1.
son tanımları
2.
güne bir şiir bırak
||
içimden dedim ilmeği kaçmış bir hayat bizimkisi
nedir alnımızdan öpmek için izimizi süren
kalmış mıdır kalesi düşmüş bir şehrin cazibesi
nedir yalnız bize yakışan bu serüven
bu serüven ki
bizden biri yaptı sırtımızdaki hançeri
ve terketti bizi huzur denen sevgili
kalakaldık, şaşkınlığın avuçlarında
billur bir kuş gibi
mırıldanmalar, ibrahim tenekeci
devamını gör...
3.
yazarların itiraf edemediği şeyler
duygusal bağların olduğu yerde kişi her daim hayal kırıklığına uğramış bir hayal kırıcıdır der jung. çağdaş denilen dünyada insan artık eksikliğini duyuyorsa duygusal bağları sallamalı belki. ne kadar yüzeysel kalabiliyorsa o kadar iyi. ruhunu derinliğini kaybedebilmeli ki hem kırılmamalı hem kendine ihanet etmeli.
devamını gör...
9.
geceye bir şiir bırak
gün eksilmesin penceremden
ne doğan güne hükmüm geçer,
ne halden anlayan bulunur;
ah aklımdan ölümüm geçer;
sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
ve gönül tanrısına der ki:
- pervam yok verdiğin elemden;
her mihnet kabulüm, yeter ki
gün eksilmesin penceremden!
cahit sıtkı tarancı
ne doğan güne hükmüm geçer,
ne halden anlayan bulunur;
ah aklımdan ölümüm geçer;
sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
ve gönül tanrısına der ki:
- pervam yok verdiğin elemden;
her mihnet kabulüm, yeter ki
gün eksilmesin penceremden!
cahit sıtkı tarancı
devamını gör...
12.
bir yazar bir alıntı
.... çünkü, himayecilik hususunda sunabildiğimiz olanaklar için sevilmekteyiz, insanlığımız için değil. kendiliğimiz, duygu dünyamız, sıcaklığımız, mutluluğumuz ve yaşama sevincimiz için sevilebileceğimize inanmak, bize çok zor gelmektedir.
böylece gitgide "kendini kanıtlama zorunluluğu" tuzağına saplanmaktayız. himaye de o zaman boyunduruğu altına girdiğimiz, bedeli gizli bir içerleme ve kin olan, ama açıkça dile getirilmeyen bir anlaşma haline gelir. tuzağın mekanizması bu işleyişin adını koymayı yasaklamaktadır, çünkü aksi takdirde bütün oyun ortaya çıkabilir...
arno gruen, kendine ihanet
devamını gör...
17.
bir yazar bir alıntı
özerk olmamak, güç peşinde koşarak içimizdeki
kaosu ve ruhsal hastalık tehdidini geri püskürtme halidir. iç dünyamızı ve daima pusuda yatan iktidarsızlığı
kabul etmeyerek, güç hırsının pençesinde kendimizi
daha da çok reddederek, içimizdeki boşluktan duyduğumuz korkuyu kendi ellerimizle derinleştirerek, aslında geriye gücün peşinde koşmaktan başka bir seçenek
bırakmıyoruz. bu şekilde genel iktidar hem hedef, hem de kişisel bütünlüğün desteği haline gelmektedir. böyle bir gelişimin dinamiği başka insanlarla gerçek anlaşmazlıkları asla kabul etmez; uzlaşan insan zayıf insan
olarak görülür. eşitlik yoktur, insan ya hükmeder ya da
hükmedilir. böyle insanların çocukluklarındaki tecrübeler yaşamlarının ana dersi olmuştur. artık acı ruhun
efendisidir, bu yüzden geçerli olan tek şey güçtür.
arno gruen
kaosu ve ruhsal hastalık tehdidini geri püskürtme halidir. iç dünyamızı ve daima pusuda yatan iktidarsızlığı
kabul etmeyerek, güç hırsının pençesinde kendimizi
daha da çok reddederek, içimizdeki boşluktan duyduğumuz korkuyu kendi ellerimizle derinleştirerek, aslında geriye gücün peşinde koşmaktan başka bir seçenek
bırakmıyoruz. bu şekilde genel iktidar hem hedef, hem de kişisel bütünlüğün desteği haline gelmektedir. böyle bir gelişimin dinamiği başka insanlarla gerçek anlaşmazlıkları asla kabul etmez; uzlaşan insan zayıf insan
olarak görülür. eşitlik yoktur, insan ya hükmeder ya da
hükmedilir. böyle insanların çocukluklarındaki tecrübeler yaşamlarının ana dersi olmuştur. artık acı ruhun
efendisidir, bu yüzden geçerli olan tek şey güçtür.
arno gruen
devamını gör...


