nietzsche zırladığında yazar profili

nietzsche zırladığında kapak fotoğrafı
nietzsche zırladığında profil fotoğrafı
rozet
karma: 60 tanım: 5 başlık: 0 takipçi: 1

son tanımları


1. (çaylak)

fazla düşünmenin saçma olması

düşün düşün, ne değişiyor? hiçbir bok. dışarıda hayat akıp gidiyor, insanlar selam deyip geçiyor, biz ise o selamın altında üç cilt tez yazıyoruz. normalde iyiyim diye cevap verilecek bi şeye, acaba tonu soğuk mu, yoksa derin bi şey mi ima ediyor, ya cevap verirsem fazla hevesli mi görünürüm diye laboratuvar kuruyoruz içimizde. sonuç? ya cevap gecikiyor, ya fazla kısa oluyor, ya da hiç vermiyoruz. o da yeni bi düşünme döngüsü başlatıyor tabii. hamster tekerleğinde koş babam koş, ama yerinden milim kıpırdamıyorsun. uykun kaçıyor, sabah kalktığında zombi gibi geziyorsun ama dışarıdaki herkes normal.

ulan her şeyi kafada halletmeye çalışıyoruz da, bir tane somut adım atmıyoruz. ya şöyle olursa, ya böyle olursa diye senaryo üretiyoruz, hepsi de birbirinden zırva. sonra hiçbirini yapmıyoruz tabii, çünkü daha iyi bi seçenek vardır mutlaka diye kendimizi kandırıyoruz. hayat zaten yeterince saçma sapan, bir de biz üstüne katman katman acaba ekliyoruz. en güzel anlar düşünmeden yaşananlar oysa. o anın içinde kaybolmak, lan ne olacaksa olsun deyip dalmak. ama hayır, biz simülasyon uzmanıyız, her ihtimali 4k ultra hd'de tekrar tekrar oynatıyoruz.

bazen diyorum ki bırak oğlum şu düşünmeyi. bırak aksın. yoksa yarın yine aynı yastığa aynı muhabbeti yapacaksın, bir de dönüp baktığında ne ara bu kadar zaman geçti diye kalakalacaksın. yazık oluyor bize. gerçekten yazık.
devamını gör...
2. (çaylak)

mansplaining

erkek olarak diyorum ki evet, aramızda o dur bi anlatayım diye egosunu şişiren, kadını cahil yerine koyup iki bilgi kırıntısıyla profesör edasına bürünen asalak tipler var. eyvallah, ama her aslında şöyle ki cümlesini, her doğal bilgi paylaşımını “cinsiyetçi üstünlük” diye linç etmek de resmen çağın en büyük saçmalığı.

düşünsene, adam yıllardır o konuda debelenmiş, hata yapmış, öğrenmiş, pratik yapmış. kadın bi laf ediyor veya soru soruyor, adam da içgüdüsel olarak “bak şöyle, ben şöyle yaşadım, şöyle daha iyi olur” diyor. bu mansplaining değil lan, bu sohbet. bu bilgi alışverişi. avcı-toplayıcı atalarımızdan kalma tehlikeyi önleme” refleksi. ama hayır, hemen tepki patlıyor.

en komiği de womansplaining diye bi kavramın bile olmaması. kadın sana sen erkeksin anlamazsın duyguları, aslında senin derdin şu diye saatlerce monolog çekiyor, biz de evet canım haklısın deyip içimizden ulan 34 senedir kendimi taşıyorum sen 6 aydır tanıyorsun diyoruz. o zaman adı “empati” oluyor. çifte standart resmen.

gel şimdi eğri oturup doğru konuşalım. bazı erkekler gerçekten ego manyağı, susmayı bilmiyor, onlara lan bi dur diyorum. ama her erkeği “bilgiçlik taslayan egoist” diye aynı sepete koymak da aynı derecede aptallık. bazen gerçekten yardımcı olmaya çalışıyoruz, bazen de muhabbeti derinleştirmek istiyoruz. o kadar.
devamını gör...
3. (çaylak)

doğuştan mutlu olma yeteneğinden yoksun kişiler

biz doğarken o mutluluk modülünü takmadan geldik dünyaya, fabrika çıkışı arızalı seriyiz. öbürleri sabah gözünü açtığında “oh be, bugün hava ne güzel” deyip kahvesini yudumlarken içinden hormon fışkırıyor, ufak bi şey yetiyor onlara. bi kuş ötmesi, bi güneş açması, komşunun selamı. biz ise aynı güneşe bakıp ulan koskoca alev topu uzayda asılı duruyor, bir gün kalkıp gitsin diye içimizden geçiriyoruz, ama yok, fatura geliyor, kira dadanıyor, trafik var, her şey aynı boktan döngü diyoruz. gri filtre default ayarda, hiçbir şey tam oturmuyor.

başkaları “pozitif düşün kardeşim” diye laf sokuyor, sanki biz tercih etmişiz gibi bu donanım eksikliğini. oğlum siz doğuştan şanslısınız, bizde o tuş yok, her mutluluk anını acaba bu sefer kalıcı mı diye analiz edip zehirliyoruz kendimize.

bazen diyorum ki belki de avantaj bu, biz her şeyi çıplak gözle görüyoruz. pembe gözlüklülerin görmediği o anlamsızlığı, o kaçınılmaz boşluğu. en azından sahte tesellilere kanmıyoruz. ama yoruyor harbi, sürekli tetikte olmak. bir an yakalıyorsun o kırıntıyı, ooo bu güzelmiş diyorsun, iki dakika sonra yine eski ayarlara dönüyor her şey. yazıklar olsun şu dna’ya be.
devamını gör...
4. (çaylak)

diyelim ki o bunu okuyor

yazıklar olsun bize. hem de ne yazıklar olsun. o güzel günler, o konuşmalar, hepsi pas tuttu gitti. sen şimdi kendi yolunda, yeni maceralarda, ben burda aynı pencereden aynı sokağa bakıp kendi kendime monolog çekiyorum. sigaramın dumanı tavana doğru kıvrılırken aklım da aynı yerde takılı kalıyor.

ama ne yapalım, hayat bu. siyasal islamcıların ülkeyi boktan bir hale getirdiği, kılıçdaroğlu ve onun gibi traitörlerin ortalıkta cirit attığı bu ülkede bile insan kendi küçük trajedileriyle uğraşıyor. hepsi bir, hepsi saçma, hepsi aynı bokun laciverdi.

sen okuduğuna göre belki bi 'hımm' çekersin, belki de geçersin. ikisi de olur. en azından bi kere daha yazık demiş oldum. hem kendime, hem bize, hem de bu saçma sapan hayata.
devamını gör...
5. (çaylak)

kişinin cenazesinde dağıtılmasını istediği yemek

sen suşi seversin, cenazene pide gelir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim