dört numaralı ağacın altı yazar profili

dört numaralı ağacın altı kapak fotoğrafı
dört numaralı ağacın altı profil fotoğrafı
rozet
karma: 156 tanım: 5 başlık: 0 takipçi: 2

son tanımları


kemal sunal

büyük usta kemal sunal …
hayat verdiği karakterlerde genelde aptalı oynadı.ya da biz öyle düşündük.bu karakterlere bakıldığında usta komedyen çok samimi ,iyi bir arkadaş dost ,aşık v.b. unsurları yansıtıyordu. hababam sınıfında arkadaşlarına inanıyor onların söylediklerinin altında bir fenalık aramıyordu daha doğrusu sorgulamıyordu; inek şaban hep aşkı arıyordu ya da kendisine aşık olacak birini bu da o nun zaafıydı o yüzden komik durumlara düşüyordu. asıl sorgulanması gereken inek şaban ın arkadaşlarına duyduğu güven mi? yoksa onların bu güveni kötüye kullanması mı ? inek lakabı okullarda çok çalışkan iyi talebelere takılır. ölümsüz yazar rıfat ılgaz bu karakterde gizli bir övgüyü şaban a yüklemiş olamaz mı ? damat ferit (tarık akan) mi daha büyük aşıktır yoksa şaban mı ? ferit saat kulesinin önünde bir kızı kaç dakika bekler, şaban hep elinde çiçeklerle buluşmaya gider (kız gelemese de o hep saygıyla çiçek götürecektir) ferit çiçek götürmez .(sadece yakışıklıdır,iyi konuşur, niyeti bellidir zamparadır yani) damat ferit tarihte bir hain değil midir ? (ölümsüz yazar bu lakapla da ferit’ i eleştirmiş olamaz mı ? )
büyük ustanın karakterlerine baktığınızda cesur,dürüst,doğru,fedekar,kanaatkar,tuttuğunu koparan v.b. bir çok özelliği samimi bir şekilde yansıttığını göreceksiniz. cesurdur ;çünkü sözlüye ilk o kalkar,müfettiş gelir o nu bulur,gider fb kalecisi olur ,başlık parası uğruna kabadayıların lokallerini basar, şark bülbülünde şarkıcı olur, ağalığı bitirir . dürüsttür ;kitabında da bahsettiğin 100 numaralı adam filminde milyon liraları reddeder üstelik evini her şeyi kaybetme pahasına halk a doğruyu söyler.filmler de fakirlikten zenginliğe de geçse hiç değişmez özü aynıdır,geçmişini doğduğu yerleri unutmaz.(tam bir tez konusudur)
o, bir tebessümle sistemi alt üst eder, kendisine yapılan haksızlığa gülüp geçmesi hep umut la beklemesidir sanki.
devamını gör...

