse bu bir hata olur çünkü doğru düşünemeyen ama doğru düşünmediğini fark edemeyen bir insan var karşımızda.

ilk durumdaki insanın bara gitmesi bir seçenek çok içmesi bir seçenek biriyle yatması bir seçenek. olaylar domino etkisi gösteriyor olsa da ilk taşı devirirken adam zaten içten içe gidişatı biliyor anlıyor kabul ediyor.

bu adam hata yapmıyor. karar veriyor ama aldığı kararın sorumluluğunu kabullenemiyor. belki eşiyle ayrılmak istiyor. bunu ona söyleyecek cesareti yok. bunun yerine onu aldatıyor. yakalanırsa ki aslında içten içe yakalanmak istiyor, karısı onu boşar ve evlilik bittiğinde o bu evliliği yürütemeyen başarısız bir erkek olmuyor. bir anlık şeytana uyan ve hatasının bedelini çok acı şekilde ödeyen adam oluyor. eğer karısı görmezden gelirse veya yüzleşip affederse o zaman da yol oluyor.

iki insanın arasındaki çekim bittiğinde bunu kabul edip yoluna gitmek yerine kaçamak adı altında iki tarafında zımnen bildiği kabul ettiği bir yalanı yaşıyorlar.
devamını gör...

dövme yaptırmak isteyenlere fikirler

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

evde sözlük kızı yapımı

sözlük kızı bir kokteyl olsaydı adı vesper* olmalıydı.


"üç ölçü gordon's, bir ölçü votka, yarım ölçü kina lillet. buz gibi olana kadar iyice çalkala, sonra büyük, ince bir limon kabuğu dilimi ekle."


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlük kapanıyor söylentisini kim çıkardı lan

böyle bir şey böyle bir söylenti var mı merak ediyorum benim kulağıma gelmedi. gerçi kulağıma nereden gelecek o da belli değil.

eskisi gibi zaman geçirmediğim bir mecra. dedikodulara hakim değilim. ben sözlüğün kapanması ihtimalini düşük görüyorum.

burası zaten butik bir sözlüktü. küfürsüz sözlük dediğiniz zaman zaten herkese değil, sadece belirli bir ilgi alanına sahip küçük bir kitleye hitap eden özel üretim* bir muhitti.

bu vasfın sürdürülebilir olduğunu düşünmüyorum. yazarlar değişti ve eylül sonrasında bence yenilikler arasına halka açılmak da gelecek.

sözlük artık kurulduğu günkü hassasiyetlerini açıkca kenara bıraktığını belki yazıya dökmeyecek. belki dökebilir de çok emin değilim ama dökmediğinde zımnen halka açılmış olacak.

yani kendi kitlesinden vazgeçip yaşamak için veya yoluna devam edebilmek için felsefesini gözden geçirecek ve dark side'a geçecek.

ben uludağ sözlükte ve instelada bir dönem yazmıştım. o dönemde burası bana saygılı bir yer gibi gelmişti. küfür etmeyen mütedeyyin veya steril fularlı biri değilim hiç de olmadım ama düşünemeyen insanlar yani frontal lobu az çalışanlar noktalama işareti olarak küfür kullandığı için tiksinip gelmiştim.

şimdi düşününce matrix filminde kahin'in söylediği cümle aklıma geliyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

(bkz: başlangıcı olan her şeyin bir sonu vardır)
devamını gör...

eylül ayından beklentiler

daha önce muhtelif tanımlarda eylül ayı ve sonrası süreçle ilgili olarak ortaya atılan "yeniden yapılanma süreci" hakkında yazıp çizdim.

yaşı yetenler hatırlar. merhum özal'ın ulusa sesleniş ve icraatın içinden isimleriyle halka hitaben kendini anlattığı sunumları vardı.

işte gönül ister ki bir benzeri de isimler böyle olmasa da "yol haritası" olarak ortaya konsun.

yeniden yapılanma süreci hayata geçerse yerleşmesi ve kurumsallasması uzun bir zamana yayılması söz konusu çabalar olabilir.

bu nedenle tanım düzenleme / silme, hesap yedeği alma / hesap silme - tanımları da silerek - hesap kapatma gibi opsiyonların sürece yayılacağını duymak hoşumuza gitmeyecektir.

benim bu saatten sonra ilgimi sürdüren tek durum bu konular. bunların da bir yere bağlanmamış olması durumunda yapacak bir şey diyerek yazmayı tamamen bırakıp artık 3 er 3 er kaç yıl sürerse 13.000 tanımı silebilirim.

mesele ne tanımları silmek ne hesabı kapatmak. zaten benim bir hesabım da yok. mesele yönetimin bizi adam yerine koyup koymadığını göstermesi.

ınternet arama motorları ile ilgili trafik meselelerini bilmiyorum ilgilenmiyorum da. bu gibi durumlardan dolayı toplam tanım azalacak diye isteyene tanımlarını silip sözlüğü bırakma seçeneği sunmayı tercih etmeyen bir yönetim anlayışı ile bağdaşamayız.
devamını gör...

sözlük kapanırsa yazdıklarım boşa gider hissi

yeni üye olanlar için haklı bir his olabilir. eylül ayında her şey yoluna girecek diye bir açıklama var. belki yoluna girer belki girmez. hattâ belki sözlük kapanabilir. böyle bir durumun olmadığını hiç değilse olasılık olarak olmadığını düşünmüyorum.

bence eski yazarların mesela benim gibi yazarların yazdıklarının bir anda puf olmaması için yedek alma imkanı gelmeli.

daha önce de yazdım. bu konuyla ilgili her başlıkta da tekrar tekrar yazacağım. herkese tüm tanımlarını indirme imkanı sunulması gerekiyor.

isteyen herkes kendisi tüm tanımlarını sözlük hesabını kapatırken tamamen silebilmeli. yani bir yazar eğer hesabını kapatırsa tanımları da onunla beraber ölmeli.

ben silinmek istesem veya kendimi silme hesabı kapatma opsiyonu gelse o zaman 12-13 bin tanımı silme hakkımın olması gerektiğine inanıyorum. tek tek 13.000 tanımı silmem söz konusu olmadığı için bize bu hak tanınmalı.

eylül ayında yapılacak yenilikler içinde bu konularla ilgili düzenleme yapılacak mı bilmiyorum. eğer yapılmayacaksa mevcut düzen devam edecekse insanın aklına ister istemez söyle bir soru geliyor.

yönetim yazara saygı duyup onun emeği olan tanımlarla ilgili tasarrufta bulunma hakkını ona vermezse yazar yönetime neden saygı duysun neden yazmaya zaman ayırmaya devam etsin emek versin.
devamını gör...

kanas destanı

arapça bir kelime olan kannas (قَنَّاص), "keskin nişancı" veya "avcı" anlamına gelir. osman pamukoğlu bir röportajında görev yaptığı dönemde görev bölgesinde keskin nişancı tüfeği ihtiyacının olduğunu bizzat kendisinin isteği ile alım yapıldığını ifade etmişti.

bizim envanterimizde o dönemde nato silahı olarak keskin nişancı tüfeği sanırım yoktu. daha doğrusu dmr denen * yoktu.

benim bildiğim hk firması psg1 tüfeğini üretmişti. 1972 olimpiyat oyunlarından sonra bu tüfeğe ihtiyaç duyulmuş.

psg 1 aslında büyük oranda g3 tüfeği ile aynı mekanizmaya sahip olan ama belli konularda özelleştirilen böylece atış hassasiyeti artırılan bir tüfek olmuştu.

bu tüfeklerin üretimi hassas olduğundan öyle sürekli sırtta dağ tepe gezecek bir tüfek değildi. pahalı olan bir tüfeği de seri üretip orduya dağıtmak çok mümkün olmuyordu.

