melbour yazar profili

melbour kapak fotoğrafı
melbour profil fotoğrafı
rozet
karma: 299 tanım: 12 başlık: 1 takipçi: 9

son tanımları


13 kasım 2022 seçim çalışmalarının başlaması

uzun zamandır beklediğim ve her an haberini almaya hazır olduğum karışıklıkların startı bugün verildi. bu haberi almaya ne kadar hazır olduğumu sosyal medyada dolaşırken önüme birden istiklal caddesindeki patlamanın videosu düştüğünde farkettim. çoktandır beklediğim bir şey gerçekleşmiş gibi soğukkanlılıkla izledim videoyu. 70 almayı beklediğim sınavdan 70 almışım gibi bir histi.

hiçbir zaman 2023' te iktidarın değişeceğine inanmadım. muhalif arkadaş ve akrabalarıma bunu söylediğimde yeri geldi umutsuzlukla suçlandım yeri geldi dalga geçildim. bugün de bu inancım tazelenmiş oldu. umarım daha umutlu konuşan muhalif arkadaşların dediği gibi olur.
devamını gör...

gemlik

üç mısralık bir orhan veli şiirinin ilk kelimesidir.


gemliğe doğru

denizi göreceksin;

sakın şaşırma.


şiir gemlik ilçesine giden yolda gemlik belediyesi tarafından tam da sürücüler dönemeçi alıp denizi görmeden önce levhayı görecekleri şekilde yol kenarına yerleştirilmiştir. şiirin hikayesi hakkında ise şöyle bir şey bulabildim:


yazarlığı kadar cimriliği (yoksa tutumluluğu mu demeli?) ile tanınan aziz nesin, okuyucularına karşı hiç de cimri değildi. her zaman çağırıldığı söyleşi ve imza günlerine gitmeye çalışırdı. bu yolculuklarda genelde arkadaşları o'na eşlik ederdi. işte yine böyle bir yolculuk sırasında, müjdat gezen'in kullandığı araba ile bursa'ya gitmektedirler. gemlik körfezi'ne yaklaştıkları sırada müjdat gezen şu uyarıyı yapar:

-önümüzdeki tepeyi aşınca denizi göreceksin. sakın şaşırma.

buna rağmen tepeyi geçince büyük bir şaşkınlık kaplar aziz nesin'i. hatta sağ elinin parmağını ön cama çarpar, denizi gösterip "aaaa! deniz..." diye bağırırken.

1942 yılında yazdığı şiirle müjdat gezen'i uyaran kişi de orhan veli'den başkası değildir...
devamını gör...

ağaç

orhan veli kanık ve oktay rifat tarafından necip fazıl'a yazılan taşlama niteliğinde şiirdir. necip fazıl, o zamanlar yönettiği ağaç isimli dergisinde yayınlamak üzere orhan veliden ve oktay rifattan birer şiir göndermelerini ister. aradan zaman geçer, şiirlerin yayımlanmadığını gören şairler fazıldan şiirlerini geri ister. necip fazıl aldığı şiirleri iade etmeyince "ağaç" dergisine ithafen bu şiir kaleme alınır.


ağaca bir taş attım;
düşmedi taşım,
düşmedi taşım.
taşımı ağaç yedi;
taşımı isterim,
taşımı isterim!

oktay rifat – orhan veli kanık

(ağustos 1937 / varlık, 15.09.1937)
devamını gör...

sait kırmızıtoprak

doktor şivan ismiyle de tanınan 1935 tunceli doğumlu tıp hekimi, yazar, kürt milliyetçisi ve sosyalist devrimci. istanbul üniversitesi tıp fakültesi mezunudur. hükümet tabipliği ve başhekimlik gibi vazifeleri de üstlenmiştir. kürt hareketinin içinden çıkan en erken tarihli sosyalistlerden biridir. apo daha ortada yokken kuzey ıraktaki pratiği izleyerek türkiyede sosyalist bir kürt örgütü kurma denemelerine girmiştir. musa anter'in kürtçe bir şiir yayınlaması üzerine başlayan meşhur 49'lar davasında yargılanmış ve hüküm giymiştir. 49'lar davasında kamu haklarından men edilen kırmızıtoprak, henüz çok gençken siyasi yasaklı konumuna gelmiştir. yasal olarak siyaset yapması kanunen imkansız olduğundan kurmak istediği partiyi gerilla tipi mücadele veren silahlı bir kurtuluş partisi olarak belirlemiştir. sait elçi ve arkadaşları tarafından ıraktaki pdk (partiya demokratik a kurdistane) nın paralelinde kurulan istanbul merkezli tdkp'ye karşı ankara merkezli t-kdp (türkiye-kürdistan demokratik partisi) yi kurmuştur. sait elçi grubu dönemin kürt hareketinin sağ kanadını oluştururken sait kırmızıtoprak grubu sol kanadını oluşturur.

birçok dergi ve gazetede yaptığı yazarlık yapmasının yanında kürt ulusal hareketleri, ezen ve ezilen milletler sorunu, kürt millet hareketleri ve ırak’ta kürdistan ihtilali gibi kitapların da müellifidir.

örgütleme faaliyetleri için doğu ve güneydoğuda birçok yeri gezmiş fakat en çok ilgi gördüğü ve yoğunlaştığı bölge güneydoğu, özellikle de ırak-türkiye sınırı olmuştur. pdk ve barzani tarafından yeni kurulan örgüte kuzey ırakta kamp yeri de ayarlanmıştır. burada örgütü eğiten ve eylem hazırlığı yapan kırmızıtoprak kendisini öldüreceğinden habersiz barzaninin sunduğu imkanlardan faydalanmaktaydı. nihayet bir gün sait elçi'nin ortadan kaybolduğu haberi alındı, cinayeti dr. şivanın azmettirdiği ve t-kdp'nin icra ettiği iddiaları ortaya çıktı. barzani mahkeme kurup yargılamayı yaptı ve sait kırmızıtoprak ile t-kdp yöneticilerini infaz ederek örgütü feshetmiş oldu.

böylece barzani, hem sait elçileri hem dr. şivanları ortadan kaldırarak türkiyede silahlı bir kürt hareketinin palazlanmasını veya kürtçülük sahasında kendisine rakip çıkmasını önlemiş oldu. bazı iddialar bu suikastleri mit'in ısmarladığı yönündedir. bazı iddialara göreyse kürt hareketi kontrol edilemez kişilerin elinden alınıp öcalan gibi kontrol edilebilecek kişilerin eline verilmiştir. burada "kontrol" eden kuvvetin kim olduğu ise iddia sahibinin inancına göre cia, mit, mossad, perinçek veya illumunati olarak değişebilir.

youtube'da doktor şivan belgeseli olarak aratırsanız kendisi hakkında çekilen belgesele ulaşabilirsiniz.
devamını gör...

eski sevgili ile karşılaşılan en ilginç yer

oy pusulası.
devamını gör...

ey türk faşisti

tam hali
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel görseldeki gibi yayınlanmıştır. metin aşağıdadır:



ey türk faşisti!

birinci vazifen, türk matbaalarını yıkmak, makinelerini ısırmak, demirlerini dişleyip duvarlara saldırmaktır. mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli, gazeteleri çamurlara serip üzerinde ağzın köpürünceye kadar tepinmektir. bu temel, partinin hazinesidir.

bir gün nümayiş yapmak için emir alırsan, bütün polisleri yanı başında bulacaksın.

meydanlarda kitaplarını yaktığın namuslu insanlar, bütün dünyada eşi emsali görülmemiş şekilde işkenceye tabii tutulabilir. emniyet müdürlüğümüzde dövülebilir. demir ahmet tarafından sövülebilir. bütün malları mülkleri zapt edilmiş, matbaaları yıkılmış, gazeteleri kapatılmış, evleri tarumar edilmiş, çoluk çocuğu dağıtılmış, haneleri işgal, kendileri perişan edilmiş olabilir.

bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, amerika`dan borç dahi alınabilir. hatta bu borç alınan paralar, ziyafetlerde yenilebilir.

ey faşist yumurcakları!

işte bu ahval ve şerait içinde dahi, bütün bu yapılanları kafi görmeden; vazifen matbaaları yıkmak, makineleri ısırmak, parçalamaktır. muhtaç olduğun kazma, balta, halk partisi`nin ambarında mevcuttur.

zincirli hürriyet, 5 şubat 1948.