köftehor rehberi

bu yol bir ışık için bin ateşle yananlarındır...
bu yazıyı paylaştıktan sonra bazıları yine diyecekler ki komünist..onlarda solcu olduğu için öldürülmeyi hak etmişlerdir bazılarına göre. o zamanları anımsıyorum da aziz nesin in söylediği sözler tv lerde arka arkaya yayınlandı ,sivas ta cuma hutbelerinde camiler de dinlendirildi ve bu vahim olay gerçekleştirildi. daha önce de söylendiği gibi b-i-z-i-m ç-o-c-u-k-l-a-r yine başarmıştı.
meseleyi anlamak adına biraz daha geriye gitmek gerekir. 69 ve 82 kuşağının gençliği, fikirleriyle vardı. kendi aralarında ve karşıt fikirdekilerle belki bir kahve masasında belki başka bir mecliste söyleşiler yaparlardı. en aşırısı da o masada otursa fikirlerini özgürce anlatırdı. bu söyleşilerin ulaşacağı en üst nokta münakaşaydı. ama küfür,hakaret,tehdit hele hele kavga olmazdı .masadan yine dostça kalkılırdı ve söyleşiden sonra o masadan kalkan ilk oturduğu kişi olarak kalkmazdı biraz daha aydınlanmış olurdu.
ne olduysa b-i-z-i-m ç-o-c-u-k-l-a-r ın devreye girmesi ile oldu . bu çocuklar kimdir? anlatması uzun ama 03.07.11 de bu çocuklardan ve tanıdığınızı sandığınız bir karaktere değineceğim.
82 li yıllarda(69 da olduğu gibi) bu ülke nin düşünen ve üreten gençliği gözaltına alındı, hapislere atıldı,yargılandı,sürgün gönderildi, idam edildi.çünkü onlar zararlıydı düşünüyorlar dı. bu yetmezmiş gibi bunu açıklıyorlar ,üretiyorlar, aydınlatıyorlar tekere çomak sokuyorlardı. tıpkı 69 lar gibi…
82 lerde gençlik gidince sonra kilere şu aşılandı.fikirleri tartışmanın ne anlamı var. karşı fikirdeki leri yok et gitsin(emperyalizmin dayanılmaz hafifliği).zaten o olmayınca fikri de olmaz. basit!
ben gençliğe derim ki, bu kuralı uygularsan “var olmak için yok edersin”. bu da seni bayağı kılar, aydınlatamazsın.çünkü sen in düşüncen o kadar çürüktür ki karşı fikre verecek bir cevabın yoktur,bedenen onu yok edersin o olmadığı için fikrin üstünmüş gibi gözükür fakat çürük temeller üzerine kurulmuştur sonra hafif bir esintiyle gidersin hepsi bu.
meseleye dini boyutu ile bakarsan sen in basit fikrine göre karşına cennet ve cehennem çıkar .sen tabi olduğunu sandığın boyutta cennete gideceğini düşünürsün. düşüncen o kadar basitdir ki biri/lerini öldürme hakkını kendinde bularak cenneti arzularsın, sadece kendini kurtarmak istersin. ama o boyut sana bunu emretmez ki ,sen sadece yaptığın kötülüğe dini bir kılıf bulmaya çalışarak meşrulaştırma gayretine girersin. peki, sen bu fikrine göre cennete gideceksen karşı fikirde ki sana göre nereye gidecektir, cehenneme tabi ki. bu dünya da onu yaktığın yetmezmiş gibi sonsuz cehennemde de yakmak istersin ne kadar d(k)indarsın. ama bir de şöyle düşün sen belki de fikirlerinle aydınlatacağın birisini bu yola hiç başvurmadan yok ettiğini sandın ahiret inancın varsa yok ettiğin kişinin hakkını nasıl telafi edeceksin?çünkü sen o kadar basitsin ki cennet, sen in için zevk-ü sefa yeridir hep bunları düşünürsün . ama bazılarına göre orası sevgililerin buluşma noktasıdır ,o yüzden oraya gitmek isterler .sen bunu nerden bileceksin sevgiyi tatmamışsın ki…
belki de karanlıkta olan sen sin .onlarla söyleşmedin ki sen onları tanımadın ki.yaktığını sandığın şeyi ateş mi sanıyorsun.o görünüşte ateştir.sen bu çarpık fikirlerinle zaten duman olmuşsundur haberin yoktur...
onların asıl meselesi bağımsızlık meselesiydi. özgürce seslendiler dünden yarına.zamanın sadece an sahnesinden çekildiler.onlar geçmişte de var gelecekte de, sen ruhları yok edemezsin ki…
belki çoğunlukta, ilerde (yakın zamanlarda olmasını umuyorum,olmazsa da ben göremedim varsın doğanlar görsün) kundaklanan otelden çıkan yanık et kokusunda hiroşima da,filistin de ve diğer coğrafyalarda yanan bir gencin kokusuna da duyar,benim duyduğum gibi…
devamını gör...

