1.
yaşlanınca bana kim bakacak sorunsalı
yaşlılığa çoğunuzdan daha yakın birisi olarak başlığını açmak istediğim sorunsal. aslında bunun önemli bir mesele olduğunu düşünmüyorum. daha çok erkekleri evliliğe çekmek için toplum normlarının dayattığı tuzak bir soru gibi. oysa o normlar çoktan değişti ve toplum, ellerinin üzerinde yürümeye zorlandı. aileyi yaratan kadın, cemiyeti inşa eden ise erkektir. erkekler kadınlaşıp, kadınlar da asli görevini bırakarak erkekleşmeye talip olunca, sadakat, güven, vefa gibi kavramların içi boşaldı. artık yaşlanınca hiçbir koşulda eşinin veya çocuklarının senin yanında olacaklarına dair bir güvence yok. sadece birisi yaşlanınca baksın diye evlenmek pek akıllıca değil. üstelik evlenince o güne değin ve sonrasında kazandığın her şeye sıfırdan ikinci bir insanı ortak ediyorsun.
eğer iyi bir maaşınız, ticari bir faaliyetiniz, değer kazanan akarınız, taşınmazlarınız varsa, bakım ve ilgiyi satın alabilirsiniz. bu konuda ileri düzey çalışmalar için tolstoy'un (bkz: ivan ilyiç'in ölümü) romanıyla paralel olarak şener şen'in namuslu filmini tavsiye etmek isterim. aslında birisi bir erkeğin ölümünü anlatır. ancak tolstoy'un eserinde ölüm fiziksel olarak yavaş yavaş gelirken, manevi anlamda da adamımız ölmektedir. zira o güne değin inandığı arkadaşlık, dostluk ve aile dayanışması gibi değerlerin yalan olduğunu görmüştür. namuslu'da ise kendisini kandıran fedakar ama pek çok açıdan yetersiz bir adamın, aldığı terbiye ve normlara uyuşunun bozulan toplum yapısında hiçbir değeri olmadığı görülür. ne zaman ki kazayla da olsa etik ve kanun dışına çıkmış gibi görülünce, sağlayıcılığın nereden geldiğine aldırmayan aile fertlerince el üstünde tutulmaya başlanır.
kimseye kanun veya ahlak dışına çıkmayı tavsiye etmem ancak sizi kendiniz gibi olduğunuz gibi sevecek birisini bulamayacaksınız. bu dünyada ve öbür tarafta yaratıcının terazisinde tartılacak olan ''iman'' dışında her şey satın alınabilir. kimsenin sizi bir şey satın alamaz hale getirmesine izin vermeyin.
eğer iyi bir maaşınız, ticari bir faaliyetiniz, değer kazanan akarınız, taşınmazlarınız varsa, bakım ve ilgiyi satın alabilirsiniz. bu konuda ileri düzey çalışmalar için tolstoy'un (bkz: ivan ilyiç'in ölümü) romanıyla paralel olarak şener şen'in namuslu filmini tavsiye etmek isterim. aslında birisi bir erkeğin ölümünü anlatır. ancak tolstoy'un eserinde ölüm fiziksel olarak yavaş yavaş gelirken, manevi anlamda da adamımız ölmektedir. zira o güne değin inandığı arkadaşlık, dostluk ve aile dayanışması gibi değerlerin yalan olduğunu görmüştür. namuslu'da ise kendisini kandıran fedakar ama pek çok açıdan yetersiz bir adamın, aldığı terbiye ve normlara uyuşunun bozulan toplum yapısında hiçbir değeri olmadığı görülür. ne zaman ki kazayla da olsa etik ve kanun dışına çıkmış gibi görülünce, sağlayıcılığın nereden geldiğine aldırmayan aile fertlerince el üstünde tutulmaya başlanır.
kimseye kanun veya ahlak dışına çıkmayı tavsiye etmem ancak sizi kendiniz gibi olduğunuz gibi sevecek birisini bulamayacaksınız. bu dünyada ve öbür tarafta yaratıcının terazisinde tartılacak olan ''iman'' dışında her şey satın alınabilir. kimsenin sizi bir şey satın alamaz hale getirmesine izin vermeyin.
devamını gör...