insanın asla yenemeyeceği, aksine her gün terbiye ederek azaltmaya çalışacağı bir savunma mekanizması kibir... içteki yetersizlik hissini örtmeye yarayan, "ben üstünüm!" derken bile korunma, dahası da onaylama ihtiyacı hissettiren bir şey kibir.
insan okudukça, izledikçe, dinledikçe, bir şeyler yaptıkça içten içe sahip olduğu donanımlar neticesiyle benim standartlarım herkesin üzerinde algısına dönüşüyor. kendimden biliyorum... belki de kibir hayatımdaki en raharsız olduğum şeylerden birisiydi. yenmek için en çok çabaladım şey...
iş ortamı, sosyal medya, cart curt... herkes bir yarış halinde olunca ister istemez bir kıyasın içinde buluyor insan kendini ve kibir en çok buradan besleniyor...
insan önce bunu kabul edip daha sonrasında geçici olduğunu hatırlamaya başlıyor. aslında hatırlamak yanlış olabilir, dank ediyor kafasına... kocaman bir dank! dıkşın da diyebilirim.
sonradında her insandan ufak da olsa bir şeyler kazandığını fark etmesi de terbiye etmesine yardım ediyor... dinleme pratiği başlıyor hemen ardından, karşıdaki insanı gerçekten dinlemek... en çok yardımı bu yapıyor kibirle savaşırken... en sonunda takdir etmeyi, içinden gelerek takdir etmeyi başardığında anlıyorsun bir şeylerin değiştiğini...
lakin en sonunda onu en çok besleyen şeylere geri dönünce anlıyorsun asla yenemeyeceğini, aksine daha fazla güçlenip tüm ruhunu kemirmeye devam edeceğini...
devamını gör...