köftehor rehberi

insan hakları evrensel beyannamesi madde 2
1992 – 1995 yılları arasında tarih, bosna savaşı na şahit oldu. sscb nin dağılmasını takip eden yıllarda bağlı olan milletler ayrı ayrı bağımsızlığını ilan edip devlet kurma telaşına düşmüştü.avrupa ve abd kurulan yeni devletlere herhangi bir tepki göstermezken boşnakların bosna – hersek isminde bağımsız bir devlet kurma isteği karşısında işin rengi bir anda değişir. sırplar bir anda harekete geçerek boşnaklara savaş ilan eder. iki tarafın güç dengesine bakıldığında buna savaş denmesi pek mümkün görünmüyor. sırplar ,sscb döneminde ordunun her kademesinde yer alan askeri deneyime sahip kişilerden oluşuyor ve sscb ye ait askeri mühimmata sahiptiler. boşnakların ise sscb döneminden kalan birkaç albay ve generali mevcuttu ve silahları ise genel itibariyle av malzemelerinden oluşuyordu. savaş döneminde sırp vahşetini anlatmaya zaten gerek yok....
boşnaklar zulmün her türlüsünü yaşayıp can verirken yine boşnaklara ait bölgede kalan sırp köyleri mevcuttu. boşnak askerler gerek aile yakınları gerekse de soydaşlarının acı şekilde ki ölüm haberleri karşısında aliya izzetbegoviç ten kendi bölgelerinde ki sırp köylerini basıp intikam almak istediklerini bildirdiler. fakat aliye izzetbegoviç bu isteği reddettiği gibi yapılmasına da engel oldu.
bunun benzeri örnekleri türk tarihinde de mevcuttur. vatanımız işgal edilmeden önce yunan kuvvetlerinin izmir i işgali üzerine ülke de yaşayan rumlara yönelik herhangi bir saldırı gerçekleşmemiştir. zaten osmanlı nın son 250- 300 yıllık döneminde ülke toprakları yavaş yavaş kaybedilirken bağımsızlığını ilan eden ırklara mensup osmanlı toprağında kalan herhangi bir kişiye saldırı hareketi olmamıştır.
avrupanın göbeğinde bir ırk soykırıma tabi tutulurken avrupalıların buna göz yumması ve ardından sırpların makedonlara savaş ilan etmesi ve tüm bunlara rağmen bunun soykırım olarak tanımlanmadığı halde ermeni soykırımı iddiası çifte standardın en güzel örneği. onlar ne yaparsa yapsın içimizde ki insan sevgisini yok edemeyecekler...
devamını gör...

köftehor rehberi

binbir gece masalları
ali baba ve kırk haramiler .masalda kısaca fakir bir adam olan oduncu ali baba zamanında yaşayan kırk harami olarak bilinen bir gurup gayrimeşru yollardan kazandıkları hazineleri gizli bir yerde saklamaktadır. ali baba bu yeri ve giriş şifresini öğrendikten sonra kırk haramileri yok eder ve hazineleri sahiplenir.
bu filmlerde tiyatrolarda da bu şekilde anlatıldı. fakat ali baba hiç yadırganmadı. çünkü o haksızlık yapan bir gurubu yok etmişti. hikayenin özünde saklı olan ali baba nın hırsız oluşu, hiç emek sarf etmeden bir hazineye sahip oluşu .yani hırsızdan çaldığında bu mübah,aynı robin hood gibi…
fakat masalın gizemine indiğinizde durum hiç de göründüğü gibi değildir. ali baba nın asıl mesleği odunculuktur. fakat o na oduncu ali değil de baba denilir. bu lakap tasavvufta karşımıza çıkmaktadır. baba, hürmete layık kişiler, yahut yaşlı adamlar hakkında kullanılır. tasavvufta, sülük yoluna giren, nefsini yenmiş topluma yararlı hâle gelmiş, yani nefsinde ölmüş, ruhunda dirilmiş kişiye baba denir. bir sufînin mürşidi, onun mânevi babasıdır. babalar pîr evinin "eyvallah kapısında yetiştirilir. eyvallah, tam bir feragat demektir, teslimiyet ifade eder. baba tayininde kıdemden ziyâde, babalığa ehil olunup olunmadığı hususu önceliklidir. baba olacak kişide bazı özellikler bulunması gerekir. bu özelliklerin bazıları şunlardır: hitabet güçlülüğü, mütebessim bir yüz, musikiye aşinalık. bu şekilde yetişen baba, ya açılacak bir baba makamını bekler, ya da kendisine bir başka yerde tekke açmaya izin verilir. baba adı taşıyan çeşitli yer isimlerinin bulunuşu, dikkat çeken bir başka husustur : babadağ, babaeski, baba nakkaş köyü, baba burnu vb. yerler, hep buralarda yaşamış dervişlerin hatıralarını ismen yaşatan yerleşim birimleridir. mevlevîler, mürşide baba demekte kibir gördükleri için, bu ifadeyi kullanmamışlardır. bu sebeple "falan şeyhin müridi", "filan zâtın ihvanı", "şu şeyhin evlâdı" gibi ifadeler, mevlevîlerin kullandıkları deyimler olarak görülür. baba, çeşitli deyimlerin öğesi olarak yaygın biçimde kullanılmıştır. bunları şu şekilde sıralamak mümkündür: herhangi bir baba (mürşid), evladına karşı babalık vazifesi görmüyorsa, bu kişi hakkında "iskele babası" denilir…
harami ise kelime olarak gizli sır olan manasına da gelmektedir. 40 ise nefsi arzuları yenip ruhaniyet kespetmek için aşılması gereken engeller olabileceği gibi 3,7,40 olarak bahsedilen bilge kişilerin sırlarına vakıf olmayı da ifade edebilir.
hikayeye bu şekilde bakıldığında oduncu ali nin ya 40 bilgeden almış olduğu sırlar ya da 40 nefsani arzuyu yendikten sonra ulaştığı makam dolayısıyla baba lakabını elde ederek ulaşmış olduğu ruhani hazineleri ifade eder.
peki gizli sır olan kelimeyi elde etmek hazineye ulaşmak için yeterli midir? hikaye de ali baba nın kardeşi kasım dan bahsedilir. o mağaraya giriş kelimesini öğrenmiş fakat 40 haremiler tarafından öldürülmüştür. o yüzden sadece kelimeleri bilmek hazineye sahip olmak için yeterli değildir. o kelimeleri yürekten söylemek gerekir.
ve hazinelere ulaşmak tek başına mümkün olmayabilir. ilahi aşk a ulaşmak için önce bir insanı,aşık olacağın birini bulman gerekir…
devamını gör...

madalya müracaatları

ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol
tiyatro, bir sahnede, seyirciler önünde oyuncuların sergilenmesi amacıyla hazırlanmış gösterisi. oyunun sergilenmesi için aktör ve aktrislere onların jest- mimik,diyaloglarına ihtiyaç duyulur. sinemadan en önemli farkı oyuncuların rollerinde ki hatalarını telafi imkanı varken tiyatro da bu mümkün değildir.
bugüne kadar gerek sinema gerekse tiyatro da hep oyunculara ve onların rollerinde ki karakterleri göz önünde tutuldu. kötü insanı oynayan karakter oyuncuları genel kitle tarafından olumsuz eleştirildi . mesela erol taş oynadığı bir rolden dolayı evi taşlandı. iyi rolde ki karakter oyuncuları ise hep el üstündeydi. oysa ki hepsinin yaptığı bir roldü; yani senaryoyu sahne ya da beyaz perdeye yansıtmaktı.
asıl olan ise rolleri oluşturan senaryo ve onları yazan senaristler.genel kitle senaristleri pek tanımadı. sokakta karşılaştıkları karakter oyuncuları rolleri dolayısı ile öfke ya da sevgi seline tabi tutulurken o senaryoyu yazan senaristleri sokakta görseler bile tanımadılar.
bu durum gerçek hayatta da aynen bu şekilde gelişmekte . karşımıza hep oyuncular çıkmakta. yüzleri maskeli ,gerçek niyetlerini bir tek kendilerinin bildiği insanlar. maske bazen acıyı gizlemeye çoğu zamanda olduğundan çok farklı şekilde gözükmeyi sağlıyor. diğer insanlarla karşılaştıkları ortak alanlar aynı sahne niteliğinde . o zaman karşınızda hep beyefendi hanımefendi insanlar. gerek konuşma gerekse hal ve tavırları ile çok iyi izlenim bırakan kişiler. sahne bazen dinlendiğiniz cafe bazen tv ekranı.şu zamanlarda bu öyle bir hal aldı ki sanki maskeli baloya katılmış gibi hissediyorsunuz.
gerçek hayatta, makro anlamda hep kötü rolde ki karakterleri eleştirdik . oysa senaristler yine fark edilmedi…
mikro planda ise karşımıza çıkanlar filmlerden , tiyatrolarda ki karakterlerden bilinç altında etkilenmiş karakterler.kendilerini fark ettirmeleri uzun sürmüyor.
bir dostun dediği gibi hayat ne kitaplarda okuduğun gibidir ne de filmlerde gördüğün gibi,hayat bambaşka bir şeydir.
tiyatro ve sinemada asıl olan senaryonun nasıl biteceğinin belli olması , gerçek hayatta ise bunun nasıl biteceğini seçimlerimizin belirleyecek olması . umarım iyiler kazanır…
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim