absürt ya da diğer adıyla uyumsuz tiyatro örnekleri arasında gösterilen bu eser, aslında beckett'in de daha sonradan çokça uygulayacağı benzer durumdaki benzemezlik komedi ilkesine göz kırparken, absürt tiyatro eserlerinin iki farklı yorumda olabileceğini bize göstermektedir.
bir tarafta (bkz:
alfred jarry) gibi tamamen birbiriyle alakasız karakterler ve olay örgülerinin bulunduğu kral übü serisi diğer tarafta ise (bkz:
eugene ionesco) 'nun gergedan'ı ya da beckett'in ohio doğaçlaması ve godot'yu beklerken'i.
beckett'in tarzı için absürt denen ama hiç de öyle olmayan tiyatrosunun yarattığı kırılma anı da burada başlar. beckett aslında gerçekleri yazar ama anlatım tarzı onu diğerlerinden ayırır. oyun oyununda 3 çömlek içinde göreceğiniz arafta kalma sahnesi pekala gerçek de olabilir kurgu da. bunu bilemeyiz. fakat akla mantığa aykırı değildir. bu ince çizgideki ayarı hiçbir zaman kaçırmaz. ohio doğaçlamasındaki there is little left to tell sözü ve adamın bitmesini istememesi, adamın sonun gelmesi karşısındaki çağresizliğini bize gösterir. aynı sahneyi albert camus'ü mahkeme sahnesinde ölüm kararı yüzüne okunan adamda bize gösterir fakat anlatım tarzından dolayı biri absürt diğeri realist olarak geçer.
anlatım tarzının tiyatro kuramcılarınca absürt olarak nitelendirmesi absürt kelimesine yüklenen anlamın saçma olmasıyla ilgili değil kelimeye uyumsuz anlamının yüklenmesiyle alakalıdır. yoksa insanın bitmek tükenmek bilmeyen umudunu anlatan bu başyapıta saçma demek en az yapılan yorum kadar saçma olacaktır
devamını gör...