açıkçası "şunu sözlüğe yazmalıyım" diye sözlüğe girmiyorum.
ara sıra, bazen çok uzun aralardan sonra bir uğrayıp bakıyorum ne var ne yok.
soldaki başlıklara bakıyorum, bunlar hakkında fikrimi beyan etmesem de olur diyorum çoğu zaman.
şuna bi bak:
ha, ilgimi çeken, mizahını beğendiğim, ya da başka bir şekilde hoşuma giden veya "dursun lan sonra bi bakarım buna" dediğim girdilere de bi işaret koyuyorum.
bu girdi bu kadar ciddili olmamalıydı ama kimse de kusura bakmasın yani, çöplükte değerli eşya arıyor gibi hissetmek de her zaman hoşuna gitmiyor insanın. o yüzden bazı bazı gelmişken bir iki çöp de ben bırakıyorum.
ayrıca az önce öğrendiğim kadarıyla dm'den meme falan atıyorlarmış, bu bi tık ilgimi çekti.
benim de canım çekti, ben de atacağım. hem de dm falan değil, herkes faydalansın.
1,618 cc olmasından mütevellit, ülkemize gelse bile gümrük vergisi %150 olacak olan otomobildir.
toyota mühendisleri, hatta patronu arabayı tabiri caizse "kıra döke" geliştirmişler. arabayla hayvan gibi yollardan geçip sonra araba dağılınca "olmamış bu, daha iyisini yapın" minvalinde geliştirme yapmış adamlar.
üstüne üstlük artık kural kitabindan kaldırılmış olan "homolügasyon" şartlarına da uymuşlar, nostalji yapmışlar.
olur da bir şekilde bu araca erişebilir ve satın alabilirseniz, dünya ralli şampiyonasında yarışan aracın birebir aynısını yollarda kullanmış olacaksınız.
ülkemden en çok bu "izole" oluşumuzdan dolayı memnuniyetsizliğimiz var.
3-5 maaş biriktirip şu arabayı alabilsek nolurdu ha nolurdu?!
toyota, hâlâ "yakında" diyor. yakında türkiye'ye gelse bile yine bize çok "uzakta" olacak bir otomobil...
sadece senaryo, oyunculuk vs. değil, çekim teknikleriyle de yıllarca adından söz ettirmiştir. hatta google'a "contact mirror scene" yazdığınızda milyonlarca içerikle karşılaşırsınız.
hani bi gif var, adam sağ elinin parmak uçlarını birleştirip de öpüyor ya (leziz hareketi yani).
heh, aynen öyle
izlemeyen varsa izlesin. ama gelip de beğenmedim falan demesin, ayıp şeyler söylerim yüzüne karşı.
bazen ben.
bi de çoğu zaman ağız dolusu argo.
her moku yiyonuz ama adını söyleyemiyonuz. soran olursa "küfürsüz sözlük"
he, hiçbir şey yapılmadan aynen kalabilir mi? bence sakıncası yok. en nihayetinde ara sıra girip antin kuntin başlıklara bir iki laf yetiştiriyorum, kafam eserse bir iki türkü paylaşıyor ya da o başlıktaki türküleri dinliyorum. ha bir de fotoğraf başlıklarını kurcalıyorum, bitti gitti.
"sözlüğü nasıl kurtarabiliriz" tarafında değilim hiç. sayın sevgili meja'nın da dediği gibi "her yer bilgi ameka"
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.