bu nedenle genelde o zamana kadar isabet oranı yüksek piyade tüfekleri dmr olarak kullanıldığı gibi amerikalılar vietnam savaşında bildiğin yivli av tüfeğini keskin nişancı tüfeği olarak kullandı.

bizim yivli av tüfeği geçmişimiz o dönemde olmadığı için m1 garand tüfeğini alıp kırıkkale tüfeği adıyla lisansla ürettik ama by tüfek temelde keskin nişancı tüfeği değildi.

günün sonunda sovyetlerin araplara sattığı uzun namlulu kalasnikof diyebileceğimiz svd tüfekleri ele geçtikçe ordu envanterine geçirildi.

bizim insanımız bu tüfeği çok sever. ben de severim ama kötü bir tüfektir. kötü derken belli bir menzilde merminin dağılımı açısından keskin nişancı tüfeği sınıfına girdiğini düşünmüyorum.

mesela svd ile 3 km mesafeye atış yapamazsınız. yani yaparsınız mermi gider o mesafeye ama arka arkaya 5 atış yapsanız belki hepsi belki hiçbiri hedefe isabet eder ama kurma kollu bu iş için üretilmiş bir tüfek 5 atışı da hem isabet ettirir hem de istediği yerden vurur.
devamını gör...

yedi hamamda kırkar tas su dökmek

kırklanmak ve kırklamak gibi ayrı iki tabir olması ve ikisinin de temizlikle ilişkili olması bakımından 40 tas su dökmeyi de burayla ilişkilendiriyorum.

bana daha ilginç gelen italyanca 40 * kelimesinden gelen karantina ile ilgisi olup olmadığı.
devamını gör...

bennu gerede

bence güzel bir örnek oldu. elbette kadın adına üzüldüm. kadın zaten bizim kültüre de yabancı anlaşılan hattâ türkçesi de problemli.

devletimiz diyor ki neyin ahlaklı neyin ahlaksız olduğuna ben karar veririm. bireysel yaşamında ki tercihleri ifşa edersen seni ahlaksız olmakla itham edebilirim.

kadın trt kanallarından birine çıkmış olsa konuyu yayıncılık üzerinden ele alabilirim ama insanlar çıkıyor yayın açıyor ve konuk alıyor.

devlet buna nasıl müdahale eder. ücretli platformlardan parasıyla üyelikle yetişkin içerik kiralayıp izlemenin suç olması ne kadar sacmaysa bu daha fazla saçma.

ben bir kanala abone olmuşum izliyorum. kadın benim ahlakımı bozuyorsa kapatırım izlemem. kanalı takipten çıkarım olur biter.

kadın vibratörünü tanıttığı için ahlaksız bulunuyor ama aynı kanalda daha önce prof dr oytun erbaş erkek cinsel organının baş kısmının neden sivri olduğunu açıklarken maymunların dişlilerinin kendilerinden daha once birlikte oldukları maymunlardan hamile kalmaması icin doğum kanalını temizlemek üzere sivri şekilde evrimlestigini anlattı.

hangi içerik ahlaki acıdan daha tartışmalı. erkek cinsel organı neden sivri olmuş bundan bize ne. kaldı ki maymunlar falan diyor.

sen buna müdahale etme ama kadın kolyesini gösterip tuşuna basınca aklaksiz ılan et.
devamını gör...

bulunulan ortamın kültür seviyesini yükseltmek

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

abd'nin vietnam afganistan ve iran'da kaybetme nedenleri

iran savaşını bilmiyorum. asker sokulan iki savaş olarak vietnam, afganistan ve hatta ırak savaşını düşünürsek amerikan askerleri uzak ülkelere yüksek maliyetlerle gidiyor.

bu ülkenin insanları sabah kalkıyor. yüzünü yıkıyor. üstünü giyiyor ve bedavadan biraz pahalı kalasnikof tüfeğini alıp deniz seviyesinden bilmem kaç metre yüksekte ava çıkar gibi gidip çatışmaya giriyor.

bir tarafta paralı askerler var diğer tarafta işgal edilen ülkesini savunan insanlar. motivasyon gücü teçhizatın önüne geçiyor.

dağda yaşayan bir adama karşı şehir hayatına alışmış bir adamın uzun vadede çok fazla dayanma gücü yok.

atıyorum florida sahilinde yaşayan adamı alıp hindikus dağlarına çıkarırsan veya zağros dağlarına nasıl başarılı olsun.

özel kuvvetler ile de savaş bir yere kadar. uzun süren bir savaşta piyade dediğin askere kalıyorsun.
devamını gör...

en iyi arkadaşınızın bir kedi olması

kedilere olan sevgim temsili :

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


(bkz: alf)
devamını gör...

sultan baybars

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


bir anlamda isim babamdır. karadeniz'in kuzeyinden mısır’a köle olarak satılmak üzere getirilen her insan eğer nefes alıyorsa parasal bir değer taşır. başlıktaki anlatımda gözüne perde indi ifadesi var. ben bunu görme yetisini tamamen kaybettiden daha çok görme yetisi azaldı olarak anlıyorum.

ayrıca tam sağlıklı bir kölenin 10 birime satıldığı yerde görme yetisi hariç tam sağlıklı bir erkeği 1 birime almak iyi bir ticarettir.

yanlış anlaşılmak istemem. insan ticaretini, insanların köle olarak alınıp satılmasını normal bir şey olarak görmüyorum. sadece tarihi bugünden okumak yerine olayların geçtiği dönemin değer yargıları ele almak gerektiğini ifade etmeye çalışıyorum.

bu arada son olarak moğolların içinden geçtiği için kendisine ne kadar saygı duysak az.
devamını gör...

bumin kağan

bir sevda hikayesinin de kahramanıdır. sevdiği kızı vermediklerinde müstakbel kayın babasının kafasına sıkmıştır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kemirgenlerden sömürgenlere insanlık tarihi

başlığın ilk tanımını 5 yıl önce ben yazmışım. 2017 de aldığım kitabı 2027 oldu hala okuyacağım. bazı kitapları alırken çok heyecanla alıyorum ama zaman içinde kitaba dair aynı heyecanı koruyamıyorum. bu da benim ayıbım. ben aslında başta ilk çağ düşünüyordum ve o zaman okumaya niyetlendim. zamanla ilk çağ eski cazibesini yitirdi. şu ara yakın cağ tarihine karar verdim.

en son 31-41 arası liselerde okutulan 4 ciltlik tarih kitabını okumaya başladım ama orada da sebat edemedim.

şu an runik kitabın 101 kitap serisini aldım. hemen her konuda 150-200 sayfalık giriş seviyesi (101) kitaplar bunlar.

giriş seviyesi olsa da alanında uzman kişiler tarafından akademik bir dille yazılmış kitaplar. şu an serinin 46. kitabı olsa da en çok merak ettiğimden başladım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

heart of the beast

fragmanı ne zaman önüme düşse izlemeye başladığım ve daha filmi vizyona girmediği için izlediğimden nasıl bir film bilmesem de sadece fragmana bakarak heyacanla beklediğim bir film oldu.

daha dün süper kızı izledim gram keyif almadım. örümcek adam yepyeni bir gün filminden daha umutluyum çünkü orada hiç değilse punisher var ama genel olarak marvel filmlerinden keyif almıyorum desem yeridir.

heart of the beast filmi bana insani duygular olduğunu dostluğu sevgiyi hatırlatıyor ve bu beni mutlu ediyor.

keanu reeves'in bir röportajın izledim. adama bir köpek öldü diye o kadar insanı bu kadar soğukkanlı bir şekilde öldürmeniz sizce normal mi diye soruyorlar.

adam da diyor ki köpekler masum ama insanlar için bu kadar kesin konuşamıyorum. işte köpekler masum ve bu filmde bu köpeği öldürür lerse bir daha brad pitt filmi izlemeyi reddediyorum.


siz de benim gibi köpekli film seviyorsanız diye bir kaç duygusal köpekli film afişi bırakayım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim