çocukken izlediğimizde sadece yeşil bir peluş gibi geliyordu ama büyüyünce anladık ki; o şapkayla aslında hepimize "tarzımı koyar, yoluma bakarım" mesajı veriyormuş. tam bir görev adamıdır, kafa ütülemez.
mesaj atmak: artık tüm tuşlara basılmış, "ya herro ya merro" denilen final vuruşudur. genelde "şu entry'nize istinaden yazıyorum" diye başlar ama asıl amaç o değildir.
mantığın bittiği yerdir. beynin rasyonel kısmına danışmadan direkt limbik sisteme (duygu merkezine) dalar; adama "ben şu an neden ağlıyorum?" ya da "neden durduk yere acıktım?" dedirtir.
en tehlikeli versiyonu; eski bir kazakta kalan koku veya toplu taşımada rastlanan o tanıdık parfümdür. kişiyi bir anda felç eder, "hata sayfası" verdirir.
4 yıl önce alkol alarak yazdığım sözlükte şu an çayımı yudumlarken "nerede o eski yazarlar?" diye bağırıyorum.
(hayır bir de gözlerimi kısarak okuyorum iyi mi)
"ya yok, öyle şey olur mu hiç" cümlelerinin sık sık duyulduğu, neden ben düşüncelerinin genellikle beyaz olan tavandaki ampule bakarak sessizce söylenen bir evredir. çoğunlukla fark etmeden ampule bakmaktan göze işkence edilir ve seans gözlerdeki beyaz ışık filtresiyle sona erer.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.