1957 yapımı
sidney lumet filmidir. senaryosu
reginald rose'a aittir.
yılların eskitemediği hatta değer kattığı filmin odağında, insanın ve toplumun karar verme mekanizması vardır. güncelliğini kaybetmesinin yegane sebebi budur.
bir mahkeme salonunda suç/polisiye gibi başlayıp, çok kısa sürede
“bir toplum nasıl karar verir?” sorusuna dönüşür, filmden öte bir belgesel hissi verir. filmdeki jüri odası, adeta sıkıştırılmış bir toplum maketi gibidir. içinde acele edenler, yorulanlar, “zaten belli” diyenler, sesi çok çıkanlar ve susmayı erdem sananlar vardır.
film, çoğunluğun haklı olabileceği yanılgısını çok erken kırar. 11’e karşı 1 kalan 8 numaralı jüri, ahlaki bir doğruluk iddiasında bulunmaz; sadece şunu söyler: “emin değilim.” ve modern dünyada en tahammül edilemeyen cümle tam olarak budur. güncel siyasi ya da toplumsal durumlarla ele aldığımızda, 12 angry men bize şunu gösterir: çoğu linç, hakikatle değil hızla ilgilidir. insanlar gerçeği aramaz; rahatlayacakları ve bir sonuca ulasacakları kararı arar. suçlu bulmak, düşünmekten daha ekonomiktir.
jüri üyelerinin çoğu kötü niyetli değildir; sadece yorgundur, öfkelidir, kişisel hikâyelerini evrensel gerçek sanacak kadar dikkatsizdir. duyguların (öfke, kibir, acele, intikam hissi) yargının önüne geçtiği her anın adaleti nasıl bozduğunu gösterir.
güncel toplumsal ve politik ikliminde 12 angry men, “yargısız infaz” kavramının sadece bir hukuk terimi olmadığını ortaya koyan bir külttür. sosyal medyada bir etiket, bir video, bir cümle yeterlidir. dava bitmiştir. savunma dinlenmez çünkü savunma zaman alır. film de bize tam aksini söyler: adalet zaman ister, şüphe ister, sessizlik ister. ve en önemlisi, çoğunluğa karşı durabilecek ahlaki omurgayı ister. sekiz numaralı jürinin amacı çocuğu aklamak ya da diğerlerini çocuğun suçsuzluğuna ikna etmek değil; hikayeyi ve boşluklarını tümüyle değerlendirmeden karar vermelerinin önüne geçmektir.
devamını gör...