1.
eşzamanlılık
ruh bütünleşme yaşamaya başladığında içsel olan tutumların dışsal tutum ile nedensizce bütünleşip anlam ve uyum katması diyebiliriz.
en bilinen örneği jung'ın hastasının rüyasını anlatırken bok böceği gördüğü ve bu sırada cama tık tık vuran bir ses,jung camı açtığında bu türün avrupa'da en yakın akrabası olan böcek olması ve şaşırmaları en meşhurudur.jung olayı şöyle açıklıyor, hastasının animusu descartesçi felsefeye saplanmış,kesin olmayanı reddetmekte ve bu yüzden aktarım sağlanamıyor.bilinçdışının ifadesi olan rüyada görülen böcek ile bilinçli haldeyken camdan içeri alınan böcek,yani bilinçdışı olgu ve bilinçli olgunun göreliliğini yakalayınca bütünleşmeye başlayabiliyor.yani rüyada görülen khepri'nin mısır'da yeniden doğuş anlamına geldiğini jung biliyor ve hastasıda bunu seans sırasında yaşayınca animusun keskin tutumu kırılıp, yenileşme faslına geçebiliyor.arketiplerle bağlı bir olgu ve tutumdaki değişmeler ruhsal yenilemeyi getiriyor.
"belli bir yerde, zamandaki bir olay, nasıl oluyor da uzakta ona karşılık gelen bir ruhsal imge üretebiliyor, hem de bunun için gereken enerji aktarımını düşünmek bile olanaksız iken? kavranamaz gibi görünse bile şunu varsaymak
zorundayız: olayların, bilinçdışında önsel bir bilgisi ya da “içe doğması” diye bir şey var. bu önsel bilgi ya da “içe doğmanın” nedensel temeli yoktur. nedensellik kavramımız bu olguları açıklayamıyor."
"sinkronistik görüngünün ayırıcı niteliği olan “saltık bilgi", duyu organlarının aracılığı olmadan edinilen bilgi, kendi başına var olan anlam varsayımını destekler. dahası onun varlığını bile açıklayabilir. böyle bir varoluş biçimi ancak aşkın olabilir. çünkü gelecekteki ya da uzamca uzak olayların gösterdiği gibi, bu anlam, ruhsal bakımdan göreli bir uzam-zamanda içerilir. açıkçası, bu anlam, temsil edilemeyen bir uzam zaman kesintisizliği içindedir."
c.g jung,eşzamanlılık:nedensellik dışı bağlayıcı bir ilke
en bilinen örneği jung'ın hastasının rüyasını anlatırken bok böceği gördüğü ve bu sırada cama tık tık vuran bir ses,jung camı açtığında bu türün avrupa'da en yakın akrabası olan böcek olması ve şaşırmaları en meşhurudur.jung olayı şöyle açıklıyor, hastasının animusu descartesçi felsefeye saplanmış,kesin olmayanı reddetmekte ve bu yüzden aktarım sağlanamıyor.bilinçdışının ifadesi olan rüyada görülen böcek ile bilinçli haldeyken camdan içeri alınan böcek,yani bilinçdışı olgu ve bilinçli olgunun göreliliğini yakalayınca bütünleşmeye başlayabiliyor.yani rüyada görülen khepri'nin mısır'da yeniden doğuş anlamına geldiğini jung biliyor ve hastasıda bunu seans sırasında yaşayınca animusun keskin tutumu kırılıp, yenileşme faslına geçebiliyor.arketiplerle bağlı bir olgu ve tutumdaki değişmeler ruhsal yenilemeyi getiriyor.
"belli bir yerde, zamandaki bir olay, nasıl oluyor da uzakta ona karşılık gelen bir ruhsal imge üretebiliyor, hem de bunun için gereken enerji aktarımını düşünmek bile olanaksız iken? kavranamaz gibi görünse bile şunu varsaymak
zorundayız: olayların, bilinçdışında önsel bir bilgisi ya da “içe doğması” diye bir şey var. bu önsel bilgi ya da “içe doğmanın” nedensel temeli yoktur. nedensellik kavramımız bu olguları açıklayamıyor."
"sinkronistik görüngünün ayırıcı niteliği olan “saltık bilgi", duyu organlarının aracılığı olmadan edinilen bilgi, kendi başına var olan anlam varsayımını destekler. dahası onun varlığını bile açıklayabilir. böyle bir varoluş biçimi ancak aşkın olabilir. çünkü gelecekteki ya da uzamca uzak olayların gösterdiği gibi, bu anlam, ruhsal bakımdan göreli bir uzam-zamanda içerilir. açıkçası, bu anlam, temsil edilemeyen bir uzam zaman kesintisizliği içindedir."
c.g jung,eşzamanlılık:nedensellik dışı bağlayıcı bir ilke
devamını gör...