pinkshinyultratambourine yazar profili

pinkshinyultratambourine kapak fotoğrafı
pinkshinyultratambourine profil fotoğrafı
rozet
karma: 10966 tanım: 903 başlık: 432 takipçi: 119
p i n k s h i n y u l t r a b l a s t

son tanımları


e-kitap aranıyor duyuruları

robert krugmann'ın mitololoji setinden herhangi bir tanesinin elinde pdf veyahut epub'ı olan var ise ve benimle paylaşır ise kendisine 30 gün boyunca sabah akşam dua etmekle kalmaz, çok büyük teşekkürler de ederim sevgili sözlük :( yardım edin bana, bulayım bu adamın mitoloji setinden birkaç kitabı be
devamını gör...

en kıskanılan yazar

evernevergreen...

girdilerini okurken inanılmaz biçimde bilgilenmekle kalmıyor, çok büyük hayranlık duyuyorum kendisine, edebiyat ve sinema bilgi birikimini ise inanılmaz biçimde kıskanıyorum.
devamını gör...

sahaf

içlerinde işini düzgün yapan çok az insan vardır sahafların içerisinde, kitap tüccarlarının karaborsası haline geldiğini düşünüyorum son zamanlarda, belki de siyasetçilerden sonra en ahlaksız insanların bulunduğu meslek olabilir.

birçok ikinci el kitap satılan sitelerden insanların okuması için 4-5 liraya konmuş kitapları alırlar, sonra da 2-3 katı fiyata satarlar.
bit pazarlarından buldukları 5-10 liralık kitapları "basımı yok bunun..." diyerek 250-300 lira gibi absürt bir fiyata satarlar.

tabi, "insanlar okusun yahu... okuyabilsin!" diyecek çok az bir kısım da vardır ki inanın insanın hayatını değiştirir, uygun fiyata harika kitaplar okumasına vesile olur, onlar var olsunlar.
devamını gör...

gaius julius caesar

hiç unutmam, latince dersinde adını "jül sezar" olarak okuyanları eğitimci sınıftan atmıştı.
(bkz: gaius julius caesar)
devamını gör...

olimpiyat (kitap)

tom holt'un beni cezbetmiş ve şu sıra ikinci kez okumaya başladığım tatlı bir romanı.

sahi, nedir bu romanın konusu, nasıl ilerliyor ve insan nasıl bir keyif yaşatıyor ondan da bahsedelim.

romanın konusu, olimpiyat oyunlarının ortaya çıkış serüveni desek yanlış olmaz aslında. olimpiyat oyunlarının düzenlenmesinden önceki zaman diliminde, bu oyuna önayak olmuş olayları okurken, eski yunan yaşantısından da çok hoş bir biçimde bahsediyor romanda. ne yerler, ne içerler, ne giyerler, inandıkları inancın isimlerine olan etkisi ve hatta eski yunanda kadınların yerine kadar boool bol bilgi almamızı sağlıyor.

okurken bir anda "ne ara bu kadar okudum yahu?!" diyeceğiniz kadar hızlı giden bir roman, zira tempo düşmüyor, tam tempo düşeceği vakit olaylar ilerliyor ve "acaba ertesi sabah ne olacak..." diye ister istemez romandaki karakterler ile siz de uykulara dalıyor, bir ağacın altında saatlerce düşünürken buluyorsunuz kendinizi...

açıkçası güzel zaman geçirmemize vesile oluyor okurken, tuhaf bir macera romanı gibi gözükse de altı dopdolu bir roman olimpiyat, ciddi anlamda insanı eski yunanın günlük yaşantısına götürmekle kalmıyor, o günleri gerçekten öyle güzel betimliyor ki kitabı okuduktan sonra tadı damağında kalıyor insanın.

sadece bu kadar mı? yo, hayır. o dönemlerdeki gemilerin isimlerinden tutun, o dönem inançlarının denizciliğe ne kadar etki ettiğine kadar uzanan bir köprü var romanda...

filminin çekilmesini düşlediğim nadir romanlardan biri, okuyun, okutturun efendim.
devamını gör...

kehanet

çok tuhaf bi rüya gördüm.

rüyamda daha önce bulunmadığım tuhaf bi vadideydim. dolunay olduğunu hissediyordum ama aynı zamanda bulutlardan ayı göremiyordum, puslu bir aydınlık vardı ortamda, baya korkutuyordu beni.

ileride ağaçlık alan vardı, tuhaf sesler geliyordu o kısımdan. ulumalar mı dersiniz, bağırmalar mı çözemiyordum... ben de her insanın yapacağını yapıp gerisingeriye koşmaya başladım. ben koştukça arkamdaki sesler daha da kuvvetli böğürüyorlardı, baya ben de bağırarak koşuyordum ve bir anda önüme kıpkırmızı gözleri olan, nefes alıp verirken burnundan dumanlar çıkan tuhaf bir geyik çıktı. bana her an saldırabilirdi bu tuhaf canlı, ben de yavaş adımlarla tekrar geriye ilerlemeye çalışıyordum, arkamdaki sesler de iyice yaklaşmıştı zaten.

sonra onu yaklaşırken gördüm; bilinenin aksine beyaz bir peplos değil, dizlerine kadar yemyeşil bir elbisesi vardı. o yaklaşırken fark ettim ki elindeki yayı altın değil de ışıktandı, yanında ona eşlik eden 2 tane kurt vardı. kurtların insan gibi konuşabildiğini fark edince daha bi korktum açıkçası.

"yaklaş..." diye davudi bi ses geldi önce, sonra karşımdaki tanrıçaya doğru yaklaştım. çevremde ne kadar hayvan varsa hepsi tek bir insanın ölümünü müjdeliyordu.

sonra da uyandım zaten...

şayet ki bu hafta bitmeden müjdeli haberler gelir ise artemis dövmesi yaptırıp artemis tapınağı'nı ziyaret edeceğim, sonra da okulu bırakıp apollon'a dualar ederek delfi kâhini olarak işe başlayacağım.
devamını gör...

kayıp tanrılar ülkesi

ahmet ümit'in patasana veyahut kavim romanları kadar çarpıcı olmayan, "elimden bırakamadım!" diyeceğiniz kadar sürüklemeyen lakin keyifli zaman geçirmenize sebep olacak romanı.

spoiler vermeden ufak tefek detaylardan bahsetmek istiyorum, öncelikle mitoloji kısmı ciddi anlamda güzel bir özet biçimine yoğurulmuş, mitolojiye ilgisi olan lakin altyapısı olmayan biri için ideal bir özet mevcut.
sevgili yazar, kendi çapında sistemi eleştirdiği gibi ülkemizin de uzun yıllar belası olacak göç dalgalarını başka bir bakış açısı ile anlatmış, almanya'da yaşayan gurbetçilerin yaşadıklarından tutun, ülkemizde oy kullandıkları kısma kadar bir güzel eleştirip kendi yorumunu da katmış.

pergamon... pergamon antik kenti hakkkında bilgiler vermiş, o güzel zeus altarı hakkında bir güzel konuşmuş lakin doyucu olmasa da insanı merak ettirecek bir biçime eriştirmiş sevgili yazar lakin söylediğim gibi, eksik. insan eserlerin nasıl kaçırıldığı, nasıl sergilendiği hakkında daha doyurucu bilgiler bekiyor okurken, yazar da "balık yok, al sana olta!" demiş ve araştırmamızı istemiş belli ki.

daha da ilginç olan kısım ise karakterler. özellikle romanımızın baş kahramanı, başkomiser yıldız karasu o kadar tuhaf bir karakter ki, hem türk genlerini kaybetmemiş, hem de almanya'da doğup büyüdüğü için alman disiplininden nasibini almış, pratik türk zekası ile analitik alman zekası hoş bir biçimde birleşmiş gibi... ama n yazık ki çok sırıtıyor, yardımcısı bir alman ve ne yazık ki öyle bir durumda ilerliyor ki roman, yıldız'ın safkan alman, yardımcısının da tam anlamıyla türk olduğunu düşünebilirsiniz ki bu olabildikçe sırıtıyor.

hoş bir roman, okunmasa da olur. mitoloji-polisiye bezemeli çok daha iyileri mevcut zira, çok daha iyi doyuranlar da.
ama ahmet ümit yazmış, biz de okumuş olduk, güzel zaman geçirdik.
devamını gör...

normal sözlük instagram hesabı

her geçen gün günün ünlüsü olamayan yazarlar olarak takibi bıraktığımız instagram hesabıdır
devamını gör...

hristiyanismail

bakın tekrar ediyorum, bu adam burada cinsel başlık açıp içindeki abazan ruhu dışarı vurmuyor, gelen geçen kadın yazara yürümüyor, kimsenin kişisel alanını ihlal etmeden kendi çapında seviyeli ve mis gibi trol peşinde, bu adama karşı verilen her ceza hem haksız hem de ayıptır...
devamını gör...

krypteia

antik dönemlerde sparta'daki bir çeşit gizli polis teşkilatı...

spartalı delikanlılar, ephoroslar, yani sparta'daki devleti düzenleyen üst düzey memurların titizlikle seçmesiyle birlikte krypteia'ya girmiş oluyorlardı. yine bu ephorosların verdiği yetkiyle lakonia bölgesinde devriye geziyorlar ve gerektiğinde helotları, yani yunanistan'ı işgal eden dorların boyun eğdirdiği yerel halkın soyundan gelenleri öldürmeye yetkili kılınıyorlardı.

aristoteles'e göre bu örgütü kuran abimiz lykurgos imiş.
devamını gör...

normal sözlük belgesel veri tabanı

ilginç genel kültür bilgileri

olimpiyatlar hakkında daha önce duymamış olabileceğiniz bilgiler getirdim size.

hadi, öncesinde olimpiyat oyunlarının düzenleneceği o kutsal zaman diliminden on ay kadar öncesine dönelim, ne dersiniz?

olimpiyat oyunlarının düzenleneceği zamandan on ay kadar öncesinde yarışacak olan atletler, babaları ve bu atletleri çalıştıran antrenörler, on ay boyunca her sabah idmanlara başlamadan önce kuralları asla bozmayacaklarına ve harfiyen uyacaklarına dair zeus'a yemin ederlerdi.

