2008.
adsl ışığının yanmaya başlamasını beklediğimiz, msn'den titreşim gönderdiğimiz, facebook’un yeni yeni filizlendiği, knight online ve metin2 oyunları için internet kafelerin dolduğu yıl.
eski toprak galatasaray taraftarı için bu tartışmalar yeni değil. 1993 yılında manchester'i eleyince hakem , 2000 yılında uefa'yı kazanınca da şans dediler. şimdi de yapı . isimler değişiyor, refleks aynı.
zamanlaması intihar gibi. bugün akşam chobani stadyumunda liverpool maçı var. 3 gün sonra da çorumspor ile maç var. daha tesisleri gezemeden liverpool'a karşı takımın başında olacak.
ilk başlarda kapalı kutu diye bakılan rus golcü. bu kadar çabuk patlama yapacağı beklenmezdi. dikine top eksiğini tamamlayınca hücum bir anda akmaya başladı.
çamlıca kulesine düşen yıldırım normal şekilde indi ve çıktı ama ifm'ye düşen yıldırım anormaldi. ifm'ye düşen yıldırım adeta ikiye, üçe katlanarak düştü, bitmek bilmeyen bir yıldırım görüntüsü vardı.
eğer bir hoca size " gel sana astral kapı açayım, üçüncü gözünü açayım, düşmanını bağlayayım" diyorsa uzak durulmalı. ama bunun dışında kalan kısımlar mesela tasavvuf, mitoloji, eski metinler tam tersi zihni açar. balta girmemiş orman metaforu gibi, ormana saygı duyarak girmek başka, ormanda kaybolup "ben artık ağacım" demek başka.
akşam ve geceye doğru yememek ve içmemek. hatta çay bile içmemek. bunları yapınca her zaman geç gelen uyku saat 20.00 ve 21.00'i gösterdiğinde kendini ufaktan ufaktan hazırlıyor.
birkaç yıl önce radyo programında sesini duyunca epey şaşırdım. o nerenin sıcaklığı, enerjisi, sinerjisiydi öyle, sanki 30 yıllık ahbap gibi. ne bileyim ben de lucifer'i telefon sapığı gibi şehvetli konuşan bir sese sahip adam sanırdım.
tüylü meşe veya ak meşe.
ereğli - konya.
30 yılı, belki de daha fazlasını aşmış ağaç. belediye bu tür köşe ağaçlarına dokunmuyor. yolun gölgesi olsun diye bırakıyor.
erman toroğlu'nun fenerbahçe'nin düştüğü çıkmaz hakkındaki yorumu.
benzetmeden yola çıkarsak bermuda şeytan üçgenine kapılan gemi ve uçaklar kayboluyor.
bu üçgende de fb'nin şampiyonluk umutları kayboluyor, giren bir daha çıkamıyor, radarlar kilitleniyor. geometrik açmaz olarak üçgenin iç açıları toplamı 180 derece ama bu üçgen içerisinde fb seyircisinin tansiyonu da 360 dereceye fırlıyor.
bir erkekten kadın taklidi yapması istense, en fazla telefonda sesini kadın sesine benzeterek karşısındakini işletmeye kalkışır. şimdi sosyal medya ve sözlük ortamında erkek kişisi hatun kişi taklidi yapıyorsa ve bu ayları, yılları buluyorsa oldukça zorlu, yorucu ve akıllara zarar bir performans.
30 yıl önceki düğün kaydıysa eğer bugün hayatta olmayan insanlar genç ve sağlıklı halleriyle karşında oluyor.
bugün yaşlanmış insanlar gençlikleriyle endam etmişler.
henüz doğmamış çocuklar, torunlar ve hatta bazı aileler henüz hayatında olmayan kişiler olarak gelecekte duruyor.
o gün orada bulunan insanların 30 yıl sonra kimlerin hayatta olacağını, kimlerin değişeceğini bilmemesi kayıtlara ayrı bir anlam katıyor.
insanların kıyafetleri, saçları, konuşmaları, müzikleri de dönemi yeniden canlandırıyor.
en düşündürücü nokta da şu:
kayıt sırasında herkes kendi geleceğini bilmiyor. kameranın karşısında gülümseyen birinin yıllar sonra olmayacağını biz biliyoruz ama o anda kendisinin bundan haberi yok.
bu yüzden eski düğün videoları biraz zaman makinesi gibi. başta düğünü izliyorsun; bir süre sonra yüzlere bakmaya, " bu adam şimdi nerededir? " ya da "bu kadın hayatta mıdır? " dahası " şu çocuk kimdi?" diye düşünmeye başlıyorsun. artık iş düğün izlemekten çıkmış olup zamanı izlemeye dönüşüyor.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.