ankara'nın bahçelievler semtinde bulunan parktır. metronun dibindedir. standart bir park olmasının yanısıra ünifeb ankara'nın kalesidir. ankara'da maç varsa (branş fark etmez) o gün dolar taşar o park. kafalar çekilir, besteler söylenir. stada maça gidilmemişse mat cafe'de buluşulur, topluca izlenir.
maç günleri ulus'a yayan gidilir kornalar eşliğinde. polis metro'ya bindirmez çünkü. sağanakta yürütmüşlerdi bir keresinde. o günden beri spor şubeye gıcığım.
kardeşim zaten yola iki kişi sığamıyoruz, üstüne bir de on santimetre arayla ağaçlar var. önün bomboş, bas git işte. iş çıkışı trafiği yüzünden meclisten çetin emeç'e bağlanmak için can çekişen dolmuş gibi ne bekletiyorsun beni? hayır boşluk da yok ki geçeyim.
pentagram bitmiştir artık. zaten bitmişti de kepenk vakti gelmişti. böyle bir ayrılıkla bitmesini beklemiyordum. daha çok "hadi biz kapattık dükkanı, az da bebeler oynasın." temalı duyuruyla olur diye düşünüyordum.
konserlerine gitmek nasip olmadı, olsun.
lisede bir etkinliğe altı gitarla çıktığımız gün öğrencilerden birinin "ulan pentagram'da bu kadar gitar yok." haykırışı ve gülmekten çalamayışımla hatırlayacağım bu grubu.
şaşırdığım başlıklar silsilesidir. şu sözlükte hayret ettiğim tek olaydır ayrıca
kaydırıyorum kaydırıyorum hep ıron maiden şarkıları. dayanamadım bir de ben açtım.
dinleyebileceğiniz en uzun şarkılardandır. bu platformda yeteri kadar övülmemiş. bahse girerim bu şarkıyı dinlerken sıkılmayacak ve hayatınızın en iyi yirmi dakikasını geçireceksiniz.
lady fantasy'e nispet yaparcasına güzeldir bu eser. "on iki dakika aynı melodiyi döndür dur, bu mu ulan müzik!" diyip üstüne bir de altı dakika ekleyerek "uzun şarkı öyle değil, böyle olur." diye de bir tokat çakar camel'a.
"ıron maiden kimmiş yeaa?" diyenlere gidin plağı fırlatın. maiden'ın kendisi bu şarkı bence.
the writing on the wall ve empire of the clouds ile iron maiden'ın kalitesini ortaya koyan en baba eserdir. zeppelin'in meşhur eseriyle kıyas edenler vardır ki ilk beş saniyede "stairway to heaven, işine bak kardeşim." diye lafı çakar bu eser. bach, vivaldi, muammer sun, bilumum opera sanatçısı, zeki müren, ajda pekkan aklınıza kim gelirse hepsine diz çöktürürler.
senfoni orkestrası inceliğinde yapmışlar bu şarkıyı. bunu o kadar kararında yapmışlar ki yedi dakikanın yedisine de değiyor.
gelme kardeşim gelme. ne güzel rahattık. 18'inde ders seçim ekranında sinir krizi geçirmek istemiyorum be birader. gelme. ne güzel sıcacık havamız vardı, onu da alacaksın elimden. sonra bir tarafımıza şubat-mart gibi ayaz sokacaksın. gelme, istemez.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.