şimdiki enişte, önceki muhtar.
ara sıra yazar fotoğrafları başlığında fotoğraflarını incelerim. çok farklı ve sivri bakışlara sahip. o bakışlarla dedektif olacak adammış, hani zehir hafiye dediğimiz türden.
o sohbetin konusu o teyzeler için hem ilginç hem de önemli konulardır. komşunun gelini, pazardaki fiyatlar, doktorun söyledikleri vs.
bunlar ertelemeye gelmez konulardır, kaldırımın orta yeri de olsa.
kafasındakini dışarıya atıyor. yani kafa boşaltma. sözlük yazarlarının yapmaya çalıştığı bazen analiz, bazen hikaye, bazen saçmalıklar, bazen sevinç, bazen öfke, bazen sitem. yani hepsi aynı kafadan çıkıyor. al, fırlat, git...
hava 35-40 dereceyi bulunca millet gökyüzüne değil, ağaca bakar. yapraklarda kıpırtı yoksa ağızdan bu serzeniş dökülür. esmeye başlasa bu sefer de "sıcak üfürüyor" derler.
zam gelince iki gün kızılıyor, artık bırakacağım deniliyor ama kimse bırakmıyor üçüncü gün aynı bayiden alınıyor. tekel bayi de bunun farkında , yüzüne bile bakmıyor, uzatıyor sigarayı. içen bırakamayınca sigara geliri de düşmüyor, devlet de bu döngünün farkında, vergi tabanı da sağlam ve güvenli. sigara işi hem bağımlılık hem de ekonomik bir vaka. ikisi birden olunca zam da, içmek de kalıcı hale geliyor.
jean michel jarre'ın en tanınan eseri. elektronik müzik tarihinde önemli yere sahip. 70'li yılların fütürizmi, eski bilgisayar grafikleri ve analog teknoloji hissi veriyor. insanların bilinçaltına öyle bir yerleşmiş ki, müziği duyan " ben bu müziği bir yerden tanıyorum, ama nereden tanıyorum? " sorusunu soruyor.
bunun sebebi de 80'li ve 90'lı yıllarda trt jeneriklerinde çokça kullanılması. trt belgeselleri, uzay içerikleri, eğitim programları için de kullanılmıştır. o yıllarda trt'de elektronik ve enstrümantal müzik kullanımı da yaygındı. zaten bu müziğin de modern , bilimsel, hipnotik, teknolojik tarafları bulunduğundan tam da uyum sağlıyordu.
bunu söyleyebilmek için karşındaki kişiyi çok iyi tanımış olmak gerekiyor. rastgele birine söylenmez. içinde birikmesi lazım, olgunlaşması lazım. sonunda bir yerde patlak vermesi lazım.
hakaret sanatının zirvesi sayılır bu cümle . ne bağırma var, ne çağırma, ne el kol hareketi. düz, sakin, soğuk ve surata tokat gibi çarpacak derecede etkili.
şarkının sözleri zaten yeterince ağır. ama jakuzi o ağırlığı bağırarak taşımıyor. sintisayzır tam da burada devreye giriyor sessizce, alttan alta. şarkıyı yıllarca bıkmadan, usanmadan dinleten ve vazgeçilmez kılan sintisayzır ve bas gitar birlikteliği. başka bir enstrüman ile bu frekans ve etkileşim yakalanmazdı. jakuzi grubunu farklı yapan da duyguları elektronik bir mesafe ile ifade etmektir.
gizli bir kimlik operasyonu içeren tanım. whatsapp grubunun ismi de ercan mağdurları kulübü olarak değişsin.
beş senedir ercan abi diye bilinen şahıs , meğer 1.75 boyunda lacivert saçlı pelin'miş. sözlükte kimliğe güvenip kimseyle halı saha maçı organize etmemek gerektiğinin canlı kanıtı.
hangi gazete olduğu fark etmez, yeterki manşetin üstünde kutulu porselen yemek seti 35 kupona gazetenizde ibaresi olsun, o tirajları uçurmaya yeterdi. yoksa dünyada ve ülkede gündem ve meselelerin çok da tartışılır tarafı yoktu.
bilimsel bir yorumu varmış aslında. sıcak içecek içince vücut daha fazla terleyip serinliyormuş. doğru olabilir, ama kimse bunu düşünerek içmiyor zaten. alışkanlıktan içiyor.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.