öyle uzaktan uzaktan hiç konuşmadan
nasıl da bağladın beni
... ben ilkokuldayken servisteki abilerin ablaların istek parçasıydı. olmayan aşkıma hasretimdi. *
yakın zamanda izlediğim en güzel filmlerden biri. aileyle izlenir. önerip de izleyen 2 arkadaşım da çok beğenmiş. yani %100 begeniliyor. öyle de bir istatistik.
özellikle intihar sahnelerinde adamın eşinin ruhsar gibi veyahut alacakaranlıktaki edward gibi beyefendinin ölümünü engellemesi çok hoşuma gitti.
3 ay dişimi sıka sıka beklediğim dizi. ancak yeni sezonu 1 hafta geriden izliyorum. cüneyd efendiyi ne biçim gömmüşler* asalak levent. bilemiyorum, şimdi en son bölümü izlemekteyim. ve fakat cüneyd efendi nerede, nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım
ben yokken çok uğraştım, akıntıya karşı yüzdüm. mutluluğuma doğru yüzmek istedim. sonra bi gün yaklaşık 2 hafta önce, akışına bıraktım veeee her şey yoluna girdi* geçmişten getirmek istediğim neredeyse her şey daha güzel haliyle çıktı karşıma. bazen teslim olmak daha kolaymış, çok da uğraşmayın yani şekerim. ayrıca seviyorsan seviyorum de, zamanımı harcama ümüğünü sıkarım hea*
tam 2 yıl 2 gün sonra ansızın normal sözlüğe dönüş yaptım. sebep; kafamı kurcalayan uzun bir soruyu sorabileceğim bir yerdi.* işte buradayım. canım normal sözlüğüme saygımla geldim.
çok yanlış bi tercih yapmak üzeresin, yapma. ayrıca yolun sonu çok kötü bi yere çıkıyor, ya yolunu değiştir ya da yol boyunca zevk aldığın şeyleri yap. yolun sonu nereye gidecek diye heyecanla bekleme. hayal ettiğin çoğu şey olmayacak. belki 20 yıl sonra olur.
iptal edilip yenisi 18.09.22 tarihinde yapılacak olan sınav. *ben bu sınava girerken son kez giriyorum diyerek girmiştim, paaat bi baktık bi daha giriyormuşuz. neyse ağlamıyorum gözüme toz kaçtı.
her şeyi yönetmeye çalışan, insana hayatını hapiste geçiriyormuş gibi hissettiren kişilerdir. sen hiçbir şey bilmezmişsin gibi davranırlar. ama kendileri de tam bir narsisttir. kan bağın varsa da allah korusundur. bazen kafamdan aşağı bir bardak su dökesim gelir ki harareti alsın. bazen de bir bardak suda boğulup kurtulmak isterim.*
yaşıtlarım her konuda depara koşarken ben yerimde sayıyormuşum gibi hissediyorum. aslında herkesin yaştan bağımsız olarak yaşam çizgisi farklı. bunu kendime usturuplu şekilde anlatmam lazım. hayır canım, geç kalmadın. onlar erken gitti.
ahh 3 gündür başından kalkmadan izlediğim dizi. o dönemin kıyafetleri, kitap okumalar, karakterler... insan o dönemde yetişkin olarak da yaşamak istiyor. yetiş ya zaman makinesi. diziler bile daha güzelmiş. ayrıca naz karakterini canlandıran çocuk oyuncu harvard'da psikoloji okumuş.*
savaşın anlamsızlığı üzerine çeşitli metaforlar kullanılan müthiş bir film. savaş sahnelerinden bağımsız mütemadiyen beyninizden vurulmuşa dönebilirsiniz. yanınıza 1 kutu peçete almayı ihmal etmeyin.
işin patolojik boyutunu tenzih ederek, bu kişilerin çoğu yargılanmadan, sevecenlikle anlaşılmak istiyor. derdini anlatacak, akıl danışacak, bazen sakinleştirecek kimsesi olmayabiliyor insanların. o zaman "ben niye varım, boşuna bir hayat, keşke yüklerimden kurtulmanın bir yolu olsa vb." düşüncelere kapılıyor. zaten birilerine içini açmak bu kadar zor olmasa psikologlardan daha fazla yararlanılırdı. en iyi gelecek şey, ümit verici sohbetlere dahil olmak, gözüne pembe bir gözlük takmak veya gözündeki perdeyi aralamak olabilir. **
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.