the big bang theory bitirmiş üstüne şu an young sheldon izleyen biri olarak takip ediyorum ve yayınlanan bütün bölümleri izledim. bu dizi daha şimdiden olmuş ve olacak gibi duruyor. zaten kadroya ve yazar ekibine güvenmiş olacaklar ki 2. sezon onayını hemen vermişler.
konuya gelecek olursak bizim big bang theory tayfası garip bir makina icat ediyor ve işler çığırından çıkıyor. çizgi roman dükkanı sahibi stuart abimiz mevzunun tam ortasına düşüyor ve kendini farklı evrenlerde buluyor. yanında tbbt dizisinden tanıdığımız yan karakterler var ve farklı evrenlere sürükleniyorlar.
yani ilk bakışta bu karakterler tbbt dizisinde o kadar da ön planda olan karakterler değilken neden üzerlerine bir dizi inşa ediliyor gibi düşündürmüştü ama izlediğim ilk 4 bölüm gayet keyifliydi. tabii ki sürprizlerle beraber. bundan sonrası klasik sitcom akışıyla devam ederse memnun olurum. yani 22-23 bölüm verirlerse bir sezonda severek izlerim ha 8-10 bölüm verirlerse biraz tadım kaçar. günümüz yeni durum komedileri 8-10 bölüm yayınlanıyor ve tat kaçırıyor. adı üstünde durum komedisi olan bir şeyin 8-10 bölümde durumlaşması biraz zor olabiliyor.
dizi hbo max üzerinden her hafta yayınlanıyor tbbt severler keyif alarak izleyeceklerdir.
bu arada bu dizi ne kadar sürdürülebilir onu bilmiyorum. yani burada büyük ihtimalle bir problem var. her bölüm the big bang theory ana kadrosundan oyuncular gördük ve çok keyifliydi ama dizi bu eski kadroya mı yaslanacak? diğer bölümlerde sheldon, leonard ve howard göreceğimizden emin gibiyim çünkü sadece onlar konuk olmadı geri kalan herkes dizideydi ilk dört bölümde. daha şimdiden 2. sezon onayını alan dizi sürekli eski diziye mi yaslanacak yoksa yeni şeyler yapacaklar mı? dizi konusu itibarıyla zaten istediğini yapabilir çünkü sayısız evren var ve istediğimiz kadar farklı sheldon farklı leonard farklı penny farklı howard ve farklı raj görebiliriz. bu ne kadar sürdürülebilir onu göreceğiz.
prime video belirli aralıklarla kötü türk filmlerini kütüphanesine ekliyor kullananlar bilirler. bu filmde onlardan birisi.
türk sinemasının kronik problemi olan kötü diyaloglar, duygu pornosu sahneler, vıcık vıcık müzikler bu filmde de karşımıza çıkıyor.
güzel bir konudan iyi film çıkarma fırsatı varken böyle saçma sapan cringe bir film yapmışlar.
filmde cihangir ceyhan diyarbakırlı eski efsane bir futbolcuyu canlandırıyor bu eskiden fırtına gibiymiş sonra topuğuna sıkmışlar futbol hayatı bitmiş. bu da takıntı yapıp oğlum futbolcu olacak krizlerine giriyor ama oğlunda yetenek yok çöpün teki. kader bu ya adamın bütün yetenekleri oğluna değil kız çocuğuna geçmiş ama o da ne diyarbakırdayız kızlar öyle top peşinde koşamaz. filmde bide diyarbakır’a medeniyet getirmeye çalışan beden eğitimi öğretmeni var bırakın şu cinsiyetçiliği yav diyerek dolanıyor. üstüne bol bol kötü şive de var daha ne olsun.
bu film sinemalarda gösterildi mi bilmiyorum ama sinemada izleyen insan parasını direkt çöpe atmış olur.
yıllar önce sözlüğe yazmıştım artık filmler sinema filmleri dijital platform filmleri diye keskin şekilde ayrılmalı çünkü kalite olarak net ayrılıyorlar. mesela bu film sinemada vizyona girmemeli bile direkt dijitale direkt.
beşiktaş bu sene kazanır kaybeder ama hep keyifli maçlar izletir. vincenzo italiano futbolu biraz böyle gelgitli. topun hızlıca diğer yarı alana taşındığı, hücuma çıkarken savunmanın biraz ikinci plana atıldığı bir takım izleyeceğiz. özellikle stoper tercihleri 3 maçtır bunu gösteriyor.
bence ikinci yarı beşiktaş gereğini yapıp kolay rakibini geçecektir. ha burda olmazsa istanbul'da zaten geçecektir aksi büyük sürpriz olur.
albert lamorisse'in bir çocuğun kırmızı balonla arkadaşlığını anlatan kısa filmi.
tatlı ve masum küçük dostumuz çok az diyaloğun yer aldığı filmimizde kırmızı balonuyla paris sokaklarında dolaşır. evvela bunlar imgedir imge. çocuktur balondur hatta sinemadır.
alber lamorisse, bir balon ve bir çocukla 1956 yılında bol ödüllü bir kısa film yaparak sinemanın herkes için olduğunu göstermiştir.
kırmızı balon bazısı için kırmızı balondur bazısı için sevdiği oyuncaktır bazısı için peşinden koştuğu hayalleridir o yüzden açın izleyin.
sadece gümbürtüsü yeter dediğim şımarık nolan’ın son filmi.
şımarık nolan film çektiği zaman yaptığı boktan pr çalışmalarıyla beraber sosyal medyada bir sinema şöleni başlıyor tartışmalar katlanarak artıyor eee dolayısıyla güzel oluyor.
hdfilmcehennemi tayfa ve torrent tayfa toplanıp 70mm imax tayfaya sövüyor.
şımarık nolan’ın şımarık fanları “abi adam en son teknolojiyi kullanıyor kullanmasın mı” tarzı kafa ağrıtıyor.
woke tayfa ve woke düşmanı tayfa var bide hatta bunun üstüne homeros’un eserini okuyacaksınız o çocukları hepinizi yakarım tayfa var. orijinal esere sadık tayfa var.
kısaca bunların hepsi candır hepsi gümbürtü sebebidir.
filmi az önce izledim ve bence böyle filmleri ışığı kısılmış koltukları pis bile olsa sinemamızda izlemek lazım. böyle filmler iyisiyle kötüsüyle kolektif bir şekilde gümbürtü çıkararak keyif veren filmler. filmin iyiliği kötülüğü tartışılır ama nolan yavşağının film yapması bugünlerde büyük bir sinema olayıdır.
film hakkında detaylı yorum yapmayayım. izlensin az sayıda tanımlar girilsin neymiş bu destan araştırılsın helen neden siyahi konuşulsun dünyada sadece 41 sinema varmış muhabbeti yapılsın.
bence film son düzlükte baya yokuş aşağı gidiyor ama genel toplamda iyi bir film. tenet, oppenheimer, dunkirk gibi filmlerinden daha iyi olduğunu düşünüyorum. bu da gayet açıklayıcı olmuştur.
hayaller kazanıp kalan haftalarda nhaga oynatmak gerçekler 3-0 samsunspor galibiyeti.
gönül ister kazanıp şampiyon olalım ama zor. kimse kendi şehrinde kendi sahasında rakibine şampiyonluk vermez*.
geçen hafta kendi evinde rakibini hem oyun hem skor olarak darmadağın etmiş galatasaray kesinlikle rehavete kapılacaktır. ha kazanırsa 2 mayıs tarihini takvimde işaretlemiş olur çok güzel olur. mayıs takvimi şampiyonluklarla dolu 2 mayıs eksik umarım doldururuz.
normalde sıradan şekilde izleyip eğleneceğim bir sezon olacaktı ama sosyal medya denyoları yüzünden sıkı sıkıya bağlandığım bir dizi oldu.
üç bölüm izledim harika. her sahnesi harika. seyirciyi rahatsız eden sosyal medya denyolarını delirten sahneler daha çok harika.
2026 yılında herhangi bir içeriği sansüre zorlamak, şunu şöyle yap bunu böyle yap demek tam anlamıyla öküzlük. tırnak içinde sanat yaptığını iddia eden senaristi, yönetmeni, yapımcısı her ne boksa umarım ömürlerinin geri kalanında hiçbir şekilde kendilerine oto sansür uygulamadan yaşamlarına devam ederler.
siz irrevirsible izlerken salonu terk eden cannes seyircisi değilsiniz hatta bir bok değilsiniz izleyin geçin. sydneyin ağzına emzik alması sizin ağzınıza sansür almanızdan daha şereflidir.
normalde sözlüğe girerken yer imlerine tıklar oradan girerim, az önce firefox çöktü başka tarayıcıdan girdim haliyle her insan gibi "normal sözlük" yazdım girdim.
yıl 2026 hala bu sözlük kendini neden "türkiye'nin en büyük küfürsüz mecrası" olarak konumlandırıyor şöyle koyayım böyle koyayım?
2026 yılında zaten sözlük okuyan 5 kişi var "off ekşide çok küfür ediyorlar ya" bana küfürsüz mecra lazım diyen adam var mıdır? yoktur bence.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.