olimpiyatlar geldi çattı ama o da ne, ya birbiriyle savaşan iki kent devleti varsa ne olacak?

cevap basit, ateşkes yapacaklar. atletlerin olimpiyatların düzenleneceği alanlara sağ salim ulaşması için yaprak dahi kımıldamayacak, şayet ki bu ateşkese her kim uymaz ise korkunç biçimde cezalandırılacak.

araba yarışları sizce nasıl oluyor? cevap çok tehlikeli.
evet, yanlış duymadınız, öylesine tehlikeli bir hal alıyor ki, kırkı aşkın arabanın katıldığı bu yarış, istanbul trafiğine dalan kamyon etkisi gösteriyor olmalı, bazı yarışlarda kırkı aşkın arabanın katıldığı yarıştan sağ salim çıkan tek bir araba oluyormuş...

maraton yarışlarına geçelim mi? hadi geçelim...
ama... ama, antik yunan'da maraton yarışı yoktu ki? evet, basbaya yoktu yahu... bu yarış türü 1876'da ilk modern olimpiyat oyunlarında düzenlendi.

pankration isminde tuhaf bir müsabaka vardı. bu boks ile güreşin bir karmasıydı, ısırmak ve rakibin gözlerini çıkarmak dışında her şey serbestti...

güreş demişken, güreşen abilerimiz başlarına yapışkan başlıklar takarlarmış, sebebi de saçlarından tutup çekmesinler diye imiş...

olimpiyatları kaç kadın izliyordu dersiniz? cevabı tahmin etmişsinizdir, bir. evet, kocaman bir bir... o da demeter rahibesi... şayet ki demeter rahibesi dışında bir kadının katıldığı saptanırsa kendisi uçurumdan atılırmış, araplar yunanların en saçma kısımlarını almışlar, dikkat ettiniz mi hiç?

kadınlar demişken, kadınların katıldığı ve izlediği, ismini hera'dan alan heraia isminde bir müsabaka da vardı, bu müsabakada sadece koşular yapılırdı...

gelelim en son kısmına, bir atlet için en büyük şey, her müsabakanın galibine verilen olimpiyat tacını kazanmaktı.
bu taç, zeus'a adanan bir ağaçtan kesilmiş yaban zeytini dalıydı...
devamını gör...

ıvanmılınskı

teke tek kafes dövüşünde özcan deniz'i dövebilir mi, çok merak ediyorum
devamını gör...

sözlük yazarlarının fotoğrafları

görsel

en sevdiğim fotoğrafımı bıraktım, bu fotoğrafı o kadar çok seviyorum ki kimliğime bastırmak istiyorum.

büdüt: lan hakikaten fatih bulut'a benziyormuşum adoısdasıojdaosjdmklöx
devamını gör...

normal sözlük belgesel veri tabanı

parthenon tapınağı hakkında detaylı bilgi sahibi olabileceğiniz çok hoş bir belgesel:
işte burada

petra antik kenti hakkında bir belgesel:
buradan

enfes bir efes antik kenti belgeseli:
işte bu-ra-daaaaaaa

afrodisias antik kenti belgeseli:
hehe, burada
devamını gör...

aeonial

sözlükte takip edilesi yazarlardan biri, tez zamanda kıymeti biline.
devamını gör...

prothesis

eski yunan'da bir gelenek... sahi, nasıl bir gelenek bu? ölü sergileme geleneği, evet yanlış duymadınız, ölü sergileme geleneği...

çok uzaklarda da ölmüş olsa, ölen aile bireyi evine getirilir ve bir köşede sergilenir, o sırada ölen kişi için yaslar tutulur, ağıtlar yakılırmış, tabi bunlar ölünün çevresinde, ölüye bakarak yapılırmış...

görsel
bir seramik üstünde tasvir edilen prothesis sahnesi.
devamını gör...

moderatörleri göreve çağırıyoruz

bu insanların ne kadar boş zamanları var yahu, dahası da bu boş zamanı nasıl bu kadar kötü kullanabiliyorlar aklım almıyor, ruh hastalığından ziyade hobi eksikliği bunlar... burada fake hesap açıp ortalığı karıştırmaktansa insanın kendisine daha iyi gelebilecek hobiler edinmesi gerekiyor... bundan birkaç sene sonra, "zamanımı ne kadar boş şeylere harcamışım..." diyor insan zira...
devamını gör...

recep tayyip erdoğan

kendisinin en büyük başarısı, insanların her eylemine "akp'ye yarar" diyen iradesiz, sefil, lümpen bir yığın yaratmak.
devamını gör...

solcuların her şeyi mahvetmesi

bu ülkeye akp'den daha çok zarar veren insan türü "ağzımıza sıçsalar aman ses çıkarmayın oyları artar" diyen insanlar.

azalarak yok oluyorlar.
devamını gör...
devamı...

Normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
portakal radyo & dergi renk modu sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan yardım başlıkları puan tablosu sıkça sorulan sorular istatistikler iletişim