4 mayıs 2010 tarihindeki ak parti grup toplantısında recep tayyip erdoğan tarafından okunmuştur: buradan
daha sonra odatv tarafından yapılan bir haberde buradan aziz nesin'in yazıyı tan matbaasının basılmasından 2,5 yıl sonra gerçekleşen zincirli hürriyet'in basılması üzerine yazdığı aktarılmıştır.

dipnot: gözlerden kaçmaması gereken bir nokta da erdoğan'ın gerektiğinde aziz nesin'den bile alıntı yapabilmesidir. buradansiyasi hayatındaki başarıları ve her faniye nasip olmayacak kariyeri de bu özelliği sayesindedir. daima muhaliflerini ve siyasi rakiplerini birbirlerine vurdurmayı başararak karşısında birleşen her cepheyi dağıtmıştır.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının hissettikleri

bu gece uyuyamıyorum. zihnim işlenmesi elzem suçlarla dolu. yoğun bir karanlık var kafatasımda. çok kötü şeyler dönüyor aklımda. gözlerimi kapatıyorum, göz kapaklarımın karanlığında sahneler beliriyor. karanlıkta belli belirsiz kirli oyunlar oynanıyor. galiba canavara dönüşüyorum. galiba her zaman olduğum şeye dönüşüyorum. galiba o olmaktan başka çarem olmayan şeye dönüşüyorum. galiba bana dön...
devamını gör...

hocanın dersi tek bir kişinin gözlerine bakarak anlatması

hoca erkekse gözlerine bakılan kişi kadınsa üstelik de 20 den fazla yaş farkı varsa sinirimi bozan durumdur. daha çok sinirimi bozansa gözleri bir bacaktan bir dudağa, bir memeden öbür memeye atlayarak ders anlatan modelidir ki en tehlikeli modeldir. bazen erkek üniversite hocalarının belli bir yaştan sonra kısırlaştırılması gerektiğini düşündürten sahnelerdir.

tabii tüm bunlardan bana ne, orası ayrı mevzu. keşke seksin tabu olmadığı bir ülkede olsaydık da her şey daha sağlıklı olsaydı.
devamını gör...

medyanın hack haberlerini abartması

medyanın herhangi bir şeyi abartmasına şaşırıyorsanız medyanın ne olduğunu hiç anlayamamışsınız demektir dedirten başlık.
devamını gör...

böyle buyurdu zerdüşt

nietzsche'nin incilidir. kutsal kitap üslubuyla yazılmıştır. yazarın kutsal metinler üzerindeki tecrübesi ve "ölen" tanrının yerine ne koyulacağı hususu düşünüldüğünde böyle bir üslubun tercihi şaşırtıcı değildir. her kutsal kitap gibi hikayelere, şiirselliğe, edebiyata yaslanır. birçok sembolik kıssa aktarılmıştır. kıssalar aracılığıyla yeni değerler getirmiş fakat bunu göze parmak sokmak gibi yapmamış, üstü kapalı olarak aktarmıştır yeni değerleri. bu üstü kapalılık nedeniyle kitabın hakkıyla anlaşılabilmesi için önce yazarın diğer kitaplarının okunmuş olması gerekiyor. insanın neyin peşinde koşması gerektiğini, ömrün ne uğruna harcanması gerektiğini anlatır ve nasihat eder. karşı olduğu eski değerleri şiddetle aşağılar. dini, ahlakı, hukuku, sanatı, zihniyeti kapsayacak biçimde en geniş anlamıyla "kültür" e savaş açmış bir eserdir. kültürün yerleşik olduğu her yeri bombalayıp kökünü kurutma amacı güder. bir yandan da bombalanıp dümdüz edilen şehirlere şimdi ne olacağı konusunu inceler. dinden, ahlaktan, ezberden kurtulan insanoğluna yeni bir ufuk gösterir bütün şatafatıyla. doğayı, insanın doğallığını, yaşamın vahşi cazibesini ve ateşli gençliği över.

ama dediğim gibi ilk defa niçe okuyacaksanız doğru kaynak değildir. putların alacakaranlığı, iyinin ve kötünün ötesinde, ahlakın soykütüğü üzerine ve güç istenci mutlaka okunmalıdır. kesmezse ecce homo ve şen bilime de bakılabilir.

yaygın ve yanlış bilginin aksine nietzsche bir nihilist değildir. nietzsche nihilizmi sadece bir geçiş aşaması olarak görür. anlam dünyası gümbür gümbür yıkılan ve anlamsızlık hafriyatının altında kalan nihilist insanın elinden tutup kaldırmayı amaçlar niçe. kaldırdıktan sonra da onu sarsıp üstinsanın yürüdüğü yola doğru kovalar. o yolda biraz ötede kendisini bir köprü suretinde görür nihilist. böyle buyurdu zerdüşt'de de geçtiği gibi: "insan, hayvanla üstinsan (ubermensch) arasına gerilen bir köprüdür." yıkılıp giden anlam üzerine kendi anlamını, kendi ahlakını, kendi doğrularını, kendi yanlışlarını ve kendi kaderini inşa edebilen insandır üstinsan. niçe'nin de zerdüşt'ün de söylemek istediği budur.
devamını gör...

ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler

sigara ve bilimum tütün mamülleri. 10 yaşımdan beri sigara içerim ve 10 yaşımdan beri çektiğim her nefeste bir kere daha hayret ediyorum tütün mamüllerinin icadına. akıl işi değil.
devamını gör...

sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı

ölüm, yıllardır hayatımın merkezinde olan yegane meselem. konu üzerine uzunca düşünme ve acı çekme fırsatım olduğu için yazacaklarım birçoğunuza karamsar gelebilir. fakat benim gibi sahip olduğu tek şey ölüm üzerine düşünceleri olan birkaç kişi okursa en azından yalnız olmadıklarını hissetsinler istedim. bu yazıyı yüreğinde derin bir ölüm anksiyetesi taşıyan dert ortaklarıma ithaf ediyorum, dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar...

platon'un kaleminden bugüne intikal eden "sokrates'in savunması"ndan öğrendiğimiz kadarıyla sokrates ölümü için üzülen dostlarını son derece metin ve bilge bir şekilde teselli etmiş ve şu özdeyişi söylemiştir: "ölüm, rüyasız bir uykudur. krallar bile rüyasız bir uykuyu ister." epikür ise ölümü kafaya takmaya değer bir mesele olarak görmediğini şöyle anlatıyor: "ölüm varsa ben yokum, ben varsam ölüm yok." yani ölümün varlığıyla benim varlığımın kesiştiği bir nokta yoktur, ölüm zaten benim olmadığım durumun adıdır. uzay-zamanda kesişmediğim bir olgu üzerine düşünmeme de gerek yoktur diyor abimiz. dahası abimiz eski hedonistlerden olduğu için iyi ve kötüyü algılar üzerinden tanımlıyor. ölüm de algıların olmadığı bir hali işaret ettiğinden ölüme iyi veya kötü denemez diyor. lucretius ise "doğmadan önce ne idiysek öldükten sonra da o olacağız." diyerek parmağıyla hiçliği işaret ediyor ve bıyık altından gülümsüyor. fakat yazının girişinden de tahmin edeceğiniz gibi ben bu üç amcanın naif düşüncelerine de cepheden karşıyım. sokrates'in yanında olsaydım şunu sormak isterdim; yahu mübarek, hangi kral sabahına uyanamayacağı rüyasız bir uyku ister? epikür'e ise şu basit gerçeği hatırlatmalıydı biri: ne demek ölüm algısal olarak kötü değildir, insan yalnızca içinde bulunduğu anı mı algılıyor? gelecek değil midir yatmadan önce aklımızı kemiren? ve ölüm bütün karanlığıyla geleceğimizin göğsüne tünemişken, bizi yok etme tehdidi her an başımızdayken nasıl ben varsam ölüm yok diyebiliriz? ben varım ölüm de var, ben yok olacağım ve ölüm var olmaya devam edecek. lucretius'a gelince, sonsuz zaman boyunca hiç olmak ile hiçliğin içinden birden var olup sonra hiçliğin dişleri arasında yeniden parçalanmak hangi akılla birbirine eşit tutulabilir? ben çocukken akülü araba isterdim ama hiç akülü arabam olmadı ama eğer bir gün bana akülü araba alınsaydı ve ben büyük bir sevinçle oynarken iki gün sonra ortada hiçbir sebep yokken arabam geri alınsaydı hiç sahip olmamaktan daha üzücü olmaz mıydı sahip olup da kaybetmek? kabaca bunlardır benim "bilge" abilere itirazlarım.

işin aslı şu ki hepimizin her hareketini kontrol eden bir kuvvettir ölüm. ölüm karşısında duyulan çaresizlik, çıplaklık ve kaygı insanı çoğunluğa sığınmaya, kendi olmamaya, toplumla bir olarak kendini ölümün üstünde görmeye iter. bir yandan da üretmeye iter, doğrudur. çocuk üretmekten kitap üretmeye, heykel üretmekten devlet üretmeye kadar birçok üretim ölüm kaygısını bastırmak içindir. ölüm boynumuzdaki en ağır ve en gerçek prangadır. ölümün olduğu bir dünyada özgürlükten bahsedilemez. doğduğumuz andan itibaren evren tarafından şakağımıza dayanmış bir silahla yaşıyoruz, ama şizofrenik bir şekilde bütün hayatımız bu silahın varlığını inkar etmekle geçiyor. karşımızdaki tehdit bu kadar güçlüyken ölümü düşünmemek, ölüm üzerine tefekkür etmemek ve hatta ölüm hiç yokmuş gibi davranmak insanoğlunun düşebileceği en ahmak vaziyettir. bir de stockholm sendromuna tutulup da "ölüm olmasa ..." şeklinde ölüm güzelleyenler vardır ki boş laf demekten başka bir şey diyemeyeceğim. madem ki bu kadar düşkünler ölüme nedir onları intihardan alıkoyan?

ölüm kaygısı taşıdığımı öğrenince insanlar hayatımda bir anlam eksikliği olduğunu söylüyor. hayatımda bir anlam bulmamı öğütlüyorlar. anlayamadıkları nokta şu, ölümün olduğu bir dünyada hiçbir anlam var olamaz. bugün olan hiçbir şey yarın var olmayacaksa, her şey bir buhar gibi yükselerek bulutlara karışacaksa kendinizi adadığınız siyasi davanızın ya da kol kanat gerdiğiniz çocuklarınızı hayalinizdeki gibi yetiştirmenizin nasıl bir anlamı olabilir? öldükten sonra iyi hatırlanmak da neyin nesi! selimiye camiine bakıp sinanı övüyorsan bundan sinana ne? sinan yok artık ve hiç var olmayacak bir daha. yazılan her kitabın her paragrafında ismin 13 defa geçse neye yarar? sen artık hiçlik denizinde bir damladan ibaretsin. nefes alamadıktan sonra övgü almayı kim ister?

daha çok yazarım, sayfalarca değil günlerce yazarım da hem boynum ağrıyor hem uykusuzluktan kapanmaya başladı zavallı gözlerim. ben birkaç yıl boyunca ölümsüzlüğün yaklaştığına ve bir ihtimal benim de bu treni yakalayabileceğime inanarak yaşadım. transhümanizm, post-hümanizm gibi görüşler ölüm kaygısına karşı tutunabileceğim tek dalımdı. fakat bugün bu ideallere olan inancım kayboldu, ölümsüzlük hala ufukta fakat ufuk doğası gereği çoook uzakta. binemeyeceğim treni övmek de benlik bir şey değil. lanet olsun benim binemediğim tüm trenlere! ölüm istiyorum, ölümsüzlüğümün karşısında duran her şeye! son bir senedir öleceğime yeniden emin oldum. belki de nietzsche'nin dediği gibi yaşam değil canlılıktır sonsuz olan. tabiat yeniden ve yeniden bizim cesetlerimizi gübre yaparak canlılığı doğuracaktır. ve analar her seferinde ölüm doğurmaya devam edecektir. hangi anne bebeğini eline aldığında farkeder bir cesedi tuttuğunu? muhtemelen hiçbiri. ve muhtemelen kainat hepsine birden gülerek dansına devam edecek birkaç milyar yıl daha.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim