yıldız tilbe'den gelsin :)
ne korkuyorsun aşık olmaktan mı söyle?
aşk seni bulunca hep kaçar mısın böyle?
gidip konuşsaydın ya orada dururken
iki lafın belini kırıverseydin ya
belki o cesaret edemedi
ah, bana ah çektirme aşk
ah, eline düştüm elimle
ah, nasıl güzelsin öyle
ah, asılı kaldım sende
ne zaman aşık olsan tuhaflaşıyorsun
küçük bi' çocuktan çocuk oluyorsun
şimdi düşünürsün kaşını gözünü
hayallerin söyler lafını sözünü
a gönlüm yalan mı? (şşt)
ne zaman aşık olsan tuhaflaşıyorsun
küçük bi' çocuktan çocuk oluyorsun
gidip konuşsaydın ya orada dururken
iki lafın belini kırıverseydin ya
belki o cesaret edemedi
10 yıl önce bir arkadaşım bir kaç günlüğüne bende kalmıştı. haliyle fazla kıyafet de getirmemişti. bakkala gitmemiz gerekti ve kendisi eşofmanın altına cat walk ayakkabılarını giydi de öyle gittik bakkala :)
ergenlik dönemindeki gençlere nasıl davranmamız gerektiğine vurgu yapan tim burton harikası. makastan eller tıpkı ergenlikte orantısız büyüyen uzuvlarımız gibidir. edward gibi bizler de hiç bilmediğimiz bir döneme adımımızı atarken, sadece biraz sevgi, şefkat ve anlayış bekleriz. filmde edward her hata yapışında kadın karakterin ona yaklaşımı da bunu gösterir.
bendim bu. mantığım her zamanki gibi ağır basmıştı ve kimseyle sevgili olmamıştım. hepimiz liseli sümsükleriz kariyer planı yapmak yerine ilişki planı yapmak da neyin nesi demiş ve yoluma bakmıştım.
önce problemin tanımını yaparım. bireysel mi karşılıklı mı diye tarafları belirlerim. ardından da sakin bir şekilde konuşurum. konuşarak çözülemiyorsa da uzaklaşmayı denerim.
kendini bulamamış, tamamlayamamış, benliklerinde hep bir eksiklik hisseden insanlardır. kendilerinde var olan eksikliği karşı tarafta gördüklerinde hazmedemezler. kendi eksilerini artıya çevirmek yerine karşısındakinin artısını eksiye indirme gayretine girerler. bu yüzden de ömürleri yarış halinde geçer. ta ki kendilerine yönelik öz eleştiri yapabilene kadar. hiçbir zaman empati yapamadığım insanlardır ayrıca. benden uzak olsunlar.
adamlar grubunun müthiş ötesi şarkısı.
fâni dünya bu
toz olur elinde tuttuğun
neyi güvenilir de hep unutulur
içerine bak da kendini bul
neye yarar bunca şov?
kazı kazan ya da boğul
ateşini sula
dengeni koru
bir bakışın
saf akışı
karla kışı
yaktı geçti
yaktı geçti, hey
bir komadan
bir komaya
dalga bana
vurdu geçti
vurdu geçti, hey
ara sıra aynalar tutulur
geceleri yalnızlık uyutulur
tıka basa gündem, korku oyunu
akıl mapusta, kalp unutulur
bir bakışın
saf akışı
karla kışı
yaktı geçti
yaktı geçti, hey
bir komadan
bir komaya
dalga bana
vurdu geçti
vurdu geçti, hey
bir bakışın
saf akışı
karla kışı
yaktı geçti
yaktı geçti, hey
bir komadan
bir komaya
dalga bana
vurdu geçti
vurdu geçti
1974 yapımı john cassavetes filmi. mabel, eşi nick ve üç çocuğuyla ite kaka bir hayat sürmektedir. daha derinlere indiğimizde kocasının, ailesinin ve toplumun baskısıyla kendisi olmaya çalışmaktadır. sürekli değişen manik ruh hali ile göze batan ve buna rağmen eşinin iş arkadaşı tarafından taciz edilen bir kadındır. hasta ve savunmasız olduğunu bilmesine rağmen onu taciz eden şerefsize sözler hazırladım. ki sağlıklı bir kadın bile olmuş olsa bu taciz edileceği anlamına gelmezdi. neyse devir nolursa olsun herkesin ekmeğinin peşinde olduğu bir hâl almış. filmde mabel tedavi olmadan önce yaptığı aşırılıkların ardından, nick'e "beni seviyor musun?" diye sorduğunda, nick'in cevabı "evet, seni seviyorum" olurdu. ancak 6 ay akıl hastanesinde kalıp döndükten sonra yine ruh halini kontrol edemediği bir anda yine aynı soruyu sorar: "beni seviyor musun?" bu sefer nick soruyu cevaplayamaz. sadece ona şefkat ve merhamet gösterir. bunu da bakışlarıyla, tavırlarıyla biz izleyicilere çok iyi yansıtır.
kaliteli film izlemek isteyenlere önerebileceğim, 10/10 verdiğim harika yapımı.
edit: nick'in, mabel yokken sergilediği babalığını hiç beğenmedim. resmen çocukları hırpalıyordu. ayrıca alkolü denemelerine de müsade etti. filmi toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında da değerlendirmek isterdim ancak buna değinen pek bir nokta göremedim. nick, mabel'e yardım edip evi topluyordu başka da aklıma gelen yok. ayrıca karın akıl hastanesinden çıkmışken onu kalabalık bir parti grubuyla karşılamak da neyin nesi nick. pes doğrusu!
et tüketmeyi sevmediğim için bende de eksik çıkan her yıl ya hapını içtiğim ya da iğnesini vurulduğum vitamin. genelde gün içinde uyuklamaya başladığımda ya da sabah uyanmak istemediğimde fark ediyorum eksildiğini.
dış kapıyı açıp da sokağa çıktığımda aniden beliren 15-20 kedinin üstüme üstüme gelmesi. yemek istiyorlar, sıcak yuva istiyorlar. ama maalesef sadece mama kısmını sağlayabiliyorum.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.