kırklanmak ve kırklamak gibi ayrı iki tabir olması ve ikisinin de temizlikle ilişkili olması bakımından 40 tas su dökmeyi de burayla ilişkilendiriyorum.
bana daha ilginç gelen italyanca 40 * kelimesinden gelen karantina ile ilgisi olup olmadığı.
bence güzel bir örnek oldu. elbette kadın adına üzüldüm. kadın zaten bizim kültüre de yabancı anlaşılan hattâ türkçesi de problemli.
devletimiz diyor ki neyin ahlaklı neyin ahlaksız olduğuna ben karar veririm. bireysel yaşamında ki tercihleri ifşa edersen seni ahlaksız olmakla itham edebilirim.
kadın trt kanallarından birine çıkmış olsa konuyu yayıncılık üzerinden ele alabilirim ama insanlar çıkıyor yayın açıyor ve konuk alıyor.
devlet buna nasıl müdahale eder. ücretli platformlardan parasıyla üyelikle yetişkin içerik kiralayıp izlemenin suç olması ne kadar sacmaysa bu daha fazla saçma.
ben bir kanala abone olmuşum izliyorum. kadın benim ahlakımı bozuyorsa kapatırım izlemem. kanalı takipten çıkarım olur biter.
kadın vibratörünü tanıttığı için ahlaksız bulunuyor ama aynı kanalda daha önce prof dr oytun erbaş erkek cinsel organının baş kısmının neden sivri olduğunu açıklarken maymunların dişlilerinin kendilerinden daha once birlikte oldukları maymunlardan hamile kalmaması icin doğum kanalını temizlemek üzere sivri şekilde evrimlestigini anlattı.
hangi içerik ahlaki acıdan daha tartışmalı. erkek cinsel organı neden sivri olmuş bundan bize ne. kaldı ki maymunlar falan diyor.
sen buna müdahale etme ama kadın kolyesini gösterip tuşuna basınca aklaksiz ılan et.
seksi olmayan bir kadını güzel bulmanın mantığını anlamıyorum. bir erkek birinci dereceden kan hısımları dışında herkese karşı cinsel arzu duyabilir. bu arzu gençlik güzellik ve seksilik arttıkça daha da artar.
doğa bizi kendi akrabalarımızı tiksinç bulmamızı sağlayacak şekilde donatmış. sadece akrabaları değil elbette.
kötü kokan daha doğrusu kokusunu sevmediğin bir kadını çekici de bulmazsın.
iran savaşını bilmiyorum. asker sokulan iki savaş olarak vietnam, afganistan ve hatta ırak savaşını düşünürsek amerikan askerleri uzak ülkelere yüksek maliyetlerle gidiyor.
bu ülkenin insanları sabah kalkıyor. yüzünü yıkıyor. üstünü giyiyor ve bedavadan biraz pahalı kalasnikof tüfeğini alıp deniz seviyesinden bilmem kaç metre yüksekte ava çıkar gibi gidip çatışmaya giriyor.
bir tarafta paralı askerler var diğer tarafta işgal edilen ülkesini savunan insanlar. motivasyon gücü teçhizatın önüne geçiyor.
dağda yaşayan bir adama karşı şehir hayatına alışmış bir adamın uzun vadede çok fazla dayanma gücü yok.
atıyorum florida sahilinde yaşayan adamı alıp hindikus dağlarına çıkarırsan veya zağros dağlarına nasıl başarılı olsun.
özel kuvvetler ile de savaş bir yere kadar. uzun süren bir savaşta piyade dediğin askere kalıyorsun.
bir anlamda isim babamdır. karadeniz'in kuzeyinden mısır’a köle olarak satılmak üzere getirilen her insan eğer nefes alıyorsa parasal bir değer taşır. başlıktaki anlatımda gözüne perde indi ifadesi var. ben bunu görme yetisini tamamen kaybettiden daha çok görme yetisi azaldı olarak anlıyorum.
ayrıca tam sağlıklı bir kölenin 10 birime satıldığı yerde görme yetisi hariç tam sağlıklı bir erkeği 1 birime almak iyi bir ticarettir.
yanlış anlaşılmak istemem. insan ticaretini, insanların köle olarak alınıp satılmasını normal bir şey olarak görmüyorum. sadece tarihi bugünden okumak yerine olayların geçtiği dönemin değer yargıları ele almak gerektiğini ifade etmeye çalışıyorum.
bu arada son olarak moğolların içinden geçtiği için kendisine ne kadar saygı duysak az.
başlığın ilk tanımını 5 yıl önce ben yazmışım. 2017 de aldığım kitabı 2027 oldu hala okuyacağım. bazı kitapları alırken çok heyecanla alıyorum ama zaman içinde kitaba dair aynı heyecanı koruyamıyorum. bu da benim ayıbım. ben aslında başta ilk çağ düşünüyordum ve o zaman okumaya niyetlendim. zamanla ilk çağ eski cazibesini yitirdi. şu ara yakın cağ tarihine karar verdim.
en son 31-41 arası liselerde okutulan 4 ciltlik tarih kitabını okumaya başladım ama orada da sebat edemedim.
şu an runik kitabın 101 kitap serisini aldım. hemen her konuda 150-200 sayfalık giriş seviyesi (101) kitaplar bunlar.
giriş seviyesi olsa da alanında uzman kişiler tarafından akademik bir dille yazılmış kitaplar. şu an serinin 46. kitabı olsa da en çok merak ettiğimden başladım.
fragmanı ne zaman önüme düşse izlemeye başladığım ve daha filmi vizyona girmediği için izlediğimden nasıl bir film bilmesem de sadece fragmana bakarak heyacanla beklediğim bir film oldu.
daha dün süper kızı izledim gram keyif almadım. örümcek adam yepyeni bir gün filminden daha umutluyum çünkü orada hiç değilse punisher var ama genel olarak marvel filmlerinden keyif almıyorum desem yeridir.
heart of the beast filmi bana insani duygular olduğunu dostluğu sevgiyi hatırlatıyor ve bu beni mutlu ediyor.
adam da diyor ki köpekler masum ama insanlar için bu kadar kesin konuşamıyorum. işte köpekler masum ve bu filmde bu köpeği öldürür lerse bir daha brad pitt filmi izlemeyi reddediyorum.
siz de benim gibi köpekli film seviyorsanız diye bir kaç duygusal köpekli film afişi bırakayım.
almanca "mensur" kelimesi, latince "ölçü" anlamına gelen mensura sözcüğünden türemiştir ve avusturya'daki geleneksel öğrenci kulüplerinde, düellocuların birbirine olan sabit ve ölçülü mesafesini ifade eder.
zamanla bu terim, öğrencilerin koruyucu gözlükler takarak, belirli kurallar dahilinde ve yerlerinden kıpırdamadan yaptıkları akademik eskrim / düello oyununun kendisi haline gelmiştir.
özetle iki kişi karşılıklı duruyor. başını hareket ettirmek veya vücut ile size yapılan hamleden kaçmak korkaklık sayılıyor. sadece yüz ve yanaklar açıkta kalacak şekilde korumalarla kılıç düellosu yapılıyor ve birbirinin yüzünü kılıçla kesiyorlar.
nazilerin ruh hastası olduklarının bir başka kanıtı daha yani.
bbu konunun gündeme geldiği bir haber paylaşımı gördüm. askerliğini kısa dönem 6 ay yapmış biri olarak sadece para vererek bedelli askerlik yapılmasını desteklemiyorum.
ulusal güvenlik açısından bence askerlik yaş aralığında olan her erkeğin askeri eğitim alması gerektiğine inanıyorum.
bedelli askerlikte sadece banka havalesi (fast) yaparak kanuni yükümlülüğü tamamlamış olmak başlangıçta herkese sevimli gelebilir ama eline hiç tüfek almamış bir erkeği savaş sırasında eğitmeye extra zaman ayırmanın doğru bir strateji olmadığını düşünüyorum.
izleyenler bilir yarının savaşı diye bir film var. geleceğe gidip uzaylılarla savaşıyorlar. bu filmde kadın erkek eşit şekilde eline tüfeği verip geleceğe yolluyorlar. normal hayatında yazılımcı vs olan insanlar da haklı olarak hayatında tüfek görmedikleri için silah nasıl kullanılır bilmiyorlar. başlangıç eğitimi veriyorlar ama 2 saat gibi bir sürede tüfeğin çalışma sistematigini öğrenemiyorlar ve hepsi olmasa da çoğu ölüyor.
bence kadınları da erkekleri de temel askeri eğitime almalı ve yarın için hazırlık yapılmalı. polonya 500.000 insanı askere almaya hazırlanıyor. rusya ukrayna sonrasında batıya ilerleyecek olursa savaş bize bile sıçrayabilir.
filmi izlemeyen ve merak eden olursa afişini de bırakayım.
uzaylı istilası bekliyor değilim. sen sandığım şey belki benim yüreğimdi diye bir şarkı sözü var. uzaylı sandığımız belki de daha yakındadır ve her filmde olduğu gibi bizi ve dünyayı amerika gelip kurtarmayacak.
yenilik yapılacaksa bence her yazara tüm tanımlarını tek tuşla indirip yedek alma imkanı sunulmalı. tanım silme limiti kaldırılmalı. tüm tanımların da silineceği şekilde hesap silme seçeneği gelmeli.
şu veya bu nedenle bunların olamayacağını ifade edecekler olacaktır ama eğer sözlüğün içinde olduğu bir kriz varsa bu krizin aşılması adına bunların yapılması gerektiğini düşünüyorum yoksa yaz ayları dolayısıyla günlük girişler az ama tatilden dönüşte sayı artar demek bana göre bütün resmi yansıtmıyor.
ben mesela şimdi yazmıyorum. eylülde de yazmayacağım. eğer yazarların isteklerine kulak tıkanacaksa bu bir tercih meselesidir.
benim yazmamam veya tekil yazarların yazmaması bir şeyi etkilemez ancak hazır yeni bir başlangıç yapılacak o zaman geçmiş hataları da gömme zamanının geldiğini düşünüyorum.
tanım silme serbestisi hala ve ısrarla hata olarak görülüyorsa söylenecek çok bir şey yok bana göre.
ösym soruları çok kolay - kolay-orta-zor-çok zor olarak sıralanır. her sene çıkacak banko konular ve banko sorular vardır.
size tavsiyem her ders için her konuyu öğrenmeye çalışmakla son ayda uğraşmayın.
örneğin matematikten kesin çıkan 10 soru gibi videolardan konuları izleyin ve üstüne çözümlü soru çözün.
örneğin tarihten her üniteden çıkan soru sayısı bellidir. mesela kpss de 27 tarih sorusu vardır. ilk konudan 1, ikinci konudan 2 soru çıkarken son konudan 3 soru çıkarken 20+ soru sadece 2 konudan çıkar.
bütün tarihe çalışmayın. bunun yerine en çok soru çıkan konuları çalışın.
kendisi ne zamandan beri chp yönetiminde aktif olarak söz sahibi bilmiyorum. bu nedenle chp'nin bugün içinde bulunduğu durumda ne kadar pay sahibi olduğunu da bilmiyorum.
bence parti yönetiminde alınan kararlara örneğin bugün hakkında şaibeli işler nedeniyle soruşturma açılan kişilerin atanması gibi kararlarda payı varsa onun da tamamen olmasa da kısmen bu süreçten sorumlu olduğunu düşünüyorum.
chp genel başkanı olarak muhalefetin başına geçmek yerine ekrem imamoğlu'na destek vermeye devam etmesini vefa örneği olarak görmüyorum.
ülkenin bir sonraki seçimde kaderini belirleyecek olan kişinin ekrem imamoğlu olacağını düşünmüyorum.
hukuki olarak bir değeri olsun veya olmasın ekrem imamoğlu hukuki açıdan cumhurbaşkanı olabilecek durumda değil. bu durumun da değişeceği yok.
kılıştar tüm partiyi çaycısına kadar kendine oy verecek şekilde düzenleyeceğinden özgür özel yeniden genel başkan seçilemez.
chp'nin %20-30 oranında bir oyu var. bu oy ikinci parti kurulursa bu partiye de bölünürse muhalefetin kazanma şansı kalmaz.
ikincisi kurulmaz ise chp seçmenin diğer partilere de kaçması söz konusu olur ve yine muhalefet kazanamaz.
mhp bölündü ve küçük partiler %2-3 oy alıyor. aynı durum chp'nin de başına gelecek. yarın bir gün amerika ve ıran savaşına fiilen dahil olmamız söz konusu olsa kılıştar akp-mhp ittifakına katılır.
ülke elden giderken siyaset mi tartışalım der kılıştar. yani özgür özel elindeki şansı kullanıp durumu çözemezse 2028 seçimleri akp seçmenine hayırlı olsun.
sözlük ülkenin durumunu yansıtan bir oluşum. türkiye ne kadar muhafazakarsa sözlük de onun izdüşümü.
doğum oranları hiç olmadığı seviyelerde. türk toplumunun ortanca yaşı büyüyor. nüfus yaşlandıkça muhafazakarla beslenmesi de azalıyor çünkü yeni gelen kuşakların muhafaza gibi bir duygusu yok bana göre.
bugün gelinen noktada sözlükte aktif yazan toplam yazar sayısının ne kadarı 40 yaş ve üstü belki de buna da bakmak sözlüğü anlama noktasında yardımcı olabilir.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.