bir ukde var içimde,
dağılan kuşlar arasında.
pus dağılmaz mı yine,
hep böyle mi söner hayatlar?
koca bir maviliğin karartısıyım;
pus her yanımda ağır ağır.
bir kaktüs soldu benimle,
ikimiz de anlaşılmadan solduk sessizce.
ölmüş bir çiçek kolayca açmaz,
hayata karşı sessiz kalır.
bir çiçeği yaşatmak zor değildir aslında;
onu anlamaktır asıl sır…
ama kim durup dinler ki
susarak çürüyen kökleri?
herkes güneşi suçlar,
kimse gölgeye bakmaz.
zaman, aceleci bir rüzgâr gibi
üstümden geçip giderken,
geride kalan hep
yarım kalmış cümleler olur.
sesimi aradım aynalarda,
yüzüm yabancı çıktı bana.
kalabalıklar içinde
en çok kendime geç kaldım.
bir umut vardı, incecik,
kırılmasın diye sustum belki.
bazen susmak da
öldürür insanı yavaşça.
ve şimdi sessizliğin solduğu bu yerde
bekliyorum hâlâ,
anlaşılmayı değil,
belki sadece fark edilmeyi…
benim dört kişilik ekibi saymazsak iki kişiyiz, yanımda batu var, var
takılıyoruz her gün bu civar
her tarafta kolpacılar var
caddede fıstık gibi gacılar var
neys
iki kişiyiz yanımda aslan gibi manitam var.
kadın dediğin ara sıra arıza çıkarabilir, ne bileyim hani buluttan nem kalabilir pireyi deve yapabilir.
ama herkese yapılmaz bu
önemsiyorsa yapar.
nokta.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.