bir kere geldiğin bu hayatın değerini bilmek ile ruhunun huzuru, mutluluğu için çalışmak arasında insanlar bir fark görebilir... kendi hayatlarına ve doğrularına bakarak, senin bunlara hangi yollardan ulaştığına ya da ulaşmaya çalıştığına bakarak eleştirebilirler. oradan değil, buradan gitmek doğru diyebilirler... seni de kendileri gibi zannederler, kendilerine iyi gelenin sana da iyi geleceğini, kendileri için kötü olanın senin için de kötü olduğunu zannederler.
insan mutluluğu, huzuru ister ve arar ama onu nerede bulacağı insanına göre değişir. ve insan kendini, kendi ve hayatın gerçeğini böyle anlar, tanır.
ortamdaki neredeyse bütün çocukların oynamaktan büyük bir zevk aldığı bir oyun belki de içlerinden bir ikisi için hiçbir şey ifade etmez.. ve bu değişmez.
gölgesinde dinlenebileceği bir ağacın varlığı ya da evinin balkonunda oturmanın güzelliği gezip tozmaktan, yeni şeyler deneyimlemekten veya adına yaşamak denilen şeylerden daha fazla zevk verebilir bazısına.
kimi hareket etmekten kimi öylece durmaktan, kendini dinlendirmekten zevk alır.
ayrıca şunu da eklemek istiyorum,
hayatın insana suabileceklerinin anlamını, "sınırını" gerçekten kavrayan bir insan belki de içindeki telaştan kurtulur ve bunların değerini kavrar içinde.
o kadar da büyütmemek lazım sanki, neyin alacaklısıyım ki, huzur olsun bir tek, ona hangi yoldan ulaşacağımsa ruhumun bileceği şey.
bana kalırsa en büyük nimet ruhun saadeti.
ruh huzura erdikten sonra her şey hikaye.
devamını gör...